Starcraft 2

Tekno Seyir’in yeni oluşumunu duyar duymaz, Tekno Seyir’de çok göremediğimiz strateji oyunlarının incelemelerine, oynamaktan büyük keyif aldığım ve tüm dünyada oldukça popüler olan Starcraft 2’nin incelemesiyle katkıda bulunmak istedim. Öncelikle belirtmeliyim ki bu inceleme hali hazırda Starcraft dünyasıyla tanışmış kişilerden çok strateji türüne aşina veya aşina olmayan ve Starcraft evreniyle henüz tanışmamış kişiler içindir. Dolayısıyla önce oyun hakkında temel bilgileri vererek yazıya başlıyorum. Ardından neden Starcraft oynamalısınız? Sorusuna kendimce cevaplar vereceğim…
Starcraft, bugün herkesçe bilinen ünlü firma Blizzard’ın ilk real time strateji oyunudur. Malumunuzdur ki Blizzard Fantastik kurgu ve Bilim kurgu dünyalarına ait az sayıda fakat oldukça kaliteli ve karlı oyunlar üreten bir firma. Starcraft ilk olarak 1998 yılında piyasaya çıkmış ve özellikle uzak doğuda oldukça popüler hale gelmiştir. Oyunun bu ilk sürümü ve eklenti paketi olan Brood War ile birlikte 2007’ye kadar toplam 12 milyon kopya satmıştır. Bu başarının ardından ikinci oyun 2010’da piyasaya sürülmüştür. Starcraft 2 oyunda yer alan üç ırka özgü üç paket olarak planlanmış ve ilk olarak Terran olarak bilinen (Yani Dünyalı) campaing modunda insan ırkını konu alan, insanları yönetmemize izin veren Wings of Liberty adlı paket piyasaya sürülmüştür. Bu paket aynı zamanda Starcraft 2’nin ana sürümüdür. Diğer iki paket ise eklenti paketi olarak planlanmıştır. 2012’de ise ikinci paket olan, Zerg olarak bilinen evrime ile gelişen biyolojik böceksi ırkın hikâyesine odaklanan ve bu ırkı kontrol edeceğimiz görevleri ile ana hikâyenin devamını sağlayan Heart of Swarm piyasaya sürüldü. En nihayetinde bu yılın sonlarında veya 2015’de üçüncü ırk olan Blizzard’ın “engimatic” olarak tanımladığı, benim ise bilindik yeşil kafalı büyük gözlü uzaylı tasvirine ek oldukça atletik bir bedene sahip gelişmiş bir uygarlık olarak tanımladığım Protoss’ları yöneteceğimiz Legacy of the Void’in çıkması ile Starcraft 2 son bulacak. Bu inceleme şu an oynayabileceğiniz Wings of Liberty’i ve Heart of Swarm’ı kapsamaktadır.
Yukarıdaki temel bilgilere ek olarak son birkaç ekleme daha yapmak gerekirse, oyunda görevler dışındaki tüm modlarda üç ırkı da kontrol edebiliyoruz, oyun Köprülü Sektör denilen Samanyolu Galaksisinin uzak bir köşesinde geçiyor. Köprülü isminin Türkçe ve meşhur bir Osmanlı ailesinin ismini çağrıştırması bugün birçok yabancı Starcraft formunda tartışılmaktadır.
Şimdi gelelim neden Starcraft oynamalısınız sorusuna vereceğim cevaplara:
1.) Gerçekçi ve Sürükleyici Hikâyesi
Evet, aslında Blizzard bunu tüm oyunlarında vaat ediyor. Starcraft’ın beni cezbeden en önemli özelliği bir destan kabul edilebilecek düzeyde gelişmiş, oldukça gerçekçi bir hayal gücüne dayanan bilim kurgu hikâyesi. Zaten amazon.com gibi yabancı alışveriş sitelerinde Starcraft hakkında yazılmış onlarca roman ve çizgi roman olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz. Çünkü ana hikâye o kadar çok dallanıp budaklanmaya müsait ki Blizzard da bu durumun profesyonel bilim kurgu yazarlarının elinde değerlendirilmesine izin vermiş ve ortaya bir Starcraft külliyatı çıkmış diyebiliriz. Öyle ki ana hikâyenin üç ırk için üç farklı başlangıcı olduğunu söylemek mümkün. Buradan hareketle “oldukça” kısa bir özet geçelim. Samanyolu galaksisine nerden geldiği bilinmeyen bir medeniyet olan XelNaga, galakside gezegen gezegen dolaşıp, yeni yaşam formları yaratmakla ve yarattıklarının evrimleşmelerini izlemekle meşguldür. Yarattıkları içinde en dikkate değer gelişmeyi gösteren canlı türüne ilk doğanlar anlamına gelen Protoss ismini verirler ve Protoss’ların gelişmiş bir medeniyet olması için onlara görünmeden uzaktan yardım ederler. Gel zaman git zaman XelNaga kendilerini Protoss’lara tanıtmaya karar verir ve Protoss’ların ana gezegeni Aiur’a inerler. Fakat bu buluşma beklendiği gibi olmaz ve zaman geçtikçe Protoss’lar bölünür birbirine düşer ve en sonunda yaratıcıları XelNaga’dan utanır hale gelirler. Bu olumsuzluklar sonucu XelNaga, Protoss’un gelişimini fazla zorladığını düşünür ve Aiur’u terk etmeye karar verir. Bu ayrılış da öyle beklenildiği gibi sakin olmaz. Çünkü var olan düzeni varlıkları ile bozmuş olan XelNaga’nın bu ayrılışı bazı Protoss kabilelerini kızdırır ve Protoss’lar giden XelNaga gemilerine saldırırlar. Bu durum XelNaga’yı oldukça üzer ve ortada duran başarısızlıktan ötürü hüzünlü bir şekilde galaksinin merkezine doğru çekilir izlerini kaybettirirler. Tüm bunlar yaşanırken Dünya’da batı medeniyeti çökmüş ve United Powers League (UPL) adlı yeni bir düzen tüm insanlığa hakim olmuştur. UPL düzenine karşı gelen 40000 hüküm giymiş kişi ise toplam dört yıldız gemisine bindirilerek insanoğlunun uzaydaki ilk kolonileşme girişiminde kobay faresi olarak kullanılmıştır. Bu proje, dört gemiyi kontrol eden ATLAS adlı yapay zekânın arızalanmasından ötürü sekteye uğramış, normalde 1 yıl sürmesi planlanan yolculuk 30 yıl ve 60000 ışık yılı sürmüş gemiler Köprülü sektöre kadar gitmiştir. Nihayetinde iş görmez hale gelen motorlardan ötürü dört gemi en yakın üç gezegenlere iniş yapmış, bu üç gezegende insanlar üç ayrı devlet kurarak yaşamaya başlamışlardır. Zamanla, bu üç gezegenden Tarsonis adlı gezegende meydana gelen Terran Konfederasyonu diğer iki devleti de domine ederek sektördeki insan medeniyetinin temsilcisi olmuştur. Hikâye bu hali ile bile oldukça uzun sürüdü. Ama es geçemeyeceğimiz diğer ırk olan Zerg’den de bahsetmeliyiz. Protoss’lara kırılan XelNaga Samanyolu’nun merkezine yakın bir gezegen olan Zerus’da durur ve bir düşünür nerde yanlış yaptık diye. Canlılar ile oynama işini hobi edinmiş XelNaga yine boş durmaz bu sefer Protoss gibi her bireyin özgür bir iradeye sahip olduğu bir canlı türü yerine kovan – sürü zihniyetinin hakim olduğu, zekâya ve iradeye sahip yalnızca bir birey tarafından yönetilen bir canlı türü yaratmaya karar verirler. Bunun için de Zerus’da yaşayan Zerg isimli kurtçuklara odaklanırlar ve onlara üstün evrimleşme kabiliyeti kazandırırlar. Bu sayede Zerg kurtçukları üstesinden geldikleri, içine yerleştikleri her canlının genetik özelliklerini özümseyerek hızla gelişirler. Bu canlıların da yönetilmesi için XelNaga Overmind adlı yönetici böceği yaratır. Fakat bu yaratış da XelNaga için hayırlı olmaz. Yeni yeni canlılar keşfetme ve genetik bilgi özümseme açlığı duyan Overmind XelNaga’nın yörüngedeki gemilerini fark eder etmez XelNaga’ya saldırır ve XelNaga’nın tüm birikimine sahip olarak daha da güçlenir. Böylece Zerg’ler Protoss’ların varlığından haberdar olurlar. Ayrıca Overmind’ın derin uzay sondaları Protoss bölgesine yerleşmiş insanoğlu hakkında Overmind’ı bilgilendirmiştir. Protoss’ların gelişmiş psişik yeteneklerine karşı koyabilmek için Overmind, henüz gelişmekte olan insanlığın psişik özelliklerini özümsemesi gerektiğini anlar ve bu olaylar silsilesi üç ırkı Köprülü sektörde karşı karşıya getirir… Ana hikâye özetin özeti hali ile böyle. Biz ise Starcraft ve Starcraft 2’de James Eugene Raynor adlı esas oğlan ile Sarah Louise Kerrigan adlı esas kıza odaklı olarak bu savaşın içine dalıyoruz. Bundan sonrasını internetten bulabileceğiniz kaynaklardan okuyabileceğiniz gibi oyunların görevlerini tamamlayarak da öğrenebilirsiniz.
2.) Gelişmiş Multiplayer Yapısı
Günümüzde özellikle MMO tipi oyunların popülaritesinin artması ile birlikte oyunların multiplayer özellikleri daha dikkat çeker hale geldi. Bununla birlikte tüm dünyada teker teker e-oyun federasyonları kurulmakta ve turnuvalarda yüzbinlerce dolar dağıtılmakta. Bu hızla gelişen sektöre rağmen Türkiye’de e-oyun federasyonu geçenlerde kapandı. Bu üzücü gelişmenin ardından Starcraft’a dönecek olursak, Starcraft strateji oyunları arasında e-spor olarak kabul edilen tek oyun olduğunu biliyoruz. Blizzard, Starcraft’ın bu özelliğine oldukça önem vermekte, kıta ve tüm dünyayı kapsayan turnuvaları var gücüyle desteklemektedir. Özellikle Güney Kore’li oyuncuların bu turnuvalarda oldukça başarılı olduğu açık bir gerçek. Ama ülkemizde de çok başarılı multiplayer oyuncuları mevcut. Umarım tecrübeli turnuva oyuncusu olan bir arkadaşım da Starcraft’ın bu yönünü ele alan detaylı bir inceleme ile bu platforma katkıda bulunur. Şahsen ben epey bir kötü olduğumu itiraf etmeliyim. Bu sebepten ötürü daha çok görevleri oynamak ve hikâyenin bir parçası olabilmek beni daha çok ilgilendirmekte. Son olarak Blizzard, uluslararası turnuvalar hakkında her türlü bilgiyi edinebileceğiniz ve videoları izleyebileceğiniz World Championship Series WCS adlı App’i IOS ve Android ortamları için yayınlamış durumda. Bu App sayesinde gelişmelerden haberdar olabilir, reflekslerinize yeteneklerinize ve en önemlisi klavye tuşlarına basabilme hızınıza (evet garip gelebilir ama önemli bir kriter) güveniyorsanız siz de Türkiye’yi bu arenada temsil edebilirsiniz.
3.) Oynanabilirliği Tamamen Farklı 3 Irk
Şimdi bu konuda meşhur stratejilere bir göz atalım. Misal Age of Empires’da (AoF) birçok millet vardı ve bu milletler bir birinden ilk olarak temel bir teknoloji ağacının dalları budanarak birbirinden farklılaşıyordu. Yani her millet her birimden üretemiyordu. Buna ek olarak bazı ek özeliklerle birlikte (Hun’ların ev inşa etmeye gerek duymaması gibi) son olarak her millete özel bir askeri birimin eklenmesiyle AoF’un farklılaştırması tamamlanıyordu. Fakat işçilerin yönetimi, bina inşası, savaş sistemi %99 her millet için aynı idi. AoF’un ardından Command and Conquer serisinin meşhur oyunu Red Alert’de her birimin nerdeyse birebir karşıtı skin ve adı değiştirilmiş şekilde diğer tarafta mevcuttu. Örneğin Müttefiklerin özel birimi olan Tanya’nın Sovyetlerde karşılığı Natasha, Japonlardaki karşılığı ise Yuriko idi. Elbette birimler özelikleri, saldırı güçleri vs… birbirinden farklılaşıyordu ama bu artık bilindik sığ bir farklılaşma olarak kaldı. Bir kez daha belirtelim ki işçi – ekonomi yönetimi bina yapımı vs… RA için de tüm taraflar için aynıdır. Bu örneklerin ardından Starcraft 2’nin nasıl bir oynanabilirlik farkı yarattığını size basit bir örnekle anlatayım. Baştan belirteyim Starcraft da hali hazırda diğer oyunlardaki farklılaştırmayı uygulamış. Ama bakın bir de üstüne ne koymuş. Örneğimize başlayalım. Belki mesleğim olduğundan en çok dikkatimi çeken ekonomi yönetimi ve işçilerin kullanılmasını anlatalım. Farz edin ki Terran ırkını kontrol ediyorsunuz. Burada bir robotik aletin içinde duran işçilerimiz (SCV) mevcut. Bu işçilerimiz bir bina yaparken alışıldık bir biçimde kaynak toplamayı bırakıp bina yapılana kadar inşa ile uğraşıyorlar ve bu süre zarfında işçinizi kullanamıyorsunuz. Zerg’lerde ise Drone adı verilen böcekler işçilerimiz. Zerg’lerde bir bina yapmak istediğiniz zaman işçiniz o binaya evrimleşiyor! Evet yanlış okumadınız Drone adlı böcek binaya evriliyor. Dolayısıyla bir işçinizi bina yaparken kaybediyorsunuz. Kaynak toplamada geri kalmamak için hemen bir tane daha üretmelisiniz. İşler Protoss’a gelince iyice farklılaşıyor. Protoss’ların işçileri Probe adı verilen küçük yapay zekâya sahip robotlar. Bu robotlara bir bina yapın dediğiniz zaman hemen binanın yerine gidip bir dokunuşla reaksiyonu başlatıyorlar ve bina kendi kendine oluşurken robotunuz kaynak toplamaya geri dönüyor. Özetle basit bir bina yapma işleminde Terran iseniz işçinizi oyalıyor, Zerg iseniz işçinizi temelli kaybediyor, Protoss iseniz ne zamanınızı ne de işçinizi kaybediyorsunuz. Bu durum oynanabilirliği kökünden değiştiren bir özellik. Buna benzer olarak Terran’da birimleriniz binalarınızdan teker teker çıkarken (Reaktör güncellemesi ile çifter çifter ama az gelişmiş birimler çıkabiliyor.) Zerg’de maksimum 19 larvayı aynı anda birimlere evrimleştirebiliyorsunuz (Tabi bunun için biraz beklemek gerek). Özellikle bir saldırı anında kaybedilen birimleri hızlı bir şekilde tekrar üretilebilmesini sağlayan bu özellik Zerg’in güçlü yanlarından. Bunlardan farklı olarak Protoss’un birim üretim hızı biraz daha düşük olmasına karşın göreli olarak daha güçlü birimler ürettiklerini söyleyebiliriz. Daha da detaya girildiğinde birçok farklılaştırmadan ve bu farklılaştırmanın ustalıkla dağıtılmış olmasından bahsedebiliriz ancak bunu en iyi oynayarak anlayabilirsiniz. Son olarak şöyle bir ifade ile sonlandırayım. AoF’da ve RA’de ırkları değiştirdiğinizde oynama performansınız çok düşmez hemen alışırsınız. Ama Starcraft’da ırklar o kadar farklıdır ki emin olun ırk değiştirdiğinizde alışmanız daha uzun süre alır. Özellikle bunu Wings of Liberty görevlerinden sonra Heart of the Swarm görevlerine geçtiğinizde fark edeceksiniz. Yeri gelmişken belirteyim 1998’de bu oyuna ısınamamış olmamın en önemli sebebi bu idi. Ama şimdi ne kadar büyük bir zenginlik olduğunu anlıyorum.
Nihayet son bölüme geldik. Burada bu oyunda olmasını arzu ettiğim bir iki özellikten bahsedeceğim. Öncelikle bir eleştiriden başlayalım. Starcraft görevlerinin müptelası olan ben için en sıkıntılı durum senaryo içinde size bir yer verilmemesidir. Örneğin RA’de siz bir komutansınızdır ve tüm ara geçiş videolarında size doğrudan hitap edilir. Yani hikâyede isminizle cisminizle varsınızdır. Fakat Starcraft’da bu durum karışık. Kimi zaman oyunun önemli karakterlerini yönetirken kimi zaman kim olduğumuzu bilmeden bir üssü yönetiyoruz. Bu durumda hikâyenin kahramanları oyunda bir zat görünmeseler de bizimle video iletişimi kuruyorlar. Ben isterdim ki örneğin bir Teğmen olarak Raynor’un kuvvetlerinde göreve başlayıp hikâye ilerledikçe rütbemi yükseltip hikâyede yeri olan biri olayım. Bu sayede mevzuyu daha kişisel hale getirip biraz daha derinlemesine öyküye dalabilirdik. İkinci olarak, Rise of Nations ve Battle for Middle Earth’deki gibi bir “Domination” opsiyonu olmasını isterdim. Bilmeyenler için tarif etmek gerekirse, Rise of Nations’daki bu opsiyonda dünyanın tamamını feth etmeye çalışıyorduk. Köprülü sektörün feth edilmesine dayanan bir “Köprülü Domination” opsiyonu da pek ala oyunda yer alabilirdi. Bu oyun tarzı, benim gibi görevleri tekrar tekrar oynamaktan sıkılan, multiplayer özürlü oyuncular için çok iyi olurdu.
Nihayet incelememizin sonuna geldik. Zevkler ve renkler tartışılmaz ama strateji severim diyen herkesin mutlaka elinden geçmesi gereken bir bilim kurgu efsanesi Starcraft. Ama baştan söyleyeyim strateji türüne yeni başlayacaklara asla tavsiye etmiyorum. Çünkü benim 1998’de yaşadığım sıkıntıları yaşamanız büyük bir olasılıktır. Yazıyı bitirirken Tekno Seyir’i bir Teknoloji Sosyal Medya platformu hale getirip bize de inceleme yayınlama fırsatı sunanlara teşekkürü bir borç bilir, tüm Starcraft sevenleri ve seveceğine inananları benimle iletişime geçmesini dilerim. Hatta bana şu meretin multiplayerında yardım edebileceğini düşünenler ile ayrıca iletişime geçmek isterim. Bir diğer incelemede mütevazı Starcraft koleksiyonumu sizlerle paylaşmayı düşünüyorum…
Hepinize iyi oyunlar…

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Bu ürünle ilgili tüm incelemeler