Haftalık Gündem Değerlendirmesi (12 - 17 Eylül 2011)
Dünyanın Teknoloji Gündemi:
- AMD, işlemci hızı alanında Guinness Rekorlar Kitabına girdi: 8.429 GHz!
- Rambus, AMD'nin gelecek nesil grafik işlemcileriyle birlikte tekrar gündemde.
- Windows 8 geliştirici sürümleri dağıtıldı. Meraklılar Windows 8’i deniyor.
- Samsung üretimi Windows 8’li tabletler Microsoft’un Apple karşısındaki yeni kozu.
- Xbox LIVE, Windows 8’e entegre gelecek.
- PlayStation Vita Japonya çıkış tarihi belli oldu.
- PlayStation Vita tüm teknik özellikleri ve pil süresi.
- IDF 2011: ASUS ve Acer, Thunderbolt’a sahip çıkıyor.
- IDF 2011: Intel, kendinden tazelemeli ekran teknolojisini tanıttı.
- Eyefi, Sandisk ile anlaşma imzaladı
Yerli - Yabancı İnternet Gündemi:
- Çalışanların işyeri dışındaki yazışmaları, işten atılma nedeni değil.
- Facebook’da kişilere abone olma sistemi geldi.
- Google, Android’i savunmak için IBM’den patent satın alıyor.
- Google’dan bir satın alım daha: Zagat.
- YouTube’a online video düzenleme araçları eklendi.
- Paypal, dükkanlara kasada ödeme imkanı getiriyor.
- Akşam Gazetesi eski yazarlarından Atılgan Bayar, Twitter hesabını paralı yaptı. İzlemenin 1 yılı 10 TL.
Ülkemizin Teknoloji Gündemi
- Bilkom’dan Apple bilgisayarlardan okula dönüş kampanyası.
- Internetteki yavaşlık herkesin merak konusu.
- TOKİ’nin basın mensuplarına yönelik konut projesi.
Oyun Fırsatları
- Steam'de Star Wars oyunları indirimde.
- Steam'e yeni eklenen takas sistemi üzerine düşünceler.
Podcast olarak dinle
Dosya olarak indir - iTunes - Spotify - RSS

Ziyaretçi
Teskurler, cok doyurucu oldu bu!
simon says
Matkap sesi ne güzel fon olmuş 🙂
LP
Yeni komşumuz neredeyse evi başımıza yıkacaktı. Bekledik çalışma biter belki diye ancak acımasız matkap sesi bitmedi, bitmedi... 🙁
yemin ediyorum tırstım 😀
ps vita
için amazonda 250dolr pre order vardı....onlar ne olcak
Ziyaretçi
Halen de var... 249/299 ve ciktiginda o fiyattan verilecek, amazon bu konuda tartismasiz en iyisi.
Fitzgerald
Atılgan Bayar TV'lere çıkardı, köşe yazıları sabah programlarında okunurdu.. Yani bu alanda biraz tanınmış biri.
Fitzgerald
(siz de bu benzetmeyi yaparsınız) yaşlı amcalar ya da emekli öğretmen teyzeler, "bilgisayarı derslerin için kullan" derler. Üniversitelerde internet kullanımı ile ilgili yorumunuz da bana bunu çağrıştırdı doğrusu. Üniversitelerimizin bilimseliiği tartışılır ama ayrı bir konu. Eğlence önemlidir, insani bir ihtiyaçtır. Üniversiteler interneti bilimsel konular için kullansın, facebook'a girmesin, youtube'da video izlemesin, müzik klibi dinlemesin demek pek geçerli olmayan bir görüş..
LP
Bunları yapmaya hakları var, ancak üniversitelere özel bir internet ağı ülkemizde ne kadar gereklidir, ne kadar geçerlidir, orasını tartışmalı buluyoruz.
Saygılar, LP
E.T.
Levent Bey'in ima etmeye çalıştığı şey bu tip ağların genellikle 7/24 film, dizi indirmede kullanılmasıydı bence. Haksız mıyım? 🙂
simon says
Bizzat 7/24 film oyun vs. indirmiş biri olarak ulaknet in arada sırada makale aramak için kullandığını söyleyebilirim. Kesinlikle ulaknet e gerek yok. Turk telekom adsl ve yurtdışı yatırımlarını yapmadan önce ve ülkenin toplam yurtdışı çıkışı 5 Mbit olduğu dönemlerde haklı olarak kurulmuştu.
Fitzgerald
Teşekkürler cevap için,
Mehmet AKINOL
üniversitede Akademik kullanım deyince okullarımıza Milli Eğitim Bakanlığı ADSL filtre sistemi geldi. Zararsız birçok siteye girilemiyor.
Zagat 1979'da mı ne başlamış. Milyonlarca yorum varmış restoranlarla ilgili. Geçen Marissa Mayer'la röportajı vardı Arrington'ın. Mayer biraz geçmişini anlatmıştı Zagat'ın.(O zamanlarda mektuplarla ve formlarla hallediyorlarmış. Hatta hala duruyormuş o ilk mektuplar.)
Google zaten Places ile girmişti bu işe. Zagat ile çok güçlendirdiler Places'ı. Sonuçta Google aramanın her alanında kullanılan bir şirket olmak istiyor. Zagat ile oturulacak, yenilecek yer arama konusunu hallettiler. Çok iyi oldu Google açısından.
Bir de eleştirim var size. Uzun zamandır aklımda ama yazmayayım diyordum sizi çok sevdiğimden. 🙂 Bir yayıncı, haberci olarak dilimize biraz daha dikkat etseniz daha güzel olur. Dil derken İngilizce kelimelerden bahsediyorum. Çünkü kullandığınız İngilizce kelimeler genelde çevirisi olmayan şeyler de değil. Onlara lafım yok. Ama motor yerine engine de demeyin. Engine diye alıştığınız için öyle diyorsunuz ama(engine sadece örneklerden biri) sonuçta kitlelere yayın ve haber yapıyorsunuz. Zaten sürekli dilimizi katleden ergen gençler de sizden görüp karşılığını bildiği halde %75 İngilizce, %25 Türkçe konuşuyor karşımızda bilgisayardan bahsederken. Etkinizi küçümsemeyin. Kelimeler böyle böyle giriyor dilimize.
Selçuk
"ticaretten anlasak idf e giderdik"
lol
güzel giydirme 😀
kahraman
podcast diye hastag koymuşsunuz ama, podcast dediğiniz şey uygun bir playerda veya telefonda istenildiği zaman dinlenebilmesi için download edilebilir olur ya da bir şekilde podcast aboneliği konulur takip edebilmek için. yayının indirme linki yok. 1 saatlik bir yayını bilgisayar başında browserdan dinlemek her zaman mümkün olmuyor. indirebilirsek her yerde dinleriz bildiğiniz gibi. tabi sayfa kaynak kodlarına girerek gene indiriyoruz o ayrı mesele ama çokta pratik olduğunu söyleyemem 🙂
Ekranın sağ üst köşesindeki Podcast simgesine tıklayarak, ister bilgisayarınıza indirebilir, isterseniz bir takip aracından takip edebilirsiniz. Ayrıca iTunes'tan da bulabilirsiniz yayınımızı.
kahraman
keşke o simgeyi player çubuğunun yanına falan da koysaydınız daha kolay olurdu. ayrıca ben rss kullanmıyor olsaydım (çünkü abone olmadan görünmüyor indirme linki), ve itunes da kullanmıyorsam (ki kullanmıyorum) gene indiremeyeceğim kodlara girmeden.
rehaguner
Ben hiçbirşeye abone değilim ve sayfanın üstünde ve altındaki mor düğmelerden istediğim podcast'i indirebiliyorum. Ama indirme butonunun daha göz önünde olması gerektiği konusunda haklısınız.
Tumen
Yahu arkadaşlar şu toplantıları 3 lü yapın artık, birinizden biri eksik olunca (levent,murat,özkan) tadı olmuyor, alışkanlık ,eksik olanı duymak istiyor kulağımız. Biraz daha titiz, işinizi ona göre ayarlayınız lütfen...
Koray Üstüner
Merhaba,
Yine keyifli bir bölüm olmuş ve değindiğiniz konulara benim de eklemek istediğim düşüncelerim var.
- Kendinden tazelemeli ekran teknolojisi beni heyecanlandırmadı. Bu yeni özelliği ekrana koymak yerine hali hazırda içerisinde hafızası olan ekran kartlarına koysalar olmaz mı? Ekran kartı tum işlemlerini durdurup sadece sabit görüntüyü ekrana verse yine enerji tasarufu sağlanmaz mı?
Facebook'daki abonelik sistemine ne kadar sevindim anlatamam 🙂 Facebook'u fotoğrafçılık anlamında ticari bir dükkan olarak görüp kullanıyorum. Hatta müşteri kitlemin %90'ının bizi facebook'dan takip ederek iletişime geçtiğini söyleyebilirim. Hal böyle olunca arkadaş listem limit olan 5000'e neredeyse ulaştı. Bundan sonra yeni arkadş tekliflerini kabul edemeyeceğim için beni nasıl takip edecekler diye düşünüyordum. Ne yazık ki yeni page ve group sistemi eski group sistemi kaadr kullanışlı değil. İşte tam bu noktada abeonelik sistemi zamanında hızır gibi yetişti. Bundan sonra beni ekleyemeyenlere öneri olarak "abone olun" diyebilirim. Böylelikle sanki arkadaşımmış gibi herkese açık olarak yayınladığım tüm içerikten haberdar olabilecekler.
Zaten amaç ekran kartına hiç dokunmamak 🙂 Görüntü bile vermemesi gerekiyor ki tamamen kapanabilsin.
Koray Üstüner
Bence çok saçma. Çünkü ekran kartının benim söylediğim yöntemle harcayacağı enerji, monitördeki refresh ünitesi ile harcanacak enerji ile aynı olacaktır. Ayrıca ekran kartındaki hali hazırda var olan hafıza da kullanılacağından ek bir maliyet olmayacaktır. Buna ek olarak mevcut tüm monitörler ile de uyumlu olmaması için bir neden göremiyorum.
Ekran kartının görüntüyü gönderebilmesi için açık olması gerekiyor. GPU aktif olacak yani. Ufacık belliğin harcayacağı miktar çok daha küçük. Ekran kartı belleği sistem belleği olmadığındani sisteme ekran kartı üzerinden çıkıyor. Dolayısıyla bu durumda kartı kapatmak mümkün olmaz. Bahsedilen bellek ise ekran kartı ile monitör arasında.