ülkede hizmet sektörü adı altında kula kulluk öğretiliyor, ulen bu kadar da değil.
ikinci bir sorun şu ki artık müşteri adı verilen bazı insanımsı varlıklar da bunu bir beklenti haline getirdi.
bu gittiğiniz herhangi bir elektronik mağazasında da aynı olabiliyor, verdiğiniz su siparişinde de. daha önce hizmet sektöründe çalıştınız mı bilmiyorum fakat insanlardan neler beklediğini görseniz aklınız hayaliniz şaşar.
ha ekstradan turizm sektörü de bunun en acınası örneklerinden birisidir. ne idüğü belirsiz insanların başında olduğu yerlerde çalışan arkadaşlar için üzülüyorum.
ha bir de şu müşteri her zaman doğrudur sözünü çıkaran adinin kim olduğunu da her zaman merak ediyorum.
ha bir de mağazalarda adamın maaşını sattığı ürünlere göre belirlersen o adamı daha da çok kula kulluk etmeye zorlarsın.
çıkın sokağa, birkaç elektronik mağazası ya da birkaç beyaz eşya mağazası gezin ne dediğimi anlayacağınıza eminim.
garip olan şey ise bu şeyin dünyada da ciddi bir sorun olması, zengin olmanız ya da herhangi bir şeyler için para harcayacak olmanız karşıdaki insana karşı etik kaygılar taşımanız gerektiğini değiştirmiyor.
hayat zaten çok zor ve o insanlar da sizin gibi bir şeylere tutunmaya çalışıyor. sıradan bir mağazaya giriyorsun, genellikle genç birkaç arkadaş patronun ağzına bakıyorlar. bilemiyorum, insan böyle bir varlık değil.
son olarak bahsettiğim şeyi iş disiplini ile karıştırmayın, o bambaşka bir şey.
Bulgaristan’da garipsemiştim dükkanları. Ne işin var şimdi burada tavrı vardı hep. Irkçılıktan mı yoksa kültürden mi çok anlayamadım. Bizde hizmet sektörü çok farklı. Ama dediğiniz genel olarak hizmet sektörü ile sınırlı da değil. Çok fazla kişinin kendine yapılanla başkalarına yaptıkları ile ilgili beklentileri arasında uçurum var resmen. Sana yaparken çok olası gördüğü şey kendine yapılınca kıyamet kopuyor. Hele de hiyerarşi varsa
Ben subay olarak yapmıştım askerliğimi. Acemide düşündüğüm ilk şeylerden biri ben insanlara nasıl hitap edeceğim. Sonuçta oranın hiyerarşisi önemli. Onu bozmam doğru olmaz. Ama karşı tarafa iyi de davranmak gerek sonuçta. Nasıl hitap ederim, nasıl emir veririm diye düşünmüştüm. Acemideki başka kimsenin umrunda değildi bu konu
@distor hocam askeriye biraz daha farklı bir kavram olsa da hiyerarşinin de bir etiği var. 2 arkadaşım farklı yerlerde farklı askerlikler yaptı; birisi çok çok severken diğeri nefret etti mesela.
bu arada bizdeki hizmet sektörü dünyanın sayılı hizmet sektörlerinden birisi, bu tartışılmaz bir gerçek.
ha bunun ciddi bir kısmını etik kuralları çiğneyerek yaptığımızı düşünüyorum. ne bileyim akşam saat bilmem kaçtan somra bir şeylere hizmet çok fazlasıyla kolaysa muhtemelen birilerinin emeği sömürülüyordur.
doğruluğu tartışılır olsa da şahsi görüşüm ülkemizde para çok ciddi şekilde yanlış kişilerin elinde; yani son yıllardaki el değişimi çok ciddi etik sorunları da getirdi diye düşünüyorum.
@pesatalim Çalışana sınır koyabilme hakkı vermeleri lazım. Bana bunu diyemezsiniz diyebilmeli başına bir şeyler gelmeden
@distor bu Haklar genellikle 4 duvarın arasında anlamını yitiriyor hocam, özellikle kğçğk bşr yerse.
ha mecbur dik başlı olacaksınız ya da bir motivasyon bulacaksınız. benim kula kulluk etmem gibi bir motivasyonum var ve her zaman işe yarıyor.
Dükkana girersin, selam verirsin, yanıt vermez.
Bir iki parça bişeyler alırsın, bir soru sorarsın, yanıt vermez.
Alışverişi tamamlarsın, dükkandan çıkarken hayırlı işler, iyi günler vs. dersin, yanıt vermez.
Tüm bu süreç boyunca kafası ya TV'ye dönüktür, ya telefona, laptopa vs. vs.
Eve sipariş getirir, kapıyı hoşgeldin diye açarsın, teşekkür edersin, eline sağlık dersin, yanıt vermez.
Ama biz kötüyüz. Hizmet sektörü çok fena... Tabii, aynen öyle.
bahsettiğim şeyin iş disiplini ile ilgisi olmadığını zaten belirtmiştim levent abi; sizin örnekle bu elma ile armut gibi farklı şeyler.
bahsettiğiniz suratsızlık, çingenelik gibi durumlar daha temel iş gereksinimlerini bile karşılamayan durumlar.
ikisi bambaşka şey.