Outlast: Whistleblower İncelemesi

Son dönem korku oyunları arasında tartışmasız zirveyi kapan Outlast'ın devam niteliğindeki DLC'si Whistleblower geçtiğimiz günlerde sabırsızlıkla bir bekleyişin ardından çıktı.
Senaryo bakımından kimilerine göre klişe olarak nitelendiren Outlast, sunduğu hem görsel hemde işitsel şölenle bizi bilgisayarımızın karşısında tir tir titretmeyi başarmıştı. 5 aylık bir beklemenin ardında Outlast iki olarak nitelendirilen aslında DLC olarak piyasaya sürülen Whistleblower ilk oyunun sunduğu gerilimi bizlere sunabiliyor mu?
Hikayemiz, ilk oyundaki garip olayları incelemesi ile meşhur olan gazeteci Miles Upshur'a, Waylon Park'ın çağrı niteliğindeki maili göndermesi daha sonra bu çağrının farkına varan hastanenin varisi ve son sahibi, Jeremy Blair'in sizi hastaların arasına atmasıyla başlıyor.
Delirmenin eşiğinde olan karakterimiz uyandığında hastahanede dengelerin değiştiğini ve buradan çıkması gerektiğinin farkına varıyor.
İlk oyuna aşina olanlar ve benim gibi tekrar tekrar oynayarak oynanışı az çok çözenler ikinci oyunu yaklaşık 90 dakika gibi bir sürede bitirebileceklerdir. Bu yüzden beklenen bu süre Outlast fanlarını üzecektir. Fakat, sonuçta bu bir DLC fazlada bir şey beklememek gerektiğini düşünmekteyim.
Kesinlilkle ilk oyundan aşağı bir kalır yanı olmadığını söylemek lazım, aynı gerilim oyunda devam ediyor. Grafikler ise Unreal Engine 3,5 ile yapılmış ve herhangi bir geliştirmeye gidilmemiş. İlk oyunda eleştirilen pil sayısı ile yapımcılar bu sefer biraz cimri davranmış diyebiliriz fakat ortalık ilk oyuna nazaran daha aydınlık mekanlarda geçiyor. Bu arada oyunun bir kaç bölümünde Miles'in geçtiği koridorlardan geçerek eskiyi yad edeceksiniz...

Henüz yeni bir DLC'nin gelip gelmeyeceğini bilmiyoruz ama hikayenin sonunu açık bırakarak devam oyunu için kaçınılmaz olacağını kestirmek güç değil.
Whistleblower şuan steam da 8.99$'dan satışta. İlk oyunu hala oynamamış olanlar ise özel hafta sonu indirimleriyle iki oyunu birden avantajlı olarak alabilirler.
İyi oyunlar.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Outlast: Whistleblower İncelemesi

Hayatta kalma-korku türü denilince akla şüphesiz eskiler için Resident Evil 1 ya da Call of Cthulhu gibi oyunlar gelir.Şüphesiz bir önceki nesil için(ps3&xbox 360) Monolith firmasının serileri özellikle ilk F.E.A.R ve Condemned serisi akla geliyor.Fakat şimdilerde ipi göğüsleyen oyun Outlast bence.İlk yazıya başlamadan önce oyun aşağı yukarı 2 saat sürüyor, eğer araştırmacı bir oyuncuysanız her bulduğunuz belgeyi okursanız 3 saatleri de oyunda görebilirsiniz.Öncelikle ilk oyundaki kan,şiddet,gerilim,rahatsız edici sahneleri bu dlc de 2 ile çarpın çünkü bu oyun kesinlikle ilk oyuna göre çok fazla rahatsız edici.Oyunun hikayesine değinirsem ilk oyunda ki gazetecimiz Miles Upshur'a mail atarak Mount Massive Asylum'da korkunç olayların olduğu ile ilgili mail atan Waylon Park'ı oynuyoruz.Oyunu oynarken daha önce korku oyunlarında hiç yapmadığım bir şeyi yapıp nefeslenmek için alt+f4 kombinasyonuna zaman zaman başvurdum.Özellikle oyunun sonlarında ki düşmanımız gerçekten sinirlerimi alt üst etti oyunu oynayanlar ne demek istediğimi anlayacaktır :).Oyunun teknik yönlerine değinmem gerekirse grafik kaitesi olarak ortalama da seyrettiğini söyleyebilirim ve bazen istediğimiz yere çıkmamakta inat eden bir karakterimiz var.Son olarak bu dlc ile birlikte Outlast oyunu hayatta kalma-korku türünde kendini kanıtlayıp efsaneler arasına şimdiden girdi.

BeğenFavori PaylaşYorum yap