İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi

Teknoloji üzerine incelemelerde bulunan bir teknolojisever olarak, Teknoseyir'de bir teknoloji müzesi hakkında inceleme yazmak sanırım teknolojinin aslında farklı yönlerinden de ele alınabileceğinin en güzel örneklerindendir.

2008 Mayıs ayında açılan işletmesini Kültür Bakanlığı’nın üstlendiği İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, ziyaretçilerine İslam kültür çevresi bilim tarihinin seçkin çalışmalarını sunuyor. Müzenin kuruluş sebebi olarak müze kurucusu Prof. Dr. Fuat Sezgin müzeye ait internet sitesinde şunlara değiniyor:“[…]18. yüzyılda, Rönesans adı altında bilimlere ve gerçeğe aykırı bir tarihsel bakış, yani Avrupa´nın ve islam kültürünün bilim sahasında orta çağdaki başarılarının red edilmesi ya da hiçe sayılması, büyük ölçüde yaygın idi. Arabistlerin ve islamiyatçıların fen bilimlerine doğru yönelişi daha 17. yüzyıldan itibaren Avrupa´da gittikçe artarak kendisini göstermekteydi. Bu öncüllerin ve onların sayıları giitikçe artan, yorulmak bilmeyen ardıllarının değerli girişimleri vasıtasıyla bilim tarihinin birkaç alanında önemli düzeltmeler gerçekleşti. Buna rağmen günümüz insanı arap-islam kültür çevresinin evrensel bilimler tarihindeki hakiki anlamını çok az bilmektedir ve böylece bir kere dünyaya yerleşmiş olan alışık rönesans tanımlaması sarsılmadan varlığını sürdürmektedir.”

Ziyaretçileri güzel bir yerleşke (Gülhane Parkı, Fatih, İstanbul) içerisinde bulunmasına rağmen bulunduğu binanın dış görünümüyle çok da etkileyici olmayan bir müze girişi karşılıyor. Girişte bulunan, Arap-İslam coğrafyasının bilim tarihi acışından en anlamlı çalışmalarından birine dayanarak Yapılmış olan bir yerküre müzenin cezbediciliğini arttırıyor. Fakat, müze binası yeni boyanmış ve temiz görüntüsü dışında müze içeriğine ve temasına uygun şekilde tasarlanmış değil.

Müzeden içeri girildiğinde dışarıya kıyasla muazzam bir görsel farklılık olduğu göze çarpıyor. Adeta başka bir dünyaya adım atılmış gibi. Canlı kırmızı tonların hakim olduğu iç dekorasyon loş ve sessiz ortamıyla gerektiği ilgiyi göremediğini söyleyebileceğim kadar davetkar. Güvenlik çalışanları müze kart ile giriş yapabileceğimi söyleyip geçişime ve oryantasyona yardımcı oluyorlar. Müzeyle ilgili güncel bilgilere de daha sonra onlara sorarak ulaşıyorum zaten. Müze 8 farklı bilimsel alanda düzenlenmiş görsel-bilimsel çalışmalarla dolu: Astronomi, saat, savaş teknolojisi, tıp, botanik, fizik-kimya,matematik, coğrafya. Gözüme ilk çarpan şey bir İslami Bilim Müzesi olarak bir çok uluslararası bilim insanının adından çokça bahsedilmesi ve onların da takdirle karşılanması. Müze duvarlarında bu bilim admlarının da kabartma portrelerini görmek mümkün.

Üst katlara çıkıldıkça insan şaşırmadan edemiyor. Eserler beklediğimden de sıradışı ve büyük bir özenle hazırlanmış ve bir o kadar da çeşitli. Daha önce pratiğe dökülmüş dökülmemiş bütün bilimsel çalışma ve buluşların temsili ya da el yapımı maketleri en küçük ayrıntı kaçırılmadan hazırlanmış. Tüm bu eserler spot lambalarla aydınlatılmış , Türkçe ve Arapça dahil 5 farklı Avrupa dilinde eserlere dair notlar düzenlenmiş. Ziyaretçilerin geçişi içi hazırlanmış alanlar gerçekten sesiz ve okumaya elverişli alanlar. Zeminin halı döşeme ile kaplanmış olması önemli.Sinevizyon odasında sadece Türkçe dilinde de olsa tanıtım videosu ve ziyaretçilerin dinlenebileceği oturaklar mevcut. Engellilere yardımcı olacak bir araç ise asansörün bulunması.

Ancak ne yazık ki özellikle bir Bilim ve Teknoloji müzesinde sinevizyon dışında günümüz teknolojisiyle de köprü kurulmasını ve günümüzün teknolojik gereçleriyle ziyaretçi denemeyimini arttırabilmesini beklerdim. Bazı müzeler akıllı telefonlar için karekodlar ve sanal gerçeklik uygulamalarını kullanarak ziyaretçi çekmeyi başarıyor. Bu tür bir çalışma zaten var olan cezbediciliği bir üst seviyeye taşıyacaktır. Bir diğer konu ise müzenin gerçekten ziyareçiye ihtiyacının olması. Uğrak bir yer olmasına rağmen Gülhane Parkı’nın içindeki müze, yoğun günlerde dahi az ziyaretçi çekebiliyor. Tabi ziyaretçiler açısından bu iyi birşey olabilir.
Müze içerisinde veya yakınında herhangi bir hediye dükkanı bulunmuyor. Bu bir eksiklik olarak görülebilir de ancak fazla da ziyaretçi bulunmadığından hediye dükkanı açılmamış olabilir.

Fotoğraf: hassa.com, avcilarilcesi.com, tubitak.gov.tr, yeniasya.com.tr
Müze internet sitesi: http://www.ibttm.gov.tr/
Müze Harita: https://plus.google.com/111861398682452676066/about?gl=tr&hl=tr

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Khan Academy

Eğitim yeniden tasarlandı: Khan Academy

Sanırım, kitlesel eğitimin başlangıç dönemini sanayi devrimi olarak alabiliriz. İşte tam da o zamanların sorusu: “İnsanları topluca nasıl eğitebiliriz? ”. Sanayileşme ile gelen eğitimli çalışan ihtiyacı, montaj bandı modelinin eğitime uygulanabilir olabileceğini düşündürdü. Böylece aynı yaştaki, bireyleri, belli sınıflara koyup belli bir sürede, beli bir konuyu, belli bir öğretmenle öğretmeye başladık. “Artık matematik çalışmayacaksın, çünkü zil çaldı Türkçe dersi başlayacak” Çalan zil bile 19. Yüzyıl fabrikalarının ürünü. Yarıyıl sonlarında alınan notlar: 2, 3, 4, 5, B, C-, A+... Konular “öğrenildi” kabul edildi. Anlaşılamayan konular ileride başbelası oldu. Belki de hiç öğrenilemedi. Hey! Hala sanayi devrimiyle gelen kitlesel eğitimden bahsediyoruz. Çok da yabancı değil. Günümüzü de kapsıyor gibi. Peki öğrenciler artık gerçekten okulda eğitim almak istiyorlar mı? Okul eskiden olduğu gibi tek öğrenme kaynağı mı? Köhneleşmiş eğitim sistemlerinin yerine umut olabilecek yeni yaklaşımlar oluşturulabilir mi?

Forbes dergisine göre hiçbir alan eğitim kadar verimsiz şekilde çalışmıyor. Dünya çapında 400 milyonu aşkın öğrencisiyle Khan Academy, dünyanın en büyük sanal okulu ve kar amacı gütmeyen bir kuruluş. Khan Academy, ders sırasındaki konu anlatımlarının öğrencilerin yaratıcı düşünmesi için zaman bırakmadığını ve aslında konu anlatımlarının öğrencilerin kendi evlerinde ve kendi hızlarında yapabileceklerini ve okula döndüklerinde etkileşim, yaratıcılık ve üretime odaklanabileceklerini düşünüyor. ABD’deki devlet okullarında resmi araştırmalarını sürdüren kuruluş, öğretmenlerin eğitimden asla soyutlanamayacağını ve Khan Academy sistemi ile sınıftaki öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarının eksiksiz olmasa
da buna yakın bir şekilde giderildiğini düşünüyor. Site içerisinde yaptığınız her çalışma detaylı bir şekilde ana sayfanızda görülebiliyor. Dersler en fazla 15 dakika. Her konu hücresel boyutta işlenerek başarı yakalanabiliyor. Khan Academy’ nin en güzel yanı, öğrenmek isteyen herkese kendi istediği zamanda, kendi istediği hızda ilerleme fırsatı sunması. Khan Academy ve okul bir araya geldiğinde mükemmel etkileşim ve yaratıcılık ortamları oluşturabiliyor. Konu anlatımları evde önceden tamamlandığı için öğrenciler birbirlerine koçluk ederek yardımlaşmayı ve birlikte üretmeyi de öğreniyorlar.

Ben Khan Academy öğrencisi olarak öğrenmekle beraber yaptığım çalışmalardan büyük zevk duyuyorum. İzlediğiniz dersler, çözdüğünüz problemlerden, yazdığınız programlardan puan kazanıp çeşitli madalyalar edinebilirsiniz. İşin eğlenceli tarafı da bu zaten. Gelecekte uzun bir süre eğitim sistemlerini eklemeye devam edeceğini düşündüğüm bu çalışma, kim bilir belki daha da çok yaygınlaşarak eğitimin sıradan bir parçası haline gelir. Eğer siz de Khan Academy’ ye ulaşmak istiyorsanız, buyrun giriş buradan:
khanacademy.org.tr
khanacademy.org

Khan Academy TED sunumu:

Salman Khan: Let's use video to reinvent education

http://www.ted.com Salman Khan talks about how and why he created the remarkable Khan Academy, a carefully structured series of educational videos offering complete curricula in math and, now, other...
BeğenFavori PaylaşYorum yap