BTK başkanı Tayfun Acarer Sosyal ağları eleştirdi: 'Altyapımızı kullanıyorlar para ödemiyorlar'
BTnet'te, Levent Daşkıran, BTK başkanı Tayfun Acarer'in Bilişim 500 töreninde yaptığı konuşmayı aktarmış. Acarer'in sözleri ve sosyal ağlara yönelik eleştirileri yeni tartışmaları başlatacak gibi.Daha önce Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Google'ı vergi vermemekle suçlamış ve bu açıklaması günlerce tartışılmıştı. Şimdi de BTK başkanı Tayfun Acarer, sosyal ağların ve arama motorlarının, internet altyapısını sömürdüğünü ama buna karşılık altyapı çalışmalarına en ufak katkıları olmadığını, üstüne gelir elde ettiklerini belirtip, vergi vermediklerini vurgulamış.
Vergi konusu gerçekten de tartışmalı bir konu. Zira eskiden olmayan yeni iş modellerinin ortaya çıkması ve fiziken ülkenizde olmayan bir firmanın uzaktan ülkeniz üzerinden gelir elde edebilmesi, vergilendirme mantığı açısından ciddi bir açmaz. Ancak işin vergiden çıkıp altyapıya da katkıda bulunsunlara varması, 'yapmazlarsa ne olacak ?' kısmını düşünmemize neden oluyor.
Tayfun Acarer'in ifadesinde, sosyal ağların ve arama motorlarının altyapımızı yoğun şekilde kullanmasından ve bedel ödememesinden şikayetçi olduğunu görüyoruz. Ancak unutulmaması gereken şey, altyapıyı kullananların sosyal ağlar değil, servis sağlayıcılardan hizmet alan kullanıcılar olduğu. Yani ortada dışarıdan gelip internet altyapımızı işgal eden bir istilacı yok. Kullanıcılar kendi insiyatifleriyle sosyal ağları kullanıyor ve bu da sonuç olarak trafik yaratıyor.
Bu durum, İstanbul trafiğinde bazı yabancı otomobil üreticilerinin araçlarının daha çok kullanıldığını görüp, o markalardan trafik işgal vergisi almaya çalışmaya ve üçüncü köprünün maliyetine ortak etmeye benziyor. Halbuki aracı seçen de trafiğe giren de sürücü. Ve bu bir suç değil, seçim özgürlüğü.
Tayfun Acarer'in söyledikleri, yarın öbür gün sadece vergi vermenin de yetmeyeceği ve internette popülerlik kazanan her oluşumdan 'altyapıya katkı payı' gibi haraçların alınabileceği düşüncesini akla getiriyor.
Net Neutrality yani ağ tarafsızlığı olarak çevrilen kavramın tam zıttı olan bu tip müdahaleler, internetin, telekom firmalarının tekel konumunda olduğu ülkelerde daha da önem kazanıyor zira hizmetini ya da zihniyetini beğenmediğiniz servis sağlayıcısından kaçışınız olmuyor.
Ağ tarafsızlığı kavramı tıpkı sansür gibi, birkaç haklı görülecek neden öne sürülerek ortadan kaldırılırsa, bunun sonu servis sağlayıcıların istedikleri hizmeti engelleme, yavaşlatma ya da tümden ülkeye sokmama gibi güçleri eline geçirmesine neden olabilir. Şu an sadece sansür boyutunda duran müdahaleler, yasal olan servislerin de çok farklı nedenlerle engellenmesinin yolunu açar. Örneğin bugün tekel konumunda olan firmalar, yurtdışında alternatifi bulunan hizmetleri sunmaya başladıklarında, yurtdışındaki alternatifin ülkemizde çalışmasını engelleyebilir ya da performansını kullanılmaz hale getirebilir. Bu senaryo ABD'de ve Almanya'da gerçekleşmişti. Yani sorun sadece bizim sorunumuz değil.
Hızlı internetimize karşılık, düzgün bir YouTube deneyimi elde edememek bile bu tip müdahalelerin şu anda bile yapıldığını düşündürtüyor.
Tayfun Acarer altyapının yabancı platformlar tarafından kullanılmasına kızmak yerine, başka konulara odaklanmalı.
- Devlete vergi veren ve servis sağlayıcılara para yağdıran tüketici istediği siteye girebilir. Kaldı ki bu paraların bir kısmı yalın internet ya da kolay aşılsın diye yapılmış anlamsız kotalar ile haksız yere sağlanmakta. Tayfun Bey'in açıklamalarından, internetin bedava sunulan bir hizmet olup fırsatçılar tarafından kötüye kullanıldığı izlenimi doğuyor. Halbuki internet de para karşılığı satılan bir hizmet ve bu hizmetin düzgün sunulması da BTK'nın takibinde olan görevlerinden. Altyapı yetmiyor şikayeti kullanıcıyı bağlamaz. İnternet hızlarını 100 megabitlere fırlatıp, tüm interneti kotaya bağlamadan önce, altyapımızın yettiği kadar büyüme prensibi izleyebilirdik. Artık şikayet için çok geç.
- Türk kullanıcısının zamanını geçirdiği sitelerin yurtdışında oluşuna kafayı takmak yerine, neden milyonlarca satan basit oyunlarımız, milyar dolar edecek yazılım hizmetlerimiz yok diye kafa yormak, daha verimli sonuçlar üretecektir. Skype ya da Facebook'u geçtik, Angry Birds ya da Instagram neden bizden çıkmıyor sorusu, nasıl vergi alırızdan daha kıymetlidir.
- Tüm gelişmiş ülkeler servislerini buluta taşırken biz hala download kotamızın 3 mbit'e yükselmesini kutluyoruz. Upload hızlarımız, yerli bulut hizmetlerini dahi kullanmak için yeterli değil.
- Kendi işletim sistemlerimize bile yeterince sahip çıkmıyor ve yitiriyoruz.
- İnternet ile iligli tüm konularda aklımız başımıza sonradan geliyor. Biz hep takip eden konumunda kalıyor, örnek olan konumuna geçemiyoruz. Sonra da takip ettiklerimizin elde ettikleri başarı ve gelire kıskançlıkla bakıyor, bir şekilde nasıl istifade ederiz kurnazlıkları düşünüyoruz.
BTK ve benzeri oluşumların sorması gereken soru, biz neden yapamıyoruz olmalı. Hatta ağızlarından çıkacak laflar bu sorunu çözecek projelerden başka bir şey içermemeli. Sansür, vergi, haraç, kota, limit ve benzeri kelimeleri içeren cümlelere, ilerleme bağlamlı bir metinde rastlayamayız.
Kapgan KAĞAN
Kardeşim, futbolcular milyon euro/dolar para kazanıyor ülkemizde tek kuruş vergi vermiyor, asgari ücretlinin maaşından anında kesiyorsunuz vergiyi. vergi de adalet ise bu ne perhiz bu ne lahana turşusu !
çok yerinde ve anlamlı bir eleştiri yazısı olmuş.
söyleyecek söz bulamıyorum, sonuna kadar katılıyorum.
Süper bir yazı olmuş. Yorum yazmaya gerek bile bırakmayıp, aklımızdan geçenleri yazıya dökmüşsünüz.
Memleketin BTK Başkanı olaya böyle bakıyorsa, biz adil hız alanı denen mevzumuz 1 mb'den 3mb'e çıktı diye neredeyse göbek atacak durumdaysak, gerçekten yazıklar olsun.
Tesla
Yabancılar Türkiye'nin bu taleplerini gördükçe şaşırıyorlardır eminim. SIÇMANIN bile vergisi var bu ülkede (atık su vergisi), haberleri yok tabi garibanların.
Altyapıya katkı meselesi bir mecburiyet değil ancak iyilik olabilir. Google'ın Amerika'nın bazı bölgelerinde fiber optik altyapı yapması gibi. Altyapıyı kullananın bu hizmeti sağlayan değil alan taraf olduğu konusunda da Murat'a katılıyorum. (Tabi yazıda da söylendiği gibi bu, firmaların ülkemiz üzerinden elde ettiği kazancın vergisini vermemesi anlamına da gelmemektedir.)
İşin ilginç tarafı eğer altyapının sömürülmesi Google, Facebook gibi firmalar yüzünden oluyor ise niye adil kullanım kotası onlara değil bize uygulanıyor. 😛
Sadece bunu üzerinde düşünmek bile yapılan açıklamanın ne kadar çelişkili olduğunu anlamaya yetecektir. Devlet vatandaşı için ticari olacak her alt yapıyı en azından serbest rekabet oluşana kadar sağlamak zorundadır. Bu yükümlülüğü başkasının üzerine atmanın anlamı yoktur.
Şu anda devlet bu işi, ben devlet firmasını özelleştirdim deyip sıyrılmaya çalışıyor ama Türk Telekom'un hala tekel bir yapı oluşturması yüzünden bu çok da doğru bir yaklaşım oluşturmamaktadır. Türk Telekom gibi bir tekelin özelleştirilmesi gibi bir hata yapılmasına rağmen en azından doğru bir şekilde denetlenip bu hata bir nebze düzeltilebilirdi. Ancak devlet bu konuda vatandaşını korumak yerine daima servis sağlayıcıyı korumaktadır. Tabi bunun sonucu olarak da servis sağlayıcılar alt yapı yatırımlarını sadece yüksek oranda kar elde edebilecekleri noktalarda yoğunlaştırmaktadırlar.
Malesef altyapının adaletli dağıtımı ile ilgili olarak devletin hiçbir düzenlemesi bulunmamaktadır. Doğrusu devletin bir gelecek vizyonu belirleyip alt yapıyı yapan firmalara bu konuda zorlayıcı olmasıdır.
Tüm bunların olmadığı bir ortamda devletin gerçek anlamda kendi ülkesinde bile faaliyet göstermeyen firmalara söylediği bu laflar hiçbir anlam ifade etmemektedir.
olmadı bi nutella açar mutluluklar dileriz. ne de olsa internet hızım 3 Mbit A.K.k.
fever
memur kafalı adamları teknoloji'yi kontrol eden bir kurumun başına getirirsen olacağı bu ne bekliyorsun ki?
Bu zihniyete sahip bir BTK başkanı var ve biz de gelişim bekliyoruz.Daha çoook bekleriz...
oooooof btk of ya of!