Kısa ve Çabuk Adımlar/ Bir Çift Ayakkabı - Sunay Akın

Mevsimin ilk kar taneleri Londra Köprüsü'nün kulelerinde birikirken, Oakley Sokağı'ndaki tek odalı bir evde iki erkek çocuk, kırmızı kadife ceketini terzi makasıyla kesen annelerini seyretmektedir. Kadının, büyük oğlu Sydney'e ceketini bozarak diktiği palto ortaya çıktığında, bodrum katındaki odadan hıçkırık sesleri yükselir: "Okuldaki arkadaşlarım beni böyle görünce ne düşünecekler?"

Ertesi sabah, okul yolundaki Sydney'in giydiği yalnızca annesinin ceketi değildir. Ayaklarında da, annesinin, yüksek topukları kesilen ayakkabıları vardır.

Alkolik olan baba erken yaşta öldüğü için öylesine yoksullardır ki, Sydney okuldan artakalan zamanlarında Londra'nın kırmızı otobüslerinde gazete satmak zorundadır. Bir gün, otobüsün üst katındaki boş bir koltukta bulduğu cüzdanın üstünü yolcular görmeden gazeteyle kapatır ve usulca cebine koyduktan sonra koşarak eve gelir. Annesi sinir nöbetlerinden birini geçiriyordur. Cüzdanın içindekileri yatağa boşaltır, fakat cüzdan hala ağırdır. Biraz daha kurcalayınca cüzdanın içindeki küçük bir gözde yedi tane altın lira bulur. Annesi bu işe çok sevinir ve önce çocuklarına güzel kıyafetler alır daha sonra hafta sonu onları tatile götürür. Sydney'in kardeşi o günü şöyle anımsayacaktır: "Denizi ilk kez görüyordum, hemen büyülendim. Parlak güneşin altında suya yaklaştığımda kocaman bir canavar kıvrılarak üzerime geliyor gibi bir duyguya kapılmıştım. Üçümüz de ayakkabılarımızı çıkarıp ayaklarımızı suya soktuk. Su bileklerimi ıslatıyor, ayaklarım yumuşak kuma gömülüyordu."

Yalnızca Sydney mi, kardeşi de çalışmak zorundadır. Küçük çocuk barlarda nergis çiçeği satar, oduncuda kesilen odunları dizer. Annesinin eski giysilerini pazarda satmayı da dener ama sadece bir jartiyeri bedelinden çok daha az bir paraya satabilir ve tabii bunun için eve döndüğünde annesinden fırçayı yer.

Küçük çocuk bir gün, Kensington'ın arka sokaklarında yaşlı bir adam ve oğluyla tanışır. Baba oğul, bir ayakkabıcıdan aldıkları eski ayakkabı kutuları, talaş, Noel kağıtları ve tutkalla oyuncak gemiler yapıp sokakta satarak geçiniyorlardır. Yoldan geçenlerin dikkatini çeken renkli ipler ve bayraklarla donatılmış oyuncak gemilerin çok sayıda alıcısı vardır. Bizim küçük kardeş, ayakkabı kutularından oyuncak yapımını öğrenmek arzusuyla babayla oğluna yardım etmeye başlar. Onlar mahalleden taşınınca da bu işi evde kendi yapmaya karar verir. Bir hafta içinde yaptığı üç düzine gemiyi zorlanmadan satar satmasına ama zaten küçük olan evlerinde dikiş işleri yapan annesinin malzemelerinden yer bulamaması ve kazandığı paranın az olması nedeniyle çok sevdiği oyuncakçılık işine istemese de son verir.

Annelerinin rahatsızlığı nedeniyle akıl hastanesine kaldırıldığı dönemlerde evde birbirine sokularak uyuyan iki kardeşten küçük olanı, yıllar sonra çocukluk günleriyle ilgili şunları söyleyecektir: "Yoksul mu yoksulduk. Küçük bir odada yaşıyorduk. Çoğu zaman yiyecek bir lokma ekmeğimiz olmazdı. Ayakkabılarımız da yoktu. Annem kimi kez potinlerini çıkarıp birimize giydirir, potinleri giyen de yoksullara dağıtılan çorbanın peşine düşer ve günlük tek aşımız olan çorbayı kapıp getirirdi."

Annesinin ayakkabısını giyen bir çocuğun adımları nasıldır? Ayağından büyük olan ayakkabılar çıkmasın diye kısa ve çabuk çabuk!..

Bizim kardeşlerin bir de büyükbabaları vardır. Ayakkabı tamircisi olan büyükbaba gut hastalığından dolayı elleri şişince, işini artık yapamaz olur. Zavallı kadın, akıl hastanesinde tedavi görmediği günlerde çocuklarını yanına alarak büyükbabanın evine gitmekte ve ona yardımcı olmaktadır.

Yoksulluk içinde geçen yılların ardından küçük kardeş, "yatağın altındaki farelere ayakkabılarını fırlatarak" geçirdiği on iki günlük bir gemi yolculuğuyla önce Kanada'ya, oradanda trenle New York'a ulaşır. Times Meydanı'nda tramvaydan indiğinde Amerika hakkındaki ilk izlenimleri şöyle olacaktır: "Hemen hemen her köşede seyyar ayakkabı boyacılarının karşısına oturmuş kısa kollu gömlekler giyen insanlar büyük bir rahatlıkla ayakkabılarını boyatıyordu. İnsanda sanki giyinip kuşanmalarını sokakta tamamlıyorlarmış izlenimini bırakıyorlardı."

Aynı günlerde Amerikalı yönetmen Sennett, çekeceği otel sahnesini hazırlayan set işçilerini izliyordur. Bu sırada ucunu koparmak için ısırdığı purosunun tütününün yapıştığı dudaklarından şu sözcükler dökülür: "Bir komedi unsuruna ihtiyacımız var." Bu sözden sonra Sennett, yaktığı purosundan derin nefes çekerek, kenarda keşfedilmeyi bekleyen oyuncu adaylarından birine döner ve "Komedi makyajı yap. Ne olursa olsun fark etmez," der.

Genç adam, gardıroba doğru yürürken, böyle bir fırsatın bir daha eline geçmeyeceğini bilmektedir. Attığı her adımda, onlarca komik karakter gözünün önünden film şeridi gibi geçer... Bürüneceği karakter bir an önce zihninde oluşmalıdır, zamanı çok azdır... Oldukça bol bir pantolon bulacak, başına küçük bir şapka koyacak ve büyük ayakkabılar giyecektir. Gardırobun kapısını açtığında kararını vermiştir: "Üstümdeki her şeyin birbiriyle çelişkili olmasını istiyordum. Yani torba gibi bol pantolon giyerken ceketim bedenime sıkıca yapışacaktı, şapkam başıma küçükken ayakkabılarım ayağımdan fırlayacak kadar büyük olacaktı."

Yıllar yıllar sonra o küçük çocuk, yani Charlie Chaplin, sinema tarihinin en unutulmaz, en güzel komedi karakteri Şarlo ile annesinin ayakkabıları ayağından çıkmasın diye çorba almaya giderken attığı adımlarla bütün dünyayı güldürecektir, kısa ve çabuk çabuk!..

#Şarlo #CharlieChaplin #SunayAkın #kitaptavsiyesi #kitapSeyir #kitapönerisi #ekitap #KİTAP

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Arthur Schopenhauer: Okumak ve Kitaplar Üzerine

Okurken bir başka kimse bizim için düşünür: Biz sade­ce onun zihin sürecini* takip etmekle yetiniriz. Nasıl ki yazmayı öğrenirken talebe öğretmen tarafından kalemle çizilmiş çizgileri takip eder: Okurken de tıpkı bunun gibidir; düşünme işinin büyük bölümü zaten bizim için bitirilmiş­tir. Bunun içindir ki kendi düşüncelerimizle meşgul olduk­tan sonra elimize bir kitap almak her zaman bizi bir parça rahatlatır. Fakat okurken zihnimiz aslında başka birisinin düşüncelerinin oyun alanından başka bir şey değildir; ve sonunda onlar bizden ayrılır, geriye kalan nedir? Ve dolayı­sıyla öyle olur ki çok fazla-yani neredeyse bütün gün oku­yan ve arada düşünmeksizin, eğlence yahut meşgale ile kendisini eğlendiren kimse, yavaş yavaş kendi kendine düşünme yeteneğini kaybeder, tıpkı at üstünden inmeyen bir adamın sonunda yürümeyi unutması gibi. Birçok eğitimli insanın durumu bundan pek farklı değildir: Okumak onları ahmaklaştırır. Çünkü her boş vakitte okumak ve sürekli olarak sadece okumak zihni, mütemadiyen elle çalışmak­tan daha fazla felç edici bir etkiye sahiptir, zira bu ikinci durumda uğraş kişiye kendi düşüncelerini takip edebilme imkanı sunar. Nasıl ki yabancı bir cismin ağırlığı üzerinden hiç eksik olmayan bir çelik yay sonunda esnekliğini kaybe­der; başka bir kimsenin düşünceleri sürekli olarak üzerinde bir baskı yahut tazyik unsuru olarak varlığını koruyan bir zihin de körelir, keskinliğini kaybeder. Sürekli yiyerek bir kimse midesini bozar ve böylelikle bütün bedenine za­rar verirse, zihin de düşünce malzemesiyle lüzumundan fazla beslenerek boğulabilir. Çünkü bir kimse ne kadar faz­la okursa, okuduklarından kalan izler de kaçınılmaz olarak o kadar az olacaktır: Zihin üzerine tekrar tekrar yazı yazılan bir tablete benzer. Derin derin düşünmeye zaman yoktur** ve okunan şeyler ancak derin düşünmeyle hazmedilebilir, nasıl ki aldığımız gıdalar bizi yemekle değil sindirimle bes­lerse. Eğer bir kimse daha sonra üzerinde durup düşün­meksizin sürekli okursa okudukları kök salmaz, büyük bö­lümü itibariyle kaybolur. Gerçekten de bedensel gıdalarımızla zihinsel gıdalarımız arasında durum hemen hemen aynıdır; insanın yediklerinin beşte biri ancak hazmedilir, geri kalan buharlaşmayla, terlemeyle ve benzeri şekilde kaybolup gider.

Bütün bunlardan kağıt üzerine dökülen düşüncelerin kum­saldaki ayak izlerinden farklı olmadığı sonucuna varılabilir: Doğru, adamın yürüdüğü yolu görürsünüz, fakat yolda ne gör­düğünü bilmek için onun gözlerine ihtiyaç duyarsınız.

* (Düşünme biçimini, zihninin işleyiş tarzını.)
** Aslında güçlü ve sağlam bir yeni okumanın (zihne) akışı sadece daha önce okunmuş şeylerin unutulma sürecinin hızlanmasına hizmet eder.

OKUMAK, YAZMAK VE YAŞAMAK ÜZERiNE
Arthur Schopenhauer
Say yayınları
Çeviren: Ahmet Aydoğan

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • /\ @verax

    Alıntıladığınız yere vurgu yapmak amacıyla bu yazıyı paylaştım. Aslında bunu buradaki bir arkadaşın durumuna başka siteden bir link olarak yorum yapcaktım. Üşenmeyip TS'ye eklesem iyi olur diye düşündüm. Sorunlu olarak değindiğiniz yerleri ben de fark ettim ve sizinle aynı görüşteyim. Ancak Schopenhauer'in hayatı, yaşadığı dönem ve alanı göz önüne alınırsa sorunlu yerler mazur görülebilir. 🙂

TurkNet'ten TurkTelekom'a Zorunlu Geçiş

Turknet İnternet Deneyimim

TT'de alamadığım hız değerlerini Turknet'te sorgulattığımda 35 Mbit/s ve AKN sonrası hızın 24 Mbit/s olması ile taahütsüz aboneliğin de etkisiyle TurkNet'e geçtim. İlk başlarda bağlantıda kopmalar olsa da bir kaç gün içinde düzeldi. Ardından, tam zamanını bilmiyorum, AKN'yi kaldırmasıyla iyi ki geçmişim diye düşündüm. Yaklaşık 5 ay kullandığım süre içinde çok memnundum. Ardından Levent Pekcan'ın gizemli ve kaçınılmaz olan o sözü zuhur etti:

Hayatta iyi şeyler olmaz.

İnternet Arızası

Yağışlı bir gün aniden internet bağlantısı koptu. Modemi kontrol ettiğimde DSL ve İnternet ışığı yanmıyordu. Hemen arıza kaydı bıraktım. Tabi Turknet'in yavaş yavaş çağrı merkezini insansız hale getirdiklerini ilk o zaman daha iyi anladım.

Birkaç gün içinde TT ekipleri gelip bağlantıyı kontrol ettiler. Ev eski ve müstakil olduğundan ankastre kutusu yok. Önce evden sonra da direkten kontrol ettiklerinde bağlantının olmadığını eğer bir sorun olursa tekrar geleceklerini aksi halde sorunu halletmiş olacaklarını ve haber vermelerine gerek kalmadığını söyleyip gittikler. Sonra ne sorun çözüldü ne de onlardan bir geri dönüş oldu.

O süreç içinde TurkNet müşteri hizmetlerinden kimseye derdimi anlatamadım. Sürekli arıza kaydı sonunda sürekli şu şekilde geri dönüş yapıldı:

Degerli Musterimiz, internet hizmetinizle ilgili yasadiginiz arizanin altyapi kaynakli olmadigi gorulmektedir, bina ya da dairenizin icinde yer alan kablo ve cihazlardan kaynaklanabilir. Arizanin giderilebilmesi icin bu alanlari kontrol ettirmenizi rica ederiz. Sorun duzelmezse lutfen bizimle tekrar iletisime gecin.

Tabi o arada 2-2,5 aylık kullanamadığım internetin faturaları düzenli olarak ödendi. Başta bununla ilgili kayıt oluşturup bunların bana iade durmunu sorduğumda herhangi bir geri dönüş yapmadılar. En sonlarda TurkNet'en bir yetkili arayıp elektrikçi çağırmam gerektiğini ve bağlantıyı anastre kutusuna kadar kontrol ettirmemi ve elektrikçinin bağlantıyı yapması gerektiğini söyledi. Dediğini yaptım. Elektrikçinin dediğine göre bizim eve gelen telefon kablosunda sıkıntı varmış. Alt kattaki komşuya giden ve kullanılmayan telefon kablosunu bize çekti. Direkten bize çektiği eve gelen bağlantıda sıkıntı olmadığını ama direkteki saha dolabına giden bağlantının yapılmadığını bunu ancak TürkTelekom'un yapabileceğini söyledi. Daha sonra ne TT ekibi geldi ne de TurkNet'ten bir arayan soran oldu.

Bu süre içinde evde sabit internet olmadığından internet öncesi devre dönüldü. Mobil internet devri ile interneti kısıtlı kullanmayı öğrendim. Zorunlu durumlarda telefonu hotspot olarak kullandım.

Bu durumdan sadece ben değil ev halkı da etkilendi tabi. Ev ahalisi bana yüklendi, birşeyden anlamadığımı ima ettiler. Ama PC'leri toplayan modem ayarlarını yapan tüm sorunları çözen "ben" bir anda tüm sorunların kaynağı oldum. 😀 O arada garip bir ruh haliyle buradaki üyeliğimi de sildim. Sonra işte krize girmişim hastaneye yatırmışlar. Yok yok. Şaka tabi. Aslında haberlerdeki olaylara bakılırsa olması muhtemel çok normal bir durum ama neyse. 😀

Son bir denemede bulunup bizim ilçedeki Türk Telekom Şefliği'ne gittim. Durumu anlatıp ekiplerin gelmediğini söyledim. Görevli sisteme baktığında en son ki arıza kaydının bir ay önce açıldığını söyledi. Çaresizce ne yapmam gerektiğini sorunca, cevabı içinde gizli bir şekilde TurkNet'le irtibata geçmemi, eğer TurkTelekom'un abonesi olsaydım yardım edebileceğini söyledi.

Cayma Bedeli

O arada TurkNet'e geçerken TT da internet taahhütüm dolmuş ama telefonunki dolmamıştı. Yaklaşık 240 TL cayma bedeli geldi. Biraz araştırdığımda iki yıldan uzun süreli taahhütlerde tüketici hakem heyetine başvurup bu bedeli iptal ettirenlerin olduğunu gördüm. Şansımı denemek istedim. Aslında amacım süreci uzatıp en kötü ihtimalle daha sonra, 5-6 ay kadar sonra ödemekti. Tabi ki başvurum olumsuz sonuçlandı ve TT haklı olduğu görüldü. Ama süreci uzatmıştım. Nasıl olduğunu hatırlamıyorum ama belli bir süre sonra icrai işlem başlatıldı ve bu bedel 550 TL civarına çıktı. Tabi artık durum hukuki sürece girdiğinden hemen Türk Telekom Genel Müdürlüğü'ne gidip istenilen miktarı yatırdım. E-devletten kontrol ettiğimde 0,01 TL nin yani 1 kuruşun yatmadığını gördüm ki parayı yatırırken görevliden herhangi başka bir borcumun olmadığı teyitini almıştım. Avukata daha doğrusu katibine durumu anlattığımda sistemde 0,01 TL nin kaldığını ve bunu ödemem gerektiğini söyledi. 😀 Önceden kendimi hazırladığımdan sinirlenmeden sakin ve doğal bir ses tonuyla sistemde sorun olmuş olabileceğini istenilen para miktarının hepsini yatırdığımı söyledim. Sonunda genç bayan durumuma acımış olacak ki borcumu sistemden sildiğini söyledi. E-devlette açılan icra dosyasını sorduğumda ilgili yere yazı göndereceklerini ve bir süre sonra dosyanın takipsizlikten düşeceğini söyledi.

19/09/2017 tarihinde açılmış olan dava dosyası şu an e-devletten sorgulattığımda hala açık görünüyor. En azından borcumun olmadığına dair TT Genel Müdürlüğü'nden faturamı ve gerekli belgeleri aldım. Bu sıralar üniversite sınavlarının yoğunluğundan pek önemsemedim. Tekrar avukatla irtibata geçip buraya gelişmeleri eklerim.

TurkNet Abonelik İptali ve TurkTelekom'a Geçiş

En sonunda isteme istemeye de olsa TurkTelekom'a geçmekten başka bir seçeneğimin olmadığını kavradım. Hattımı taşıtmayı deneyerek süreden kazanmayı denedim. Öncelikle TurkTelekom Müdürlüğüne gidip durumu anlattım. Bilgilerimi sorguladıklarında direkt geçiş işleminin mümkün olmadığını önce telefonu geçirmem gerektiğini sonra internetin geçiş işleminin yapılabileceği söylendi. Gerekli formlar doldurulup bir hafta içinde telefon hattımın geçişi tamamlandı.

İnternet için TurkTelekom müşteri hizmetlerini arayıp durumu anlattım. Ama hattımın devre numarasını verdiğimde hata oluştuğunu TurkNet üyeliğimi iptal ettirmem gerektiği söylendi.

İptal dilekçesini kimlik fotokopisiyle TurkNet'e faksladım. Hemen sorumlu bir firma olarak(!) dilekçemin istenen formata uygun olmadığından iptal işlemini gerçekleştiremediklerini ve dilekçe örneğini mail ile göndereceklerini söyler bir mesaj aldım. Tabi ki öyle bir mail gelmedi. Bununla ilgili arıza kaydına da geri dönüş yapmadılar elbette.

İnternette zorlu bir araştırmadan sonra istenilen dilekçe örneğini buldum:

TurkNet İptal Dilekçesi Örneği

Tekrar iptal başvurusu yaptım ve işlemin başlatıldığını bana geri dönüş yapılacağına dair bir bilgi mesajı daha geldi.

Sonraki günlerden birinde sanırım cep telefonumu evde şarja bırakma gafletinde bulundum ki o sırada, mesai saati bitimi, ben kısa süre için dışarıdayken TurkNet'ten aramışlar. Kardeşim benim yerime telefonu açmış ve ne zaman geleceğimi sormuş arayan temsilci. Kardeşim ben dışarıdayken bana ulaşamadığından net bir cevap verememiş ve temsilci de yarın tekrar aranılacağımı söyleyip görüşmeyi bitirmiş.

Sonraki gün geri dönüş yaptıklarında ilçedeki salı pazarında alışveriş yapmaktaydım. Hatta yanlış hatırlamıyorsan 20 TL lik hamsi almıştım. Kilosu 15 TL idi. Gereksiz ayrıntı olduğunu biliyorum ama söylemeden edemedim. 😀 Ben hamsinin parasını verirken bizimkiler uzaklaşmış. Gözüm o kalabalıkta bizimkileri ararken tam onları gördüğümde kalabağın ortasında bir çağrı geldi. Elbette mükemmel zamanlamayla gelen çağrı TurkNet'tendi. Aradıklarında yine mesai bitimine yakın bir zamandı sanırım.

Konuşmanın içeriği belli abonelik iptali. Neden üyeliğimi iptal ettirmek istediğimi sordu. Ben de kalabalığın o sıralar biraz seyreldiği anda sakin bir şekilde durumu izah ettim. Karşıdaki görevli bana yardım etmek için aradığını söyledi. Herhalde azarlayacağımı sandı. 😀 Tabi ben iptalin bir an önce bitmesini istediğimden ne sesimi yükselttim ne de argo konuştum. Daha sonra arkadaş çok güzel bir öneride bulundu. Öyle ki 2,5-3 ay kullanamadığım, maddi/manevi sıkıntısını çektiğim ve üstüne de faturalarını ödediğim internet hizmetimin iptali yerine dondurulmasını önerdi. TurkTelekom'a geçsem de yine arızamın yapılmayacağını ve o sırada sorunu halletmeye çalışacaklarına benzer bir şeyler söyledi. Önerisindeki mantık hatasını anlayamayan temsilciye tekrar mümkün olduğunca sakin kalmaya çalışarak doğal ses tonuyla "Sadece üyeliğimi iptal ettirmek istiyorum." dedim. Sonra işlemin yapılacağını söyleyip görüşmeyi bitirdi.

En sonunda internete kavuştum. Arada ilginç ayrıntılar var ama artık onlara girmek istemiyorum. Yeterince uzun ve gereksiz ayrıntılarla dolu bir yazı oldu. Son sözü size bırakıyorum. 🙂

#turktelekom #turknet #abonelikiptali #taahhüt #abonelik #fesih #akış

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 12 / 43
  • serifcakir @serif49

    arkadaşlar; yaptığım bir tespit ver ki uzun süre inanmak istemedim, şöyle ki;
    dsl yayını henüz başlamamış, (belli bölgelerde vardı örnek şişli mecidiyeköy vs.) 146 üzerinden bağlandığımız yıllar (hey gidi :D)

    semtimizde ilk dsl aboneliği başvurusunu yaptığımı bilirim. efendim , dsl geldi telefon hattı iki oldu vs. internet var ile yok arası bir şey. nedenini araştırayım dedim telekomun işleri baktım net stabil değil iptal istedim. başladılar ikna çalışmalarına kablo bilmemnesi vs. binlerce mazeret, hup evin dibinde yinede yalanların bini bir para neyse, iş uzadı iptal işlemleri uzunca sürümcemelerden sonra iptal gerçekleşti.

    derken smile internet eski adıyla bilinen ekolaydan bozma (dsmartnet) belası geldi beni buldu. 2 yıl ömrümü çürüttüler, neyse ki tam net stabil oldu derken otomatik tahüt yenileme denilen sıkıntılar baş gösterdi. smail yinede fena değildi biryere kadar, ne zaman ki dsmart net oldu işler sarpa sarmaya balşadı. dsmart ile internet birarada tabi önce sizi kullanmadığınız telefondan kurtarıyoruz diye yalın internet kazığı başladı. dsmart + internet oldu size dsmartnet fatura oldu ikikat. tabi bunda da otomatik tahüt güncellemeler ve daha ki yıllarca kurtulamama sebep olan sıkıntılar.

    neyse bir gün bir telefon geldi ve telekom adına avukat bürosu ile uğraşmalarım sonucu bana yaklaşık 950tl. (9 yıl öncesine göre) ödedim tabi (paşa paşa).
    dsmarttan da türknete geçtimgeçeli hız gırafiğimde öyle değişimler oldu ki sinirden günlerce pc den nete girmedim.

    bir servis elemanı tanıdığım vardı, kendisinden bazı teslri birlikte gerçekleştirmek istedim. sağolsun normalde yasak olmasına rağmen testleri gerçekleştirdik.
    bu arada kedi yaptığım tstler de var.

    sonuç şu çıktı:

    1--sıviç ile ev arasında vdsl alabiliyorum (telekom imkansız diyordu)
    2--ev ile ankastre (kapıdaki kutu) arasında gecikm sırıra yakın.

    bunu tekomun uzman yetkililerine bildirdim.
    gelen saha elemanları beni tanımasına rağmen ikna çalışmaları, tabi türknet müşterisi olduğumdan fazlada kale almamaya çalıştılar.
    kendileri de benim haklı olduğumu söylediler fakat hattın bağlı olduğu kanalda böylesi bir hatanın olacağını söyleyip (benden hariç 9 abone daha var o hatta) hızımız yarı yarıya düştü.
    bu nokta ile virgül karakterlerden ne kadar rica etsende ve hatta tartışsam da hattımı eskiye çevirmediler.

    en son beni sık, sık arayarak yaşadığım hız sorunlarının giderilmesi için yadımcı olmak istediği belirten telekom yetkililerinin seskaydını alarak ve türknet yetkililerini aramama rağmen,
    hızım eh işte denilecek nokta.
    12 mb - 14 mb arasında gelip gidiyor, hee arada 6-7 vs. alıştık artık.
    tekno seyire katılan yetkili keşke bu yazıyı da okusa!..

    • serifcakir @serif49

      edit:
      aklımda 850tl. kalmış dosyaları kurcalarken farettim:
      850tl. modem ücreti (modem demeye şahit lazım , sözde hediye ettikleri)
      185tl. fatura ve gecikme faizi
      225tl. avukatlık ücreti.
      yukarıdaki toplam para teker teker posta aracılığıyla ödendikten sonra, (ödeme masrafı bana ait)
      harici gelen cezalar vs.

    • /\ @verax

      Hocam geçmiş olsun. Aynı durum, dış kapının mandalı bir müşteri gibi hizmet verilmeyi Turknet abonesiyken yazıda belirttiğim ilk gelen TT ekibinden ben de yaşadım. TT ye geçtiğimde gelen kurulum ekiplerinin samimi ve içten tavırlarını görseniz şaşarsınız. O arada ne olur ne olmaz diye onlara önceden Turknet'te olduğumu söylemedim. Sadece arıza olduğunu, yapılamadığını ve benim de en sonunda hattı kapattırdığımı söylemiştim.

    • serifcakir @serif49

      @tortoise teşekkürler
      onların istediği tam olarak budur., "benden daha iyi kimse hizmet vermiyor" ispatına zorlamadır

    • serifcakir @serif49

      edit: telekomdan aradılar sınırsız kotasız fln teklifler başladı bilginize...

  • cemal yılmaz @cyilmaz27170041

    Bende bir TURKNET abonesiyim. Yazını okuyunca sanki anılarım tazelendi. Senin yaşadığın serüvenin içindeyim şu anda. benim internetimde yaklaşık 1,5 aydır yok bende düzenli ödeme yapmaya devam ediyorum. Yaptığım hesaplamalara göre 15 günlük bir sabrım kaldı.
    Birde bunlardan internet alırken MODEM almak hatasını da yaptım. Çalışan modem durup dururken bozulmuş Olmayana teknik destek ekiplerinin tespitine göre !!! Lafı çok uzatmayacağım. Ben TURKNET şirketini seçmemek için bir kaç madde yazmak istiyorum,
    1- En önemlisi... Müşteri hizmetleri diye bir hizmeti yok. Telefondaki robotu anlamaya çalış. anlayabilirsen
    2- Bıraktığın arıza kaydı 2 iş gününün sonunda mail olarak atılıyor bazen aranıyor. hep oyalama taktikleri.
    3- Teknik destek ekibi sadece kontrol yapıyor. bağlantı hat sana ait. elektrikçi, çağır güzel bir ödeme yap.
    4- Neymiş interneti istersen donduruyormuşsun. Ayın sonunda yapabilirsin sadece. !!!
    5- Sakın MODEM almayın eski model fakat yeni fiyatlı bir MODEM geliyor. Modem bozuldu3 ay içinde şimdi göndereceğim adres atmalarını bekliyorum 1 haftadır.
    6-Birde sabırlı değilsen işin zorrrr

    • /\ @verax

      Yazıda değinmedim ama süreci hızlandırmak için farklı bir numaradan sadece yeni abonelikte çıkan TurkNet'in müşteri temsilcisine durumu anlatabilir ve modem arızası için adresi sorabilirsin. Bu yöntemle devre numarasını teyit etmiştim. Bir de hem sistemden hem de müşteri temsilcisine, eğer temsilciyle konuşursan, abonelik iptali sonrası ne kadar bedel ödeyeceğini sorabilirsin. Buna göre aboneliğinin iptalini düşündüğünü söylersen de sorunun çözümüne biraz daha ivme katarsın. Tabi müşteri temsilcisinin yardım edeceğinin garantisini veremem. Umarım en kısa sürede sorunun çözülür.

  • cemal yılmaz @cyilmaz27170041

    ilgin için teşekkür ederim. Maalesef Şirketler müşteri odaklı çalışmaktan vazgeçip, insan odaklı çalışmaya başlarlarsa daha kazançlı çıkacaklarının farkında değiller.

  • Muhammet Özat @muhammet-ozat

    Arakdaşlar bişey sorcam iptal dilekçesinde kimlik fotokopisi ne gerek var mı ?