Android uygulamaları için beta programları

Android uygulamaları için beta programlarına kayıt olmak maalesef iOS'te olduğu kadar basit değil. iOS'te, Apple'ın yayınladığı TestFlight uygulaması sayesinde betasına kaydolmak istediğiniz uygulamayı kolayca bulabilirken Android'de geliştiricilerin yayınladığı bağlantıları bulmanız gerekiyor. Üstelik bu işlemi her bir uygulama için tek tek yapmanız gerekiyor ve takdir edersiniz ki oldukça tatsız bir işlem. Elbette her uygulama için bu durum geçerli değil, bazı uygulamaların beta programları ayrı bir uygulama olarak Google Play Store'dan kolayca indirilebiliyor.

Bu tatsız işlemi daha tatlı küçücük, minicik, şirin ve basit bir hale getirmek için Android platformunda bulunan uygulamaların betalarına doğrudan katılabileceğiniz bağlantıları sizin için derliyorum.

*Normalde uygulamaların Google+ Topluluk sayfalarına da kaydolmak gerekiyor ancak Google+ servisi Nisan 2019 tarihi itibariyle kapatılacağı için doğrudan betaya kaydolmak mümkün.

 

Android için Microsoft beta programları

 

Android için Alphabet (Google) beta programları

 

Android için Facebook beta programları

 

Android için diğer tarayıcı beta programları

 

Android için diğer elektronik posta beta programları

 

Android için diğer VPN beta programları

 

Android için diğer klavye beta programları

 

Android için diğer sosyal medya ve mesajlaşma beta programları

 

Android için diğer ses ve görüntü oynatıcıları beta programları

 

Android için diğer launcher beta programları

 

Neden bir beta programına kaydolmalıyım?

Beta programlarına kaydolmak eğlencelidir, çünkü geliştiricinin uygulamanın gelecek sürümlerinde eklemeyi planladığı yeni özellikleri ilk olarak keşfedebilir ve uygulamanın daha iyi bir noktaya gelmesi için geribildirimlerinizle katkıda bulunabilirsiniz. Ancak bunun yanında bazı potansiyel sorunlarla da karşılaşmak mümkün; uygulama veya yeni özellikler henüz kararlı bir şekilde çalışacak kadar olgunlaşmamış olabileceğinden dolayı bazı sorunlarla karşılaşabilirsiniz.

 

Siz de yorumlarınızla listenin geliştirilmesine katkıda bulunabilirsiniz. Liste ilk başta oldukça kısa ancak sizlerin katkılarıyla çok daha kapsamlı olacaktır.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Windows 10 Canlı Kutucuklar ölüyor

Geçtiğimiz hafta, adı Windows olmayacak olsa da basın tarafından Windows Lite olarak adlandırılan Microsoft'un yeni işletim sisteminde canlı kutucukların bulunmadığına dair küçük bir bilgi paylaşmıştım. Hatta Umut hocanın günlük haber başlıklarını derlediği gönderide de uyarı olması için ekstra belirtmiştim.

 

Görünüşe göre gelecek güncellemelerde masaüstü ve dizüstü cihazlarda kullandığımız Windows 10'dan da canlı kutucuklar gidecek gibi duruyor. 2009 yılında Windows Phone ile ilk defa hayatımıza giren Canlı Kutucuk özelliği şimdilerde Microsoft'un hayatından çıkartmaya çalıştığı bir özellik gibi duruyor.

 

Windows 10'un bir sonraki büyük özellik güncellemesi olacak olan 19H1'in (söylentilere göre resmi güncelleme adı Nisan 2019 Güncellemesi olacak) Insider sürümünde uygulama kurulumu ardından gelen bildirimde başlata sabitleme özelliği kaldırıldı.

 

 

Windows 10'un mevcut sürümlerinde bulunan Başlangıç'a sabitle butonunun gitmesi, masaüstü ve dizüstü cihazlarda kullandığımız işletim sisteminde de canlı kutucukların gidici olduğunu gösteriyor.

 

 

Elbette 19H1 güncellemesi ile birlikte radikal bir karar alınıp Canlı Kutucuklar işletim sisteminden kaldırılmayacak, bu değişiklik zaman içerisinde gerçekleştirilecek gibi gözüküyor.

Canlı kutucukların işletim sisteminden kaldırılması için Microsoft'un ikna edici sebepleri olabilir; ilk olarak canlı kutucuklar kimse tarafından kullanılmıyor. Elde edilen kullanım oranlarına bakıldığında kullanıcılar hala bilgisayarında bulunan yazılımlara ulaşmak için masaüstünü ağırlıklı olarak kullanıyorlar. Ayrıca Microsoft için Windows 7 kullanıcıları hala Windows 10'a geçiş için ikna edilmeyi bekleyen büyük bir kitle. Bu kitleyi ikna edebilmek için canlı kutucukların işletim sisteminden kaldırılması ve görsel olarak Windows 7'yi daha çok andırması bir seçenek olabilir. Canlı Kutucuklar en başından beri tablet ve dokunmatik cihazlar için tasarlanmış bir kullanıcı arayüzüydü. Ancak Microsoft'un gelecek planlarında kullanacağı ekrana göre adapte olabilen CShell arayüzü bunu kendi başına yapabiliyor olacak. Tüm bunların yanında Microsoft günümüzde son kullanıcı odaklı pazarlama çalışmaları gerçekleştiriyor olsa da temel kitlesi ticari işletmelerden oluşuyor. Canlı Kutucukların ise ticari işletmeler tarafından sevilmediği bir gerçek, bu da hala bu işletmelerin Windows 7 kullanmasına neden oluyor.

 

Windows Lite tarafında ise henüz sızmayan Webshell adlı Windows 10'a benzemeyen bir kullanıcı arayüzü bulunuyor. Canlı Kutucuklar, geliştiriciler tarafından çok az kullanılan bir özellik. Baktığımızda Win32 tabanlı uygulamalar için bile destek varken, geliştiriciler Canlı Kutucuklar ile muhatap olmuyorlar.

 

Microsoft, yeni cihaz kategorileri üzerinde çalışırken bu cihazlar için yeni kullanıcı arayüzleri için de çalışıyor. Katlanabilir ultramobil bilgisayar (Andromeda) için geliştirilen Polaris'i bu başlıkta hatırlayabiliriz. 2009'dan beri pek bir değişikliğe uğramayan Canlı Kutucuklar nihayet aramızdan ayrılıyor gibi görünüyor. Peki siz ne düşünüyorsunuz? Microsoft yeni katlanabilir cihazlar ve tablet cihazlar için nasıl bir kullanıcı arayüzü hazırlıyor olabilir? Yorumlarda tartışalım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Raw @raw

    Windows tabletlere ne olacak?

  • Six @six

    Windows 10 Lite çıktı mı?

    • Tolga Altaş @tolgaaaltas

      Windows 10 Lite diye bir ürün yok hocam. Basın tarafından Windows Lite olarak anılan işletim sisteminin nihai adında "Windows" bile olmayacak. Bu yeni işletim sistemi iOS ve ChromeOS gibi mobil odaklı işletim sistemi. Ultramobil bilgisayarlar, tabletler ve cep telefonları için var olacak. Windows 10; masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar için varlığını sürdürürken Windows Lite olarak anılan işletim sistemi diğer cihazlar için var olacak. Bu durumu Apple'ın macOS ve iOS'i ile benzeştirebilirsiniz. İki farklı işletim sisteminden söz ediyoruz ancak aynı çekirdeği kullanarak birbirleriyle entegre olarak çalışacaklar. Temelde tüm Microsoft işletim sistemlerinin tabanında Windows Core OS bulunuyor olacak.

    • Six @six

      @tolgaaaltas Anladım teşekkürler. Bir ara LTSB muhabbeti vardı. Onu Lite diye piyasaya sürerler sandım.

    • Tolga Altaş @tolgaaaltas

      @six LTSB'yi şu anda edinebilirsiniz ancak ben abartıldığı kadar olduğunu düşünmüyorum. Tercih meselesi tabi. Bazı arkadaşlar takıntılı olduğu için içlerini rahatlatmak için iyi olabilir.

  • Mustafa N. @mustafanr

    Ulan zaten hava durumu son gelen iki üç güncellemedir çalışmıyordu,ben gayet aktif kullanıyordum iyi bir özellikti uygulamaya girmeye hiç gerek kalmıyordu.

  • Ouxhax @ouxhax

    Neden getiriyorsun, sonra niye kaldırıyorsun. 😀 Sevdiğim nadir özelliklerdendi.

    "Ooo yeni bir b** yaptım, nasıl olmuş? Bundan sonra böyle."

    "Oooo yeni bir b** daha yaptım, bu öncekinden daha iyi, nasıl olmuş? Bundan sonra böyle."

    • Tolga Altaş @tolgaaaltas

      10 yıl oldu. Sanki bir yılda kapatılmış bir Google servisi gibi konuştunuz.

    • Ouxhax @ouxhax

      @tolgaaaltas zamanla alakalı bir göndermede bulunmadım ki. Diğer cihazları bilmiyorum, Windows 8'i masaüstünde yanlış hatırlamıyorsam ilk defa 2012-2013 yıllarında yüklemiştim. Zaten önceden bulunmayan bir özellikti ve kimse talep etmiyordu. Kendileri yumurtlayıp tüm dünyayı yeni tasarımları üzerine kurgulamadılar mı? Sağdaki bildirim panelinden daha fazla işime yarıyor. Uygulamaları tek tek açmadan görüyorum işte. O zamanlara ait e-postaları, tanıtım sayfalarını, resimleri vs daha geçen hafta sildim. Övgü dolu minnak minnak kutular sivri köşeler ıvır zıvır içi dolu turşucuk capcanlı diye diye kafa ütüledikten sonra böyle olunca tüm hepsi boşuna mıydı diye sorasım geliyor. 7 kullanıcıları, ticari işletmeler falan deniliyor peki ben ne olacağım bak o yeni ürün propagandaların bana tesir etmiş kullanıyordum gül gibi. 🙂 Bakalım ne olacak.

    • Tolga Altaş @tolgaaaltas

      @ouxhax Yerini alan bir şey gelecek ancak ne olduğu henüz aktarılmadı.

Twitch kullanıcı adımı nasıl değiştiririm?

Kullanıcı adı seçmek her zaman zor bir tercihtir. MSN Messenger döneminde çok daha genç yaşlarda alınan yaralıstayla65 gibi kullanıcı adları ilerleyen dönemlerde pişmanlıkları da beraberinde getirmişti. Canlı yayın platformu olan Twitch'in de kitlesi oldukça genç ve bu pişmanlığa sahip bir kitleye olarak biliniyor. Ancak Twitch kullanıcı adınızı değiştirmek çok basit bir işlem. TeknoSeyir Blog rehberine göz atarak Twitch kullanıcı adınızı nasıl değiştireceğinizi adım adım öğrenebilirsiniz.

 

  1. Twitch hesabınıza giriş yapın.
  2. Profil ayarlarınızın bulunduğu sayfayı açın.
  3. Sayfayı aşağıya doğru kaydırın ve Kullanıcı adı satırındaki düzenle butonuna (kalem ikonuna) tıklayın.
  4. Açılan penceredeki form alanına almak istediğiniz yeni kullanıcı adını yazın.
  5. Eğer almak istediğiniz yeni kullanıcı adı başkası tarafından kullanılmıyorsa form alanının sağında yeşil onay tikini görebilirsiniz.
  6. Güncelle butonuna tıklayın.
  7. Twitch hesabınızın şifresini girin ve işleminizi tamamlayın.

 

Kullanıcı adınız ve kanalınıza ait uzantı, değişikliğin ardından otomatik olarak güncellenecektir. Takipçileriniz ve aboneleriniz bu değişiklikten etkilenmeden sizin kanalınızı takip etmeye devam edecekler.

Ancak Twitch adınızı değiştirmeden önce iyi karar vermeniz gerekiyor, çünkü Twitch kullanıcı adınızda bir değişiklik yaptıktan sonra 60 gün boyunca tekrar yeni bir değişiklik gerçekleştiremiyorsunuz.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Xiaomi akıllı telefonlarında uygulama içi reklamları kapatın

Xiaomi donanımları, diğer donanım üreticilerine kıyasla ucuzdur. Bunun sebeplerinden bir tanesi ise firmanın yalnızca donanım ile gelir elde etmeyişinden kaynaklanmaktadır. Geliştiricisinin Xiaomi olduğu cihazların içerisinde yer alan reklamlar ile firma, reklam gösterimi gerçekleştirerek kendine ek gelir sağlamaktadır. Bu durumda firmanın siz cihazı kullandığınız sürece sizden gelir elde etmesine neden olmaktadır.

Eğer bir Xiaomi hayranıysanız, akıllı telefonunuzda bulunan uygulamaların içerisinde yer alan reklamları kapatmak istemeyebilirsiniz ancak çoğu kullanıcı bu reklamları görmek istemeyecektir. Xiaomi akıllı telefonlarında bulunan Dosya Yöneticisi, Müzik, Güvenlik, İndirilenler ve Tarayıcı uygulamalarında bahsettiğimiz uygulama içi reklamlar bulunmaktadır. Dilerseniz rehberimize geçerek adım adım tüm bu reklamları uygulamalar içerisinden kapatmaya başlayalım.

Bu rehberin MIUI 10 temelli olarak hazırlandığını unutmayın, daha üst veya alt sürüme sahip MIUI cihazlarda bu adımlarda veya ifadelerde değişiklikler olabilir.

 

Tarayıcı uygulamasında reklamları kapatma

  1. Tarayıcı uygulamasını açın.
  2. Uygulamanın sağ alt köşesinde bulunan seçenekler (üç çizgi) butonuna tıklayın.
  3. Açılan seçenekler arasından Ayarlar'a tıklayın.
  4. Açılan Ayarlar sayfasından Gizlilik & güvenlik seçeneğine tıklayın.
  5. Açılan Gizlilik & güvenlik sayfasından Sizin için önerilen seçeneğini kapalı konuma getirin.

 

Dosya Yöneticisi uygulamasında reklamları kapatma

  1. Dosya Yöneticisi uygulamasını açın.
  2. Uygulamanın sol üst köşesinde bulunan seçenekler (üç çizgi) butonuna tıklayın.
  3. Açılan seçenekler arasından Ayarlar'a tıklayın.
  4. Açılan Ayarlar sayfasından Hakkında seçeneğine tıklayın.
  5. Açılan Hakkında sayfasından Öneriler seçeneğini kapalı konuma getirin.

 

Müzik uygulamasında reklamları kapatma

  1. Müzik uygulamasını açın.
  2. Uygulamanın sol üst köşesinde bulunan seçenekler (üç çizgi) butonuna tıklayın.
  3. Açılan seçenekler arasından Ayarlar'a tıklayın.
  4. Açılan Ayarlar sayfasından Gelişmiş ayarlar seçeneğine tıklayın.
  5. Açılan Gelişmiş ayarlar sayfasından Tavsiyeleri al seçeneğini kapalı konuma getirin.

 

İndirilenler uygulamasında reklamları kapatma

  1. İndirilenler uygulamasını açın.
  2. Uygulamanın sağ üst köşesinde bulunan seçenekler (üç nokta) butonuna tıklayın.
  3. Açılan seçenekler arasından Ayarlar'a tıklayın.
  4. Açılan Ayarlar sayfasından Önerilen kaynaklar seçeneğini kapalı konuma getirin.

 

Güvenlik & temizlik uygulamasında reklamları kapatma

  1. Güvenlik uygulamasını açın.
  2. Uygulamanın sağ üst köşesinde bulunan seçenekler (çark) butonuna tıklayın.
  3. Açılan seçenekler arasından Tavsiyeleri al seçeneğini kapalı konuma getirin.
  4. Temizleyici ayarları seçeneğini açın.
  5. Açılan seçenekler arasından Tavsiyeleri al seçeneğini kapalı konuma getirin.
  6. Hızı arttır seçeneğini açın.
  7. Açılan seçenekler arasından Tavsiyeleri al seçeneğini kapalı konuma getirin.

 

Ayarlar uygulamasında reklamları kapatma

  1. Ayarlar uygulamasını açın.
  2. Sistem & Cihaz ayarları altında bulunan Ek Ayarlar seçeneğini görüntüleyin.
  3. Açılan seçenekler arasından Gizlilik'e tıklayın.
  4. Açılan Gizlilik sayfasından Reklam servisleri seçeneğine tıklayın.
  5. Açılan Reklam servisleri sayfasından Kişiselleştirilmiş reklam önerimi seçeneğini kapalı konuma getirin.

 

Temalar uygulamasında reklamları kapatma

  1. Temalar uygulamasını açın.
  2. Profilinizi (sağ alt) görüntüleyin.
  3. Açılan seçenekler arasından Ayarlar'a tıklayın.
  4. Açılan Ayarlar sayfasından Önerilenler seçeneğini kapalı konuma getirin.

 

Daha önceki MIUI sürümlerinde her ne kadar bu seçenekleri kapatsanız da kullanıcılar reklam gördüğünü belirtse de MIUI 10 ile ben seçenekleri kapattığımda herhangi bir sorun reklam gösterimi ile karşılaşmadım. Siz de yukarıdaki adımları takip ederek Xiaomi markalı Mi, Redmi veya A serisi modellerde veya Pocophone cihazlarınızda reklam gösterimini durdurabilirsiniz. Eğer bu rehber ile ilgili sormak istediğiniz sorular varsa TeknoSeyir Sosyal'e buradan ücretsiz üye olup gönderi altına yorum yaparak sorabilirsiniz.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 22

Bir DC severin gözünden: Aquaman değerlendirmesi

28 Aralık itibariyle Aquaman Türkiye'de vizyonda yerini aldı. İlk olarak Asya pazarında güzel bir açılış yapan film, ardından Amerika'da da güzel bir ivme ile seyircilerle buluştuktan sonra bizlerin de gözünü şenlendirmek üzere bu bakir toprakları suladı.

Süper kahraman filmleri ile bir geçmişiniz varsa (Marvel değil, süper kahraman) Aquaman ile ilişkinizi bir sonraki adıma taşıyabilirsiniz. Ben ayrım yapmadan DC ve Marvel filmleriniz izliyorum ancak kendimi DC evrenine daha yakın buluyorum. Bunun en temel sebebi ise evrenin çok daha ciddi tonlara sahip olması. Marvel'da çok önemli bir anda bile esprilerin gelmesi ve renk paletinin çok açık olması beni rahatsız eden unsurlardan. Marvel'ın senaryo işleyişi ise beni çileden çıkartıyor ancak bunlar öznel sebepler, Marvel izleyenler taşlamasın.

Eğer bir Marvel evreni tutkunu iseniz ve Zack Snyder'ın DC'ye armağan ettiği o ciddi tondan pek haz etmediyseniz buyurunuz efendim; Aquaman sizin için geliyor. Ancak Aquaman'in, Marvel filmlerine göre en güçlü yönü görselliği bunu baştan belirtmek gerekiyor. James Wan, Zack Snyder'ın tarzını çok iyi benimsemiş ve bazı noktalarda çok iyi uygulamış. Ancak tümüyle değil.

Şimdi filmi birkaç adımda ele almak istiyorum sevgili okur. Bunlar; müzik, görsel, senaryo ve diyalog. Bunlar haricinde elbette sizin sorularınızla başka şeyler de ekleyebilirim. Hadi bence filmin en zayıf halkalarından biriyle başlayalım.

Müzik

Efendiler; müzik bence Aquaman'in zayıf halkalarından birisi. Darılmayın ve gücenmeyin ama bu kulaklar DC evreninde Hans Zimmer ile piştikten sonra Aquaman'in müzikleri ile şenlenmeye razı gelmedi. Aquaman'in dram müzikleri gayet güzel, ancak savaşta kullanılan müzikler kesinlikle sahneyi şahlandırmıyor. Hans Zimmer'ın MoS için yaptığı Arcade veya Bvs için yaptığı Fight Night ile Do You Bleed?'i değil yani. Ama bakın tamamen bu konuda sıçmış batırmış diyemiyorum, dramdaki müzikler gayet güzel, sahneyi güzel arşa çıkartıyor. Ben savaş veya dövüş sahnelerinde yaylı ve vurmalı çalgıların daha baskın olmasını arzu ederdim. Ama dramda kullanılan üflemeli çalgılar su temasını güzel yansıtıyor.

Müziklerde en olmaması gereken şey ise maalesef bu filmde var: sanatçı müziği. Bu sanatçı müziği dediğim şey nedir? Hali hazırda popüler olan bir şarkıyı alıp filme koymak. İşte bu DC'nin Marvel izleyicilerine bir göz kırpması aslında. Gel vatandaş gel diyor. Benim için bu durum ters bir tepki yaratıyor. Bence filmin yarattığı güzel atmosferi bozan bir durum bu, ben kabul edemiyorum. Neyse ki Marvel kadar baskın değil bu durum. Yalnızca iki tane vardı yanlış hatırlamıyorsam. Onlar da neyse ki filmin aydınlık tonlarının olduğu yerlerdeydi (yani benim sevmediğim kısımlar).

Yalnızca müzikleri değerlendirmek gerekirse puanım 6.3 olurdu sanırım. Kesinlikle söylüyorum müzikler rezalet değil, olması gerektiğinden daha arkaplanda kalmış sadece. Bence daha baskın bir müzik kullanımı yapılabilirdi.

Görsel

James, sen beni çok eğlendirdin yahu, ama sadece su altında. Daha önce de bahsettiğim gibi ben Zack'in karanlık tonunu gerçekten seviyorum. Bununla birlikte Zack'in ışığı önde kullanma, lens flare efektleri, geniş açılı çekimleri, tek plan ile dövüş sahneleri ve ağır çekim kısımları birer imza niteliğinde. Peki Marvel'a yaklaşan Aquaman'de bunlar nasıl? Var be, iyi ki de var. Aquaman'in yeryüzünde geçen kısımları bence olması gerektiğinden fazla aydınlık. Arthur'un babasına ait evi, çöl sahneleri ve şişe ile saklı kenti bulmaya çalıştıkları yer. Gözlerim kızarıyor belki de hala, buralarda yapılan çekimler de, renk paleti de bence ortalama özene sahip. James daha çok su altına odaklanmış ve çok iyi bir karar vermiş. Su üstü Marvel izleyicilerine, su altı ise DC izleyicilerine göz kırpmış yani. Tonlar çok açık ve dolgun, bu beni rahatsız ediyor. Hele bu saklı şehri bulmak için bulundukları adadaki tek plan dövüş sahneleri, James bu olmamış işte. Tek plan kaçış veya dövüş sahnesi çekmek zordur, ne derseniz katılırım. Ancak burada dar bir alan yerine geniş bir alanda çekim yapılmış. Bu da sahnelerin çekimi için derinlik düzleminde hareketlerin gerçekleştirilmesini zorunlu kılıyor. Peki bu geçişler iyi mi? Bence görsel düzeni bozuyor. Bu bir tercih ama bence yapılmaması gerekiyordu. Filmin başında aksiyon olmadığı sahnelerde de tek plan görüyoruz. James galiba bunu bir tarz olarak  belirlemiş ancak ben buralarda da kullanımını sevmedim. Kimi zaman su içerisinde kameramız tek planda kalıyor, kimi zaman Arthur'un baba evinde. Ama bence bu tek planlar hikaye anlatımında önemli bir detay taşımıyor. Yani olmasa da olur. Belki sevmediğim başka kısımlar da vardı ama şimdi aklıma getiremedim.

Gelelim şaheser kısımlara; su altı dünyası DC evrenine saygı duruşu yapılacak şekilde karanlık. Filme ilk girdiğinizde su altı da fazlasıyla aydınlık aslında ancak özellikle ikinci perdede daha fazla kararıyor. Bu bence çok iyi bir şey çünkü su altında fazla ışığın olmaması gerekiyor. Yine de bir ekosistemin varlığını anlatmak adına aydınlık olması başta güzel. Tekrar ediyor gibi olacağım ama bu parlaklığın sürekli olmaması da iyi bir tercih, lezzeti damakta kalıyor o aydınlık su altının çünkü. Filmin tamamında böyle bir tema olsaydı işte beni iterdi. Filmde çok daha fazla geniş açılı çekim bekliyordum ancak bu konuda biraz kısır kaldığını söylemem gerek. Hiç gerek yokken yakın plan alınmış bazı sahneler var. Peki sen şimdi diyorsun hiç mi geniş plan yok? Neyse ki var ve tatlılar. Zack'in geniş planları kadar güzel sahneler var ve görsel olarak da çok iyiler. Bir Zack Snyder filminde geniş planlı bir sahne nasıl çizgi romandan fırlamış gibi duruyorsa bunda da öyle duruyor. Ağır çekimler ise Zack kadar iyi olmasa da ve sayılı olsa da filme renk vermiş. Zack'in hikayeyi ve görseli derinleştirmede kullandığı önemli bir yöntemdir yavaş çekim. James de denemiş en azından, final dövüş haricinde ve geniş açılı çekimler haricinde ben çok başarılı bulmadım yavaş çekimler. Ama en azından başarılı olanlar da başarılı. Bazı gereksiz kullanımlar vardı, onlar tadımı kaçırdı sadece neyse ki yoğun değiller. Bir üst paragrafta tek plan dövüş sahnelerini gömdük mü? Gömdük, şimdi gelin biraz daha hakkını verelim. Filmin su altında geçen bir kısmını eleştirmek mümkün değil, su altındaki dövüş sahneleri de bununla birlikte çok iyi. Gerek iki Atlantislinin kapışması olsun, gerek Atlantisli orduların... Bu iki olay gerçekleştiğinde ekrana odaklanmak zorundasınız, yoksa kaçırdığınız şeyin üzüntüsü ile hayatta kalmak zor olacaktır.

CGI? Size bir şey söyleyeyim sevgili dostlar, eğer Black Panter izleyip CGI'ı sevdiyseniz bir de Aquaman'i izleyin de CGI nasıl olurmuş görün. Geçtiğimiz dönemde sinemada CGI'ı ile övülen Black Panter, bu filmin yanında bir balon olarak kalır. Türkiye'de geek yayınları Marvel yaparcı olduğu için Aquaman'i objektif olarak değerlendirmiyorlar. Filminde sevdikleri tek şey Amber (yani Mera) ablamızın fiziksel özellikleri. Yav bunlar eğitilmezdir, bunlar katiyen eğitilmezdir. Bu filmi bariz bir şekilde CGI konusunda kendini ilah olarak tanımlamalı. Su altında yapılan tüm çekimler iyi, karakterlerin su altındaki hızları, suyu kullanarak yaptıkları eylemler, suda yaşayan canlılar ve ortam muhteşem. James Wan fragmanı aylardır CGI'ın henüz yeteri kadar iyi olmadığı için erteleyip durmuştu. Yav reis senin heykelini yapsak ****** beton yetmezmiş ya. CGI konusundaki bu kararlılığına filme gittikten sonra hak verdim. Bu fragmanda anlaşılacak bir şey değilmiş meğerse. CGI filmin en güçlü yönü ve bu konuda bir eksiği olduğunu düşünmüyorum.

Eksik kalan kısım var mı bu konuda hatırlamıyorum ancak illaki de olursa yorumlarda konuşuruz.

Görüntüyü ayrıca ele alacak olursam 9.3 rahat veriyorum ancak su altını baskın bir şekilde hatırladığımı tekrarlamak isterim. Yeryüzü sekanslarını çok hatırlamak istemiyorum, bir de yakın plan çekimleri.

Senaryo ve Diyalog

Biz Arthur ile JL ile tanıştığımız için az buçuk karakteri biliyoruz. JL henüz yayınlanmadığı için tam olarak böyle mi emin de değiliz ancak Jason'ın verdiği bilgilere göre evet, böyle. Arthur olayları ciddiye almayan bir yanı var. Bu durum karakteri ve hikayeyi geliştiren bir durum. Ancak diyaloglar bazen beni çok rahatsız etti. Çok ciddi bir olay söz konusu iken hafif de olsa esprili bir dilin kullanılması sahneyi düşürüyor bence. Neden ya neden diye haykırdım içime tıpkı bir Marvel filminde verdiğim tepkiler gibi. Ancak işte bu film ile ton değişiyor falan dedik ya, neyse bunu istiyorsa sinema izleyicisi buyursun izlesin. Arthur'un memleketi kurtarmak için olan diyalogları da bana kalırsa zayıf. Tamam toy bir Arthur'umuz var ancak dünyada insanları kurtarmış bir Arthur varken Atlantis'te neden bu kadar eli kolu bağlıymış gibi umutsuzluğa kapılmış anlayamadım. Karakter biraz daha güçlü olabilirdi bu konuda bence.

Gelelim Black Manta'ya; After credits'e kadar sürekli kendime şunu sordum: Ne gerek vardı? Filmde neden bir Black Manta vardı ki? After credit geldi ve ben Black Manta'nın varlığını kabullendim. Bir sonraki film için meğer ön hazırlık olarak var. Peki, tamam olsun dedim en sonuyla. Ama ilk izlerken Black Manta'nın varlığını herkes sorgulamıştır eminim. Olmasa da olurdu yani. Hatta olmasa hikaye çok daha güzel derinleştirilebilirdi belki de. Neyse ikinci filmde alırız bunun acısını artık.

Black Manta demişken ben şu noktayı kaçırdım; babasının verdiği İkinci Dünya Savaşından kalma bıçak Arthur'a nasıl zarar verdi acaba? Atlantis demirinden olan bıçağı anladık ama o yadigar bıçağın hikmeti neydi çözemedim ben. Bilen varsa yorumlarda bi iki kelam etsin lütfen.

Neyse ki Black Manta tamamen boş bir şeye hizmet etmiyor; filmin başında Arthur, bizim kara oğlanın babasına merhamet etmediği için filmin sonunda merhametin ne olduğunu kavrıyor ve üvey kardeş katili olmanın ucundan dönüyor.

Üvey kardeş mi? Heh işte şimdi işler güzelleşiyor. Orm, DC evreninin en güzel kötü karakteri olmuş. General Zod da bence güzel ancak Orm çok daha başarılı işlenmiş kesinlikle. Ben'in yarasasını tek göremediğimiz için değerlendirme dışı, keşke görsek orası ayrı. WW'nin kötü karakteri de güzel ancak bir Orm değil maalesef. Belki de WW'nin en zayıf halkası oydu, neyse biz biraz Orm övelim. Orm'un karakter gelişimi ve aldığı kararlar ile birlikte diyalogları güzeldi. Dövüş sahnelerinde Wilson'ın başarısı da müthişti. Zaten Watchmen'de Zack ile gönüllerde yeri vardı ancak Orm ile beraber bu gönüllere sevgi tohumları serpti bizim oğlan. Karakterin gaddarlığı ve kendini üstün görmesi fazla kibrine yenik düşüşü ile daha da güzelleşiyor. Oyunculuk güzel, karakter güzel, hissettirdiği duygular güzel e daha ne olsun.

Gelelim anneye, annemizin gidişi öyle eften püften oluyor. Bir saldırıda vazgeçiyor aileden. Bence biraz daha derinleştirilebilirdi bu kısımlar ancak bu tercih de çoğu izleyici için yeterlidir. Bence de kötü bir tercih değil bu arada. Ama geri dönüşü muhteşem. Karakter ile filmin başında bağınızı tamamen koparttığınız için filmin sonuna doğru tekrar gördüğünüzde güzel bir bağ kuruyorsunuz. Babadan bahsetmiyorum, yazık hem aşk acısı çekiyor hem de ölümle burun buruna geliyor onun derdi kendine yeter bir de ben vurmayayım ona (Evet eleştirirdim yazmaya değer bulsam).

Vulko abimiz? Canımız? Ciğerimiz? Evet, hepsi. Vulko karakteri filmin arkaplanında vezirin sol *** veya eli de olsa aslında hikayede güzel bir yere sahip. Arthur'un geçmişi ile ilgili bağlarda Vulko'ya sıkça rastlıyoruz ve hikayedeki bağı kurmakta bize yardımcı oluyor. Belki Vulko karakterinin diplomatik yönünü daha fazla görmek iyi bir tercih olabilirdi ancak bu haliyle Arthur'un eğitmeni olarak da eksiklik hissettirmedi bende.

Yav yazacak daha neler var da yoruldum arkadaşlar. Belki ekleme yaparım yorumlar sebebi ile ama şimdilik bu kadar diyelim mi? E hadi diyelim o zaman.

Senaryo değerlendirecek olursak 7.7, diyaloglar ise 6.9 puan alır benden. Her ikisi de kötü değil ancak çok daha iyi olma potansiyeli taşıyorlar. Benim kestiğim puanlar hep Marvellaşma yüzünden. Bence bu Marvellaşma zayıflatıyor evreni ama seveni ve tutkunu olanı çıkacaktır.

 

Genel olarak bakacak olursak film benden 7.9 puanı küçüktür üç ile alıyor. IMDb'de 7.6 almış şu anda, eh bence biraz daha gönlü bol davranabilirsiniz yahu. 8'i rahat zorlar bu film çünkü. Bir görsel şölen yaşamak istiyorsanız Aquaman'i izlemeniz lazım. Bir Marvel izleyicisi diyaloglardan ve senaryoda benim sevmediğim tercihlerden rahatsız olmayacağı için koşa koşa gitmeli. Ancak DC sever biraz bu konuda tat kaçıklığı yaşar.

Efenim tekrar tekrar belirtiyorum ama bu son; yorumlarda gelin küçük halaylar çekelim ama elbette atalarımıza, kitaplarımıza ve her türlü değer yargılarımıza sövmeyelim. Yorumlarda görüşmek üzere. Ok. Kib. Bye.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 12 / 43