Evet, kendi kutsal cult’ımı kurup sağda solda hiç durmadan rastgele adam spawn etmeye karar verdim. Adamlar elbette radyant yapay zekaya sahip olacak ve genellikle aynı gömleği giyecekler.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 19

Bugün tesadüfen bu röportajdan bir alıntı çıktı karşıma. 7 sene olmuş. Muhtemelen çok küçük bir kitleye ulaşmıştı. Oyunun yönetmeniyle birlikte #DeusEx : Human Revolution’ı değerlendirmiştik. Belki ilginç bulanlar olabilir. Buraya bırakayım.

#oyun

https://thgtr.com/deus-ex-human-revolution-roportaji-eidos-montreal-ile-cok-ozel

Deus Ex: Human Revolution Röportajı - Eidos Montreal ile Çok Özel

Dünyanın sonu değil, ama buradan baktığınızda görebilirsiniz...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bence serinin en iyi oyunu ve ona yakışır nefis bir fragman. Chopin’in Nocturne’ünün yakışmadığı bir şey görmedim zaten bugüne kadar. Özellikle de Op.55 No 1 F Minor.

#Witcher

The Witcher 2 - PC - Hope

A captivating story, dynamic combat system, beautiful graphics, and everything else that made the original Witcher such a great game are now executed in a mu...
BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Erman Yurdakan @ermanyurdakann

    O kadar çok indirime girdi, 3-5 liralara satıldı ki oynamayanı ıslak odunla dövüyorlar 😀

  • M. Oğuz Sünnetci @vitalyscherbo

    3’ten iyi mi gerçekten Uğur bey? İlk 2 oyunu oynamadım, GOG hesabımda var, değecekse başlayayım ikinci oyuna.

    • Uğur Yurtsever @nuguryurtsever

      Üçüncü oyun, önceki oyunlarda yaşanan kilit bir takım olaylar hiç yaşanmamış gibi davranmasaydı ve hikayenin son çeyreğinde bütün anlatımı özensizce eline yüzüne bulaştırmamış olsaydı, ölçeğiyle serinin en iyi oyunu olabilirdi. Bu biraz da oyundan ne beklediğinizle doğrudan bağlantılı aslında. Daha odaklı, eli ayağı düzgün bir ana hikaye dinlemek için ilk iki oyun birkaç adım daha iyi. Bunun çok popüler bir fikir olmadığının farkındayım. Ancak benim gibi düşünen çok fazla insan da var. Kısacası biraz tartışmalı bir konu bu. Witcher 3, serinin öncesinden bağımsız, tek başına çok iyi bir oyun olsa da kesinlikle bu tarz oyunların kutsal kasesi olmaktan uzak.
      Witcher 3’ün sonlarında anlatımın nasıl bozulduğunu analiz eden bir şeyler okumak isterseniz güzel bir kaynak önerebilirim.

    • Erman Yurdakan @ermanyurdakann

      @nuguryurtsever Her kelimesine katılıyorum. 3. oyunun en çok övülen yanı çok zengin içeriğe sahip olması ama bu aynı zamanda bir eksi bazılarımız için. Oyunda o kadar fazla ve o kadar dolu dolu yan hikaye ve yan görev var ki hiçbirini boş veremedim; sonunda Gerard Ciri’yi bulamadan bıraktım oyunu, ilgim dağıldı çünkü, çok uzun sürdü, başka şeylere bakasım geldi.

      Aynısını Fallout 4’te de yaşamıştım. Ana hikaye aciliyet arz ederken etrafta dolanıp yan görev yapmak uymuyor bana. Çoluğumuzun çocuğumuzun peşini bırakıp milletin ayak işine koşmak mantıksız geliyor, rol yapma oyununda karakter ile motivasyon ortak olmayınca o oyunda rol yapamaz oluyorum, gazı kaçıyor. Ne kadar altı dolu da olsa o hikayelerin, sadece dikkat dağıtmaya, ana öyküden kopmaya sebep oluyor.

    • M. Oğuz Sünnetci @vitalyscherbo

      @nuguryurtsever Detaylı yorum için teşekkür ederim. İlk 2 oyunu oynamadığım için sizin kadar detaylı bir şekilde analiz edememiştim üçüncü oyunun hikayesini, dolayısıyla da çok çok beğenmiştim, özellikle de son 10 yıldır inanılmaz sığ hikaye örgüsüne sahip olan oyunların yanında bir inciydi benim için. Kendi adıma oyunu özel kılansa her şeyden öte hissettirdiği duygulardı. Mesela bir yan görevde kendisini haksız yere öldüren köylülerine musallat olan bir kadının hayaletini (Wraith) meditasyon yaparak beklerken tüylerim diken diken olmuştu. Ama şöyle bir düşününce odaklanmış ve iyi işlenmiş bir Witcher hikayesinden de keyif alacağımı düşünüyorum, yarın evime kavuştuğumda ikinci oyuna bir başlayayım. Aslında X360’ta başlamıştım birkaç yıl önce ama framerate değerlerinden dolayı bırakmıştım.

      Edit: Bu arada bahsettiğiniz kaynağa göz atmayı çok isterim.

    • M. Oğuz Sünnetci @vitalyscherbo

      @ermanyurdakann Bu bahsettiğiniz şeyi Pillars of Eternity 2’de yaşıyorum şu an. Yapılacak tonlarca şey arasında ‘overwhelm’ olmuş durumdayım ve birkaç haftadır oyunu oynayasım gelmiyor. Ama W3’te böyle olmamıştı, oyun beni öyle yerlerden kendisine bağlamıştı ki bitmesin diye azar azar oynuyordum. Özellikle Blood and Wine eklentisini boğazımda bir düğümlenmeyle oynadım sürekli. 😁

    • Uğur Yurtsever @nuguryurtsever

      @vitalyscherbo Witcher 3’ün iki eklentisi de çok iyiydi. Ben Hearts of Stone’u özellikle biraz daha fazla beğenmiştim.

      Bahsettiğim kaynaklardan biri bu. Oyunun yazımındaki ciddi problemleri irdeleyen çok detaylı güzel bir analiz. Tam olarak anlatmak istediklerimi ve hatta biraz daha fazlasını anlatıyor.

      https://forums.cdprojektred.com/index.php?threads/why-the-main-narrative-in-the-last-third-of-the-game-is-a-bad-hot-mess-major-spoilers.46783/

  • o.ctl @octl

    İlginçtir seriyi hiç oynamadım, indirimden ilk iki oyunu alarak başlayacaktım ama ilk oyunun dövüş mekaniği hakkındaki yorumlar gözümü korkuttu, gameplay videolarına göz gezdirdim acı çeker gibi oynuyorlar. Mecbur birinci oyunu pas geçtim.

    Bu arada izlemeyen varsa ben de Cenk&Erdem’in keyifli bir Witcher 3 incelemesini buraya bırakıyorum. 🙂

    https://www.youtube.com/watch?v=ys5Ul9pjPcc

    • Uğur Yurtsever @nuguryurtsever

      İlk oyunun dövüş sistemi sev ya da nefret et denecek cinsten. Denemeden emin olmak çok zor. Ben sevememiştim, ama genel olarak serinin dövüş sistemi ve özellikle yetenek sistemi zaten çok iyi sayılmaz. Yine de ilk iki oyun, yetenek ağacı konusunda 3. oyundan biraz daha ileride.

  • OLDBoy @oldboy

    Şaşırdım valla. Ben baya sıkılarak bitirdim. W2 60 ise W3 95 dir gözümde.

Geceye bir de #Oyun müziği bırakalım. Howard Phillips Lovecraft ve Edgar Allan Poe izleri taşıyan, yazım kalitesiyle olmasa da yarattığı atmosferle Lovecraft ve Poe tonunu yakalamayı başaran hikayesi, bu dünyadan olmayan piksel art görselleri ve sizi başka dünyalara götüren enfes müzikleriyle The Last Door’dan geliyor.

#Oyunmüzikleri

https://www.youtube.com/watch?v=rPkdM6T4uE0&index=1&list=PLN3E5J95pPLNf2SCJmeT4mZT9yWoDap9N

The Last Door - The Letter (Chapter One) OST

Track Listing: 1) My Last Regrets 0:00 2) Crows Over The City 1:13 3) Letter From A Friend 2:26 4) A House In Silence 5:00 5) The Tragedy Of Beechworth 6:30 ...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Günün #steamindirimleri oyunu Slain: Back From Hell.

Slain, daha önce piyasaya çok kötü bir halde çıkıp gelen yoğun eleştirilerden sonra geliştiricisi Andrew Gilmour’un neredeyse oturup en baştan yapıp, deyim yerindeyse cehennemden geri getirdiği; nefis gotik pixel art görsellere, yer yer bulmaca öğelerine ve oldukça zor aksiyon sekanslarına sahip oldschool bir platform oyunu.

Oyunun heavy metal soslu müthiş müziklerine de değinmeden olmaz. Zira Slain’in müzikleri, 80’lerin sonlarına damga vurmuş İsviçreli metal grubu Celtic Frost’un gitarist ve basisti Curt Victor Bryant imzası taşıyor.

4.20 TL’lik fiyatı hiç fena değil.

https://store.steampowered.com/app/369070/

Save 80% on Slain: Back from Hell on Steam

Slain: Back from Hell. A heavy metal inspired arcade combat with puzzle elements and gore galore. Stunning visuals and true old school gameplay accompanied by the most metal soundtrack you've ever...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Günün #steamindirimleri oyunu The Cat Lady.

The Cat Lady, Susan Ashworth adında 40 yaşlarında, daha iyi bir gelecek için hiçbir umudu olmayan, yapayalnız, intihara meyilli bir kadının hikayesini anlatan, farklı sonlara sahip bir psikolojik gerilim/ macera oyunu.

Kendine has ilginç görsel stili, işlediği cesur yetişkin temalar, atmosferi güçlendiren enteresan müzikleriyle Polonyalı iki kardeşin geliştirdiği, geleneksel çizginin oldukça dışında bir deneyim bu.

4.14 TL’lik fiyatıyla hep aynı konuların işlenip aynı mekaniklerin “geri dönüştürüldüğü” aksiyon oyunlarından sıkılmış oyunseverler için kesinlikle denemeye değer.

https://store.steampowered.com/app/253110/The_Cat_Lady/

Save 77% on The Cat Lady on Steam

The Cat Lady follows Susan Ashworth, a lonely 40-year old on the verge of suicide. She has no family, no friends and no hope for a better future. One day she discovers that five strangers will come...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Hafif H.P Lovecraft etkileri taşıyan öyküsü, nefis piksel art’ı, ürktücü atmosferi ve Souls serisi benzeri oynanışıyla bugünün #steamindirimleri oyunu Shrouded in Sanity.

Shrouded in Sanity, bizleri alternatif bir geçmiş hikayesine, 1800’lerin sonlarında gizemli bir sisin etkisi altına giren ve sakinlerinin delirip saldırganlaştığı bir malikaneye götürüyor.

Oyunun Gamecube klasiği nefis psikolojik gerilim/ macera oyunu Eternal Darkness izleri taşıdığını da belirtmek gerek.

2,62 liralık fiyatıyla Shrouded in Sanity, çok ufak bir ekibin geliştirdiği, gerçekten başarılı bir bağımsız oyun. Zor oyunlar yerine parkta bir yürüyüşü tercih ediyorsanız uzak durmanızda fayda var tabii ki.

https://store.steampowered.com/app/444590/

Save 75% on Shrouded in Sanity on Steam

Discover the secrets of the estate, as you look for answers among the violent inhabitants. A strange and repelling madness took hold of the servants roaming the halls, and they will attack on sight,...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

#Steamindirimleri canlı yayınında bahsetmeyi unuttuğum için en çok üzüldüğüm oyun, sanırım The Town of Light’tı.

Birinci şahıs perspektifinde bir psikolojik gerilim oyunu olan The Town of Light, bizleri 2. Dünya Savaşı İtalyası’nda bir akıl hastanesine, Renée adında bir genç kızın hikayesine konuk ediyor.

Akıl hastanesi denince akıllara hemen Outlast gelmesin. Burada bir takım doğa üstü olaylar ve manasız jumpscare’ler yok. The Town Light’ın hikayesi, kaynağını İtalya’da faaliyetlerini 1970’lerin sonlarına kadar sürdürmüş Volterra Psikiyatri Hastanesi’nde kalmış binlerce insanın başından geçmiş ürkütücü olaylardan alıyor. Kısacası gerçek hikayelerden esinlenilmiş, oyunlarda görmeye pek alışık olmadığımız rahatsız edici temalara son derece cesur ve sansürden uzak bir şekilde değinen farklı bir deneyim bu.

Güçlü bir atmosfere ve anlatıma sahip, basit bulmaca öğeleri yanında bolca keşif ve not okumaya dayalı, yürüme simülasyonu da denebilecek yoğun deneyimler ilginizi çekiyorsa, The Town of Light bu tarz yapımlar arasındaki en farklı ve iyi işlerden biri. 7,25 TL’lik fiyatı da gayet uygun.

https://store.steampowered.com/app/433100/The_Town_of_Light/

Save 75% on The Town of Light on Steam

12 March 1938, Renée, 16, was ripped out of her world, her only fault was that of not knowing her place in the world.
BeğenFavori PaylaşYorum yap