Nijeryalı Dolandırıcılar Sahibinden.com'a da Dadanmış

Türkçede çok sevdiğim bir atasözü vardır: "eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı" fakat bu atasözünün kastettiği eskiler daha çok işe yaramayan, modası geçmiş, kırık çıkık eşyalar içindir. Elektronik eşyalar ise fonksiyonel oldukları sürece zaman içerisinde değerlerini kaybetseler bile talep oldukça uzun bir süre daha devam eder.

Ben de bir donanım meraklısı olarak ara sıra elimde fazla kalan ürünleri elden çıkarırım, üstelik dijital dünyanın nimetleri ile elden çıkarmalar ücretsiz ve oldukça kolay bir şekilde gerçekleşiyor. Elimden çıkarmak istediğim son ürün ise MacBook Air 2011. Evet, 60 GB SSD'si ve ikinci nesil Intel i5 İşlemcisi ile çok sağlam bir donanıma sahip olmasa da, inceliği, üzerinde LED bulunan Apple logosu ve MacOS işletim sistemi ile bu ürünlere halen talep var. Kısa bir pazar araştırması ve benzer durumda olan ürünlerin satış fiyatını öğrendikten ve, klasik olarak, ufak bir pazarlık payı ekledikten sonra cihazım Sahibinden.com'da satışta. Buraya kadar her şey olması gerektiği gibi bundan sonrası ise bir hayli garip.

İlanımın yayınlanmasının ertesi sabahı, uykumu daha tam alamamışım, gelen mesaj sesi ile uyandım. Saate baktım 07.00 suları. Normalde bu saatte kimse bana mesaj atmaz. İlan için gelen bir mesaj olduğunu tahmin ettim. Mesaj İngilizceydi ve şöyle diyordu:

Selam, I saw your advert on sahibinden now and I am interested, do you still have the laptop for sale?

For 1700 TL

Selam, sahibinden'deki reklamınızı şimdi gördüm ve ilgiliyim, bu laptop hala satılık mı?

Whatsapp numarası mesajın Amerika numarasından geldiğini gösteriyordu,  profil resminde de bir Amerikan askerinin gülen bir profili vardı. Muhtemelen İncirlik Üssünde görevli bir asker ile konuşuyorum zannetiim. Evet, hala satılık dedikten sonra, ürün hakkında kısa bilgiler istedi. Kısa cevaplar ve gerekli açıklamlardan sonra işin renginin yavaş yavaş değiştiği şu mesajı aldım:

 OK, i like it but i will like you to know that i am originally from USA.I just got deployed to Adana (Incirlik Base). i am buying it as a gift for my cousin in Nigeria. I agree with your price of 1.700tl+300tl for shipping it to cousin in Nigeria via PTT kargo. Is that OK?

Tamam, beğendim, ürünü almak istiyorum ama söylemek istediğim bir şey var ben aslında Amerikalıyım. Adana'ya (İncirlik Üssüne) yeni gönderildim. Bu laptopu Nijerya'daki kuzenim için hediye olarak alıyorum. 1700tl fiyatını kabul ediyorum ve 300tl daha Nijerya'ya PTT için kargo parası ekliyorum. Bu uygun mu?

Bu Nijerya'ya kargo hikayesi beni ufaktan şüphelendirdiyse de Amerikan Ordusunun hemen her ülkede bir askeri üssü olduğunu bildiğim için fazla kurcalamak istemedim. Pekala asker olan bir kuzeni Nijerya'da görev yapıyor olabilirdi. Peki, anlaştık dedim.

Banka transferi için IBAN numaramı, mail adresimi ve adımı soyadımı sordu. Mail adresimi istemesi bende ikinci kuşkuyu yaratsa da, yine kurcalamadım. Yine de bir yandan bu işin sonunu merak ediyordum ve temkinli moda geçmiştim.

Bir iki resim daha paylaştıktan ve ilanı kaldırdıktan sonra, kargo için bilgileri bana gönderdi. Filmin koptuğu yer tam olarak burasıydı.

Vlaustin Babatunde mi? Hangi Amerikalının bu isimde bir kuzeni olabilir ki? Bu elemanın Nijeryalı bir dolandırıcı olduğuna artık tamamen kanaat getirmiş oldum. Eskiden devrik başkanın oğlu mesaj atar, bankada sıkışmış 10 milyon dolarını kurtarmak isterdi, hangi ara sahibinden'de verilen mesajları inceleyip donanım dolandırıcılığa başladılar? Bu, daha önce duyduğum bir şey değildi.

Bir dolandırıcılık hikayesinde her şey iyi başlar fakat her zaman yolunda gitmeyen bir şeyler olur öyle değil mi? Burada da durum pek farklı değildi. Bakalım ne demiş bizim eleman:

  Merhaba, dostum. Şu an bankamdan sana gönderdiğim paranın hesabımdan kesildiğine ve sana bir mail attıklarına dair bir mail aldım. Lütfen şimdi bankamdan gelen maili okumak için maillerine bir bakabilir misin spam dahil ve beni bilgilendirir misin.

Hay aski şeytan... Nasıl da banka mail atmış ve spama takılmış.

Daha fazla zaman kaybetmek istemediğim için, "güzel numaraydı ama bazı yerleri kaçırdın" diyerek eleman ile yüzleştim. O da ilginç bir şekilde "ne gibi" dedi. En başta hiç bir banka gönderilen bir havale için mail atmaz ve saat daha 07.30, havaleler 09.00'dan sonra yatıyor deyip biraz da kalayladıktan sonra arkadaşı uğurladım.

Bir zamanlar Nijerya'dan ülkemize gelen dolandırıcılar ülkemizde büyük vurgunlar yapmışlardı, normal kağıdı dolara döndüren gizli iksir ve nice gün yüzü görmemiş yöntemler bir dönem kısa yoldan zengin olmak isteyen yurdum insanını ağına almıştı fakat artık işleri iyi gitmiyor olacak ki  Nijeryalı arkadaşlar sahibinden.com'da satılan masum laptop ilanlarına kadar düşmüşler.

 

 

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bir GFWL (Games for Windows Live) Macerası

İnsan beyninin oldukça karmaşık ve kaotik bir düzen ile çalıştığı söylenir; sinir sistemini oluşturan hücreler bağıntılar oluştururak anılarımızı ve hafızamızdaki bilgileri kaydederler. Bu benzersiz ve insana özgü kaotik hafıza sisteminin içindeki bilgiler bir makina gibi arama komutu ile önümüze sunulmaz, hatta ortada bir arama komutu olmadığı gibi anlamlı anlamsız bilgiler yapbozun birer parçası gibidir, neyi nasıl hatırlayacağımızı kestirmek imkansızdır, yapbozun anlamlı ve anlamsız parçaları sürekli zihnimizde dolaşır dururlar. 

Bir iş görüşmesinde cevabını çok iyi bildiğiniz halde stresten dolayı o an o saniye hatırlayamadığınız ve işe alınmanıza engel olan, anlamlı bilginin önünü kapatan sinirler, bağıntılar sayesinde çok uzun süre önce unuttuğunuz, aslında hayatınızda o an anlamsız bir yeri olan bir olayı size hatırlatabilir ve kendinizi bir açmazın içinde bulabilirsiniz tıpkı benim gibi.

Sıradan bir gün benim için, Steam arka planda açık, yeni çıkan oyunlara göz atıyorum. Bir anda gözüme 1 haftalık ücretsiz Street Fighter V deneme sürümü ilişti. Ne zamandır şöyle Honda ile uçan kafa atmadığımı ve bunun keyifli bir deneyim olabileceğini düşündüm. İşte o anda sinir sistemim "sen daha önce Street Fighter IV oynamıştın, Honda ile ne uçan kafalar atmıştın" diye anlamsız bir bilgi sinyali gönderdi. Deneme sürümü inerken Steam kütüphanemde Street Fighter IV olmadığını farkettim. Fakat bu oyun Steam'de değilse nerede olabilirdi ki? GOG kullanmıyordum, Origin ve Uplay'de de olamazdı. Greenmangaming'de de satın aldığım oyunlar arasında değildi...

Bir an gerçekten hayal gördüğüme, Honda ile hiç uçan kafa atmadığıma kendimi inandırmaya başladım ki "hayır,hayır bu sinir sistemimin oynadığı bir oyun değil" dedim istemsiz. Ben bu oyunu oynadım ve o uçan kafaları attığımı çok iyi hatırlıyorum.

Hemen, Google'a danışarak Street Fighter IV'ın bir GFWL (Games for Windows Live) oyunu olduğunu hatırladım. Uzun süredir kullanmadığım Hotmail adresimle Microsoft hesabıma giriş yaparak daha önce oynadığım oyunları buldum, Evet, artık hatırlıyordum, o uçan kafalar bir hayal değildi. Sevinmiştim, ama kısa bir süreliğine.

 

Hesabımda biraz gezindikten sonra oynadığım oyunların sadece "Recently Played" ekranında olduğunu, herhangi bir indirme linki olmadığı gibi satın alınan oyunlar ekranında da hiçbir bilginin bulunmadığını gördüm. GFWL'in artık terk edilmiş bir platform olduğunu biliyordum ama eski oyunlara desteğin kesildiğini oyun piyasasını yakından takip etmeme rağmen duymamıştım. Biraz daha araştırınca, Microsoft'un GFWL'i 2017 yılında sessiz sakin bir şekilde tamamen kapattığını öğrendim. Ama ben artık Honda ile uçan kafa atamayacak mıydım ? Bu durum canımı sıkıyordu. Hemen Microsoft Destek ile yazılı iletişime geçtim. İlk görüştüğüm kişi durumu tam olarak anlamadı ve beni uzun süre beklettikten sonra başka linke yönlendirdi. Artık iş uçan kafa atmaktan ileriye gitmiş, eski bir hesabın akibetini sorgulamaya dönüşmüştü.

Linkle kendisine ulaştığım Shelly adlı hanımefendi de hesabımda hiç bir oyun gözükmediğini söyledi. "Ama nasıl olur, Recently ekranında gözüken oyunlarım var, bu oyunları aldığını kesinlikle hatırlıyorum" deyince. Xbox 360'da bu oyunlara sahipsiniz PC'de değil diyerek lafı ağzıma tıkadı. Bu cevap, eski bir hesabın akıbetini sorgulama işini Microsoft'tan hesap sorma noktasına getirdi. Hayatımda hiç Xbox 360'ım olmadığını ve kesinlikle bu oyunlara sahip olduğumu defalarca söyledikten sonra nihayet konuşmanın bir yerinde GFWL yazınca. Bu nazik hanımefendi "GFWL nedir" diye sordu.

Evet, Microsoft'un yıllar önce geliştirdiği ve sonra üstüne toprak attığı bir platformu Microsoft'un Destek kısmında çalışan bir elemana anlatmak ve Wiki linki paylaşmak zorunda kaldım. "Konuyu araştırıyorum" mesajı ve bir kaç dakikalık sessizlik sonrasında "Evet, böyle bir platform varmış ama artık aktif değil, ne yazık ki" cevabı artık benim için yeterli değildi. Peki, ben bu oyunları nasıl indireceğim ya da nasıl oynayabilirim deyince. Kendisi aynen şunu yazdı.

Not: ekran görüntülerini almama gibi bir eşeklik yaptıysam da verilen cevapları arkadaşıma attığım için birebir kopyalayabildim.

I completely understand. It looks like anyone who wants to play their old Games for windows live games have had to buy them again, or find free downloads

We no longer support them, But if you contact the game developers, they may have made it possible to have access to those games, again.

Kısaca tercümesini yaparsak, artık bu oyunları desteklemiyoruz, ya yeniden almanız ya da ücretsiz olarak indirmeniz gerekiyor. Ayrıca, oyun geliştiricileri ile görüşürseniz belki size oyunlara tekrar erişebilme konusunda yardımcı olabilirler.

Artık sözün bittiği yer olarak düşünürken, ardından şu bombayı patlattı.

It looks like the only way to play the Games For Windows Live is with a third party unofficial patch

Görünüşe göre GFWL oyunlarını oynayabilmenin tek bir yolu var o da resmi olmayan bir yama.

GFWL hesabımdaki oyunlara erişmenin hiçbir imkanı olmadığını anladığım zaman "Kişisel almayın ama Microsof'un yaptığı işin .........." diyerek bunu üstlerinize iletin dedim. Yorumlarınız için teşekkür ederiz ve kapanış...

Sinir sistemimin bağıntıları bana uzun yıllar önce unuttuğum bir oyunu hatırlatmasıyla girdiğim ve yaklaşık 40 dakika süren arayış, beni bir hayli düşündürdü. Evet, Microsoft'a hepimiz kızıyoruz ama bu yaptıkları ilk vukuat değil, son da olmayacak. Fakat bu tür platformlarda aldığımız oyunlar ne kadar güvenli? Bugünlerde Discord ve Epic Games ve diğerleri ile kızışan platformlar acaba bir gün sinir sistemimizin ucra bir köşesinde tekrar hatırlanacak günleri bekleyebilir mi ?

Biliyorum, muhtemelen bu soruya "Yok canım, koskoca Epic ya Discord onlara bir şey olmaz" diyorsunuzdur. Ama unutmayalım Microsoft hala dünyanın en değerli üç şirketinden biri ve kullanıcılarını hiç düşünmeden boşluğa atabiliyor. Biz bağıntılar ile bu anları hatırlayabilsek de onların böyle bir derdi yok, hiçbir zaman da olmadı ne yazık ki.

Oysa tek istediğim Honda ile bir iki uçan kafa daha atabilmekti...

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 6
  • Servet @enigmasi

    Yalnız bu servis diğerleriyle kıyaslanacak gibi değil. Bunun zamanında internetten oyun satın alıp indirme gibi bir olayı insanların aklı henüz kavramamıştı bile. O yüzden tutmadı, unutuldu, Steam filan yürüdü gitti daha sonra.

  • UnicornKnight @unicornknight

    geçenlerde burada arkadaşın biri geçmişten gelen sürüyle benzer mevzunun üzerine taze bir Mikrozort abukluğuyla karşılaştıktan sonra veryansın edişime Mikrozort'ta hisse sahibi olup olmadığımı sorarak güya tepki göstermiş, akabinde dünden bu güne bireysel müşteri olarak yediğim kazıklardan kısa bir resmi geçit yapınca çenesini kapamıştı.

    keşke birkaç gün daha evvel yaşasaymışsınız da bizlerle daha erken paylaşsaymışsınız, bunu da artıkFatality babında çarpardım arkadaşın sıfatına ehehe.

  • Emre K @emre-k

    Şu hayatta yer çekimi kadar emin olduğum tek şey Microsoft'un ipi ile kuyuya inilmeyeceği gerçeğidir. En son Windows Phone kazığını yedikten sonra hiçbir Microsoft ürününe yatırım yapmıyorum artık. Onlara vereceğim en büyük para e-bay'den 5$'a aldığım MS Office lisansıdır ancak.

    Microsoft'un işi ödemeyi alıncaya kadardır sonrasında insanı sürekli mağdur eder. WP gibi umut vaad eden platformun arkasında durmadılar. Nokia'yı alıp batırdılar. Xbox One ilk çıktığında oyunculuk yerine TV deyip durdular şimdi gelinen nokta ortada. Tüm PC'ler tablet gibi kullanılacak fantezisi ile Windows 7 gibi bir efsaneyi öldürüp Windows 8 gibi bir ucube yarattılar. Yaratılan pisliği Windows 10 ile temizlemekle meşguller. Hala 6 ayda bir gelen büyk güncelleme sonrasında işletim sistemi yamuluyor. Hala ayarların yarısı eski yarısı yeni ucube kontrol merkezinde. Bir sabah makineyi açıyorsunuz belgelerim klasörü uçmuş. Gözümün önünde iki arkadaşımın Win 10 1809 güncellemesi sırasında bilgisayarı çöküp formata gitti. Sürekli yeni bir şey vaad ediyorlar ama iş kullanıma gelince vaad edilen şeyin onda biri sunulmuyor. Kullanıcılar sürekli mağdur.

    Bu kadar para içinde yüzüp bu kadar amatör takılan bir kurum nadir görülür. Microsoft demek mağduriyet demektir. Microsoft'un nimetlerinden çok cüzi bir miktarla yararlanmak dışında büyük yatırım yapılmamalı. Yarın deselerki GTA VI sonsuza dek yalnızca Windows Mağazasında satılacak, ömür boyu satın alıp oynamam oyunu. O derece tiksindim firmadan.

  • Burag Kalaycıyan @winkl3

    Sadece Microsoft üzerinden konuşmak yanlış olur.Bütün firmalar için ya firmanın kapanması ya da girilen projenin bitirilmesi durumu söz konusu olabilir.Sonuçta o firmaları yönetenler insanlar ve insanlara hiç bir zaman tam anlamıyla güvenmemek gerekir.Dedikleri gibi her alanda olabilir bu.Bulut sistemi,oyunlar veya aklınıza gelebilecek her türlü teknolojik gelişmede.Milyonlarca kişi Apple veya Samsung cihazları kullanıyor.Yarın öbür gün bir anda bu şirketler iflas gösterip her şeyi toplayıp çekilseler teknoloji dünyasından bütün kullanıcılar ortada kalır.Dava açarsın uğraşmaya çalışırsın.Sonuç alana kadar kim öle kim kala.Microsoft'a gelirsek Microsoft kağıt üzerinde çok iyi gözüken ama kendi beceriksizlikleri olsun,şanssızlıklar olsun,pazarlama hatası olsun bir çok projeye girip çıkmış ve girmeye de devam eden bir firma.Adamların aslında hem bu kadar sevilip hem de bu kadar nefret edilmesinin sebebi bu'dur.Aslında diğer büyük firmalar da böyle girişimlerde bulunuyorlar ancak onların projeleri direkt kullanıcıyı etkileyen projeler olmuyor genelde.Onlar kendi içinde inceleyebiliyorlar.Evet,Microsoft gibi bir firmanın aslında böyle bir şeyi çözmesi gerekirdi.Sana önerdiği firmalarla iletişime geçip yardımcı olmaları önerisini aslında kendileri yapıp oyunları sana vermeleri gerekirdi.Ama öyle düşünceli firmalar ne yazık ki çok çok az hayatımızda.Ama bunun için direkt kişileri de suçlamamalıyız.Çünkü Bill Gates'in böyle bir şeyden haberi olsa belki "çözün durumu öyle saçmalık mı olur ?"diyecektir.

Bir Garip Türk Telekom/Türknet Macerası - Port Varmış Aslında

Ülkemizde hizmet sunan internet servis firmalarının hizmet kalitesini hepimiz çok iyi biliyoruz. Eminim bir çoğunuz bu firmalarla cebelleşmiş, parasını verdiğiniz hizmeti alabilmek için sağa sola yardırmak zorunda kalmışsınızdır. Benim de böyle bir hikayem var fakat sanırım pek çok kişinin yaşadığı sorundan çok daha çetrefelli, ilginç ve bir o kadar da can sıkıcı. Uzun lafın kısası, Türknet/Türk Telekom tekrar Türknet arasında geçen internet maceram.

Türknet'i yaklaşık iki senedir neredeyse sorunsuz kullanan biri olarak Türknet'in taahhütleri kaldırıyoruz açıklaması benim için pek heyecan yaratmamıştı, zaten iki senedir sorunsuz kullandığım bir şirket ile devam etmekte kararlıydım fakat bu taahhütü kaldırıyoruz açıklamasının benim için ızdırab dolu aylar getireceğini kestirmem de imkansızdı.

Türknet ile yaşadığım sorundan bahsetmeden önce sanırım fatura ödeme alışkanlığımdan bahsetmem gerekiyor, pek çoğunuz gibi ben de ayın ilk haftası maaşımı hesabımda görürüm. Benim alışkanlığım maaşım hesabıma yattığı zaman faturaları ödemektir, haliyle kimi zaman faturalar 15 güne kadar sarkabiliyor fatura kesim tarihine göre, 50 kuruş 1 lira gibi ufak gecikme cezalarını da pek önemsemem fakat Türknet taahhütleri kaldırması ile beraber farklı bir politikaya geçerek o kuruşları boğazıma düğümledi sanki yılların acısını çıkarıyor gibi.

Türknet taahhütü kaldırdıktan sonra son ödeme tarihi geçmiş faturaları olan abonelerinin internetini birkaç gün içinde kesme politikasına geçti, bununla da yetinmeyip aynı gün port iptallerini de gerçekleştirdi, en azından benim yaşadığım durum buydu. İnternetim kesilince anında ödediğim fatura sonunda hala açılmayan internet hizmetini açma talebim portunuz iptal edildi, bir kaç gün içinde açılacak denilerek yaklaşık bir ay savsaklandı. Hemen her gün aradığım Türknet müşteri hizmetleri konuyla ilgili bir şey söyleyemedikleri gibi, portumun neden kesildiğini de bana açıklayamadılar.

Daha sonra yaptığım araştırmada, bazı mahallelerde yetersiz port nedeniyle Türk Telekom'un hizmet veremediği vatandaşlar olduğunu öğrendim, bu taraftan sıkıştırdığım Türknet, en sonunda bu bölgede artık port kalmadığını ve abonelik hizmetimin iptal edildiğini tarafıma bildirdi. Hemen ertesi gün biten port ise benim aklımda soru işareti bırakmadı değil.

Türknet ile olmayınca bu sefer Türk Telekom'a başvurdum ama onlar da bölgenizde yeterli port yok, dilekçe verin diye beni oyaladılar. Bu işte bir yanlışlık olduğunu farkedince ben de durumu kısaca anlatan bir dilekçe ile her iki firmayı da BTK'a şikayet ettim. BTK yaklaşık iki hafta sonra talebiniz çözülmüştür diye tarafıma geri döndü, ertesi gün ya da aynı gün emin değilim, Türk Telekom'dan bir beyefendi beni aradı ve Türk Telekom Üsküdar merkezine gelmemi, yeterli portlarının olduğunu ve tarafıma hizmet verebileceklerini söylediler.

Belirtilen merkeze gittim, kısa bir sohbet ve bir çaylarıın içtikten sonra, oradaki görevli aşağıda kata inerek işlemimi halledebileceğimi söyledi, aşağıdaki görevli yaşadığım mahallenin ismimi duyar duymaz "orada port yok, beyefendi" diyerek talebimi olumsuz karşıladı ve ekrandaki yazıyı bana gösterdi, sonra tekrar yukarı çıktım, yine kısa bir sohbet...

Buradan sonra yazacaklarım da mübalaa yoktur, olay aynen şöyle gerçekleşti:

Türk Telekom görevlisi A karşısında oturan Türk Telekom görevlisi B'e dönerek: o bölgelde portumuz vardı, bir baksana sistemden.

Türk Telekom görevlisi B: Port gözüküyor.

Türk Telekom görevlisi A: Oraya yeni fiber çekmiştik, acaba sistemi mi güncellemedik?

Türk Telekom görevlisi B: Olabilir, bir daha bakayım.

Türk Telekom görevlisi B: Evet, sistem güncellemesi yapılmamış yeni fiber çekildikten sonra.

Türk Telekom görevlisi A: Tamam, hemen sistemi güncelleyelim.

Yaklaşık bir on dakika sonra, portlar tekrar sisteme aktarılmış, ben aşağıdaki görevliye inerek 3 aylık yazlık internet paketi sözleşmesini imzalamıştım bile.

Daha nerede ne kadar portu olduğunu bilmeyen, fiber çektikten sonra belki aylarca sistemi güncellemeyen, profesyonellikten uzak, plansız programsız kafalarına göre iş yapan bir firmada yaşadığım ufak bir gözlem bile Türk Telekom ile çalışmamak için bana yeterli gözüküyordu. Bu nedenle 3 aylık yazlık internet paketi ve sonrasında Türknet'e geri dönerek bu maceramı noktaladım.

Bu anlattığım olayın üstünden yaklaşık 2-3 yıllık bir zaman geçti, artık faturalarımı zamanında ödüyorum, yaşadığım 3 aylık ızdırabı unuttum bile ama Türkiye'nin sözde profesyonel Telekom şirketinde yaşadıklarımı uzun bir süre unutmayacağımı söyleyebilirim benim gibi muhtemelen mağdur ettikleri onbinlerce aboneyi de düşününce özellikle.

BeğenFavori PaylaşYorum yap