Bir markete girdiğinizde paketli bir ürün satın aldığınızda %80 direk, %98 dolaylı olarak paranız aynı yere gider. Bu bu gelirler 3 ailenin elindedir.

Direk olanı zaten resimde görmektesiniz. Burada olmayan x marka alırım derseniz mesela çikolata, tamamda paşam kakao nereden geliyor yada palm yağı. Deterjan ham maddesi üreten şirketler kimlerin. ya ambajı tasarlan program üreticisi kim.

Yani şöyle böyle olmayacak , güzel günderde bizi görecekmi diye beklemeyin geçler.

seçin birini

Almanya
Amerika Birleşik Devletleri
Avusturalya
Belçika
Danimarka
Finlandiya
Hollanda
İngiltere
İsveç
İsviçre
İzlanda
Kanada
Liechtenstein
Lüksemburg
Norveç
Yeni Zelanda

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 16
  • Av. Oğuzhan Bilgay @oguzhanbilgay

    Çok katılmıyorum. İthal ürünlerde evet ama marketteki paketli gıdaların %80’i diyemeyiz. Örneğin ülkemizde atıştırmalık reyonunun tahminim %60’ı ülker ve eti tarafından işgal edilir.
    Bakliyat reyonunda zaten neredeyse yabancı marka yok. Çay reyonunda lipton en fazla %50 işgal eder, kalanı genelde yerli markalardır. Konserve ürünlerde balıklar hariç genelde yerli markalar vardır.
    Yabancı markaların hakimiyeti özellikle kola, deterjan, şampuan, temizlik ürünleri, plastik ürünler gibi reyonlarda görünüyor. Malesef bu ürünler uzun yıllar süren kimya ve deneyim gerektirdiği ve yabancı markaların bu alanda yıllardır yaptıkları yoğun pr yerli markaları zorluyor.

    Ama alınan herhangi bir paketli ürünün %80 yabancı menşeili olması görüşüne katılmıyorum. %50 civarında olabilir tüm bir marketi düşündüğümüzde.

    • Kent @kent

      araştırma lokal değil global yapılmıştı. hatta videoeğitim youtube kanalında ayrıntıları var . link isteme çok videosu merak edersen bir araştır. bu arada adı ne olursa olsun telif denen bir şey var.

  • R.D. @rdr

    Çalışan kazanır, bizim yerli şirketler rekabete, markalaşmaya gelemiyor. Şirketler belli büyüklüğe ulaşınca satıp para kazanmaya bakıyorlar.

  • Carl Elias @carlelias

    Küreselleşme bu olsa gerek, deterjan-kişisel bakım maalesef işgal altında. Gıdada şölen-ülker-eti grupları ambargo koymuş neredeyse. Ama;parfüm, bulaşık deterjanı, deodorant, ped, ağız bakım ürünlerinde yerli marka neredeyse yok. Bi' çözüm bulunmalı.
    İçecekte de yok gibiyiz.

  • LOOP @loop

    "Yol yaptık" ın bu markaların yaygınlaşmasıyla da yakından ilişkisi var. Boşuna yapılımyor asfalt. Neden tren gibi verimli ve doğaya zararsız ulaşım araçları yerinde sayarken otomobil sektörü ve asfalt yollara bu kadar abanıldı? Gizli anlaşma dolu arka plan... Bölgesel üretimler bilinçli olarak desteklenmiyor. Lojistik imkanlar rahtlatılarak bu dandik mallar merkezden yayılacak pozisyona getiriliyor . Devlet te bunlardan yana, kendi halkını düşünmüyor sermaye sahipleri yönetiyor maalesef ülkmizi ve birçok ülkeyi. Köleler uyanmalı.

For Libra white paper. https://libra.org/en-US/white-paper/#introducing-libra #libra #whitepaper

Libra White Paper | Blockchain, Association, Reserve

The Libra Whitepaper. Take a closer look at the Libra Blockchain, the Libra Reserve, and The Libra Association.
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Almanca öğrenebileceğim bir uygulama var mı arkadaşlar? İngilizcem idare eder düzeyde. Almanca öğrenmek istiyorum şimdi. IOS

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 14

Sony PlayStation 5 'in kullanılabilir ilk prototipi

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 26

MSI Optix MAG241C 23.6" 144Hz 1ms (HDMI+Display) Full HD Fiyatı

MSI Optix MAG241C 23.6" 144Hz 1ms (HDMI+Display) Full HD en iyi fiyatla Hepsiburada'dan satın alın! Şimdi indirimli fiyatla sipariş verin, ayağınıza gelsin!
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bu hafta salı günü akşam 7 civarında Ps4 store da Fifa 19 oyunun fiyatları yaklaşık 12 saatliğine

Standart Sürümü 209 tl ye
Cl Sürümü 269 tl ye
Ultimate Sürümü 299 tl ye düştü.

Ertesi gün hiç bir açıklama yapmadan fiyatlar gene eski haline yükseldi. bu süre zarfında oyunu alanlar 150 tl ile 200 tl arasında karlı çıktılar.

Sony bu durum ile ilgili hiç bir açıklama yapmadı.

#HaftalıkGündemeMalzeme

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Lamy Spirit Palladium

 

  • Yazmaya nereden başlayacağıma karar veremeyecek kadar beni heyecanlandıran bir kalemi ele alıyorum bugün. Lâfı daha fazla uzatmaya ve "tease" etmeye gerek yok. TeknoSeyir kalem maratonunun son konuğu olmakla birlikte yirminci konuğum: LAMYspirit.
  • Peki beni bu kadar heyecanlandıran, çok nadir bulunan bu kalemi özel yapan şey nedir? Aslında cevap soruda gizli; ancak onun yanında birçok etmen daha var. Kalem dünyasının en eşsiz tasarımlarından birine sahip olmakla birlikte bu kalemde gerçekten bir ruh var.

 

  • 1930 yılında eski Parker satış temsilcisi Carl Josef Lamy, Orthos kalem üreticisini satın aldı ve firmanın ismini 1948 senesinde C. Josef Lamy GmbH olarak değiştirdi. 1950'ye kadar aynı isimle devam etti ve son değişikliği LAMY 27 modeli ile LAMY olarak yaptı. Başlarda sentetik plastik kalıplarla üretimin öncülüğünü yapıp günümüze dek farklı tasarımcılar ve çok başarılı kalemler ile geldi. 2006 yılına dek Josef Lamy'nin oğlu Manfred Lamy tarafından emekli olana kadar yönetilen Alman yazı gereçleri üreticisi, bugün Bernhard M. Rösner öncülüğünde üretimlerine devam etmekte.
  • Endüstriyel tasarım bölümünde eğitim görmeden önce kalifiye bir kuyumcu olan endüstri tasarımcısı olan Wolfgang Fabian'ın hazırlamış olduğu sekiz Lamy tasarımından birisi de Spirit. Bu dizaynda en ilgi çekici şey, Spirit'in yalnızca ufak bir paslanmaz çelik levhanın birkaç otomasyondan geçirilerek kalem hâline getirilmesi. Bu konsept, kullanılan materyalin olabildiğince efektif ve ekonomik şekilde kullanılması gereksinimi sonucu oluşmuş. 5 adet tasarım ödülüne sahip Spirit'in, Lamy'nin deyişi ile, "Design Oscar"ı da var.

 

  • Lamy, her kaleminin ismini onunla ilgili bir fikir uyandıracak şekilde düşünüyor. Meselâ, LAMYscribble. Scribble İngilizce'de "karalamak" anlamına geliyor. Bu aynı zamanda bir betimleyici. Scribble'ın amacı geniş üçgen yapısı ile tutuşu kolaylaştırıp yazı yazmayı daha rahat ve keyifli hâle getirmek. Spirit ise kalemdeki ruhun yanı sıra, tasarımdaki şevki, gayreti simgeliyor.

 

 

  • Tasarım konusunda beni fazlasıyla etkilemesi ile birlikte ölçüleri ile de biraz da olsa şaşırttı. Kalemin en kalın kısmı, yâni metal plakanın katlanması ile 6,10 mm inceliğinde çapı ile dikkat çekiyor. Bu kısım aynı zamanda gövdenin çoğunu ve grip kısmını oluşturmakta. Delikli yapı tutuşu kolaylaştırırken bir yandan da gereksiz ağırlığı önlemekte. Kalemin tek çıkarılabilir olan kısmı olan uç kısmının çapı da 4,05mm inceliğinde. 143mm uzunluğu ile birlikte bir hafiflik beklentiniz oluşur ise boşuna beklemeyin, 18,36gram ağırlığı tokat niteliğinde. Tabii ki de bu ağırlığın nedeni tamamen metal olması. Yine de kalemin ağırlık merkezi ucundan itibaren 65mm ötede yer aldığından çok rahat bir tutuşa ve yazı deneyimine sahip. Fazlasıyla ince olan gövdesinin kifâyetsiz ağırlığı muavezene noktası ile dengelenerek elinizde tutmaktan keyif alacağınız bir obje hâline gelmiş. Henüz bulamadığım için sahip olamadığım versatil versiyonunda ölçüler konusunda sanırım yalnızca ağırlıkta bir farklılık var. Yaklaşık 4 gram daha hafif olan versatil Spirit'in uzun soluklu bir yazıda daha çok tatmin etmesi mümkün.

 

  • Krom ve Paladyum. Spirit'i canlandıran materyaller bunlar. Bir de mat siyah kaplamalı olan daha da nadir bir varyasyon da bulunmakta; ancak onu ne görme şansım oldu, ne de duyma. Paladyum kaplamalı modelde 1gram Pd kullanılmış. En kıymetli metallerden olmakla birlikte bu kalem ile ortak bir ruhta buluşmuş.

 

  • Yekpare gövdesinde yalnızca uç kısmı çıkarılabilir durumda. 67mm uzunluğunda ve 2,3mm çapında M21 kartuşu ile yazı yazmak oldukça keyifli. Kalemin ince yapısından ötürü çoğunluğu Lamy olmak üzere, yalnızca belli başlı kalemler için üretilen bir mürekkep kartuşu. Siyah, mavi, yeşil ve kırmızı renklerde bulunuyor.

 

  • Manşon gövde ile birlikte hareket ederken klipsin altındaki "Germany" yazısı dikkatimi çok geç çekti. Gövdede bulunan oldukça sade bir Lamy logosu ile birlikte kalemin çok şık durduğunu söylemem gerek. Bir de oldukça usturuplu bir şekilde tasarlanan klipsin ucundaki kürecik ile birlikte aklıllıca ve göz alıcı bir tasarım var. Gövdedeki delikli kısımda ise zannediyorum ki çok ince bir işçilik söz konusu. Parmakları kesinlikle rahatsız etmeyecek, acıtmayacak bir yapıda. Öte yandan bir miktar ağırlığı da önlediği varsayımını yaparsak, çok mantıklı ve etkileyici bulduğumu söylemeliyim. Tükenmez kalemler ile uzun süre yazı yazmıyorum ama versatil Spirit ile ilgili okuduğum yorumlar dahilinde uzun soluklu yazılarda da tatmin edici görünüyor.

 

  • Graph-X nasıl 500 bile değilse, Zoom 707 de Spirit değil, ama farklı açılardan. Bu konuda fiyat ve bulunabilirlikten bağımsız görüş bildirdiğimi belirtmek isterim. Bir kırtasiyeye gittiğinizde Spirit'i sorduktan sonra olumsuz cevap aldığınızda, yüksek ihtimalle Zoom 707 tavsiyesi ile karşı karşıya kalacaksınız. Eğer Spirit almaya heves ettiyseniz, Zoom'un bir alternatif olmadığını belirtmem gerek. Ne tasarımları benzer, ne de ölçüleri. Hâttâ ölçüleri o kadar farklı ki, bunun için elinize almanıza dâhi gerek yok. Amacım Zoom'u yermek değil, aksine kopya bir kalem olmadığını vurgulamak. Lamy Spirit 1994 doğumlu iken Zoom 707 1987 doğumlu. Elbette tasarımlarının hangi senede yapıldığı bilgisine ulaşamadım ama durum böyle. İllâ ki bu iki kalemi ortak bir noktada buluşturmak gerekirse: Kesinlikle satın almadan evvel deneyim edilmesi gereken kalemler.

 

  • Sunum ise oldukça sade. Açıkçası tamamen metal bir kalemin de kutusunun metal olmasını tercih ederdim. Sert ve sade bir karton kutu ile teslim aldım. Yine de şık ve kalemi koruyabilecek bir kutu. Bir kenara atmak istemeyeceğiniz yapıda ve dekorasyon için bir köşeye konulma eşiğini aşabilmiş.

 

  • Füllfederhaus M.Störtz'e sorduğumda ellerinde yalnızca 2 adet kaldığını söylemişlerdi. İkisi de tükenmez olmak üzere krom ve paladyum idiler. İkisini de ayrıca aldım, krom modelini hediye ettiğimden fotoğrafını çekmek mümkün olmadı. Krom €30, Paladyum ise €40 fiyat etiketine sahipti. Versatil Spirit'i hâlâ arada bir aramaktayım ama online olarak bulmak da çok mümkün görünmüyor. Tükenmez de benzer şekilde. Bulunan yerler tabii ki var ancak hem gereksiz bir şekilde pahalı, hem de ikinci el olma olasılığı var. Ben bulunduğum yerde neredeyse bütün kırtasiyeleri dolaşarak en sonunda şansıma iki adet bulabildim; ancak ikisi de tükenmez olduğu için arayışım henüz bitmiş değil. Online fiyatların yanı sıra normâl fiyatı da tabii ki az değil. Yine de verilen her kuruşun hakkını veren, bu ruha sahip bir kalem.

 

#LAMYspirit #Kalem #TSKalemMaratonu

Bu rehberdeki her şey (yazı, görsel vb.) bana aittir. Kaynak gösterdiğiniz sürece kullanıma açıktır.

Soru ve yorumlarınız için TeknoSeyir'e üye olmayı unutmayınız!

e-posta üzerinden sorular için: ee.mcan.dogan@gmail.com

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Günaydın!

Sonuna kadar okumanızı özellikle tavsiye ederim:

https://eksisozluk.com/yeni-safak-yazarinin-beyin-gocu-yazisi--5780817

"türkiye istatistik kurumu (tüik) raporu diyor ki: 2017 yılında, türkiye’den göç eden insan sayısında, bir önceki yıla göre %42.5’lik artış var.

rakama vurduğunuzda bu oran 253 bin 640 kişiye tekabül ediyor.

yani bir yıl içinde tam 253 bin 640 kişi çekip gitmiş buralardan, başka memleketlere yerleşmiş.

daha vahim olanını söyleyeyim…

göç edenlerin önemli bir kısmı da 25 ila 29 yaş aralığındaki gençlerden oluşuyormuş, daha çok onlar terk etmişler ülkeyi.

ne büyük felaket, ne büyük yıkım, ne onarılmaz bir acı, değil mi?..

kolay mı yetişiyor bir çocuk, kolay mı besleniyor, kolay mı okuyor, kolay mı adam oluyor?

bin türlü emek veriyorsun, umutlar yeşertiyorsun, hayaller kuruyorsun, kulağına dualar okuyorsun, türküler söylüyorsun, topluma katıyorsun; fakat görgüsüzün biri, şark kurnazı üçkâğıtçının teki geliyor, o zeki çocuğun önüne geçiyor, hakkını hukukunu gasp ediyor, yarını çalıyor, hayatını zindana çeviriyor.

çocuklar gidiyor…

nereye gidiyor bu çocuklar, niçin gidiyor, kimse bir şey sormuyor mu bunlara?

“ne istiyorsunuz, neye itiraz ediyorsunuz?” demiyor mu, sizi küstüren, ülkenizi terk etmenize sebep olacak kadar gururunuzu kıran şey nedir, demiyor mu?

demiyor, çocuklar bir bir gidiyor…

bu kadar insan fetö’cü olamaz, bu kadar insan vatan haini olamaz, bu kadar insan bir yıl içinde sırf eğitim amacıyla yurt dışına çıkmış olamaz.

işin içinde başka iş var, herkes ne yaşadığını, ne gördüğünü kendisi biliyor.

genç insanlar, büyüdükleri, eğitim aldıkları ülkelerinin yarınlarına inanmıyor, hak edenin hak ettiği yere geleceğini düşünmüyor.

bir bardak taze çay içmek için bile torpil lazım, ocakçıyı tanıyorsanız taze, tanımıyorsanız bayat çay içiyorsunuz, bunu herkes görüyor, herkes yaşıyor, adalet duygusu temelden sarsılmış durumda.

milliyetçi, maneviyatçı duygular da bir yere kadar götürüyor toplumu, küçücük bir ilçe belediyesinin yolsuzluk dosyası dudak uçuklatıyor, kamudaki israf göze batmıyor, göz çıkarıyor.

bu usulsüzlükler memleket zenginleşirken pek görülmez ama alım gücü düştükçe, piyasa daraldıkça, umutlar kırıldıkça patlar, çok kötü patlar.

tüik raporu, o patlamalardan biridir işte, hem de ne sessiz bir patlama…

dışarıya giden genç, “bu ülkede benim adamım yok, bir şey yapmam mümkün değil, aklımın işe yaradığı bir yer bulayım bari kendime” diyerek çekip gidiyor.

ben bu ülkenin düşmanı değilim…

tanıyorum bu gençleri, on sekiz sene ders anlattım, ne düşündüklerini, ne hissettiklerini iyi bilirim.

on yıl önce aydın’da bir konferansa gittim, “üniversite sınavına hazırlanan öğrencilere tavsiyeler” konulu bir konferans...

birisini göndermişler, adını hatırlamıyorum şimdi, adam çıktı kürsüye, slayt gösterisi eşliğinde başladı anlatmaya.

baktım, panoya cem yılmaz’ın fotoğrafı düştü, beş dakika sonra beyazıt öztürk’ün, beş dakika sonra arda turan’ın, beş dakika sonra steve jobs’ın…

kalktım ayağa, “öğrencilere başarı hikâyesi olarak sadece bu insanları mı göstereceksiniz, bizim mutlu bir çiftçiye, gülümseyen bir memura, ışıltılı bir doktora, keyifli bir işçiye, zeki bir mühendise, mübarek bir anneye ihtiyacımız yok mu? biz sınavları kazanamayanları belirlemek için yapıyoruz beyefendi, kazanamayanlara göre bir ülke inşa ediyoruz, popüler insanları göstererek mi bu çocuklara huzurlu yarınlar vadedeceğiz?” dedim, çıktım gittim.

adam, milli eğitim ile anlaşmış, ödeneğini almış, gelmiş oraya makara yapıyor, çoluk çocuğa hayal satıyor!..

daha iki gün önce danimarka’da çok enteresan bir olay yaşandı.

milli takım topçuları para yüzünden federasyonla kavgaya tutuştu, kampı terk etti.

futbolcuların bu terbiyesizliğine, teknik direktör aage hareide de balık avlamaya giderek destek verdi.

avrupa şampiyonu olmuş koskoca danimarka milli takımı, üçüncü ligden, salonlardan, üniversitelerden yarı profesyonel, yarı amatör bir milli takım kurdu, 92’deki şampiyon takımın arsenalli yıldızı john jensen’i de takımın başına getirdi, slovenya’nın karşısına çıktı.

danimarka, maçı 3-0 kaybetti, fakat jensen, futbol tarihinin en anlamlı açıklamalarından birini yaptı, “hayatımda bu kadar güzel yenilmemiştim, çok ama çok güzel bir yenilgiydi, bana bu harika yenilgiyi yaşatan çocuklara teşekkür ediyorum” dedi.

hatırlarsınız, bir zaman türk milli takımı’nın kampında jip krizi çıkaran futbolculara, aynı hafta içinde, o şerefli forma tekrar verilmişti, danimarka kadar olamamıştık, güzel yenilememiştik, ya kötü kazanmıştık, ya da kötü kaybetmiştik.

olmaz hocam, bu işler böyle olmaz…

çocuklar gider, gençler gider, akıllı adamlar bunlar, senin iki tane aptalına ezdirmezler kendilerini, düşünüyorlar, olana bitene bakıyorlar, kendilerine uygun bir dünya arıyorlar.

hileyle, hurdayla kazanmaktansa, dünyanın en güzel yenilgilerini alan ülkelere gidiyorlar.

anlatabiliyor muyum?.."

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 6
  • Yiğit @yigit1

    "hileyle, hurdayla kazanmaktansa, dünyanın en güzel yenilgilerini alan ülkelere gidiyorlar."
    Şu kadarcık cümle bütün her şeyi açıklıyor zaten...

  • KUTALP @kutalp

    Nasıl gitmişler bir yardımcı olsalar keşke. Milyonlarca sorumsuz yetişkinin yediği boku, kahrı niye çeksin adam, çeker gider tabi.

  • YCK @yck

    yeni şafak yazmış. güzel ironi 😀 nedense avrupada okumak isteyen genç denilince aklımıza, yeni şafak'ın desteklediği partiye oy vermeyen gençler geliyor. - parti ismi vermedim siyasi sayılmaz 😀 - bir tarafta okumak bir şeyler öğrenmek bir şeyler çabalamak ve bir şeyler üretmek isteyen gençler var. diğer tarafta da savaş dünya lideri osmanlı rüyası. bence şöyle yapsınlar. bize izin versinler okuyalım bir şeyler üretelim, diğer kesim de prof. asker olarak yetiştirilsin. herkes sevdiği işi yapar

  • Hado @hado

    Koca Timur kalmamış burada genşler neden dursun.

Yorum sizin arkadaşlar farklı bir makalede denk geldim. Bu resimlere. Göz göre göre bu fiyatları vermek ne kadar durumun olursa olsun ahmaklık bence.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 13

Entellektüel birikimi arttırmak için okunabilecek yazar önerileriniz var mı? Yabancı veya Türk fark etmez.

Her konuda bilgi sahibi olmak iyidir. Elbet, kişinin kişisel gelişim amaçlı kitaplar okuması veya roman okuması da gereklidir. Lakin, tarih, sosyoloji, bilim, makale, inceleme, kültür, teoloji gibi kitaplar da değerlidir. Video Eğitim kanalında Yaz Tatili Önerisi videosunu dinlerken size de sormak istedim.

İngilizce gramer ile ilgili kaynaklar da iyi olur.

Teşekkürler.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 7