Dün hem Teknosa hem de Samsung'un kendi mağazasına gittim bir AVM içerisinde S9 sormak için. Ne kendi mağazasında ne de Teknosa'da S9 kalmamış. Her iki mağaza da S9'ların bittiğini ve artık yenilerinin gelmeyeceğini söyledi. Vatan'ın kendi sitesinde de S9'larda(siyah ve gri olanlarda) internet satışı yok sadece mağazalarda var yazıyor.

Bana biraz garip geldi, insanları S10'lara yönetmek için mi yapıyorlar yoksa gerçekten de stok'larda kalan az miktar S9 bittiğinde bir daha S9 alınamayacak mı? Eğer öyle ise S9 'un fiyatının 3500-3600'e düşmesini beklemek yerine 3000TL civarına başka bir telefona yönelmem lazım sanırsam.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 5
  • Fırat Duran @firat_duran

    S10 yöneltmek içinde olabilir. Ama şu var ben 3 gün marmara forumdaki teknosada s10 plus bekledim. Sadece yeşil renk vardı ellerinde. Bugün cihazı almaya gidicem. Gelmiş sonunda.

  • lterlemez @lterlemez

    S10 tamamen piyasayı kapladığında Note 8 veya 9 kovalayacağım, bakalım ne olacak?

  • Serkan Özer @serkanozer

    S10 nedense bu halde bile ucuz geldi ustune hediyeleriyle indirimlerle geldi. Belli ki salt çıkış fiyati daha da inecek

  • Onur Eryilmaz @onurery

    Ben de aynı durumdayım. Şu S9 3500-3600 civarına inse direk alacağım ama 300-400 TL daha da fazla vermek istemiyorum şu an zaten 3000TL civarı bakıyordum ama zorla 3500 civarına çıkarttım bütçeyi(aslında zorla değil, şuan istesem S10 da alırım ama o fiyatlara telefon almak çok mantıksız geliyor). Ama 3500'ün üzerini de vermek istemiyorum bir telefona. Şeytan diyor git Meizu 16th ya da Mi8 al ama sonra 500-600 daha verip S9 almadım diye de pişman olmak istemiyorum, sonuçta telefonu min. 3-4 senede bir değiştiren biriyim.

amazon.de' den İlk Defa Alışveriş Yapanlar İçin Kargo Takibi Rehberi

Son güncelleme: 14.09.2017
Merhaba. amazon.de' den ilk defa ürün satın almış/ alacak kişiler için küçük bir rehber hazırladım.
amazon.de ' den herhangi bir ürün alırsanız amazon.de, büyük olasılıkla "UPS i-parcel" ile teslimatı gerçekleştirecektir. Bu rehberde UPS i-parcel' in kargo takibi sürecine bakacağız.

Ürününüz kargoya verildikten sonra 4 farklı yerden kargo takibi yapabileceksiniz ve takip etmenizi sağlayan her sitede farklı bilgilere ulaşacaksınız.
İlk site amazon.de' nin kendisi. Karşınızda şöyle bir ilerleme çubuğu olacak ve gün geçtikçe tahmini teslimat gününe kadar kademe kademe ilerleyecek. Örneğin; benim kargom yarın, yani 15 Eylül' de bana teslim edilecek. amazon.de' nin aktarma, gümrük vb. süreçlerden yola çıkarak yaptığı tahmin doğru çıktı.

amazon.de' deki diğer detaylar ise şunlar:

Kargomuz Almanya' da yol aldıktan sonra İngiltere' ye gidiyor. Oradan da Türkiye' ye gönderiliyor. Tabi ürün İngiltere' ye transfer edilene kadar geçen sürede, hiçbir güncelleme alamıyoruz. Ürünün İngiltere' ye ulaştığını gördükten sonra ise i-parcel' in kendi takip sistemine bakmalıyız. Çünkü İngiltere- Türkiye arasındaki transferin detayları sadece orada yer alıyor.

amazon.de' den öğrendiğimiz i-parcel takip numarasını, UPS i-parcel web sitesinde kullanabiliriz. Takip için kullanacağımız ikinci site:

https://tracking.i-parcel.com/

Kolimiz Türkiye' ye ulaştıysa, i-parcel' in teslimati yaptığı şirket olan PTS üzerinden de artık kargo takibine başlayabiliriz. Takip için kullanacağımız üçüncü site:

 

 

 

 

https://www.pts.net/

(PTS' de i-parcel takip numaramızı kullanacağız.)

PTS' nin, koliyi ARAS Kargo' ya verdiğini öğrendik. Ref2 denilen takip numarası ile artık Aras Kargo' dan kargo takibimizi yapabiliriz. Bu durumda kargo takibi için kullanacağımız 4. ve son site, Aras Kargo oluyor. Varış şubesinden alabileceğimiz gibi, kuryenin koliyi teslim etmesini de bekleyebiliriz.

PTS, kargonuzu başka kargo şirketlerine de verebilir. Orası net değil arkadaşlar. (mesela Yurtiçi Kargo)

Nadiren de olsa i-parcel dışındaki kargo şirketleriyle gönderim de söz konusu olabiliyor. Bu durumda neler yaşayacağınız ile ilgili bilgileri internetten ya da Donanım Haber' deki amazon rehberinden bulabilirsiniz. 

Umarım herkes, beklediği ürünü sağ salim teslim alır. Okuduğunuz için teşekkürler. 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Yabancı dizi tavsiye "Taboo"

Uzun zamandır merakla beklenen Tom Hardy ve Ridley Scott ortak yapımı “Taboo” nihayet izleyici ile buluştu. Baştan diyelim, ilk iki bölüm itibariyle görüp görebileceğiniz en ketum, en ağzı sıkı ve en az sır veren dizilerden birine tanık olacaksınız. Bu kadar çok soru soran ama hiçbirine cevap vermeyen bir diziye pek nadir rastlanır.

 

Taboo dizisinin konusu ise şu şekilde; James Delaney (Tom Hardy), annesinin mensup olduğu bir Afrika kabilesinde geçirdiği on yıllık sürenin ardından, babasının ölümü ile memleketi İngiltere’ye geri döner.  Bu sırada, dönemin meşhur ve çok tehlikeli Doğu Hindistan Şirketi’nin göz koyduğu kritik bir arazinin, babası tarafından sadece oğlu James’e bırakıldığı ortaya çıkar. Bu işe dünden razı olan ve şirket ile pazarlıklarda sona yaklaşan James’in üvey kız kardeşi ve onun kocasının hain planları bir anda suya düşer. İngiltere’de ortalık karışmaya başlayacaktır.

James Delaney adlı karakterimiz karizmatik, gizemli, tehlikeli bir adam ve İngiltere’deki önemli insanların birçoğu artık ona düşman. Delaney’nin en ilginç yönü ise deneyimli bir modern ordu savaşçısı ile doğaüstü güçlere sahip bir kabile savaşçısını aynı bünyede barındırması. Henüz tam olarak gösterilmese de, “Yenilmez Armada” doğuyor sanki… Gerçi dizideki diğer karakterler, on yıldır haber alınamayan Delaney hakkında epey bir şey biliyorlar, hatta birkaç kez aralarında, “dedikodular var” lafı geçiyor ama onları asla öğrenemiyoruz. İnsanın ekrandaki karakterin boğazına yapışıp, “Ne o dedikodular, anlat da bilelim!” diye isyan edesi geliyor.

Ayrıca karakterin gizemli geçmişi dışında, akla gelebilecek her türlü mesele de diziye eklenmiş; eski aşkın dramı, toprak kavgası, intikam ateşi vs… Açıkçası bir tanesi bile başlı başına dizi konusu olabilecek bu dev hikayeler, oldukça karmaşık, üstün körü ve hepsi aynı anda boca edilerek bize anlatılıyor. Bir alt metin çabası var ama pek de kayda değer ya da özgün olduğu söylenemez. Sonuçta yaklaşık iki saat süren iki bölüm boyunca doğru düzgün bir şey öğrenemeden ekran başından kalkıyoruz. Yine de dizinin en güzel taraflarından biri, Doğu Hindistan Şirketi gibi kraliyetten bağımsız kendi ordusu olan ve kural tanımayan tüccarların bir araya gelerek kurduğu, tarihin benzersiz finansal yapılanmalarından birini konu edinmesi kesinlikle.

Delaney (Tom Hardy) ağzının içinde konuşan, mahalle kabadayısı gibi yürüyen, memleketi sarsacak karanlık adam profilini başarıyla oynuyor. Fakat işin garibi şu ki; öyle olan tek adam o değil. Dizideki herkes birbirini tehdit ediyor, her karakter çok karizmatik duruyor ve hepsinin ağzı istisnasız çok iyi laf yapıyor.  Bir de kadrosunda Game of Thrones’tan kopup gelen çok sayıda usta oyuncu bulunuyor. Onları görmek gerçekten büyük keyif ve böylece diziye olan güvenimiz artıyor. Açıkçası Taboo, ilk iki bölümü ile her şeyin olduğu ama hiçbir şeyin anlatılmadığı, çok düşük bir tempoya sahip, karizmatik insanların ortalarda gezinip büyük büyük laflar ettiği ve içinde epey entrika barındıran bir dizi intibası bıraktı. Fakat Tom Hardy ve Ridley Ridley Scott varsa güvenimiz de vardır. Alacağı tepkileri zamanla görmek gerekli diye düşünüyorum.

Kısaca diziyi kimler izlemeli meselesine değinecek olursak karşımıza şöyle bir manzara çıkıyor.

1-19. Yüzyıl İngilteresini ve dönem hikayelerini sevenler,

2-Tom Hardy hayranları,

3-BBC dizilerini takip edenler,

4-Yabancı dizilere yeni başlayacak olanlar,

5-Doğu Hindistan Şirketi’ni merak edenler…

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 11

#Homeland takip eden var mi ? Yeni sezon icin altyazi bulamadim bir turlu

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 13

#turkserverz #zgroup #Oyun #Oyuncu #Server #CSGO #Minecraft #cs16 #GTAV #gtasanandreas #mafia2 #benimserverim #akış #haberinizolsun

IP adresi yerine " server.sampz.net " adresine bağlanarak San Andreas Multiplayer suncusuna;
" play.turkserverz.com " adresine bağlanarak da aşağıdaki sunuculara erişebilirsiniz.

- Team Speak 3
- CS:GO
- CS 1.6
- Minecraft
- Mafia 2 Multiplayer

Oyuncuları bir araya getirip büyük bir topluluk oluşturmaya çalışıyorum. İmkan veren oyunlarda sunucu açıyorum. Diğerlerinde ise beraber oynayacak insanları bir araya getirmeyi amaçlıyorum. Kapımız herkese açık. İsteyen gelebilir 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 12 / 18

#AMD VSR(Virtual Super Resolution) özelliğini 1080p monitörümde biraz test ettim. Ekran kartı R9 270x olduğu için yeni nesil oyunlarda kullanman biraz delilik oluyor benim adıma. 60Fps oynamayı seven biriyim. Gelelim testimize.
Resim 1: Batman Arkham Asylum (full detay çözünürlük 2K sabit 60FPS)
Resim 2: The Incredible Adventures of Van Helsing (full detay çözünürlük 4K sabit 30fps)
Resim 3: Age of Empires 3 (full detay 2K çözünürlük sabit 60fps)
-1080p GPU kullanımları-
Batman: %34
Van Helsing: %48
Age of Empires 3: %29

Teknoloji olarak biraz olsun geride kalmış oyunlarda ekran kartı yatacağına biraz daha çalışsın diyerek bu özelliği kullanabilirsiniz. Özellikle eski oyunlarda kırılmalar ciddi şekilde azalıyor.
#akış #AMDVSR

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 18
  • Arda Zeytin @ardazeytin

    @frt Teknoseyir ironiden anlamayanlar kulübüne hoş geldiniz. 🙂

  • Fırat ➕ @frt

    hoş bulduk 🙂 4 saat uyuyunca böyle oluyor galiba 🙁

  • Arda Zeytin @ardazeytin

    @frt önemli değil Gökhan da anlamadı ciddi yanıtladığına göre. 🙂

  • AzizeLH @azizelh

    Arkadaşlar VSR denilen olay bilgisayarınızın 1080p yani fullhd bi monutorde kasmadan 60fps oynayabildiginiz eski oyunları 2k ve 4k ya kadar yüksek çözünürlükle oynayabilmenizi sağlayan güzel bi teknoloji fakat yeni oyunlarda bf3 bf4 cod aw gibi oyunları eğer bilgisayariniz gercekten iyiyse i7 işlemci R9 390x ekran karti veya 1080 nvdia ekran kartınız varsa bu oyunlarida 2k @60fps oynayabilirsiniz fakat 4k oynayabilmeniz için akıcı bi şekilde displayport kabloyla yani 4k bir monutorde oynamanız gerekir aksi taktirde 30 35fps alırsınız buda sizi tatmin etmez ama çoğu eski ve çok yüklü olmayan oyunları rahatlıkla 1080p monutorunuzde VSR özelliğini açarak 2k 4k oynayabilirsiniz baktınızki 4k kasıyo antilazing I kapatın fps artışı olacaktır...

Wi-Fi (Wireless) Kanal Karmaşası

Merhabalar.

Bugün sizlere Wi-Fi modeminize ayar yaparken kafanızı karıştıran ayarlardan biri olan Wi-Fi Kanalı hakkında bilgi vermek istiyorum. “Hangi wi-fi kanalını seçmeliyiz, hangi kanal daha hızlı, hangi wi-fi kanalı daha güvenli, hangi wi-fi kanalı daha uzak mesafeden çeker?” gibi sorularınıza yanıt bulmaya çalışalım.

Wireless kelimesinin Türkçe karşılığı, “Kablosuz” dur. Yani kablosuz haberleşen tüm cihazlar aslında wireless teknolojiye sahiptir. Fakat wireless, belli bir standarttaki radyo frekansı ile haberleşen cihazların kullandığı tekniğe verilen isimdir. Zira IR (Infra Red) veya BT (Bluetooth) teknolojileri de her ne kadar kablosuz iletişim sağlasa da “Wireless” diye pek nitelemeyiz. Esasen yanlış bir kullanım olmaz. Infrared her ne kadar kızılötesi ışıma yöntemi ile haberleşse de, bluetooth wireless a benzer şekilde radyo dalgaları kullanmaktadır.

Konuyu fazla dağıtmadan gelelim wireless kanallara. Nedir bu wireless kanallar?

Wireless kanalını, telsiz kanalına benzetebiliriz. Yani kanal değiştirmek, frekans değiştirmek anlamına gelir. Routerinizin yayını hangi frekanstan yapacağı sizin belirlediğiniz kanal ile ilgili değişim gösterir. Tabi bunlar minimal değişimler olur. Örnek vermek gerekirse, 2.4 Ghz standardı yasal olarak her cihazın kullanımına açılmış bir standarttır. Siz kanal değiştirseniz, yani frekans değiştirseniz bile yine 2.4Ghz frekansında kalmış olursunuz. Sadece bu bantta izin verilen kanallar arasında Mhz bazında frekans değişmiş olursunuz. Telsizcilikten anlayan veya radyo, tv iletişiminden anlayan kişiler için bu durumu anlamak daha kolaydır.

Şimdi size 2,4 Ghz kanallarını listeleyelim. Eski cihazlar her ne kadar 11 kanala izin verse de, günümüzde birçok popüler cihazda 2,4 bandında 13 kanala rastlarsınız. Esasen bu kısıtlandırmalar, ülkelerden ülkelere değişim göstermektedir. Keza aynı şekilde cihazların çıkış gücü de satıldığı ülkeye göre ayarlanır. Telsiz iletişimindeki kanunler bu durumuda da geçerlidir.

Aynı şekilde son yıllarda 2.4Ghz bandının çok kalabalıklaşmasından ötürü 5GHz bandı da kullanıma açılmıştır ve ülkemizde de kullanımdadır. 5Ghz bandı daha yüksek bir band olduğundan ve kanalların kanal genişlikleri (bandwidth) de artırıldığından, daha yüksek band genişliklerine ve hızlara imkan sağlamaktadır. 2.4 Ghz de kanal genişliği 20mhz iken 5ghz de 40 mhz ye çıkarılmıştır. İlerleyen dönemlerde 80mhz ve 160mhz kullanan aletleri de görmeye rastlayacağız.

Yine konuyu dağıtmadan aradığımız soruların cevabına gelelim. Kanallar arası nasıl bir fark vardır, kanal değişimi ne getirir, ne götürür, hangi durumda hangi kanal kullanılır?

Cevap:

Telsizcilik kanunların öğrendiğimiz bir şey varsa, o da düşük frekansın mesafe, yüksek frekansın kalite olduğudur. Sizler için birazcık açalım:

Modeminizde kullanacağınız düşük kanal, örneğin 1. kanal, sizin mesafe sorununuzu çözer, kullanacağınız yüksek kanal, örneğin 13, sizin hız sorununuzu çözer. Teorik olarak bu durum böyledir, fakat pratikte bire-bir çözüm alamayabilirsiniz, zira bu koşulları çevre faktörleri fazlasıyla etkiler.

Sinyal kirliliği denen faktör bu durumları değiştirir. Yani genel olarak sizlere tavsiyede bulunan kişiler, en temiz, yani en az kullanılan kanalı seçmeniz yönünde tavsiye verirler. Bu mantıklı bir hareket olacaktır. Fakat tüm kanallar kirliyse veya tüm kanallar temizse ve bir kanal seçmeniz gerekiyorsa burada son kararı siz verirsiniz. Kendinize sormanız gereken soru; bana hız mı lazım, yoksa bağlantı mı olacaktır.

Eğer çok hızlı bir bağlantıya ihtiyacınız yoksa, yani lokal ağ bağlantınızın çok hızlı olması gerekmiyorsa ve internet hızınız da 50-100mbit ler seviyesinde değilse, ben size küçük kanal kullanmanızı öneririm. Zira mesafe sınırı yaşıyorsanız ve cihazınızla uzaktan bağlantı kurmakta zorlanıyorsanız küçük kanal yine işinizi görecektir. Bağlantının kurulmaya çalıştığı ortam çok kalabalıksa, çok fazla duvar veya eşya varsa, karmaşık bir düzende bağlantı kurulmaya çalışılıyorsa küçük kanal işinizi görecektir. Peki küçük kanal kullanırken ne yapmalı?

Küçük kanal kullanıyorken, yayılım gereği cihazınız düşük güçlerde uzak mesafelere sinyal gönderebilir hale gelir.

Bu size uzaktan bağlanma avantajı sağladığı gibi, sinyal kirliliği dez avantajı da sağlar. Yani modeminizden çıkan sinyallerin, havadaki diğer cihazların yaydığı sinyallerden etkilenme olasılığını artırmış olursunuz. Ayrıca sinyalinizin istemediğiniz kadar uzaklardan duyulup güvenlik zaafiyeti yaratmasına da sebep olursunuz. Peki bu durumda ne yapmalı?

Cevap : Ne kadar küçük kanal kullanıyorsanız, çıkış gücünüzü, yani modemin çıkış gücünü o kadar düşürmenizi tavsiye ederim. Örneğin 1. kanalda, en düşük güçte bile çıkış yapsanız, bağlantınız sizi tatmin edecektir. Etmez ise yavaş yavaş yükseltmeyi deneyin. Unutmayın, gereksiz yüksek güç, hem sizin sağlığınız, hem modemin ömrü, hem de bağlantı kaliteniz açısından dez avantaj yaratır. Aşırı gürültü hızınızı olumsuz etkiler. Yani güç yükselterek değil, güç düşürerek kalite artırmanız olasıdır.

Hangi durumda yüksek kanal?

Hız öncelikli çalışıyorsunuz. Ağ cihazlarınız arasındaki veri aktarımı 1. önceliğiniz. İnternetiniz çok hızlı ve elinizden geldiğince yüksek hıza ihtiyacınız var. Yüksek kanal doğru tercih.

Ortamda çok fazla wi-fi cihazı veya radyasyon yaratan cihaz var. Küçük kanalda sıkıntı yaşanıyor. Çözüm yüksek kanal.

Yüksek kanal kullandığınızda uzak mesafelerde bağlantı gücünüzün zayıfladığına şahit olabilirsiniz. Bu gayet normal bir durumdur. Aynı doğrultuda çıkış gücünüzü artırarak çözüme kavuşabilirsiniz. En yüksek güçte bile mesafe sorunu yaşarsanız, kanalınızı yavaş yavaş küçültmeniz gerekir.

Yani sözün özü, mesafe için küçük, hız için büyük kanal. Ama tekrar ediyorum. Ortamın durumu bu söylediğimi mutlak surette etkiler. O yüzden en mükemmel sonuca ulaşmak istiyorsanız, benim tavsiyem, tüm kanalları tek tek denemeniz olur. Ayrıca eski cihazlar 11. kanaldan yukarısını görmeyebilirler. Şu cihaz bağlanıyor bu cihaz bağlanmıyor durumlarında ilk aklınıza gelen detay bu olsun.

Gelelim 5Ghz mevzusuna. Eğer bağlantı, çekim vs. gibi sorunlar yaşıyorsanız, boşuna paranızı çöpe atıp gidip de 5ghz destekli cihaz almayın. 5Ghz cihaz kapalı alandaki mesafe sıkıntınızı gidermez , aksine büyütür. Açık alanda 2 cihazın karşılıklı haberleşmesi konusunda 5ghz çok güzel iş çıkarsa da, evinizin içinde arka odada sıkıntı yaşarsınız. Yani AC destekli o yeni ve pahalı modeminizin nimetinden faydalanmanız için, modemin karşısında oturuyor olmanız gerekir. Aynı koşulda kullandığınız istemci cihazın da 5ghz ve ac desteği olması gerekir.

Daha önceki bir yazımda, beamforming teknolojisinden de bahsetmiştim. Kısaca değinmek gerekirse, cihazın istemciye güdümlü şekilde sinyal günderdiği bir sistem diyebiliriz.

Sonuç olarak, Wi-Fi kanal seçimi, bir wi-fi ağındaki en önemli unsurdur. Bazen cihazın tüm ayarlarını da değişseniz çözüme ulaşamazsınız, fakat aylar sonra aklınıza kanal değiştirmek gelir ve tüm dertleriniz biter. Aynı şekilde aylardır sorunsuz kullandığınız kanal artık sorun yaratan kanala dönüşmüş olabilir ve değiştirmeniz gerekebilir. Üst ve alt komşunuz yeni cihazlar almışlar veya kanallarını değiştirmişlerdir. O kanal sonsuza kadar verimli olacak diye bir kaide yoktur.

Şimdilik anlatacaklarım bu kadar. Yazdıklarım size yeterli gelmez ise, ya da uygulamaya zamanınız vs. yok ise, teknik destek talebi için tarafıma ulaşabilirsiniz. Birçok ağ cihazının bayisi konumunda olduğumdan ötürü de, hangi senaryoda hangi cihazları, hangi ayarlar ile kullanmanız gerektiği konusunda yardımcı olabilirim. Tabi karşılıksız değil 🙂

Aradığınız tüm cihazları tarafımdan temin edebilirsiniz. Benden temin ettiğiniz cihazlar için konfigurasyon bedeli ödemenize gerek kalmaz.

Sorularınız için iletişim veya yorum bölümünden irtibata geçebilirsiniz.

Sorunsuz, hızlı bağlantılı günler dilerim.

http://www.culha.net/makaleler/iletisim-teknolojileri/wi-fi-wireless-kanal-karmasasi/

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Çağrı Gürkanlı çok değerli bilgiler paylaşmış. Saklayıp kenara koymak lazım.
@rind

Bahsi geçen soruşturmayı yürüten Rekabet Kurumu, özel kanunu (4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun) ile kurulmuş; idare hukuku çerçevesinde bağımsız idari otorite olarak adlandırılan bir kamu kurumu. Kurum ve ilgili kanundan maksat, en geniş ve temel anlamı ile ifade edecek olursak “teşebbüslerin [teknik dilden uzaklaşacak olursak; firma, şirket vs…] mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti sınırlayıcı anlaşma veya uygulamalarını” önlemek ve bu hususta gerekli düzenleme ve denetimi yapmaktır.

Gündemde yer alan soruşturma, yukarıda adı geçen 4054 Sayılı Kanunun m. 4 hükmü çerçevesinde yürütülecek bir soruşturmadır. En mühim ifade tarzı kanunun kendi olduğu veçhile, 4’üncü maddenin metnini okumakta fayda var: “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama [yani, rekabeti sınırlama] amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.” Kaynaklarda pek çok kere “kartel hükmü” olarak da adlandırılan bu hüküm, birden fazla teşebbüsün bir araya gelerek kendi aralarındaki veya başka teşebbüslerle aralarında olan serbest rekabeti sınırlamaya yönelik davranışlarını yasaklar. Bu hükmün kapsamına girecek davranışlar pek çoktur. Çok yüzeysel bir örnekle, A şehrinde elma satmakta olan B ve C teşebbüsleri, aralarında anlaşarak “B teşebbüsü X semtine, C teşebbüsü Y semtine mal satacak; kimse de diğerinin bölgesine ilişmeyecek” derlerse ağır bir rekabet hukuku ihlali yapmış olurlar ve cezalandırılmaları gerekir. Her ne kadar sebepleri üzerine çok tartışma varsa da, bu davranışın cezalandırılıyor olma gerekçesini şöyle basitçe izah edebiliriz:

Bölge (semt) paylaşımı yapıldığı anda, iki teşebbüsün de satacakları elma miktarı üç aşağı beş yukarı sabit hale gelecektir. Bir semtte oturan insanlar sadece tek bir teşebbüsün sunacağı elmaya mahkûm olacakları için, daha iyi ve/veya ucuz olacak bir alternatifi tahayyül edemeyeceklerdir. Halbuki, bu iki teşebbüs tüm şehirde normal rekabet koşulları altında mallarını satmaya çabalasalar, birbirlerini geçmeye çalışarak daha fazla tüketiciye ulaşabilmek adına belki fiyat kıracak, belki sundukları elmaların kalitesini arttırmaya çalışacak yahut elma teslim altyapılarını geliştirerek tüketicilere daha taze elma sunmayı deneyeceklerdir. Hal böyle olunca, iktisadi manada ekonomik verimlilik ve hatta inovasyon sağlanacak, tüketici refahı artacaktır. İşte bahsi geçen iki teşebbüsün rekabeti sınırlayıcı faaliyetleri, bu yararlı sonuçların oluşmasını engellediği ve hem iktisadi verimliliği hem de tüketici refahını olumsuz etkilediği için yasaklanır. Elbette, bu bahsedilen örnek, kanunun m. 4 hükmünde yer alan davranışlardan yalnızca birisini oluşturur; en başta da belirttiğim üzere bu hükmü ihlal edebilecek sayısız yöntem akla gelebilir.

Bu genel açıklamalardan sonra esas konu olan soruşturmayla ilgili, gündemde konuşulanları da dikkate alarak söylenebilecekler şunlar olur:

1) 4054 Sayılı Kanunun m. 4 hükmünün yasakladığı en tipik ihlal, fiyat belirleme (price fixing) ile oluşur. Senaryo basittir: Normalde birbirleri ile rekabet ederek tüketici için daha düşük fiyatlar yahut inovasyon sağlayacak olan teşebbüsler bir araya gelerek “Aman abi, birbirimizi kırmayalım durduk yere; efendi gibi koyalım bir fiyat, herkes ondan satsın. Kârımıza bakalım biz.” derler. Böyle bir durumun varlığı, pek tipik ve ağır bir rekabet hukuku ihlalidir. Şayet Aral’dan mal almakta olan teşebbüslerin yöneticileri, bir akşam JW Marriott’ta ortak bir arkadaşlarının düğün yemeğinde sohbet ederken “Arkadaşlar, Aral’dan X fiyata almakta olduğumuz ürünleri Y fiyata satalım; ortalıkta zaten bizden başka kutulu oyun satan hatırı sayılır firma yok, birbirimizi üzmeyelim” derlerse rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma yapmış olurlar ve bu bir ceza gerektirir. Rekabet Kurumunun yaptığı açıklama da, böylesi bir olası davranışı kapsar durumdadır.

2) İkinci ihlal edici davranış, biraz daha kompleks bir yapıda olabilir. Girişte verdiğim elma örneğine dönelim. B ve C teşebbüsleri ‘aynı piyasada’ bulunan ve elma satımı noktasında ‘aynı işlemi yapan’ teşebbüslerdir. Bir başka deyişle, aynı seviyededirler. Bu duruma ‘yatay rekabet’ adı verilir. Şimdi B ve C teşebbüslerine elma veren ‘dağıtımcı’ bir D teşebbüsü olduğunu düşünelim. D, dağıtımcı konumundadır ve B ile C’den bir seviye yukarıdaki bir pazarın oyuncusudur (kendisinin de son tüketiciye örneğin internet üzerinden elma satması bu hususu değiştirmez). Bu durumda, D ile B ve C arasındaki ilişki ‘dikey’ olarak adlandırılır. Rekabetin yatay olarak sınırlanması yasak olduğu gibi, dikey olarak sınırlanması da mümkün değildir. Örneğin D, “yahu, senin genelde satış yaptığın X semtinin müşterisi zengin. Orada bu elmaları daha pahalıya satalım, fazla parayı da kırışırız” derse B’ye; rekabet hukukunu ihlal etmiş olur. Yahut son tüketiciye elma satmak isteyen bir başka E teşebbüsü, B’den düşük fiyatla X semtinde işe atılmak istediğinde dağıtımcı D ve satıcı B, ona, ‘kardeş, biz burada bu elmaları bu fiyattan satmıyoruz; fiyat kırma, mal alamazsın’ derlerse; E de, ‘eyvallah abi, bilmiyorduk, affola’ deyiverirse yine bir rekabet hukuku ihlali oluşur. Hele hele, bir başka F firması ‘biz artık elmaları internetten satacağız, o yüzden de sen ne koyarsan koy fiyatı; biz ucuza satmak istiyoruz’ dediğinde D, B, C ve E bunu engellemek adına D’nin F’ye mal vermemesine karar verirlerse, ihlal katmerli olur. Bu tip davranışlara örnek olarak, GSM ve telefon şirketlerinin bayilikleri ve satıcıları ile beraber yahut onlara karşı uygulamaları (ki esasen m. 4 değil, m. 6 konusu olurlar – aşığıda değineceğim) ile alakalı kararları çoktur Rekabet Kurumunun. Levent Beyin örneği de, bu bağlamda fazlası ile yerinde; lakin bir eksiği mevcut: Bu kural, öyle bazı piyasalara özgü bir kural değildir, tüm piyasalarda vardır; yalnızca kamu eliyle düzenlenen kimi istisnai piyasalarda mevcut değildir.

Velhasıl Aral, diğer dört teşebbüsü karşısına alıp “abiler, gelin birlik olalım, gün rekabeti kısıtlayarak fazladan kar etme günüdür, haydi el ele tutuşup fiyatları yukarı çıkaralım” dedi ise yine bir ihlal ile karşı karşıyayız demektir.

3) Üçüncü bir ihtimal, adına “uyumlu eylem” denilen bir ihtimal, ki, yukarıdakinden daha da zordur kavranması. Öz bir tanımla uyumlu eylem, teşebbüslerin açık veya örtülü bir anlaşma olmaksızın aralarında bir işbirliği/danışıklılık doğurmak suretiyle rekabeti sınırlamalarıdır. Şayet bir piyasadaki iktisadi görünüm, rekabetin kısıtlanmış olduğu bir piyasadaki görünümü andırıyor ve fakat herhangi bir anlaşma veya karar mevcut değilse, teşebbüslerin bir uyumlu eylem içinde olduğu varsayılır ve kendilerinden bunun aksini ispat etmeleri istenir. Uyumlu eylem halinde, teşebbüsler birbirleri ile temasa geçmeden paralel hareket ederek rekabeti kısıtlamış olurlar. Bir örnek vermek gerekirse: İki veya üç teşebbüsün var olduğu piyasalarda, teşebbüslerden birisi “zam yapacağım… yapıyorum… yaptım…” şeklinde bağıra bağıra konuşan bir yol tutar da; diğerleri onu bu zamda izlerlerse; ortada bir uyumlu eylem olduğundan bahis mümkündür.

Rekabet Kurumunun konumuz olan soruşturmada nereden bir uyumlu eylem yakalayabilecek olduğu pek aklıma gelmiyor. Bir ihtimal, Aral’dan oyun olan diğer dört teşebbüsün bir şekilde, diyelim ki D&R’ı son kullanıcıya satış fiyatı hususunda takip etme pratiği geliştirmiş bulunmaları olabilir. Yahut Aral’ın kendi sitesinde uyguladığı fiyatların da bu işlevi görüyor olması ihtimal dahilinde.

4) Dördüncü ve son olasılık, hakim durumun kötüye kullanılması. Hukukun inceliklerini bir yana bırakarak hukukçu olmayan biri için kısaca anlatmaya çalışacağım.

Yukarıda parantez arasında da bahsettiğim üzere, 4054 Sayılı Kanunun bir de m.6 hükmü var çeşitli ihlal durumlarını düzenleyen. Maddenin giriş şöyle: “Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır.” Buradaki mesele, hakim durumda olan bir teşebbüs (ya da birlikte hakim durumda olan teşebbüslerin) tek taraflı bir takım davranışları ile rekabeti sınırlayıcı davranışlar içerisine girmesidir. Hakim durumda olmak, piyasanın ağırlıklı dominant gücü olmayı gerektirir. Tek ölçütü pazar payı değil ise de, en önemli ölçütünün bu olduğu söylenebilir. Örneğin, Rekabet Kurumunun kararlarıyla tescillenmiş olduğu üzere Efes Pilsen, kendi piyasasının %85’inden fazla bir kısmına sahiptir ve piyasada hakim durumdadır. Bir teşebbüsün hakim durumda olması demek (ki bu tekel ile aynı şey değildir, tekelde; adından da anlaşılacağı üzere “tüm pazarın tek bir oyuncuya ait olması” durumu vardır), tüketicinin alacağı mal ve hizmet hususunda o teşebbüsün kararlarına fazlasıyla bağlı olması demektir. Bunu şöyle bir örnekle izah edelim: Şayet bir pazarda hakim durumda iseniz, zaten yeterince iyi kar elde ediyor yahut ürün satıyorsunuz demektir. Dolayısıyla, ar-ge çalışmalarına yeterince bütçe ayırmak, sizin için manasız gelebilir. Şayet bu davranışınızla, normal koşullarda rekabetçi bir piyasadaki bir oyuncudan beklenebilecek inovasyonu sağlamıyorsanız tüketicinin zararına teknik gelişimi kısıtlamışsınızdır demektir; hukuku çiğnemiş olursunuz. Veya çıkıp da, “zaten herkes benim ürünlerimi/hizmetlerimi alıyor; üç kuruşa değil de on kuruşa satayım’ diyemezsiniz. Pazardaki payı %2 olan bir oyuncu, canı isterse beş yüz kuruşa da satar elbette; ama piyasanın dinamiğini yönlendiren, tüketici davranışını belirleyen; hele hele de tüketicinin bir şekilde size mecbur olduğu hallerde dilediğiniz fiyatı çekemezsiniz; bunun bir sınırı olur. Yani Murat Beyin ifadelerinin bütün teşebbüsler açısından hukuken isabetli olduğunu söylemek mümkün değil.

Gelgelelim, mevzubahis soruşturma Kurumun ifadesine göre “m. 4 üzerinden” açıldığı için olayda bu gibi bir pürüz olmadığı söylenebilir. Yani aslında bu son ihtimal, halihazırda zaten ihtimal olmaktan çıkmış durumda; ancak Teknoseyir kullanıcılarını bir miktar daha bilgilendirmek adına bu meseleye de değindim.

Son olarak önemle eklemem gereken şeyler var:

Elbette, bu yazı ve örnekler tamamen anlatım ve bilgilendirme amaçlıdır. İhtimaller üzerine genel geçer yorumlar ihtiva etmektedir. Hukuken bazı ifadelerin de bir hayli noksanı vardır; lakin bu meseleleri bu kadar kısa bir alanda rekabet hukuku hususunda uzman bilgisi bulunmayan ve hukukçu olmayan bir kitleye izahın başka bir yolu da yoktur. En ehemmiyetli husus ise elbette şu: Bahsi geçen teşebbüsler ve bunların piyasaları hakkında hiçbir fikir sahibi değilim ve asla soruşturmanın nasıl sonuçlanacağına dair bir öngörüde bulunmuyorum. Aslolan, kusursuz olmaktır; kusur, varsa ispat edilir. Haliyle, an itibarıyla benim nazarımda kusursuz bulunan, her biri alanında saygın ve yüz binlerce tüketiciye ulaşan bu teşebbüslerin vaziyetini ve işin doğrusunu Rekabet Kurumu ve olası bir başvuru halinde Danıştay takdir edecektir.

Epeyce uzun bir yazı oldu. Umarım açıklayıcı olabilmişimdir. Buraya kadar okuma zahmetinde bulunanlara teşekkürü bir borç bilirim.

Tüm Teknoseyir camiasına en iyi dileklerimi sunarım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 11
  • Erman Arslan @arslanerman

    Elinize sağlık çok değerli bi paylaşım olmuş.

  • Halil Sönmez @halilsnmz

    %15-%20(bizde %18) vergi sistemi olan ülkelerde 40 dolara 45 dolara satılan oyunlar yada yazılımlar bizde 100 dolar(2 ay önceki kur) civarında ise burada sorun vardır. Bahsettiğim ülkelerde kendi dillerinde oyun oynuyorlar. Peki bu ülkelerin toptancıları sizce üreticiden bizden daha ucuzamı alıyorlar. Tabikide hayır. Bizimkiler Üzerine insafsız kar koyuyorlarmı evet. Rekabeti ben bilemem. Ezbere konuşmuş olurum. Ama rekabet olsa böyle faiş fiyatlara isteselerde satamazlar.

    • Murat Gamsız @gamsizm

      Rekabet yok zaten ki bu da ilginç bir durum aslında. Misal bir markanın birden fazla dağıtıcısı olabilir. Asus'u iki firma getiriyor yıllardır. Ama oyun işinde Aral yalnız kaldı. İstediği fiyatı çekebiliyor. Nedense dağıtıcı firmalar oyun işine girmekten çekiniyor. Yeterince karlı olmadığı için herhalde.

  • Çağrı Gürkanlı @rind

    @gamsizm Yazıyı buraya da taşımışsınız, teşekkür ederim, teveccühünüz Murat Bey. Aral’la ilgili olarak rekabet yok diyorsunuz, haklısınız. Zaten bu da, meseleyi ilginç kılan bir başka husus. Her ne kadar bu işin analizi çok ciddi bir iktisadi mesele ise de, Aral, piyasada hakim durumda imiş izlenimi veriyor konu ile ilgili bulunmayan insanlara. Yalnızca dağıtımcılıktan öte, mühasırlık hakları da oluyor bazen. Şu halde, Rekabet Kurumunun m. 4 çerçevesinde teşebbüsler arası bir işbirliği veya uzlaşı aramasından ziyade, m. 6 üzerinden doğrudan doğruya Aral’ın muhtemel hakim durumuna ve fiyatlarına (veya başka oyuncuları pazara sokmamaya yönelik olası çeşitli davranışlara) yönelik bir soruşturma başlatmış olması akla daha önce gelirdi. Hakim durumda olmanın kendisi hiçbir zaman yasak değildir, ancak bunu herhangi bir şekilde kötüye kullanırsanız, hukuku ihlal etmiş olursunuz. Tüketici zararına yüksek fiyatlama da, pek tipik bir hakim durumun kötüye kullanılması teşkil eder bu bağlamda. Ancak burada, belki Aral’ın kendisinin de internet üzerinden son kullanıcıya satış yapıyor olmasının etkisi vardır; yani Aral’ın tek başına akıldışı yüksek fiyat uygulaması bulunmuyor ve fakat diğer satıcı teşebbüsler ile anlaşarak hepsinin beraberce bir fiyatta karar kılması durumu mevcut olabilir. Hatta ve hatta, konu belki de fiyata ilişkin dahi değildir; bölge paylaşması, pazarlama kısıtlaması veya yatırım kısıtlaması söz konusudur. Velhasıl, şu an ne konuşsak boş olur. Soruşturma tamamlandığında olur da konu Rekabet Kurumunun önüne gelirse, o zaman meselenin içeriğini hakkıyla tayin edebilecek noktada olacağız.

    Burada şu an için önemli olan şu hususun bilincinde olmak: Adına serbest piyasa dediğimiz şey, iktisadi teknik tabiri ile piyasa üzerinde hiçbir regülasyon (düzenleme) yahut müdahalenin olmadığı bir “laissez-faire” (“bırakınız yapsınlar”) sistemi değildir. İster tüketici yararına diyelim, ister iktisadi verimliliği sağlamak adına; piyasalar çeşitli oranlarda düzenlenir ve rekabet korunur. Bunun sağlanması için de, ürün veya hizmetin fiyatı dahil her türlü ekonomik parametre denetim ve gözetim altındadır; müdahale edilebilirdir. Rekabet Kurumuna şikayette bulunmak için de herhangi bir hukuk bilgisi sahip olmaya hacet yoktur. Şu linkte bulunan bilgiler dairesinde, rekabetin doğal olmayan yollardan kısıtlanmış olduğunu düşündüğünüz piyasalar/teşebbüsler hakkında yapabileceğiniz bir şey var vesselam: Kuruma bir vatandaş olarak şikayette bulunabilirsiniz. Kurumun böyle şikayetler ile ortaya çıkmış pek çok ihlal kararı verdiğini de buraya not düşeyim.

    Ben de, bu soruşturma süreciyle ilgili olarak veya başka bilgimin olduğu hukuki meselelere dair Teknoseyir kullanıcılarını elimden geldiğince bilgilendirmeye çabalarım.

    Konu ile ilgilenip yazdıklarımı okuma zahmetinde bulunan herkese tekrardan teşekkürler.

    • Murat Gamsız @gamsizm

      Evet burada bir de o durum var. Aral'ın fiyatına müdahale edebildiği, bir iki marka var. Ubisoft bunlardan en büyüğü. Aral Ubisoft'un resmi dağıtıcısı. Dolayısıyla x bir şirket istese de Ubisoft'un dağıtım işine resmi olarak giremez. Ubisoft isterse ikinciyi atayabilir. Ki o bile aralarındaki anlaşmaya bağlı. Bazı dağıtıcılar tek dağıtıcı olmak kaydıyla anlaşma imzalar. Aral ben tek olacağım dediyse ve Ubisoft kabul ettiyse ikinci bir yasal dağıtıcı olamaz. Öte yandan paralel ithalat yasal ama resmi dağıtıcının birçok avantajına sahip olunamıyor.

      Çokça adı geçen Bilkom ve CD Project firmaları kendi aralarında anlaşıp Witcher 3'ü süper bir fiyattan satışa sundular. Bu yüzden gençler Bilkom'a övgü yağdırdı ama o gençler aynı Bilkom'un Apple'ın tek temsilcisi olduğunda fiyatları aynı Aral gibi nasıl yüksek tuttuğunu bilmezler. Apple kullanıcıları lanet ede ede alırdı. ABD fiyatı çarpı iki olarak hesaplanırdı hatta. Ama aldıkları için de fiyatlar inmezdi. En sonunda Apple Türkiye'ye geldi ve fiyatlar birden normalleşti. Çünkü Bilkom sadece dağıtıcı konumuna geldi fiyatları belirleme yetkileri ortadan kalktı.

      Her ne kadar serbest piyasa kuralsızlık değilse de, firmalar ürünlerine piyasa koşullarına göre fiyat koymakta özgürler. Aral bugün 250 liraya oyun satıyorsa, piyasa bu fiyatı satın aldığı için yapabiliyor. Burada atlanan nokta Ubisoft'un da bu işten para kazandığı. Ya kusura bakmayın Aral fiyatları düşürmüyor derken, arka planda paraları cebine atıyor. CD Project firması Türkiye'ye özel muamele yapmasa Bilkom da fiyatı düşüremezdi bu kadar. O yüzden bu fiyat konularında bir de ana firma ayağı var. İşi daha karışık hale getiriyor.

  • YilmazOnline @yilmazonline

    Rekabete inanmıyorum ama bir kurul var.

#windows8_1 e "ücretsiz" ve "orjinal" bir şekilde nasıl sahip olabileceğimizi anlattım. Öğrenci ve öğrenci tanıdığı ( 🙂 ) olanlara gelsin. Paylaşarak daha çok kişinin ücretsiz bir şekilde orjinal Windows 8.1 yüklemesine destek olabilirsiniz. Bildiğiniz üzere #warez dünyasından indirilen şeyler pek güvenli olmuyor. Bu yolla "saf" - android'te çok kullanırdık bu lafı- Windows 8.1 sürümünü indirebiliyorsunuz. (Windows 8.1 Embedded Sürümü) https://www.youtube.com/watch?v=Wte878sSmIE

Orjinal ve Ücretsiz Windows 8.1'e Sahip Olun / DreamSpark

Eğer ki öğrenciyseniz videodaki adımları takip ederek ücretsiz bir şekilde orjinal Windows 8.1 e - key verilmekte- sahip olabilirsiniz.
BeğenFavori PaylaşYorum yap

AliExpress.com'dan nasıl alışveriş yapılır?

Uzun süredir bana çeşitli yerlerde sorulan bir soruydu. Umarım burada da merak edenler vardır ve yardımı dokunur. #AliExpress #alışveriş #rehber

http://ddguclu.net/2014/10/aliexpress-comdan-nasil-alisveris-yapilir/

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 18
  • DDGuclu @ddguclu

    @teknokafa internetten alılverişte yurt dışı ayrımı yapıyor mu tam emin değilim ama bankaya sorarak ya da bir deneme yanılma yoluyla öğrenebilirsiniz.

  • Burçin BOZKIR @cok_okuyan

    Nasdaq'ta bu sene tarihi bir rekor ile borsaya açıldılar. Yatırımcıların ümidi ABD pazarında Amazon'a rakip olması. En azından Amazon'daki ucuz çin işi ürünlerin satışının alibabaexpress'e kayması. Sistemi daha müşteri memnuniyeti odaklı hale getireceklerdir bunun için. Dolayısı ile ilerleyen zamanlarda bu siteden alışveriş memnuniyet oranı artacaktır diye tahmin ediyorum.

    • DDGuclu @ddguclu

      Aynen öyle olacak. Ben e-bay'den alışveriş yapamıyordum. Tasarımları o kadar salak ki, daha adam gibi kargoyu bile en başta göremiyordum. Aliexpress'i seçmemdeki amaç kesinlikle kullanımı çok rahat olması. İş yerimden 4-5 kişi bana sora sora alışveriş yaptılar, şimdi her gün birimize kargo geliyor.

  • Özgür Seyyar @ozgurseyyar

    benim ve eşiminde kullandığı (daha çok eşimin 🙂 ) bir site. şuana kadar 3-4 kere alışveriş yaptım bir sıkıntıyla karşılaşmadım.. tavsiye ederim..

  • skoser @skoser

    Burdan denemek icin 1 dolara urun almistim ücretsiz kargo geldi. Sasirmistim baya. Ipad2 kablosu