Xiaomi Bluetooth Hoparlör (NDZ-03-GB)

Uzun zamandır almak istediğim elektronik bi alet yoktu, şu bluetooth hoparlörlerden başka. Yurt dışına çıktığımda almadan döndüğüme pişman olmuştum. Türkiye'ye döndükten sonra çok fazla bakındım, araştırdım. Amazon'da güzel modeller buldum ama kargo çok geldi. Buradaki istediğim tür modeller de çok tuzluydu. Pes etmişken ve araştırmayı bırakmışken aklıma xiaomi geldi, acaba var mıdır bluetooth hoparlörü derken gördüm buldum aldım. n11'den dün akşam 5de sipariş verdim, bugün öğlen elimdeydi. Öncelikle malzeme kalitesi bir xiaomi geleneği, oldukça kaliteli. Birkaç yorumuna bakmıştım sipariş verdikten sonra, genel yorum bass az şeklindeydi fakat ben gayet yeterli buldum. Ses konusunda takıntılı, herhangi bir kulaklıkla 10 dakikadan fazla müzik dinleyemeyen beni oldukça şaşırttı ses kalitesi. Lastik ayakları sayesinde masada yürümüyor. Ebat olarak bundan büyüğü taşınabilirlikten çıkar. Fakat cüssesinden çok ses veriyor diyebilirim.

Tek bir düğmesi, bildirim LED'i ve micro USB portu var. Power tuşu aynı zamanda play-pause işlevi görüyor. Açılış ve kapanışta ses efekti var. LED bağlı olduğunda mavi, boştayken mavi kırmızı, sarj bitmeye yakın kırmızı yanıp sönüyor.

Bağlantı oldukça basit. iPhone, iPad ve Mac'e bağlarken herhangi bir problem yaşamadım.

Kutu içeriğinde sadece ufacık Çince bir kağıt var. USB kablosu vs bulunmuyor.

Fiyatından fazlasını veren bir ürün olmuş.

Link: http://urun.n11.com/hoparlor/xiaomi-bluetooth-speaker-P62865842

Teknik özellik:
Güç: 2.5W x 2
Şarj Bağlantısı: micro-USB
2 Kanal Subwoofer
Bluetooth Version: 4.0
Bağlantı Mesafesi: 10M
Yaklaşık oynatma süresi:10 saat
Model No: NDZ-03-GB
Ebat: 154.5 x 62 x 25.3mm
Frekans Aralığı: 2402MHz - 2480MHz
Rando response: 100HZ - 20KHZ
Empedans: 4Ω Bluetooth profiles: A2DP / AVRCP

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 20

Plasti Dip

Uzun zamandir haberdar olduğum bir ürün aslında. Çevremde jantlarını, arabasını, yan aynalarını kaplatan arkadaşlarım vardı. Ama hepsi kısa sürede canları sıkıldığı için ya da acaba boyaya uzun vadede zarar verir mi veya yapışıp kalır birdaha çıkmaz korkusuyla söküp attılar. Dolayısıyla ürünün uzun vadede nasıl davranacağı ve değişim göstereceği konusunda hiçbir fikrim yoktu.

Bır yandan da non-Retina MacBook Pro’m bana çok sıkıcı gelmeye başlamıştı. Önce kırmızı bi klavye koruyucu aldım. O gazla bi süre daha devam ettim fakat 5 yaşındaki makinayı çekici hale getirmeye yetmedi o silikon koruyucu kılıf. Çeşitli stickerlar aradım. Breakıng Bad severim ama dizi bağımlısı hiç olmadım, olanı da sevmedim. Developer temalı ufak tefek stickerlar bakiyim dedim, fiyatları görünce hemen vazgeçtim.

Sonra aklıma Plasti Dip geldi. Hemen youtube’dan bikaç video izledikten sonra tamam dedim yapıyorum. Hepsiburada’dan 29 Mayıs 15:00 sularında sipariş verdim. 30 Mayıs 09:00da kapıdaydı ürün.

Maskeleme işlemini videolarda gördüğüm gibi yaptım, 1 dakika sürdü yada sürmedi. Bodrum katında kendime ufak bi tezgah ayarladım ve başladım boyamaya. 5 kat boya attım yarım saat aralıklarla. Son katı attığımda saat 16:00dı. Gece yarısı eve dönene kadar ellemedim, kurudu. Apple logosunu maskelememiştim. Kenalarından neşterle hafifçe geçip çekince çıktı hemen, hiç uğraştırmadı.

Uygulamayı evde yapmayı düşünmüştüm fakat n’olur n’olmaz diye vazgeçip bodruma indim. İyiki de inmişim, aman diyim evde olcak iş değil. Kokusu baya baya boya kokusu. Maske varsa takmanızı öneririm. Elinize üstünüze başınıza bulaşırsa çıkartmak çok kolay, merak etmeyin.

Görüntü, hissiyat ve kalite olarak çok güzel oldu. Elimden iş gelir, hiçbi yeri sırıtmadı. Fakat ertesi gün çantama atıp evden çıktıktan sonra büyük bi hayal kırıklığı oldu bende. aşırı düz olan MacBook’un yüzeyine tutunamamış olacak ki, çantaya sokarken köşelerden bırakmış kendini boya. Güzel ama sağlıksız bi kaplama oldu yani.

Ama bilgisayarımı bana yeniden sevdirdi. Şimdi siyah bantla kenarlara bi çerçeve vs yaparak hem köşeleri sağlamlaştırmak, hem de düz renk monotonluğundan çıkartmak istiyorum.

Ürünün fiyatı 40TL, 4TL de kargo parası verdim.

Ürün linki: http://www.hepsiburada.com/liste/plastidip-plastik-kaplama-spreyi-florasan-mavi/productDetails.aspx?productId=otensplastidip&categoryId=20035749&SKU=OTENSPLASTIDIPMP-K&propertychange=1

Küçük bi uyarı: Mat kaplamayı biraz canlandırmak için WD40la siliyim dedim, ben ettim siz etmeyin. WD40 çözüyo kapmalamayı. Apple logosunun sol üst tarafını o bozdu.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 6

Xiaomi Power Bank

Ürünün 10400 mah modelini hepsiburada.com'dan aldım. Kargoyu açtığım andan itibaren cihazı çok sevdiğimi söyleyebilirim.

Dökümantasyonda orjinal tek seçenek çince olmasına rağmen ithalatcı firma türkçe çeviriyle bir döküman daha hazırlamış fakat okunmuyor. Ya benim elimdeki kağıt kartuşun bitimine denk geldi yada gerçekten rezalet bi baskı kullanmışlar. Neyse ki internette aradığınız her bilgiyi bulabiliyorsunuz ve kullanım tahmin edebileceğiniz gibioldukça basit.
Beni asıl rahatsız eden şey içinden çıkan kablo ve standart iPhone usb adaptörü kombinasyonuyla 10 saati aşkın sürede şarj oluşu. Sırf bunun için Apple'ın 12w adaptörünü de aldım, şarj süresi 5 saate indi.

Biraz ağır fakat bu sayede tok bir his veriyor. Tasarımı kusursuz diyebilirim. Apple ürünlerinin tasarımına aşık biri olarak bunu da çok beğendim. Zaten Apple'a aşina olanların çok iyi bildiği gibi cihazın şeffaf kutuda gelişi, o kutunun alttan ve üstten şeffaf bantlar ile kapatılmış olması vs tam bir Jr. Apple havası veriyo. Dış aluminyum kasası MacBook Pro bilgisayarım ile neredeyse birebir aynı renk ve kalitede. Zaten yanyana görenler Apple ürünü zannediyor. Hiç dibini görmedim henüz ama tek şarjla en az 4 5S doldurur gibi duruyor. Zaten dökümantasyonu da 4.5 şarj diyor 5S için.

Tam bir f/p ürünü diyebilirim.

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Aliexpress

Aslında inceleme yazacak kadar bir durum yok aliexpress’de. Artık herkes siteden haberdardır diye tahmin ediyorum. Benim asıl amacım oldukça uzun süredir buradan alışveriş yapan birisi olarak sorun yaşadığım başlıca noktaları paylaşmak ve sizin de bu problemlerle karşılaşmamanızı sağlamak.

Öncelikle unutulmaması gereken şey buranın sahibinden.com gibi bir platform olduğu ve sizin ilk muhatabınızın aliexpress değil satıcı olduğu. Bir problem olmadığı sürece aliexpress ortada yok. Sadece satıcı ile siz varsınız. Ne zaman ki bir problemle karşılaştığınızda (yanlış ürün, eksik içerik) satıcı ile probleminizi çözemezsiniz, işte aliexpress orada devreye giriyor. Fakat tüm bunların olabilmesi ve sağlıklı iletişim için İngilizce şart. İngilizce'nize güvenmiyorsanız bir yardım almanızda fayda var.

Gelelim sipariş aşamasına. Öncelikle ürün açıklamasını atlamadan okumanız kesinlikle çok önemli. Hemen örnek vereyim. 2 ay önce sipariş verdiğim usb hub'ın Apple uyumlu olmadığı bariz bir şekilde yazdığı halde açıklamayı tam okumadığım için bunu ürün kargoya verildikten birkaç gün sonra fark ettim ve fark ettiğimde herşey için çok geçti. Şansıma ürün MacBook'um ile uyumlu çıktı ve problem yaşamadan kullanıyorum.

Diğer bir konu ise paketleme. Fotoğraflarda göreceğiniz sarı zarf bütün ürünlerinizin geldiği paket olacaktır. Her ne kadar içi balonlu da olsa pek iyi bir paketleme alternatifi olduğu söylenemez bu zarfın. Bugüne kadar aldığım hiçbir şeyin kutulu ürün olarak gelmediği de göz önüne alınırsa paketleme oldukça önemli. Sipariş aşamasında satıcıya not olarak paketlemeye dikkat etmesini yazmanız halinde genelde bu konuya dikkat ediyorlar Örneğin aldığım flux kalemlerinin ince ve kalitesiz plastikten yapıldıklarını bilerek aldım ve o halleriyle paketlenmeleri halinde kırılacağının/yamulacağının farkındaydım. Satıcıya yazdığım mesaj sonrasında ürünler elime ulaştığında kalemleri ayrı ayrı pvc borulara koyduğunu ve uçlarını da kapattığını gördüm.

Paketlemeyi de hallettikten sonra kargolama işlemi geliyor. Çinliler bu konuda çok başlarına buyruk. Geçen hafta verdiğim bir siparişin durumunu öğrenmek için takip numarasına bakarken takip numarasının İsveç'den çıkan bir kargoya ait olduğunu gördüm. Sorduğumda ise Çin kargosunun pahalı olduğunu ve bu nedenle Hongkong kargosuyla takip numarasız kargolandığını ve verdikleri numaranın sahte olduğunu, 20 gün içinde kargom gelmezse paramı geri vereceklerini söylediler. Açıklamada Çin kargosuyla gönderileceğini yazsalar bile yine de sormam gerektiğini böylece öğrenmiş oldum.

Kargolama da hallolduktan sonra ürünün gelmesini bekliyoruz. Ürün ulaştığında açıp kontrol edin ve öyle alın demek isterim fakat PTT bu konuda çok sorumsuz. Gündüz ya işte ya da okulda olduğum için evde olmuyorum ve genelde kargoları paspasın üstüne bırakılmış halde buluyorum. Yani kontrol etme imkanınız olmayabiliyor.

Olası bir problemde yapmamız gereken satıcıya ulaşmak. Aldığım adaptörlü usb hub geldiğinde adaptörün çalışmadığını farkettim. Satıcıya bu durumu söylediğimde benden bir paypal hesabı istedi ve yaklaşık yarım saat sonra hesabıma 2$ para yatırmıştı. Ertesi gün ise bana bir takip numarası verdi ve yeni bir adaptör gönderdiğini söyledi. Kargo geldiğinde ise içinden sadece adaptör değil sıfır bir usb hub ve adaptör takımı çıktı. Açıkçası 5 dolarlık bir ürün için hem geri ödeme yapıp hem de yeni bir ürün yollaması beni şaşırttı. Bu durumda kendisine dilerse ürünün fotoğraflarını ve videolarını çekip gönderebileceğimi söylememin önemli olduğunu düşünüyorum.

Bugüne kadar 20'nin üzerinde sipariş verdim ve gelmeyen olmadı. Bir problem olduğunda ise aliexpress'le konuşmama gerek kalmadan sorunu satıcılarla çözebildim.

Gümrük mevzusunda ise hiçbir zaman sınıra takılacak ürün sipariş etmediğim için sıkıntı yaşamadım. Dolayısıyla o konuda pek de bir fikrim yok.

Bir de kargo takibi konusunda önerim olacak. Çin kargosunun sitesi oldukça kötü ve İngilizce kısmı problemli. Bu konuyu ilk deneyimimde Çinli satıcıya yazdığımda bana http://www.17track.net üzerinden bakmamı söyledi. Oldukça başarılı bulduğum bu sitede tek seferde birden çok takip numarasını yazıp hepsini birden tek ekranda görebiliyorsunuz ve Türkçe takip açıklaması da mevcut.

Sorularınız olursa elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 15

StumbleUpon

Can sıkıntısı geçsin diye bilgisayar başına geçtiğinde bile canı sıkılanlardansanız ya da ofiste vakit geçirmek için alternatif birşeylere ihtiyaç duyuyorsanız StumbleUpon sizin için biçilmiş kaftan olabilir.

Aslında mantık çok basit; sizin televizyon kumandasıyla yaptığınız “zap" işlemini StumbleUpon web siteleri arasında yapıyor.

Zaplamaya başlamak için yapmanız gereken http://www.stumbleupon.com adresine girip Facebook hesabınız yada mail adresiniz ile sisteme kayıt olmak. Kayıt işleminin ardından sizi karşılayacak olan listeden ilgi alanlarınızı işaretliyorsunuz ve ekranın üstünde tam ortada bulunan turuncu ikona tıklayarak internette vakit öldürmeye başlıyorsunuz. Dilerseniz Chrome ve Firefox toolbarlarını yükleyerek siteye uğramadan zap yapabilir ya da App Store, Google Play Store ve Windows 8 Store’dan indirebileceğiniz uygulamalar ile internette dolaşabilirsiniz. Windows uygulaması hakkında bir fikrim yok ama iOS kısmının, özellikle iPad uygulamasının çok başarılı olduğunu söyleyebilirim. Keşke aynı başarıyı OS X kısmında da gösterip bir Safari eklentisi ya da Mac App Store uygulaması yapsalardı.

StumbleUpon ile internette gezinirken rastladığınız sayfaları oluşturduğunuz listelere atabilir, beğenebilir, beğenmediyseniz ya da ikinci defa karşılaştığınız bir sayfa ise dislike edebilirsiniz. Ayrıca diğer kullanıcıların listelerini ve beğendiklerini de “Stumb”layabilirsiniz.

Tamamen ücretsiz olan StumbleUpon’ın herhangi paralı bir premium versiyonu vs. bulunmuyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Neseli Enginar @neseli-enginar

    Stumbleupon'u cok SIK kullanan biriyim. Kesinlikle aliskanlik yaptigini düsünüyorum. Evrende dünya ne kadar kücükse , stumbleupon'dada biz o kadar kücügüz. Gez gez bitmiyor o derece yani. Birde o kadar ilginc sayfalarla karsiliyorumki , agzim bir karis acik kaliyor.

    Kisacasi gezecek sayfa bulamayanlara interneti yalayip yuttugunu iddia edenlere stumbleupon tavsiye ederim. 🙂

CleanMyMac

Her ne kadar gönlü Apple'dan yana kullanıcılar Mac’i Mac yapan şeyin işletim sistemi olduğunu, donanımın ikinci planda olduğunu, zaten Mac’in o kadar donanıma gerek duymayan ve düşük donanımlar da da yüksek performans veren bir işletim sistemi olduğunu söylesek de işler her zaman bu kadar yolunda gitmeyebiliyor. Windows kullanıcılarının senelik, belki de 6 aylık ritüelleri olan format atma bizler için normal şartlar altında çok uzak bir kavram. Virüs bulundurmayan Mac işletim sistemi de elbette yavaşlıyor fakat bunun çözümü format değil. Format atmadan işletim sistemini eski haline getirmenin çözümlerinden biri de CleanMyMac. Aynı zamanda 64GB SSD’li bir MacBook Air kullananların da başlıca problemi olan depolama alanı için güzel bir yardımcı CleanMyMac

Öncelikle bu program ne yapıyor?
-Sisteminizdeki gereksiz dosyaları temizliyor desek yanlış olmaz. Çeşitli programların ardında bıraktığı, ya da bir daha asla girmeyeceğiniz web sitelerinden tarayıcınıza miras kalan gereksiz dosyaları ve seçimi sizin manuel olarak yapmanız şartıyla gereksiz dil dosyalarını tespit edip sisteminizden kaldırmak bu yazılımın uzmanlık alanı.

Konu Mac yazılımları olunca tasarım biraz daha önemli oluyor açıkçası. Mac App Store’da ve genel olarak Mac yazılımlarında çıta o kadar yükseldi ki, kişilerin işlevsellikten önce baktıkları şey oldu tasarım. CleanMyMac de bu konuda oldukça başarılı bir yazılım. Özellikle geçirdiği büyük güncellemeden sonra (internette CleanMyMac 2 olarak çıkmasının sebebi de bu güncelleme) tasarımı çok güzel oldu ve program kullanışlılığından hiçbir şey kaybetmedi.

Program açıldığında bizi sistemi son tarama tarihimiz ve programın sisteme kurulduğundan beri toplam temizlediği dosya boyutu karşılıyor. Altta bulunan Scan tuşu aslında üstünkörü bir temizlik için gerekli olan tek düğme. Diğer özellikleri ise çöp kutusu temizleme, program kaldırma, eklenti yöneticisi, iPhoto temizleyicisi, dosya silme yardımcısı ve en başarılı bulduğum özelliği olan eski ve büyük dosya denetleyicisi.

Zaman zaman karşılaştığım çöp kutusu boşaltma sırasında çıkan hataların ya da Finder’ın silemediği dosyaların çözümü olarak CleanMyMac oldukça başarılı.
Eklenti yöneticisi sisteminizde, Safari’de, Chrome’da bulunan eklentilerin tek bir yerde görülmesini ve kaldırılabilmesini sağlıyor.
Uninstaller ise programları kaldırırken arkasında kalıntı bırakmaması için kullanılıyor.
iPhoto temizleme özelliğini açıkçası hiç kullanmadım ve yorum yapamayacağım.
Dosya silme yardımcısı ile silinen dosyalar arkasında iz bırakmadan ve geri getirilebilme imkanı bırakmadan siliniyor.
Eski ve büyük dosya yöneticisi ise sisteminizde bulunan dosyaları büyükten küçüğe, son açılma/kullanılma tarihine göre sıralayarak kendi kendinize bilgisayarınızda bulunmasının gerekliliğini sorgulamanızı sağlıyor diyebilirim. Örneğin bir kere izledikten sonra bir daha klasörünü bile açmadığınız filmlerin, tek tıklamalık ömrü olan, sistemde kaybolmuş kurulum dosyalarının keşfi için oldukça başarılı.

Otomatik tarama yabana atılamayacak miktarlarda temizlik yapıyor. Haftada bir temizlemeniz halinde, sisteminizde bulunan program miktarına ve kullanım yoğunluğuna göre değişmekle beraber ortalama 450-500mb civarı bir dosya çöplüğünden kurtulmanızı sağlıyor. Otomatik tarama sonucu silinen dosyaların neler olduğunu merak ediyor ya da öğrenmek istiyorsanız detaylı sonuçları sonuçları görebilir ve dilerseniz bunların içinden ufak çaplı bir ayıklama yapabilirsiniz. Özellikle 64GB depolama alanlı sistem sahipleri için gerekli olduğunu düşünüyorum.

MacPaw firmasının geliştirdiği bu programı kullanmak için OS X 10.7 veya üzeri bir işletim sistemi sistemine sahip olmalısınız.

Programın fiyatı ise 39.95€. Oldukça pahalı bir yazılım olduğu açık. Fakat şirket indirim yapmayı ve bundle’lara dahil olmayı oldukça seven bir şirket olduğu için biraz takip edip almakta fayda var. Örneğin ben bu programı 9.99$’a içinde 10 adet yazılım bulunduran MacHeist nanoBundle3 ile almıştım. Fakat denemeden almak istemeyenler için demo sürümü mevcut. Demo sürümü 500MB temizlik yapmanıza izin veriyor.
Programa http://macpaw.com/cleanmymac adresinden erişebilirsiniz.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 7
  • Kenny McCormick @omgukilledkenny

    pazarcı edasıyla param olsa da ben alsam diyesim geldi 😀 cidden hiç düşünmeden alırdım bi macbook

  • Ahmet Erdoğan #### @aerdogan17

    pc dünyasının yıllardır cevap bulamadığı bir soru bu "mac vs windows" "belkide soru hatalıdır." diyeyim ben size çünkü ikiside birbirinden çok bağımsız yapılar tek ortak yanları "Personal Computer" yani iki yapıta pc için ama ikisinin ela aldığı pc kavramları bile birbirinden bağımsız

    yazılmla ilgili yoruma gelince benim windowsÇU kafasıyal anladığım yazılım bizim windows'ta sık sık kullandığımız CCleaner'in bir benzeri benzemediği tek nokta fiyatı ama eminim mac dünyası için bu büyük bir kriter değildir inceleme için teşekkürler boundle'ler ile sahip olunmaya değer bir yazılımmış gibime geldi benim ama son karar macÇİ'lerin 😀

  • hkurtoglu @hkurtoglu

    Benimde kullandığım ve çok memnun kaldığım bir uygulama.

  • akke4323 @akke4323

    Cleanmymac 3. versiyonunu %30 öğrenci indirimi ile satın aldım açıkçası ödemiş olduğum miktarın biraz içime oturduğunu söyleyebilirim 🙂

Apple Remote

İlk versiyonu 2005 yılında tanıtılan, 2009 yılında da günümüzdeki halini alan Apple Remote Mac, iPod, iPhone, Apple TV ve uyumlu aksesuarları yönetmeye yarayan tek parça alüminyumdan yapılmış bir infrared kumanda. Kutu içeriği çok ufak bir bir kullanma kılavuzu ve içinde gelen pilden ibaret olan Apple Remote sanırım içinden sticker çıkmayan sayılı Apple ürünlerinden 🙂

Birkaç saniye süren eşleştirme işlemi sağ yön ve menü tuşlarına birlikte basılı tutularak gerçekleşiyor. Cihazı kullanmak için herhangi bir yazılım yüklemek gerekmiyor. Üzerinde IR alıcı bulunduran tüm Apple ürünleriyle uyumlu olan Apple Remote aynı zamanda dock, hoparlör gibi birçok farklı aksesuar tarafından da destekleniyor.

Temel özelliği, tahmin edeceğiniz üzerinde medya yönetimi. Fakat en temel görevini bile Apple yazılımları dışında tam olarak yerine getirebildiği söylenemez. Örneğin Spotify açıkken ses açma-kapama şarkı geçme ileri sarma gibi fonksiyonları kullanamıyorsunuz. Fakat ufak bir araştırma sonucu hemen hemen tüm medya oynatıcıları için birkaç kilobaytlık yazılımlar ile destek sağlayabiliyorsunuz. Ayrıca keynote ve powerpoint sunumlarınızda sunum kumandası olarak da kullanabilmeniz mümkün.

Kumandayı daha verimli bir şekilde kullanmanız için birçok ücretli ve ücretsiz yazılım mevcut. Açıkçası hakkıyla kullanmak için böyle bir yazılıma ihtiyaç duyuyorsunuz. Bu yazılımlar ile Apple Remote’u mouse olarak kullanmak, sanal klavye kullanmak, açık uygulamalar arasında gezinmek, spotlight benzeri bir uygulama çalıştırıcısı yönetmek ve buna benzer birçok özellik mevcut. Fakat saf haliyle biraz yavan kaldığı söylenebilir.

Güncel Apple ürünleri içerisinde yalnızca Retina olmayan MacBook Pro’lar ve Apple TV ile kullanılabilen Apple Remote muhtemelen Apple tarafından bir daha destek almayacaktır.

Menzili oldukça tatmin edici olan Apple Remote, oldukça uzun bir pil ömrüne sahip. Pilin azalması durumunda Mac üzerinden uyarı vermesi beklemediğim bir özellikti.

Tuş dizilimi iPod’u andıran Apple Remote üzerinde herhangi bir dokunmatik yüzey bulundurmuyor. Üzerinde 7 tuş bulunduran Apple Remote Türkiye’de Apple Store’larda 49 TL’ye satılıyor (Mayıs 2014). Eğer bilgisayarınızı sıkça televizyon/monitöre bağlıyor ve film izliyorsanız, menzili düşük Magic Mouse’dan çok daha faydalı olacaktır. Abartı olmayan fiyatıyla, alınabilecek bir ürün olan Apple Remote yine de kısıtlı fonksiyonları ile pek de geniş bir kitleye hitap etmiyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • DDGuclu @ddguclu

    Apple TV için ideal. Sade basit kullanımlı. Lakin bilgisayarda hiç kullanmadım, yani denedim ama başarılı bulmadım. Apple TV ile ise gayet başarılı.

    Kumandaya bakmadan her şeyi yapabiliyorum. Bu benim için yeterli.

Apple Magic Mouse

OS X 10.7 ile gelen multi touch gesturelar Mac kullanımını oldukça geliştirdi. Bu gesturelar yazılım kadar donanım da isteyen özelliklerdi. Tam anlamıyla bu kullanım rahatlığından yararlanabilmenin yolu ise Mac’iniz ile birlikte bir adet dokunmatik yüzeye sahip olmaktı. MacBook’larda zaten olan dokunmatik donanımın iMac ve MacBook’u ile birlikte klasik mouse deneyimi yaşamak isteyenler için karşılığı Apple Magic Mouse oldu. 2009da tanıtılan Apple Magic Mouse, Apple tarafından dünyanın ilk multi touch dokunmatik mouse’u olarak lanse edildi.

Kişisel olarak söyleyebilirim ki tasarımı belki de dünyanın en şık mouse tasarımı. Fakat ne yazık ki yoğun kullanımda bu güzellik bir eziyete dönüşüyor. Hele ki benim gibi öncesinde ele tam oturan Logitech MX1100 gibi bir mouse kullanan birisi için.

Kutusundan yalnızca ufak bir kullanım kılavuzu, 2 adet AA pil ve klasik Apple stickerları çıkan mouse bağlantıyı bluetooth üzerinden sağlıyor. Herhangi bir yazılım kurmanıza gerek olmadan Mac’inize doğrudan bağlanıyor. Çekim alanının yüksek olduğunu söylemek zor. Aynı oda içerisinde 4-5 metre uzaklaşmanız halinde bağlantı kopmasa da sinyal oldukça düşüyor ve dokunmatik yüzey hassasiyetini kaybetmeye başlıyor.

Fakat bu tasarımın getirdiği avantajlar da var elbette. Öncelikle simetrik olması sebebiyle sol el kullanımına oldukça uygun. Ayrıca düz ve simetrik yüzey sayesinde dokunmatik alanın kullanımı oldukça rahat. Dokunmatik yüzey hassasiyeti oldukça başarılı. Atlanmaması gereken bir detay sağ tıklama desteğinin dokunmatik yüzey ile sağlanıyor oluşu. Yani aynı anda hem sağ hem sol tıklama yada sağa basılı tutarken sola tıklama mümkün değil, ki zaten mouse tek tuştan oluşuyor. Dolayısıyla bu mouse ile oyun oynamak bir işkence olabilir.

Benim için önemli bir diğer nokta olan tuş sertliği ise tam kararında.

Bu mouse ile ilgili en büyük şikayetim ise alüminyum kısımlarda meydana gelen deformasyon. Resimler de görebileceğiniz üzere iki buçuk yıllık kullanımım ardından tam baş ve yüzük parmakların altına denk gelen kısımda (Evet, rahatsız tutuş şekli yüzünden yüzük parmağı oldukça yukarıya denk geliyor) karama meydana geldi. Gidermek için yapı marketlerde satılan alüminyum cilasını uyguladım ve lekeyi giderdi fakat o da mat efektini aldı ve anlayacağınız üzere diğer tarafa uygulamaktan vazgeçtim

Pil süresinin yazıldığı kadar kötü olmadığı düşünüyorum. Zira en son ne zaman pil taktım hatırlamıyorum. 2 adet AA Duracell pil en azından 2 ay dayanıyor.

Fiyatı Apple Türkiye’de 179 lira (Mayıs 2014). Pahalı fakat Mac kullanımında sağladığı inanılmaz kolaylık ile parasını kesinlikle hak ediyor.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • ozgurcaliskaner @ozgurcaliskaner

    Mac'inize windows xp kurmuşsanız, bu farenin kaydırma özelliklerini kullanamıyosunuz. Win 7 ve sonrasında sorun yok.

    Bu arada bu fare ile oyun oynamak işkence, kesinlikle katılıyorum.

  • @x

    Pc yaşantısı wep tarayıcısı ndan ibaret olanlar icin hem sik hem kullanisli bir ürün ama oyunlarda bir hayli zor olur belki cizim programlaindada iyi ola bilir

  • DDGuclu @ddguclu

    Bir türlü alışamadığım bir cihaz. Ufak bir yorum da ben yazacağım. Bunu kullanmaktansa touch pad çıkardılar ya yeni. O bana daha mantıklı geliyor eğer iMac ya da Mac Pro varsa. Laptop varsa zaten touchpad de var. Ya da Logitech'in 8 tuş atanabilecek bir mouse'si daha bir kullanışlı sanki.

    Hem hareket ettirip hem de el hareketlerini beceremiyorum ben sanırım. Belki biraz alışmayla doğru orantılıdır.

    bende m705 var. 8 tuşlu 🙂 Pili de yaklaşık 1 sene gidiyor. 2 pil takarsanız 2 sene gider sanırım.

    • Celal Cem Bozkurt @ccemboz

      MacBook üzerindeki Trackpad'i efektif olarak kullanmaya alıştıktan sonra Magic Mouse'a geçmek oldukça kolay oluyor. Fakat sıfırdan klasik 2 tuşlu pc mouse'undan geçen birisi için kullanması zor olabiliyor. Her ne kadar scroll refleks olarak yapılabilse de çift parmakla yapılan ve tıklamadan, sadece dokunarak yapılan hareketler kafa karıştırıyor alışkın olmayanlarda