Ülkenin artık gelişen teknoloji ile şu kimlik fotokopisini ve tc nosunu kullanmayı bırakması lazım. Zaten çipli cihazlar çıktı, devlet gerekli yerlere sınırlı erişim yetkisine sahip kimlik kartı okuyucuları dağıtacak ve firmalarda bunları kendi yazılımlarına veri tabanlarına entegre edecekler. Örneğin Kargo firması senden ne tc nosu isteyecek ne de senin tc nonu görüp öğrenemeyicek sadece tc kartını okutacak karşısına bir ekran çıkacak “olumludur” şeklinde … Belki kalemle imza atma yada sayısal parola girişi yada sesli imza gibi özellikler yada parmak izi okuma gibi ek özelliklerde olabilir güvenlik için kart okuyucu cihazda.

Sonra otobüs kartları anasını satayım her şehrin kartı başka cebim şehir kartları ile doldu bu da çok yanlış bir uygulama, yine burada TC kartı devreye girecek yani yapılacak bir modifikasyon ile şehirlerin kendilerine özel olan kart okyucuları ve kartlarıda Kimlik kartına uygun hale getirilecek ve evet anladığınız gibi kimlik kartının içerisine Lİra yüklenebilecek ve harcanabilecek.

Sonra devletin alışveriş firmalarına indirim kartı, klüp kartı gibi kartları vermesini yasaklaması lazım, bu kartlardaki asıl amaç kimin ne kadar alışveriş yaptığı ve hatta “kimin ne aldığıdır”. Şimdi içinizden bazıları diyeceksiniz ki, o kart ile indirim yapılıyor, bakın kartın bir artısı yada avantajı yok hiç bir değeri yok, kart sadece bildiğiniz plastik parçası kart olmadan da indirim yapılabilir. Firmalar sözde kendi alışveriş mağazalarının kartını verme ayağına telefon ve adres başta olmak üzere müşterilerinin pek çok kişisel verisini toplama amacında.

Sonra bankalar, banka kartı yada kredi kartı vermelerine ve dağıtmalarına gerek yok, burada gene kimlik kartı devreye gececek, banka size banka kartı vermek yerine gidip bir banka hesabı açtığınızda yada kredi kartı alacağınız zaman size kart vermek yerine sadece bankada açılacak hesabı digital kimlik kartınıza tanımlayacaklar yine banka atm lerinde yapılacak bir modifikasyon ile tüm banka atmleri banka kartı yerine kimlik kartı ile çalışabilecek duruma gelecek.

Şimdi tüm anlattıklarımı düşünün, farklı şehirlerde belediye otobüslerine binmek kimlik kartı ile çok kolay olacak, tüm bankalardan elinizde olan tek bir kart ile işlem yapabileceksiniz, böylece alışveriş yaparken de kimlik kartınızı kullanacaksınız. Hatta devlet kağıt ve metal parayı kullanmayı bırakıp tamamen digital Türk lirası kullanmaya başlayacak. Üstelik artık özel sektörde hiç bir firma tc nonuzu bilmeyecek ve öğrenemeyicek, ellerindeki sistemler kapalı kutu olduğu için sadece siz olduğunuz onaylanacak. Vergiler tc kartımızdan otomatik düşecek, artık vergi ödemek gibi bir şey ile uğraşmayacağız.

Hadi bakalım yazımı okuyan ve beğenen nesil yapın bunları bir an önce.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 11
  • protego @protego

    Söylediklerin ilk izlenimde güzel şeyler gibi gözüküyor ama değil. Anlattığın şeyler tam kapsamlı bir gözetleme sistemi. Almayalım kalsın.

    • bosu @bosu

      zaten herşey devlketin elindeki. banka hesaplarımız aile bireylerimiz, servetimiz, mal varlığımız herşey devletin kontrolü altında, istediği zaman el koyabilir, bizi vatandaşlıktan çıkartabilir yahut güzel şeyler yapabilir. Herşeyin kontrolünün devlette “sadece devlette” olması iyidir. Düşünün ki zaten bir istanbul kartla otobüse bindiğinde devlet senin hangi ilçeden hangi ilçeye gittiğini bile görüyor. Bandakan para çektiğinde ne kadar çektiğini yada hesabına para geldiğinde ne kadar geldiğinide devlet görüyor. Aslında hiç bir şey değişmiş olmayacak devlet için, ama tek kart kullanarak (tc kartı) insanların yaşam standartı yükselecek.

    • protego @protego

      @bosu Bu hükümette “sadece devlette” olması iyi değil kabustur. Benim bilgim kimsede olmasın arkadaşım. Ne devlette ne başka birinde. Ayrıca otobüs kartında şu an nereye gittiğini görmüyor. Eğer kendi adına indirimli kart çıkartırsan görüyor. Yoksa isimsiz standart kartlardan alıyorsun zaten. Ki isimli olsa bile şu an en fazla bindiğin durağı görür gittiğin yeri değil… Vatandaşlıktan çıkartma el koyma başka şeyler. Ben sürekli olarak izlenmek istemiyorum. Hele ki Türkiye gibi bir ülke için kesintisiz gözetleme ‘worst nightmare’ tadında olur. Fringe’in paralelevren bölümleri ‘best daydream ever’ gibi kalır bunun yanında. Kaldı ki, herşeyin tek bir kartta toplanması büyük risk. Kaybetiiğin, çaldırdığın an bitersin. Ve son olarak; tüm şehirlerde ortak otobüs kartı düzenlemesi şu an hazırlanıyor zaten. Bir yere kadar kolaylık açısından dediklerine katılıyorum. Ancak sadece bir yere kadar. Fazlasının acısı bizden çıkar. Bu halde bile çıkıyorsa zaten öyle şeyler olursa neler olabileceğini düşünmek dahi istemiyorum

  • Hakan ÜNAL @miragessee

    Yazı çok uzun tamamını okumadım ama bizdeki çipli kimlik kartı diğer ülkelerdede var kullanıyolar tasarımı da benziyor. Onlardan görüp yapıyolar büyük ihtimal. Bir gün çipli sistemi tam kullanıma geçirirler. Örnek link: http://www.uaeinteract.com/news/default3.asp?ID=284 Linkteki resimlerde kimliği okuyacak olan cihazla ilgili bir kaç görsel de var. Özetle bir gün hallolur yani 😀

  • Deniz Etkin @denizetkin

    Böyle bir işin sonucu şöyle olur: Mahalle bakkalın hastanede yaptırdığın kolonoskopi kayıtlarını izler. ” Abi, senin g.tde maşallah ne kıvrımlıymış” diye yorum yapar.

    • bosu @bosu

      elbette digital veri hırsızları olacaktır, ancak mahalle bakkalınında devletin serverları içerisine erişeceğini gerçekten düşünmüyorsunuz değil mi 🙂

    • protego @protego

      @bosu Hırsızlığa gerek yok ki. Devlet o server’ların şifrelerini 123456 koyar bizzat kendi eliyle teslim eder. Seçmen kayıtlarından koca ülkenin tc kimlikleri adresleri ortalığa döküldü, bu devletin nesine güveneyim ben?

    • bosu @bosu

      @protego demek ki devlet, gerçekten kodlama dillerinde uzman insanları alacak ve kendi şifreleme algoritmasını yazacak herşeyden önce.

SWF (flash) Oyunlar ve HTML 5

Arkadaşlar şimdi nolacak bu flash sitelerin hali, swf uzantılı oyunları bilgisayarda adobe yüklü olmasada sitede html5 kullanarak göstermek mümkün mü ?

Aramızda varsa günümüz web ustalarından bilgi isterim 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap

MSN (Microsoft Network)

Zamanın en iyi chat programıydı halen günümüzde bile pek çok chat programı MSN’ nin yanında pabucu yırtık, burnu sümüklü sokak çocuğu gibi kalırlar. (evet evet bu dediğimde kesinlikle ciddiyim)

MSN zamanında bilirsiniz IRC sunucular ve IRC chat odaları vardı, MSN popüritesiyle bu devri bitirmiş bir chat yazılımıdır.

Dünya üstünde milyonlarca kişinin kullandığı ve bu kadar popüler olmuş olan MSN’ nin özellikleri nelerdi hadi birlikte bakalım. (aklıma gelen bazı güzel özellikleri aşağıda sayıyorum)

1- Titreşim Özelliği -- Bu özellik ile mesaj yazmamıza ragmen bize cevap vermeyen mahlukatları uyarırdık, inanılmaz rahatsız edici ve kesinlikle görmezden gelinebilecek bir durum değildi. Kullanması da acayip zevkliydi.

2- Mail adresini biliyorsan arkadaş eklersin -- MSN nin çalışma prensibi böyleydi, siz bir msn hesabı açtığınızda içinde kimse olmazdı, adresini bildiğiniz arkadaşlarınızı teker teker ekliyordunuz.

3- Arkadaşlardan başka kimse yok -- Kimse sizin kişi listenizi göremediği gibi, sizde sadece kişi listenizde olanlar ile sohbet edebilirdiniz.

4- Çoklu görüşme -- Örneğin bir kişi ile konuşurken kişi listenizde online olanları o konuşmaya davet edebiliyordunuz, böylece arkadaşlarınızla aynı anda konuşma, tartışma, toplantı vs mümkün olabiliyordu.

5- MSN Gülümsemeleri -- Şimdiye kadar çıkmış olan pek çok farklı chat programının gülümsemleri hep MSN gülümsemelerine benzerdi. MNS gülümsemleri o kadar anlamlıydı ki, ve kısa karakterler kullanarak hızlıca kullanmak mükündü.

6- Olmayan Gülümsemeleri ekleme -- Örneğin msn de olmayan bir gülümseme siz çok beğendiniz, hiç sorun değil bilgisayarınızda bulunan bu gülümsemeyi de msn gülümsemeleri içerisine ekleyip ona özel bir kullanım kodu verip (gibi: %+3) kullanmanız mümkün oluyordu, üstelik messenger hareketli gülümsemelerin kullanımına da izin veriyordu.

7- Video chat -- işte MSN nin en can alıcı özelliklerinden biri buydu video chat yapma imkanı sunuyordu böylece ülkeler arası sesli -- video görüşme mümkündü.

8- Dosya aktarımı -- Bu özellik ile karşı tarafa istediğiniz bir dosyayı göndermek ve karşının bunu alması mümkün oluyordu.

9- Kişi yasaklama -- Böylece istenmeyen birini banlamak mümkün oluyordu ve sizi hep çevrim dışı olarak görüyordu.

10- Hareketli Animasyonlar -- Karşı tarafın ekranında böyle kocaman kocaman animasyonlar çıkıyordu, inanılmaz güzellerdi.

11- Ne Dinliyorsun ? -- Küçük bir eklenti sayesinde o an winampda dinlediğin parçanın isminin msn de isminin yanında çıkması.

12- Online olanlar -- Eğer sen MSN ‘de iken kişi listendeki bir arkadaşın çevrim içi olurs, bilgisayarın sağ alt köşesinde bir bilgi penceresi açılır ve “Pınar Şimdi Çevrimiçi” şeklinde uyarı verirdi. Böylece kimseyi gözünden kaçırmazdın.

ve saymadığım onlarca inanılmaz özelliği ile Microsoft Network’ü (MSN) tekrar anıyoruz, hoşçakal msn.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 23

Duyduk Duymadık Demeyin: MSI Mega PC

2003 ‘lerde çıkmış olan, soket 478 platforumuna sahip bir medya center PC. Ön panelde kart okuyucu, büyük LCD ekran, ses açma- kısma, ileri geri butonları gibi özellikleri mevcut.

Açıkçası tasarımı günümüz için bile çok kötü değil, gerçekten ben alıp evimde kullanabilirim diyebileceğim bir ürün.

Ürünün mp3 oynatma ve radyo gibi özellikleri de mevcut hatta birde uzaktan kumandası bulunuyor.

Anakartında bir adet PCI ve bir adet AGP girişi mevcut, PCI yuvasına iyi bir ses kartı takılabilir yada bir TV -- Uydu kartı takılabilir. Böylece gerçek bir medya center olarak kullanmak mümkün.

Üzücü olan ise artık günümüzde bilgisayar mağazalarında, raflarda bu tarz ürünlerin olmayışı.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 14

AOPEN EFSANESİ

Aopen zamanında çok sıra dışı bir anakart üretmişti, üzerinde “SOVTEK 6922” barındıran aopen ax4b-533 tube.

Anakart soket 478 platformundaydı, bu anakartın en mühim özelliği ise ses çıkışında bir adet LAMBA (SOVTEK 6922) olmasıydı, bu lamba sayesinde normal anakartlara göre inanılmaz bir ses deneyimi yaşatıyordu, bu anakarttan müzik dinleyenler kulaklarına inanamıyorlardı.

Ancak vakti zamanında alıp kullanma fırsatım olmamıştı, şimdide hatırlayınca sizlerede göstermek istedim, eminim bir çoğunuzun zamanında almak isteyebileceği bir anakart olmalı.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 12
  • Aziz @aziz

    Bu rusların herşeyi nedense kendi denizaltılarına benziyor.

  • M. Can 2.0 @extreme

    Bayılıyorum bu şehir efsanelerine.

    • bosu @bosu

      Hocam ışık değil o, eskiden transistör kullanılmadan önce elektronik cihazların içerisinde lamba kullanılıyordu, lamba günümüz transistörünün yaptığı işi yapıyordu. Burada kullanım amacı çok zayıf olan ses sinyalini alıp ön yükseltme işlemi yapmak. Ama nasıl diyim lambanın kendi tadı var diye düşün ve ses sinyalini yükseltirken kendi tadından da bulaştırıyor 😛

    • Lehimli At @at

      Eski teknolojinin bir artısı varsa ve kullanıyorsa olabilir

    • bosu @bosu

      @at Ben lamba hayranı değilim ama lambanın kendine özgü ses çıkışını beğenen insanlar var, şöyle bir ek bilgide vereyim mesela anakartın üstündeki lambayı başka bir lamba ile (farklı marka) değiştirdiğin zaman ses rengide değişiyor. Aynen günümüzde ki opamp entegreleri değiştirilebilir ses kartları gibi. Tarif et dersen tarif etmesi elbette çok kolay değil kulak ile dinlemek lazım ama mesela bazı lamba tiz sesleri o kadar iyi veriyor ki hayran kalıyorsun bazı lambalar bası çok iyi verirken bazı lambalar insan sesinde çok başarılı gibi … Burada lamba hayranlarının gelip aslında detaylı bilgi vermesi iyi olurdu 🙂

  • Tunç Karesioğlu @tunc-karesi

    transistörler içlerindeki kuantum kuyucuklarının akımı iletmesi ile çalışıyor ve bu kuyucuklardan transistör filmi başına sözgelimi 10K, hadi iyi cihaz olsun 100K tane var ve iletilen sinyal bu basamaklar mertebesinde oluşturuluyor ve geçiş sağlanıyor. Lambada ise elektron akımı bizzat bu işi üstlendiği için pratik olarak sonsuz sayıda ayrıntı derinliği oluşuyor; fark işte burada. Bu yapı, ayrıca sinyali kuantum kapısı duvarına çarptırmadığı için bas ve tiz frekansların aynı anda iletimini sağlıyor. Transistörde ise, aynı anda girdisi yapılan çoklu frekanslarda önce tizler, sonra midler ve en geç de baslar devreyi terkeder bu da doğallığı bozar. Lambalı sistemler bu gibi kusurları barındırmaz ve ses daha doğal algılanır.

ŞEKER

Evet arkadaşlar şeker hakkında ne düşünüyorsunuz ? Gerçekten ülkemizde, pancardan yada kamıştan şeker üretiminde Kota var mı ? Neden var ? Çiftçinin belini büküp, dışarıdan gıda maddesi almak için mi ?

Marketlerde satın aldığımız tatlı ürünlerin nerede ise % 95’in de neden sadece beyaz şeker yerine fruktoz ve glikoz kullanılıyor ?

Keklerde, pastalarda, bisküvilerde, gazlı ve gazsız içeceklerde, çukolatalarda ve sayısız tatlı olan üründe fruktoz yada glikoz yada her ikisi aynı anda kullanılıyor. Glikoz ve fruktoz sağlığa yararlı mı -- yoksa zararlı mı ?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 9 / 12
  • zatisahaneleri @zatisahaneleri

    Bu glikoz ve türevleri daha ucuzmuş. Bırakın paketteki ürünleri yan sokaktaki pastane bile kullanıyor artık.

  • bosu @bosu

    @zatisahaneleri Hımm yani bunun tek kullanım amacı firmaların bir üründen daha fazla kâr elde etmesi için, bu cidden hiç hoş bir durum değil.

  • Normalde Hit @formaldehit

    Evin altında tulumba tatlısı üreten bir imalathane var, şehrin çoğuna tulumbayı bunlar dağıtıyor. Gelip geçerken görüyorum içeri dışarı hep teneke teneke glikoz-fruktoz dolu. Tenekelerin üzerinde de açık açık yazıyor içeriği. Bir de pastanemiz var, onların kullandığı şeker henüz belli değil ama %90 ihtimalle glikoz-fruktoz. Kanıtlanmış bunca zararı varken nasıl halen böyle yaygın anlamak zor, durum üzücü. Hayatımız şekere öyle bir adapte ki resmen bağımlıyız. Kahve içersin yanında çikolata ararsın, çay içersin boş gitmiyor dersin kurabiye bisküvi bakarsın. Bazı ekmek çeşitlerine bile şeker ekliyoruz, yahu zaten karbonhidratın dibi ne gerek var. Pilava bile şeker atıldığını gördüm. Bu şeker mevzuu bir gün dünyanın başına fena işler getirecek ama biz kurban olur muyuz olmaz mıyız Allah bilir.

    • zatisahaneleri @zatisahaneleri

      Aslında ben çok kızamıyorum. Adamlar 12 liraya baklava satıyor. Çoğu insanın alım durumu yok. Adam tatlı gözüyle bakıyor ona. Ha kilosu 120’ye baklava satan pastane için geçerli değil bunlar.

    • bosu @bosu

      @zatisahaneleri iyide hocam bu glikoz ve fruktoz bu kadar mı ucuz. Yada şeker bu kadar mı pahalı ?

      Bakın mesela 1 tepsi baklavanın yapım tarifinde şeker için şöyle denilmiş: 4 bardak şeker yahu 4 bardak şeker olsun olsun 1 KG olsun , ki bir su bardağı şeker aslında 170 gr x 4 = 680 GR eder.

      Şekerin kalitelisi bile kullanılsa 4.5 TL yi geçmez. Yani insanımızda bayağı bir kar edecem meselesi var, ama kar etmek için kardeşini öldürmeyi göze alıyor 🙁

    • bosu @bosu

      @zatisahaneleri Ayrıca 750 gr (marka) glikoz şurubu 10 TL. Glikoz şurubunun az miktarı çok daha fazla tatlı olduğuna göre 680 gr şekerin 10’da 2 si kullanılsa 85 gr şurup ediyor. 85 GR glikoz şurubuda maliyette 1 TL 25 kuruş ediyor. Buda ” yaptığım hesaba göre bir tepsi baklavada gerçek toz şeker kullanmayan esnafın kârı” 3 TL 25 kuruş oluyor. Aslında 3 TL büyük bir para değil ama bin tepsi sattığını düşün 1 haftada ve 1 ayda 4 bin tepsi sattığını düşün kısaca glikoz şurubu kullanarak büyük paralar kazanıyorlar. İşte bunlar kâr edecem diye insanın sağlığı ile oynayan resmen 3 kuruşluk insanlar ….

    • zatisahaneleri @zatisahaneleri

      @bosu ekşi’deki cargil başlığına bir göz atın derim.

    • bosu @bosu

      Hbaerde garip olan bir durum var, aynı cep telefonuna 30 lira yükleyipte bedava 2 GB internet içinde sms atmak gibi pek mantıklı olmayan bir kısım:

      “Yani bu kota uygulamasının kaldırılması ve şeker pancarı ekecek olan üreticilerimiz istedikleri kotayı alabilmeleri için 22 Ocak 2017 Pazar günü akşamına kadar bölge müdürlüklerine ve şeker fabrikasına kendi isteklerini bildirecekler. Yani Şeker pancarı ekecek olan üreticilerimiz bizzat bölge müdürlüğüne gelerek yada arayarak ne kadar pancar ekeceklerini bildirmek zorundalar. Bildirmeyenler ise bu haktan faydalanamayacaklardır. “

TOKYO HORTLAĞI

Geçen gün izledim, pek bu tarz filmler izlemem çünkü insanın korku filmleri izleyerek kendi kendini korkutması bana saçma gelir.

Ama Nihon’ları da az biraz severim ve işin içerisinde bir hortak olunca bu hortlakta japon hortlağı olunca zamanımda vardı ve izledim.

Filmin konusu; Hortlaklar var, bunlar insan görünümündeler ama insanların yedikleri yemekleri tiksindirici bulduklarından yiyemiyorlar.

Hortlaklar sadece kahve içiyor ve insan eti yiyebiliyor, sorun burada başlıyor, içlerinde iyi hortlaklar var ve bunlar genelde intehar etmiş insanları yiyecek olarak kullanıyor.

Kötü hortlaklar ise, yaşayan insanları yiyerek karınlarını doyuruyor ve zevki sefa içerisinde yaşıyorlar.

Japonya’da konuyla ilgili bir hortlak birimi var ve amaçları hortlakları yok etmek ve bunun için buldukları tüm hortlakları öldürüyorlar.

Bu arada hortlaklar insan görünümündeler ama bir dönüşüm ile ek özelliklere sahip oluyorlar kimisinden kuyruk kimisinden kanat kimisinden daha farklı uzullar çıkıyor vucutlarından ve bu uzullar çok güçlü ve tehlikeli.

Hortlaklarında kendi bölgeleri var mesela yemek yemek için, ve bir hortlağın başka bir hortlağın bölgesine girmemesi gerekiyor.

Hortlakların kökünü kazımaya çalışan birim tehlikeli, ve hortlaklar ile aralarında bir mücadele var, bu arada sevimli şirin bir kafemiz var bir insan bir gün bir şekilde yarı hortlak ve yarı insan olur bu cafede güzel dostlar edinecek ve onlar ile birlikte bir mü-cadele verecektir.

Hımm unutmadan bu sinema filminin aslında japonya’da bir çizgi filmi var ve çizgi film popüler olunca sinema filmi yapılmış.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 9

Kim Crash Bandicoot sever ?

Evimizde henüz süper nintendo ile Donkey Kong Country oynarken bir anda 1996 yılında piyasaya çıkarak kafamızı allak bullak etmişti.

Bir yanda, silikon grafik stüdyolarında hazırlanmış ve 16 bitlik bir konsolun tüm donanımını sonuna kadar kullanan donkey kong country bir yanda ise 32 Bit -- 33 mhz lik MIPS mimarisine sahip R3000A işlemcisi ile playstation.

Evet ilk olarak ben crash bandicoot 1 oyununu, ps1 in demo disklerinde görüp oynamıştım. Zamanına göre inanılmaz bir akıcılık ve inanılmaz bir hoplama zıplama (mario) deneyimi sunuyordu üstelik mario 64 deki gibi kafası da 6 kenarlı değildi 😛

Crash Bandicoot başında saatler, haftalar harcamıştım ama oyunu bitirmeden 2 ve 3 çıkmıştı (yada ülkeye geç gelmişti oyunlar) sonra crash bandicoot 2 yi tv başında deliler gibi oynamaya başladım oyun harika hatta şahane idi, süper mario dan sonra bana en fazla zevk veren oyunlardan biri olmuştu crash bandicoot. 2’yi başa çevirdikten sonra 3 ü oynamaya başladım yine saatler ve haftalar harcadım oyun için tabiki başa çevirdim ama o arada ilk çıkan crash bandicoot öyle bir köşede kala kalmıştı ve başada çevrilmemişti.

Aslında son zamanlarda güzel bir PS1 emulatörü ile crash bandicoot ları aradan geçen en az 15 yıldan sonra tekrar oynamayı düşünsemde ps1 emulatörünün LCD ekranda verdiği o inanılmaz kötü görüntüyü görünce bu fikrimden vazgeçtim.

Ama şimdi Crash Bandicoot N. Sane Trilogy adlı bir oyun çıktı playstation4 için, bu aslında ps1 deki ilk 3 oyunun, oyunun orjinalliğine hiç el sürmeden grafik kaplamaları günümüz teknolojisi ile yeniden yapılmış hali.

Evet varsa crash bandicoot fanatikleri, konuya beklerim sohbet etmeye.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 12
  • bosu @bosu

    Yannız beyler Nintendo’ nun, Donkey Kong Country’ sinin su altı bölümlerini oynadıktan sonra nedense Crash bandicoot un su altı bölümleri bana çok hoş gelmemişti. Su içerisinde crash yüzerken yada motora binerken ekran adeta genişliyor ama karakterler çok küçülüyordu birde emin değilim ama insanı derinden etkileyen bazı ses frekansları vardır muhtemelen donkey kong country de bu ses frekanları kullanılarak bölümün sesleri yapılmışda olabilir. Hemen bir link atıyorum merak edenler için, stereo kulaklıklarınızı takıp dinlemenizi öneririm: https://www.youtube.com/watch?v=CKAc3nYEatw

  • H.Uğur ASMA @uykucuasma

    PS4 iççin fiyatının biraz düşmesini bekliyorum. PS one yada PS2 ile oynardım. Ahh eskiler ahhh

  • BURAK ADAGÜN @burakadagun

    Multiplayer’da incelemesini izledim. Tam zamanında zıplayamazsan kriz geçirtebiliyor insana. PS1 zamanın sonlarına doğru öğrenmiştim, bu oyunu. Bir süre sonra cdsini bulsam da çalışmadığı için oynayamadım.

    • bosu @bosu

      Aynen, bende ps1’in son zamanlarında alıp oynamıştım seriyi, benim şansıma bir adet digital kopya diskin içerisinde 3 oyun birden vardı. Üç oyunu birden 600 MB diskin içerisine nasıl sığdırmışlardı bilemiyorum ama menuden hangi oyunu seçersen o oyun açılıyordu ve çalışıyordu.

      Tabii unutmamak gerekli, bu oyun için sony hafıza kartı olmazsa olmazlardan biriydi, yoksa oyunun başına oturayım başa çevirene kadar oynayayım işi zordu. Hele birde bonusları çıkartayım, tüm kutuları bulup kırayım, tüm kristalleri toplayayım dersen o hooo saatlerce oynadığın oyuna bir o kadar saatlerce oyun süresi daha eklemen gerekiyordu.

      Benim için zamanının efsane oyunlarından biridir ve eğer birde trinitron televizyonda oynuyorsan deme keyfine.

    • BURAK ADAGÜN @burakadagun

      @bosu Bir süre siyah yüzeyli cdsini aradığımı hatırlıyorum, bulamamıştım. Orijinal cd siyah diye söylentisi dolaşıyordu bizim buralarda.

    • bosu @bosu

      @burakadagun evet ps1 orjinal diskler siyah yüzeyliydi, birde platinyum diye geçen diskleri vardı onlarda siyahtı, aslında bir türlü anlamadım platinium diskin normal diskten ne farkı olduğunu. Bir defasında orjinal “Soul Edge” diskim bilgisayar cd sürücüsü içerisinde parçalanmıştı, şaşırtıcıydı.

    • prometrik @prometrik

      @bosu Arkadaşlar gaza getirip kurdurtacaksınız 😀

    • BURAK ADAGÜN @burakadagun

      @bosu Levent bey söylemişti sanırım, renk olayının kalite ile değilde siparişte ne isteniyorsa veya o an stokta hangi renk varsa onu kullanıyorlarmış. Kalitesiz bir cd de benim romda mefta olmuştu.

      @prometrik Set çalışır halde ise kur gitsin, nostalji olur. PS1 gri kutunun ana ünite harici yok bende olsa açıp oynarım. 😀

    • bosu @bosu

      @bosu @burakadagun @prometrik Bende oyna derim hatta iki kişi oynayacaksın, kim ölürse hak diğerine geçecek böyle çok daha zevkli oluyor.

      PS1 bir ara bende de vardı saklıyordum ama daha sonra satmıştım, benim ps1 kalın kasaydı 9002 model ve içerisinde çakılı gamshark kartı vardı.

      Bu kart sayesinde ps1’in menüsü değişikti ve oynayacağın oyuna hile kodları ekleyerek oyunu açabiliyordun ama pek fazla kullanmıyordum gameshark özelliğini, sadece gizli karakterleri çıkartmak bana güzel geliyordu.