https://youtu.be/6erDLH7cuJw taze taze #MuratSen

Ses Nedir? Kulağınız kaç yaşında?

Merhaba gençler ve her zaman genç kalanlar :) Bu videoda ses nedir, desibel ne demek, kulaklarımız kaç yaşında gibi konulara değinmeye çalıştım. Kulak testin...
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 25

gece yayınındayız

BeğenFavori PaylaşYorum yap

neden mutsuzluk yakamızı bırakmaz ?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 11

Universal Windows Drivers standardına uygun Intel sürücülerini edinmek için yapmanız gereken tek şey Intel® Driver & Support Assistant aracını indirip sürüm yükseltmek.

Intel® Driver & Support Assistant

The Intel® Driver & Support Assistant helps keeps your system up-to-date by detecting when updates are available.
BeğenFavori PaylaşYorum yap

UYARI !11\11

Sakin ha sakin HDDlerinizi baskasina satmayin. Veya laptopunuzu baskasina vermeyin, satmayin (hdd sokup yenisini alip takin). Yeni aldigim laptop'u ufaktan bir kurcaladim ve bakmak bile istemeyecegim fotograflar ile karsilastim.

Aman dikkat edin

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 17

Levent Pekcan’s books on Goodreads (237 books)

Levent Pekcan has 237 books on his all shelf: Yeryüzü Müzesi by Bilimkurgu Kulübü, Astrolojinin Bilimle İmtihanı by Tevfik Uyar, Gün Olur Asra Bedel by C...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Son zamanlarda izlediğim en eğlenceli filmdi. Tavsiye ederim 🙂 #FilmTavsiyesi

TAG - Official Trailer 1

http://www.tagthemovie.com/ https://www.facebook.com/tagthemovie https://www.twitter.com/tagthemovie https://www.instagram.com/tagthemovie For one month ever...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

#bilim #bilimseyir #akış #gündemdışı

GEÇMİŞ, ŞU AN VE GELECEK ARASINDAKİ FARK İNATÇI BİR İLLÜZYONDAN
İBARETTİR...
ALBERT EINSTEIN

Son.
Her şeyin başlangıç anı olabilir mi?

Zorunlu olarak zaman nedir sorusuyla başlamamız gerekiyor.
Zaman, uzaysal boyutu olmayan bir süreklilik, "gözlenen" ve "gözlemci"ye göre ölçülebilir göreli bir kavram, aslında bir bakıma biz insanlar için "şu an var olma"nın gerekliliği de diyebiliriz.
36 yaşındayım. Sürekli olarak geçmişe dönüşen şimdim ile geleceğimi şekillendiriyorum. Geçmişi hatırlıyorum. Şimdimi biliyorum. Geleceği tahmin edebiliyorum. Geleceğim geçmişimden sorumlu olabilir mi?

Zamanı algılıyor olmakla beraber, uzay-zaman kavramına aşina değiliz, bu kelime ikilisi akıllarımızda bir çağrışıma sebep olmuyor. Halbuki aslında yaşamımızı kurduğumuz bu dünya, evren, kısacası hayallerimizden gerçeklerimize her şeyi kapsayan bir "yapı", evrenin örgüsü kısacası. Ya da matematiksel bir model. Gözlemlediğimiz, algıladığımız, bildiğimiz, 3 boyutlu evren yapısı ile hissettiğimiz zamanın da dahil olduğu 4 boyutlu model uzay-zaman.

Yapı, örgü, gerili bir çarşaf gibi düşünülebilir. Üzerinde bir cismin olması o çarşafın aşağıya doğru boy vermesini sağlar. Ama çarşaf üstünde ilerleyen bir karınca için ilerleyiş yolu hala düzdür. Evrenin yapısı da buna benzer. Maddenin varlığının uzay zaman geometrisini değiştirir, ve bu bükülmüş geometri yer çekimi olarak tanımlanır. Karınca için bir şey değişmez. Düz yoluna devam eder, sadece yolu biraz uzamıştır ya da çarşaf aynı çarşaftır ama cismin yanından geçerken harcadığı süre uzamıştır. Dünyanın kütle çekiminden uzay-zamanın bükülmesine uyarlanmış koordinat sistemini temsilen bir çizim yer alıyor yanda, uzay-zaman bükülmesinin iki boyutlu çizimi, ama aslen bükülen bir uzay yok. Kütleçekim, yer çekimi, arttıkça zaman yavaşlıyor, ya da koordinat sistemi uzuyor.

Gerçek mi bu? Ya da bir önemi mi var mı?

Astronotlar, kütle çekiminden daha az etkilendiği için bizden daha farklı bir zamanda yaşıyorlar diyebiliriz, veya geleceğe biz dünya üzerindekilerden önce vardıklarını söyleyebiliriz. Ya da dünyanın çekirdeğinin dünyanın yüzeyinden 2,5 yaş genç olduğunu. "O kadar da değil be!" diyebilirsiniz ama yön bulmamızı sağlayan GPS uydularında bu işi matematiksel kodlarla düzeltilmemiş olsa haklısın derdim.

Konuya geri dönelim.
Son. Her şeyin başı olabilir mi?

Zamanın doğrusal olduğuna güveniriz. Kusursuz, muntazam şekilde sonsuza dek, her zaman, ve edebediyen ilerlediğini düşünürüz. Sonsuza dek. Ancak geçmiş, şu an ve gelecek arasındaki fark, Albert Einstein'ın da dediği gibi illüzyondan başka bir şey değildir. Dün, bugün ve yarın peş peşe gelmesi sadece birbirine bağlı olmasından kaynaklanan bir yanılsamadır.
Zorunlu olarak şu soruyu sormak gerekiyor:
Geçmiş geleceği şekillendirir. Peki gelecek geçmişi şekillendirir mi?

Yine fiziği devreye sokmamız gerekiyor cevap için. Zamanda yolculuk yapılabilir mi? Genel ve özel görelilik kuralları, zamanın hız ve gözlemci ile alakalı bir kavram olduğunu söyler. Işık hızı ise bizim evren dokumuzda bilinen son hız, bir çeşit kısıtlayıcıdır. Cisim ışık hızına çıktığında, zaman kendisi için durur. Gözlemci olarak biz ise cismin ışık hızında hareket ettiğini görürüz. Yani aynı şartlar altında bir astronot daha yavaş yaşlanacaktır veya ışık hızına yakın seyreden 35 yaşında uzay gemisine binen bir astronot kendisine göre 6 sene sonra dünyaya döndüğünde ikizinin 45 yaşında kendini ise 41 yaşında olduğunu görecektir. Yani kısacası ışık hızına yakın gitmek uzay zamanda etkileşimleri azaltmakta ama nedenselliği bozacak türden bir etkileşime sebep olmadığı için bu zaman yolculuğu olarak adlandırılmaz; "zaman genişlemesi" tabirini kullanılması bu nedenledir. Yine de zamanın bir ilüzyon olduğunu görmenizi sağladığı için ikizini dünyada bırakan astronota teşekkür etmemiz gerekiyor.

Kısacası zamanda geriye gitmek için fizik kuralları gereği, ışıktan daha hızlı olmak gerekir. Bizim evren dokumuzda mümkün değil. Ama normalde bir fizikçi, matematiksel teoride var olabilecek, takyonlar adı altında, ışıktan hızlı hareket eden ve bu nedenle zamanda geriye giden parçacıkların var olduğunu daha doğrusu bu teoremin mümkün olabileceğini söyleyecektir. Takyonlar etkileşime girmediğimiz, gelecekten bir haber almadığımız sürece nedenselliği bozmayarak, fiziğin kurallarını ihlal etmezler, varlarsa da belki bu yüzden de saptanabilmiş değillerdir. Saptanmamış olmaları çevreyle etkileşimlerini saptayamayacak olmadığımız anlamına gelmez: rüzgarı ölçmeden basınç ya da sıcaklık farkından bir hava akımının olacağını bilmek gibi. Ama henüz saptanabilmiş bir takyon da mevcut değildir. Belki bunun nedeni gözlemci olduğumuz bu evren boyutu yerine takyonların yeni bir boyut açması da olabilir. Ya da evrenin yapısını düzlemsel genişletiyorlardır, zamanda düzleminde geriye gidişi gözlemci olarak farkedebilmekten uzağızdır?

İyi de zaman sonsuz bir düzlemse nereden geldik? Başlangıç olmadı mı?
Zaman bir yanılsama ise, evren zamandan bağımsız mı?

Evren nedir ve neresindeyiz? Her gece uzaya baktığımızda aslında geçmişi görürüz, bir-binmilyonlarca ışık yolu uzaktaki yıldızların merkezlerinde olan nükleer tepkimelerden oluşan fotonlar bize ulaşana kadar uzay-zamanda yolculuk yapmış ve sonunda gözümüze ulaşmışlardır. Gördüğümüz şu andır ama kaynak uzaklıklığa bağlı olarak geçmiştir. Aynı durum güneş için de geçerlidir. Işığın hızı yaklaşık 300.000km/saniye olduğunu, ve bizim yaşadığımız Dünya'nın da Güneş'den 150milyon km uzakta olduğunu hesap edersek, Güneş yüzeyinden ışığın bize ulaşması yaklaşık 8,3 dakika sürmektedir diyebiliriz. Güneş ansızın yok olsa bile durumu 8,3 dakika sonra fark edebileceğiz.
Uzayda hep geçmişi görmekteyiz ve görebildiğimiz en uzak galaksi ise z8_GND_5296 isimli bir galaksi. Evren'in kıyısından ışığın bize ulaşması uzun zaman aldığı için biz bu galaksiyi 13,1 milyar yıl önceki haliyle görüyoruz. Fakat evren genişlediği için dünyaya uzaklığı 30 milyar ışık yılı olarak hesaplanmaktadır. Galaksilerin yaşı ve uzaklığını hesaplamada kullanılan en bilindik yöntem, galaksinin renginin incelenmesidir. Size doğru yaklaşmakta olan bir ambulansın sizin yanınızdan geçip uzaklaştığında, her bir anında sesinin değiştiğini bilirsiniz. Hatta bu satırları okurken o ses aklınızda canlandı bile. Buna neden olan şey, ses dalgaları biz gözlemciye yaklaşırken üstüste binerek sıkışmaktadır ve tizleşmektedir. Bizden uzaklaşırken de genişleyerek boğuklaşmaktadır.

Aynısı ışık içinde geçerlidir. Işık bizden uzaklaşırken dalga boyu değişir ve kırmızıya kayar, bu kırmızıya kaymanın oranından bizden ne kadar uzakta olduğu ne hızla uzaklaşmakta olduğu saptanabilir. Yaklaşmakta olan bir galaksiye ait ışık da benzer şekilde maviye kayacaktır.

Galaksinin renkleri incelenerek Evrenin yaşının 13.5 milyar civarında olduğunu belirleyebiliyoruz, evrenin ve zamanın başlangıcı, kozmik arka alan radyasyonunun her yönde eşit bir şekilde dağıldığını ve mevcut seviyesini de saptadığımızdan aynı, yani olası bir ilk başlangıç anının olması durumuna, evrenin tek bir noktadan yayılması ile mümkün olduğu bilindik o ilk ana götürüyor bizi. Evrenin sürekli genişleyip genişlemeyeceği, ilk anın gerçekten varlığı yokluğuna ilişkin ise bir çok model üretilmiş durumda.

En bildiğimiz model BigBang modeli, Türkçe'ye yanlış çevrimi ile Büyük Patlama dediğimiz model. Zamanın başlangıcı ile bildiğimiz evrenin başlangıcını aynı kefeye koyan bir model olup, her şeyin atomdan daha küçük bir enerji topu halinde bulunduğu ve dışa doğru hızla genişlediği bir model. Tabiki modelde zamanın daha evveli yok, evren ve zaman aynı anda oluşuyor. Buna karşıt olan model sabit hal modeli olarak söyleyebileceğimiz, evrenin her zaman var olduğu, hiç yoktan zaman zaman madde ürettiği model olarak tanımlanabilir ama kozmik arka alan ışınımının tespiti ile Big Bang genişlemesi kanıtlandığından, sabit evren fikri günümüzde çoktan rafa kalkmış durumdadır.
Bu aralar en popüler modellerden biri ise de bir çok evrenin doğduğu fikridir. Buna göre evrenler ansızın birbirinin yanı sıra oluşmakta, hatta oluşan tüm evrenlerin kendi fizik yasaları farklı ışık hızları da mevcuttur. Hatta bir evrenin kendi içinde yeni bir evren filizlendirebilmesi ani bir faz değişikliği ile mümkün. Bu modellerin ortak noktası ise farkettiyseniz, bir "önceye" ihtiyaç duymaması, yani zamandan önce zaman nedir sorusunu ortadan kaldırmasıdır.

Kitaplarca anlatılacak fikirleri 5 satıra özetlemeye çalışıyoruz. Evrenin başı sonu var mı sorusuna bile cevap verecek modellerle konuyu özetliyoruz. Ama yine de sormakta olduğumuz soru ortada duruyor.

Son, her şeyin başı olabilir mi?
Soru bu şekilde çok saçma görünüyor olabilir. Fizik ile, saptanılan, tanımlayan modeller üzerinden son bir kez daha soralım aynı soruyu.

Zaman bir çeşit yanılsamadır. Geçmiş, geleceği şekillendirir. Peki gelecek geçmişi şekillendirir mi?
Fizik kanunları temel seviyede zamansal olarak geri dönüşlüdür, ama belirttiğimiz gibi, zamanın oku hep tek taraflı ve geleceğe doğru akmaktadır. Geçmişi hatırlarız ama geleceği hatırlamayız.
Örnek olarak bir yük olan elektronu ele alalım. Bunu sarstığımızda bir elektromanyetik dalgayı uzay-zamana yayacaktır. Gözlemci olarak ve belli bir mesafede durduğumuzda bu etkiden oluşan ışık dalgalarını gelecekte gözleriz. Fakat uzay-zamana yayılmış ışık dalgalarını geçmişte gözlemlemeyiz. Elektromanyetizmanın zaman simetrik olduğunu ve hatta genel görelilik kuramında da zaman simetrik olduğunu bildiğimiz halde, geleceğe gönderdiğimiz foton geleceğe hiç bir problem olmadan hareket ettiği halde, geçmişte bu elektromanyetik dalgaları görememenin bir sebebi olmalıdır.

Belki de nedeni, sürekli genişleyen evren modelinde gözlemci olarak dalgayı gözlemleyebileceğimiz uzay-zaman yapısının dışında kaldığımız içindir. Geleceğe giden dalga bizimle aynı uzay zamanda yer almakta ama geçmişe giden dalga, tek yönlü uzay-zaman ile çelişmemek için kendisine aynı uzay düzlemine bağlı geçmişe doğru yönelen başka bir zaman boyutu açmaktadır.
Fakat o halde onca oluşan bu elektromanyetik dalga, ki takyonlar gibi ışık hızını da aşmıyor, gözlemlemesek de, bu dalgalara ne oluyor?
Sürekli genişlemekte olan evren modelimizde zıt yönde ilerleyen bu dalgalar, evrenin yapısı büzüldükçe zamanla maviye kayıyor olabilirler. Maviye kaydıkça daha da enerji artışına sahip oluyorlar ve gittikçe daha da enerjileri artıyor. Bu durum ta ki sonsuz enerji seviyesine ulaşana kadar devam ediyor olabilir ve bu da yüksek/sonsuz enerji noktasının oluşmasına, oluşan sonsuz noktanın da yeniden patlamasına yol açıyor olabilir.

Son durum mu başlangıç mı? Gerisini hayal gücünüze bırakıyorum.
Sonlu bir geçmişin var olduğu ama fakat ilk anın olmadığı bir akıbet.
ya da, ilk anın sürekli tekrarlandığı geçmiş ve şimdi ve geleceğin iç içe geçtiği bir an.
Evrenin kendisi bir ilüzyon olabilir.

Onur Kenan U. (Ocak 2018)

BeğenFavori PaylaşYorum yap