Merhaba arkadaşlar, daha önceden burada paylaştığım Sofya dan Bursaya bisiklet turunu büyük bir kısmını tamamlayıp Bursaya vardım. Büyük bir kısmını yazdım çünkü maalesef yolun tamamının bisikletle gitmedik.

İlk olarak 3 temmuz akşamı iş yerinde klimadan dolayı hasta oldum. İş yerinde maalesef herkes klimaya müdahale edemiyor, bir yetkiliye söyleyip kapattırana kadar hasta oldum 🙁

4 Temmuz sabah saat 6 da Sofyadan yola çıktık, Pazarcıkta mola verip yemek yedik. Pazarcığa gelmeden önce yolda Sofyaya doğru giden bisikletli bir çifte lastladık, tandem bisiklet kullanıyorlardı, birde arkaya römork takmışlar gidiyorlardı 🙂 Pazarcıktan sonra akşam saat 5 gibi Plovdive vardık. Plovdivde bir akrabam olduğu için çadır yerine onda kaldık, biz tam eve toplandığımızda fırtına çıktı 🙂

İkinci gün sabah Plovdivden çıktık ama hem evden çıkmakta geç kaldık hemde yolu karıştırıp Plovdivde dolandık. İlk olarak Popovitsaya varıp Haskovoya hiç girmeden Harmanlıya geçtik. Bu arada yanlış hatırlamıyorsam harmanlıya varmadan önce yolda bize yine bisikletli iki kişi yetişti, Fastan geliyoruz dediler Türkiyeden Çine kadar gideceklermiş, onlarla az konuştuk. iki kişilik bisiklet kullanıyorlardı yine neredeyse yatık pozisyonda oturulan bir bisikletti, üstüne de büyük güneş paneli takmışlar hem elektirik motoru destekleri vardı hemde güneş panelinin gölgesinde rahat rahat gidiyorlardı. Bisikletlerini kıskandım baya 🙂 İkinci gün Harmanlıya vardığımızda ben doğru düzgün bir şey yemediğimden bayılacak gibi oldum, birde hiç bir benzin istasyonu çadır kurmamıza izin vermedi. Hava da kararmaya başlayınca Tren garından raylar takip edip az şehrin dışına çıktık ve rayların yanına kurduk çadırı. Gece yolcu tireninde çok sorun olmuyordu ama yük tireni geçerken yerden zıplatıyor bildiğin ama iyi uyudum yine 😀

Üçüncü gün sabah güzel kahvaltı yaptım kendimi toparlamak için. Ardından Harmanlıdan yola çıktık otobana girmek istiyorduk ama bizim girmeyi düşündüğümüz ilk girişte kazı vardı, otobana giremeyip eski yoldan gittik bu yüzden de biraz daha fazla eğim çıkmamız gerekti. Köy yollarından giderken karpuzcunun birinde durduk, sağ olsun adam bizi kırmadı dilim karpuz kesip verdi. Adam azıcık Türkçe biliyordu onunla da muhabbet ettik, Bize domates falanda verdi ısrar etsem de hiç parada almadı. İlk çıkıştan otobana çıktık otobanda 10km gitmeden yol kenarında gurbetçiler denk geldi, yolda kalmışlar bizde yardımcı olmaya çalıştık, ilk Bulgaristan yol yardımı aradık sigorta şirketine yönlendirip çekisi göndermediler. Alman sigorta şirketi de telefona uygulama kurmamızı falan istedi neyse ben istediklerini sırasıyla yaptım. Gurbetçiler için çekici işini halledince oradan ayrıldık. Bu arada onlarda bize ice tea ve enerji içeceği verdi. Ama tam biz ayrılırken polisin Gurbetçilerin arkasına durduğunu fark ettim, her ne kadar polis orada oyalanır diye düşünüp fırsatta istifade tam sürat gitsekte polis bizi yakaladı, ilk çıkıştan çıkmamızı istedi. 🙂

İlk çıkışa varmadan Mustafanın Yeri diye bir yere vardık orada mola verip yemek yedik, tam oradan ayrılırken aklıma geldi alman sigorta şirketini ne zaman aradığımı kontrol ettim, 1 saat geçmiş üzerinden. Çekici 30 dk da gelecekti, çekicinin gelip gelmediğini sormak için aradım, gelmediğini hala beklediklerini söyleyince yemek yediğimiz yerdekilerle konuşup çekici gönderttim, Ertan(gurbetçi) abiyi de tekrar arayıp bilgilendirdim. Ardından otobandan ayrılıp köy yollarından sınıra gittik. Sınırı da çok kolay hızlıca geçtik bisikletleyiz diye hiç aramadılar. Tüm çantaları söktürecekler diye korkuyordum.

Sınırdan Edirne yakın zaten hemen vardık, Edirne de çay içip bir doktora uğradık, yazının başında hasta olduğumdan bahsetmiştim, Harmanlıda gece çadırda da üşümüştüm, iyice kötü olmadan doktora uğradım. İlaçları da alıp Havsaya yola çıktı, Havsadan da Kiscasalih köyüne kadar sürdük. Kiscasalih'e vardığımızda hava kararıyordu ilk benzinliğe gidip bir şansımızı denedik ama izin vermediler birde benzinlik sahibi bisikleti market önündeki kaldırıma çıkartıp duvara dayıyacaken tersledi. Bisiklet pis falanda değildi. Sonra yakındaki bir tepeye çıktık çalılıkta vardı oraya kamp kurarız diye düşünmüştük ama çıktığımızda yerler bira şişeleriyle doluydu. Hava iyice kararmaya başlayınca tepeden hızlıca inip tren rayları yanında bir tarla ve sulama tesisi vardı oraya kurduk. Ama çadırları kurarken sivrisinekler bizi yedi bitirdi.

Dördüncü gün sabah sulama tesisi yanından çadırları toplayıp köy merkezine kahvatı için gittik. Ama çadırları toplayıp kendimizi köy o tarladan atana kadar sivri sinekler ısırılmadık bir yer bırakmadı. Sanırım orası önceden pirinç tarlasıymış, karanlıkta farketmedik zaten başka yere gidecek vakitte kalmamıştı.

Kahvaltıdan sonra Geliboluya doğru yola çıktık, önce Uzunköprüde bisikletçide mola verdik. Ben çadırı toplamaya çalışırken telaşla ön jantın üzerine basmıştım. Disk rotoruyla jant telleri hafif yamuldu. Bisikletçi dert yandı bize düzgün müşteri olmadığından, 100tl ye satılan bisikletler yüzünden kimsenin bisiklet parçasına para vermek istemeyip azıcık masraf çıkınca yeni bisiklet alırım o paraya deyip bisiklet tamir ettirmediğinden. geçimlerini zor sağladıklarından falan bahsetti, zaten oğlu iki iş yapıyormuş, biz gittiğimizde dükkanda babası vardı oğlu balya topluyormuş onun gelmesini bekledik. Rotor vs düzeldikten ve kontrol edildikten sonra oradan ayrıldık. Keşan sınırına girdikten sonra Paşayiğit köyünde yemek yedik, köfte yediğimiz yerdeki insanlar cana çok yakındılar. (Bahsettiğim yer https://goo.gl/maps/a3vQtdnNSaP2) Buradan ayrılınca Keşan da vakit kaybetmeden Koru dağa kadar eğim inip çıktık. Koru dağı çıktıktan sonrası Geliboluya kadar hep inişti, zaten biraz daha çıkış olsaydı kamp kurar devam etmezdim 🙂

Uzunköprüde ve Paşayiğitte mola verince Geliboluya varamadık. Evreşeye girdik orada köy girişindeki futbol sahasına kurduk çadırları. Hemen köylülerden Aysel abla çocuklarınla birlikte gelip bize soğuk komposto getirdi, bizi karşıladı, tanıştık. Evreşe deki insanlar cana çok yakındılar zaten köylerdeki insanlar cana yakın ve yardımseverdiler hep. Hem Türkiye hemde Bulgaristan da. Evreşedeki kamp Kiscasalihten sonra çok rahattı, Aysel abla sinek var dedi ama Kiscasalihten sonra biz sinek falan fark etmedik. 🙂

Beşinci gün sabah Evreşede kahvaltı yapıp yola çıktık ama fark etmemişim, önceki gün Koru dağa kadar olan bayırlarda sanırım sağ bacağımı zorlamışım, sol bacağımda hiç bir şey yoktu ama sağ dizimde ağrı birazda acı vardı. İlk Geliboludan Çardak feribotuna bindik, feribot ücreti de almadılar bizden. Ama çardağa geçince sağ dizimde ki acı ve bacağımdaki güçsüzlük yüzünden devam etmeme kararı aldım. Bacaklarımı dengesiz kullanmışım 🙁
Çardaktan Lapsekiye geçtik, otogarda otobüs bulmak için baya uğraştık çünkü kimse bisiklet almak istemiyor. En sonunda Truva kabul etti, bisikletler için ek ücret ödedik. Zor zar bisikletleri de koyduktan sonra otobüsle Bursaya yola çıktık. Çardak Bursa arasındaki yolu otobüste görünce iyi ki bırakmışız dedim çünkü yol sürekli inişli çıkışlıydı. Sıcağın altında sağ bacağımla nasıl giderdim bilemiyorum. Bursaya vardığımızda bagajdan bisikletleri alırken içimde korku vardı, korktuğum gibi oldu. Bisikletin ön maşasının altında ezik, sol taraftaki vites değiştirici kolda dış lastiğinde ezilme vardı ve vites değiştirince kol takılı kalıyordu, bisikletin her tarafında da çizikler oluşmuştu. Moralimiz bozuk bir şekilde bisikletleri otobüsten alıp Bursaya varmış olduk.

Kısaca toplam 734km olan yolun tahmini 504km sini bisikletle tamamlayıp Lapsekiden Bursaya otobusle geçtik.

Aslında Çardakta 1 gün gerekirse 2 gün kamp yapıp dinlendikten sonra bisikletle yola çıkabilirdik. Yanımızda kas gevşetici vs vardı ama izin günü azlığı nedeniyle uzatmak istemedim. Telefonun sarj sıkıntısı nedeniyle Strava kaydı ve pek fotoğraf çekemedim.

Ek olarak Bulgaristanda herkes bizi sollarken diğer şeridi kullanırken Türkiyede silme geçiyorlar. Bulgaristanda harfiyat kamyonları bile gerekirse uzun süre arkamızda bekleyip diğer şeridi kullanarak geçtiler ve bir defa bile sıkıştırmadılar. Türkiyee gelince ilk iş kask aynası aldım. Bulgaristanda tüm araçlar trafik kurallarına uyarken Türkiyede herkes yola kafasına göre atlıyor hiç yolu kontrol etmeden. Son olarak Bisiklet ve motorda Türkiyede kask kullanımı çok az neredeyse kimse kask takmıyor. Koruyucu giysiden hiç bahsetmiyorum.

Tamamlayamamak biraz moral bozukluğu yarattı ama yinede güzel oldu. En azından deneyimlemiş olduk. Aklıma gelenleri elimden geldiğince yazdım.

Herkese iyi pedallamalar 🙂

#tsbisikletkulübü #teknoseyirbisikletkulübü

BeğenFavori PaylaşYorum yap