Önerdiğiniz bir kelime var mı, ortaya çıkış hikayesi olan?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • AB9 @sqn

    zamanla birlikte anlamının değer kaybetmesinin aksine, çıraklık gayet mühim bir mertebedir. çırak, pek bir şey bilmeyene değil, usta olmaya aday olan insanlara denir. bir insan herhangi bir zanaat dalında çırak olmadan evvel odundur; yanmak için incecik kıyılmalı, yani çıra olmalıdır. dilimize farsçadan geçen çırağ, mum ve kandil gibi ışık veren nesne demektir. "bu çocukta ışık var!" ayrıca bkz: çırağan sarayı: ışıklı saray, yanan saray.

    bir de usta'ya bakalım. usta; dilimize yine farsçadan gelen "üstat" ile bağlantılı bir sözcüktür. orta farsçada avastad, öncesinde ise -iran'ın en eski dillerinden biri olan zentçede- ava-stata; "başında duran" anlamına gelir. evet, stata'daki -sta'yı biraz daha zorlarsak sanırım buradan states'e kadar gidebiliriz. ayrıca bkz: hint avrupa dilleri ve aryan. neyse, fazla uzatmayalım.

    şimdi tekrar usta-çırak ilişkisine geri dönecek olursak, az önce değindiğim gibi çırak, yanıp ışık verene; usta ise, yanmasına rağmen ayakta kalabilene denir.

    ben de senin gibi parlak bir çırak idim
    çıra oldum, karardı tenim, yandı içim
    "artık bittim, tükendim!" diye sızlana sızlana
    ustalaştım; "yanmak nedir ki..." dedim.
    https://eksisozluk.com/entry/125110109

  • AB9 @sqn

    gaziantep'te geri vites yerine kullanılan bir kelime vardır : anarya.

    " anarya çıkmak " , " anaryaya takmak " gibi deyimlerle birlikte dile yerleşmiş ve artık kanıksanmış bir kelimedir.

    biraz araştırmayla bu kelimeyi diğer güneydoğu illerinin de kullandığını gördüm ; kahramanmaraş , malatya , urfa , diyarbakır'da da bilenler var fakat kullanımı gaziantep'teki kadar yaygın değil. yalnızca adana'da yerli halk antep'teki gibi oldukça yaygın kullanıyor , hatta anarya deyince anlamayanı dövüyorlar. gerçi adanalı kardeşler zaten dövüşmeye bahane arıyor da neyse konumuz bu değil.

    kelimenin etimojik kökenini incelediğimizde ise ilginç bir durumla karşılaşıyoruz , anarya kelimesi fransızca "geri , geriye" anlamını taşıyan "en arrière" kelimesinden geliyor. hatta değişime uğramadan direkt okunuşuyla geçmiş dilimize.

    peki nasıl yerleşti bu fransızca kelime yerel halkın diline diye baktığımızda cevabını yüz yıl kadar öncesinde , milli mücadele zamanlarında buluyoruz.

    sevr sonrası fransızlar'ın payına anadolu'nun güney ve güneydoğu illeri düşüyor , işgali de en uzun ve en yoğun yaşayan iller adana ve o zaman ki adıyla ayıntap. hatta işgalde tarihte ilk kez tank da kullanılıyor ve kamyon , otomobil ile birlikte anadolu insanı bu makinelere ilk kez şahit oluyor. kelimenin dile geçişte vites anlamıyla özellikle motorlu araç terminolojisinde kullanılması , muhtemel ki bu yeni tanışılan çarklı demir yığınlarından sebeptir.

    velhasıl , direniş zamanlardaki kültürel etkileşimle bu iki şehrin diline yerleşen bir kelimedir " anarya "

    kim bilir belki de , beklemediği bir direnişle karşılaşan fransızlara yaptırılan " geri vitesin " şerefine özellikle katılmıştır halkın diline.

    selam olsun kuvvai milliye ruhuna , şad olsun kutlu şehitler.
    https://eksisozluk.com/entry/128677576

  • Johan @johan28

    Tam konuyla alakalı değil ama Hocamın kitabını öneririrm Etimolojik Hikayeler Murat Çakan. Güzel bir eser.

  • AB9 @sqn

    fransızca jaquette "avrupai cepken" sözcüğünden alıntıdır. fransızca sözcük jaque "1. köylü, 2. dize kadar inen köylü giysisi" sözcüğünden gelir. evet, bugün daha resmi olan bu giysinin asıl anlamı köylü giysisiymiş. 🙂
    jague sözcüğü ise jacques "bir erkek adı, yakub" özel adından türetilmiştir. jacques ise latince aynı anlama gelen jacobus özel adından türetilmiştir. bunların hepsi türkçeye de geçen yakup özel isminin farklı varyasyonları.

    tüm bu varyasyonların atası olan yakob sözcüğü ibranice "1.yakup, 2.tevrat'a göre ishak'ın oğlu ve israiloğullarının atası" özel adından türetilmiştir. bu kelimenin başkaca anlamları ise "1. topuk, 2. izinden gelme, ardından gelen, sonraki" anlamlarıdır.

    dolayısıyla bugün türkçede kullandığımız "hemen ardından, hemen sonrasında" anlamına gelen akabinde kelimesinin de benzer anlamlara geldiğini hatırlamak çok zor olmasa gerek.

    ayrıca "son, sonuç, sonunda, en sonunda" anlamlarına gelen akıbet kelimesi de bu köke dayanıyor.

    ayrıca ingilizcede "1. bir erkek adı, 2. iskambilde vale" anlamlarına gelen jack kelimesine, "pota, çanak" anlamına gelen pot kelimesinin eklenmesi ile oluşan ve "1. pokerde vale çıkıncaya kadar biriken pot, 2. her türlü kumarda büyük kasa" anlamlarına gelen jackpot kelimesi de bu köke dayanır.

    hatta ingilizcede "1. köylü uşak , at uşağı, yamak, 2. yarış atı binicisi" anlamına gelen jokey kelimesi de bu köke dayanır.

    "fransız ihtilali esnasında (1791) pariste st honoré sokağındaki eski st jacques manastırı'nda toplanan radikal cumhuriyetçi hizip mensuplarına verilen ad" olan jakoben kelimesi de aynı köke dayanır.

    şimdi daha da derine inme zamanı. tüm bu kelimelerin ibranicedeki yakob kelimesinden çıktığını söylemiştim. şimdi de bu kelimenin nereden ve hangi dilden türediğine bakalım:

    bu yakob kelimesi ise arapçada "1. ayak topuğu, iz, ard, peş, sonra, 2. izleme, peşinden gitme" anlamlarına gelen akab sözcüğünden gelmektedir. dolayısıyla az önce bahsettiğim akabinde veya akıbet gibi kelimeler, bu bilgiden veya tanımdan sonra daha da bir anlam kazanıyor.

    şimdi de gelelim bu akab kelimesinden türeyen bazı kelimelere.

    arapçada "önü açık ve çoğu zaman külahlı yün cübbe" anlamına gelen önce arapçadan italyancaya, sonra italyancadan fransızcaya, sonra da fransızcadan türkçeye geçen ve fransızca anlamıyla "gemici paltosu" olan kaban kelimesi bu köke dayanır.

    ayrıca arapçada "namazda mekke'ye dönme, namazda dönülen yön" anlamına gelen arapçadan türkçeye giren kıble sözcüğü,

    arapçada "alma, benimseme" anlamına gelen ve oradan türkçeye geçen kabul sözcüğü,

    "bir soydan olanlar, aşiret, boy, oymak" anlamına gelen ve türkçeye arapçadan geçen kabile sözcüğü,

    “kabul edilen, benimsenmiş” anlamına gelen makbul ve ondan türeyen makbule sözcüğü,

    "kabul görme" anlamına gelen ikbal sözcüğü de bu köke dayanır.

    dolayısıyla ceket, jaquette, jaque, jacques, yakub, jacobus, yakup, yakob, jack, akabinde, akıbet, jackpot, jakoben, jokey, akab, kaban, kıble, kabul, kabile, makbul, makbule, ikbal sözcüklerinin hepsi aynı kökten türemiştir.
    https://eksisozluk.com/entry/137440433

    yuh diyorum, etimolojik kökenlerle ilgiliyim ama bu benim bile ufkumu ikiyüze katladı 🙂

  • Elixir @elixir

    Ben de katkıda bulunayım; handikap kelimesi TDK sözlüğe bakarsanız 'elverişsiz durum, engel' olarak geçiyor. Aslında İngilizce 'handcuff' (hendkaf) yani kelepçe kelimesinin bir şekilde dilimize ses olarak uyarlanmış şeklidir.