#Biontech #aşı #Covid19 #CoronaVirus #Aşırandevusu #diabettip1
Diabet tip 1 hastası olarak dün taksim ilkyardım hastanesindeki randevuma gittim .Saat 14: 30 da olan randevuma gittiğimde aşılar geç geldiğinden yoğun bir kalabalık vardı hastane içinde .. Görevli arkadaşlar sıranın 1-2 saate anca geleceğini söyleyince hastaneden risk nedeniyle 2 saat sonra dönmek üzere ayrıldım (eşimle). Eşiniz yada bir yakınınız refakat edebiliyor sıkıntı olmuyor. Saat 16:40 civarı tekrar geldiğimizde sırada 5 kişi vardı.Güvenlik barkodu soruyor randevunuzun.. üst kata çıkınca sıraya girmeden bir form veriliyor .. Kabul ettiğinize dair bilgilendirme ve imzanızı atıyorsunuz..
Aşı için formu memur doktora veriyorsunuz.Size soruyorlar rahatsızlığınızı eğer isterseniz konuşabiliyorsunuz kısaca.. Ağrı olursa PAROL kullanabilirsiiiniz dedi..
Daha sonra 10 adet oda dan herhangi birine sıraya giriyorsunuz kapıları açık (sıra derken en fazla 2 kişi oluyor yani kontrollu sıra ).Ben 2 kişi bekledim..
Sıra gelince içeri girip sol kolumu sıyırıp oturdum ,hemşire hanım bir iki evrak doldurup aşıyı ayarladı Aşıyı insülin olmuş gibi rahatça oldum..
Bu gün henüz 24 saat olmadı ..
Olduktan 6-7 saat sonra sol kolum da ağrı başladı fakat öyle korkulacak bir ağrı değil içeriden sanki kemiklerinizin üstünde kaslardan bir ağrı dokununca ağrımıyor fakat birkaç hareketi yapamıyorsunuz acıyor.. Eğer işe gidecekseniz ağrıyı unutmayın el kol koordinasyonunuzu etkileyebilir..Ateş halsizlik vb. sıkıntılarım olmadı bende sadece kol ağrısı ..
şimdilik bu kadar gelişme olursa yazarım..
Aşı olacak arkadaşlara geçmiş olsun diliyorum..

BeğenFavori PaylaşYorum yap
    • Erhan M. @erhanm

      yemliyor musun ciddi misin emin olamadım 😃

    • @Guccifer2_021 @guccifer2_021

      @gugukkusu parayla karşılaştırmak bence yanlış .. Hayatı kurtulan ve aşı olmadığı için ölen insanları düşünürsek para böyle büyük bir gerçekliğin en basit adımı olarak kalır..
      Ülkelerin siyasetçileri ,politikacıları tarihte 10 yılda unutulurken .. Bu fotoğraftaki insanlar yüzyıllarca konuşulacak.. Tıpkı insülinin bulunmasının asla unutulmayacağı gibi...
      Bir kez daha buradan sayende bulan ,araştıran veya sebep olan herkese minnet ve saygılarımı sunuyorum..
      Her iğnemi vurulduğumda kendilerine dua ediyorum.. Hayatı kurtulan milyonlar adına da

      İnsülin :
      1869 yılında Berlin'de bir tıp öğrencisi olan Paul Langerhans, mikroskopla pankreasın yapısını incelerken, pankreasın dış salgı (ekzokrin) dokusunun içinde yayılmış ve daha önce belirlenememiş hücre kümelerine rastlamıştır. Bir süre sonra Eduard Laguesse, daha sonraları "Langerhans adacıkları" diye adlandırılacak olan ve o dönemde işlevleri bilinmeyen bu hücreler için, sindirimde rolü olan bir salgı üretiyor olabilecekleri fikrini öne sürmüştür.

      İnsülin kristalleri
      1889'da Polonya asıllı Alman tıp doktoru Oscar Minkowski, Joseph von Mehring ile birlikte yürüttükleri bir çalışmada, pankreasın sindirim üzerindeki bu öngörülmüş rolünü gösterebilmek için sağlıklı bir köpeğin pankreasını çıkarmıştır. Bundan birkaç gün sonra, Minkowski'nin hayvan bakıcısı tarafından köpeğin idrarının üzerinde sineklerin uçuştuğunu fark edilmiş ve köpeğin idrarı test edildiğinde de içinde şeker olduğu ortaya çıkmıştır. Bu, pankreas ve şeker hastalığı arasındaki ilişkiyi ortaya koyan ilk bulgu olmuştur. 1901 yılında ise, Eugene Opie'nin Langerhans adacıkları ile şeker hastalığı arasındaki ilişkiyi "Şeker hastalığının nedeni, Langerhans adacıklarındaki harabiyettir ve yalnızca bu adacıkların kısmen ya da tamamen harab olmasıyla gelişir" cümlesi ile açıkça ortaya koymasıyla, bir başka önemli adım atılmıştır.

      Ondan sonraki 20 yıl boyunca, adacıkların salgılarını toplayıp, ilaç olarak kullanmak için birçok çalışma yapılmıştır. 1906 yılında, George Ludwig Zuelzer köpeklerin pankreas özütüyle iyileştirilmesinde kısmen başarı sağlamış, fakat çalışmalarını sürdürememiştir.

      1911'le 1912 yılları arasında, Chicago Üniversitesi'nden E. L. Scott sulandırılmış pankreas özütlerini kullanmış ve glikozüride hafif bir azalma gözlediğini not etmiştir ama şefini ikna edememiş ve araştırması da durdurulmuştur.

      1919'da ise Rockefeller Üniversitesi'nden Israel Kleiner benzer etkileri göstermiştir ama o da I. Dünya Savaşı nedeni ile kesilen çalışmalarına bir daha dönememiştir.

      Rumen Tıp Okulu'nda (en) fizyoloji profesörü olan Nicolae Paulescu, Fransa'da sürdürülüp Romanya'da da patenti alınmış benzer bir çalışmayı 1921'de yayımlamıştır ve o zamandan beri de Rumenler, insülini keşfeden kişi olma unvanının Nicolae Paulescu'ya ait olduğunu savunagelmişlerdir.

      Ancak, 1923'te Nobel ödülleri komitesi, insülinin elde edilmesine yönelik kullanışlı bir yöntem buldukları için Toronto Üniversitesi'nden bir ekibi ödüllendirmeyi uygun bulmuştur.

      Wikipedia(alıntı)

  • altalena @altalena

    Geçmiş olsun. Sinovac mı Biontech mi? Biontech etiketi girmişsiniz ama emin olmak için sordum.