Ottomania - Erim Şişman / 2020

Erim Şişman'ın Ağustos itibari ile raflarda olan üçüncü romanı. Yazarın hibrit tür olarak tabir ettiği Ottopunk türünde olan roman, anlatım olarak sade bir dile sahip olmasına karşın bence hikâyenin zaman kavramını tam olarak anlatamıyor. Yani bir şekilde olaylar gelişiyor ancak bu olayın gün-gece anında mı veya günler-yıllar sonra mı olduğu bazı noktalarda anlaşılamıyor. Bu karmaşayı yaşadığım anlarda hikâye kafamda oturtmak için hikayenin biraz gerisine döndüğüm anlar oldu. Bu durum o an sahip olduğum ruh halinin olumsuz bir etkisi de olabilir, sakin bir kafayla ileride okuduğumda bu durum farklı olabilir. Zaman kavramının haricinde hikâyenin post-apokaliptik atmosferi ilk sayfalardan son sayfalara kadar güzel şekilde oluşturulmuş. Yazar mekanları ve karakterlerin karşılaştığı olaylarda hissettikleri duyguları güzel anlatmış. Anadolu kültürü, fütürizm ve retrofütürizmin güzel bir eşkilde harmanlanması ile oluşturulan hikâyede yer yer Fallout havası aldım.

Hikâyeden kısa bir şekilde keyfi kaçırıcı olamadan bahsetmek gerekirse, doğal kaynak savaşlarının yaşandığı çağın sonrasında insanların hayatta kalmaya çalıştığı bir evren anlatılıyor. Hiyerarşik düzenin giderek belirginleştiği evrende devlet kavramı ortadan yok olmuş ve halk kaos içinde terör, çeteler, feodal yönetimler arasında yaşamaya çalışıyor. Hikâyenin geçtiği İstanbul'da bu durumdan muzdarip olan şehirlerden biri. Bu sivil ve yoksul yerleşimlerin yan sıra karadan uzak okyanus içlerinde kürekent olarak tabir edilen ve asillerin yer aldığı cennet diye tabir edilen kentler bulunmakta. Tahmin edebileceğiniz gibi burada yaşayan '' asil '' kesim kürekent dışındaki insanları umursamıyor. Ana karakterlerimiz olan Amir, Melina ve şu an adını söylersem keyif kaçıracak olan diğer önemli karakterlerin böyle düzende çocukluktan yetişkinliğine uzanan ve yetişkinlik döneminde şekillenen olaylardan hareketle bir hayatta kalma çabasına şahit oluyoruz. Romanda eleştireceğim bir nokta cinsellik konusu. Yer yer cinsellik işlense de bir nokta dışındaki diğer anlatımların hikâyeye etkisi olduğunu düşünmüyorum. Cinselliğin işlenmesine karşı değilim hatta güzel işlendiği takdirde olayların gelişimine büyük katkılar sağlayabilir ancak hikâyeye doğrudan bir etkisi yoksa anlatılmasının gereksiz olduğunu düşünüyorum.

Yukarıda da bahsettiğim gibi yazar kendi tabiri ile 1890-1910 yılları arasında İstanbul sokak kültürü ile fütürizmi harmanlıyor. Retrofütüristik bir hava hissettiğiniz Ottomania'yı türü sevenlere en azından bir şans vermesi için öneriyorum.

Meraklısı için;
-244 sayfa
-İthaki yayınlarından Ağustos 2020 itibari ile ilk baskısı çıktı.
-Amazondan 31,26 liraya aldım ancak diğer kitap satış sitelerinde ortalama 17 lira civarında bulunuyor. Kitapyurdunda şu an İthaki yayınlarına %45 indirim var, 14,30 liradan alabiliyorsunuz.
-Karton kapaklı, içinden ayraç çıkmıyor.

#Kitap #kitaptavsiyesi #KitapSeyir #Ottomania #Ottopunk #BilimKurgu

BeğenFavori PaylaşYorum yap