#İbrahimKalın'ın #BarbarModernMedeni kitabından, medeniyet mefhumu çerçevesinde #teknoloji'k ve #bilim'sel ilerlemenin tabiat(ımız) ile olan ilişkisine dair belli başlı tespitler... (s.47-48)

"Modern dönemde teknoloji ile medeniyet arasında kurulan doğrusal ilişki, teknikalist bir medeniyet tasavvurunun doğmasına yol açmış ve teknolojik icat ve ilerleme kapasitesi, medeniliğin başlıca ölçütü haline gelmiştir. Geleneksel toplumların geliştirdiği tekniklerin tersine modern teknoloji, otomasyona dayalıdır ve giderek karmaşık hale gelen bu özelliğinden dolayı, insanın kendi el emeğiyle ve tabiatla olan ilişkisini köklü bir değişime uğratmıştır. Modern teknoloji sadece insan-tabiat ilişkisini dönüştürmemekte, aynı zamanda "insanın özü"ne ilişkin yeni ve tehlikeli imkânları da ortaya çıkarmaktadır. 1955 yılındaki Nobel toplantısında Amerikalı kimyager Wendell Stanley'in sarf ettiği "Hayat çok yakında, bir canlıyı istediği gibi sentezleyecek, parçalayacak ve değiştirecek kimyagerin eline teslim edilecektir" sözlerine dikkat çeken Heidegger, insanların bu sözleri hayranlıkla dinlemesinin büyük bir felaketin habercisi olduğunu söyler.* Varlığa ve insan hayatına yönelik bu tutum, teknoloji aracılığıyla insanın mahiyetini değiştirmeyi hedeflemektedir. Nitekim son yıllarda bir grup bilim adamının öncülüğünü yaptığı "transhümanizm" akımına göre, insanların biyolojik yapısını ve psiko-somatik kodlarını bio-teknoloji ve genetik mühendisliği marifetiyle değişime uğratmak, bir firsat olarak görülmeli ve desteklenmelidir. Modern teknolojinin sunduğu bu tür imkaların genetik kodların değiştirilmesinden biyolojik ve kimyasal kitle imha silahlarının yaygınlaşmasına kadar ne tür büyük felaketlere kapı araladığını görmek zor olmasa gerektir.**

Yunancada techne, Arapçada sınâ'a kelimeleri, bir işi yapma biçimi, sanat, teknik ve zanaat anlamlarını taşır ve insanın kendine ve tabiata yabancılaşmadan teknik ve teknolojik araçları kullanabilme imkânını işaret eder. Heidegger ve onu takip eden "anti-hümanist" düşünürlere göre insanlık vasfimızı ve tasarruf hakkımızı yitirmeden tekniği ve teknolojik araçları kullanmak mümkündür. Fakat bunun için varlığa ve eşyaya karşı farklı bir tutum içinde olmak gerekir. Heidegger bu tutumu ifade etmek için "varlıkların kendileri olmasına izin verme" manasında 'Gelassenheit' kelimesini kullanır.*** Meister Eckhart gibi Hiristiyan mistiklerinin de kullandığı 'Gelassenheit', varlıkların "ne ise o olmalarına izin verme" tavrını ifade eder. Buna göre insan toprakla, havayla, suyla ilişkisinde tahakküm kurma, dönüştürme, istediğini zorla elde etme gibi bir tutum içine girmez. Kendi dışındaki varlıklarla temas ederken kendini bir efendi olarak görmez. Varlıkla barış içinde ama kendi özgürlüğünü ve geleceğini de teminat altına alacak şekilde hareket eder. Böylece insan, özne olma vasfinı yitirmeden varlığa karşı huzur içinde olabilir."

Dipnotlar:

*Martin Heidegger, Discourse on Thinking (New York: Harper Torchbooks, 1966), s.52

**Habermas, modern tıp bilimlerindeki bu eğilime 'The Future of Human Nature' (Polity, 2003) adlı çalışmasında şiddetli bir şekilde karşı çıkar. Habermas'ın temel argumanlarının bir değerlendirmesi için bkz. İbrahim Kalın, " 'All to Human' and That is the Problem", Sacred Web, sy.13 (July 2004), s.153-158.

***Heidegger, Discourse on Thinking, s.54. Heidegger teknoloji sorununa bir başka çalışmasında tekrar eğilir: The Question Concerning Technology and Other Essays (New York: Harper, 1977)

BeğenFavori PaylaşYorum yap