Birazcık mağaradan bildiriyorum durumu olabilir; zira burada benden çok daha hızlı dizi tüketenler mevcut. Gecikmeli de olsa #KillingEve isimli diziye başladım. Dizi, bir MI5 ajanı ile bir suikastçı arasındaki kedi fare oyununu konu ediniyor. İlk sezon itibariyle diziyi beğendim. Bunun en büyük nedeni de dizinin bugüne kadar gördüğümüz #Hitman film uyarlamalarından çok daha Hitman olması. Tamam, elbette öykünün, anlatımın falan Hitman serisiyle alakası yok. Zaten dizi bir kitap uyarlaması; ama hemen her bölümde #Hitman'e bir selam çakmaktan da gerek kalmıyor. Mekanlardan, suikastlardan, hatta dizinin görsel dilinden Hitman hissini almak mümkün.

Diziyi izlerken #oyun filmlerinin neden başarısız olduğunu da bir kez daha anlıyoruz aslında. Artık yapımcılar, milyon dolarları "oyunları filmleştirmek" için harcamak yerine, oyunlardan yola çıkan "gerçek filmler" yapmaya yatırmalılar. Bunun için de oyun öykülerini, anlatım biçimlerini ve oyunların sunduğu deneyimleri oyun kalıplarının dışına çıkartmak, özgürleştirmek gerek.

Hitman filmi diye barkod kafalı bir adamın birtakım önemsiz karakterleri öldürdüğü; tamamen 2 boyutlu, en ufak bir gerçek/ anlamlı çatışmanın yaşanmadığı (çatışma derken anlatım açısından) ucuz bir senaryoya sahip bir şeyler çekmenin kime ne faydası oluyor ben anlamıyorum.

Bunu doğru yapabilmiş olmayı geçtim, yapmaya yeltenmiş bir oyun filmi dahi yok henüz ne yazık ki. Ama Nolan'ın Batman'i gibi dersem anlatmak istediğim daha iyi anlaşılır sanırım. Hitman sevenler de Killing Eve'e bir göz atsınlar.

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Uğur Yurtsever @ugury

    Doom'un filmi, film bile değil, video. 🙂 Tam olarak yukarıda verdiğim örneğe oturan korkunç bir iş bence. Tamamen karton karakterler, anlatım açısından en ufak bir anlamlı çatışmaya sahip olmayan ucuz bir B- movie senaryosu... FPS kamerasını koymakla iş bitmiyor. Evet, izlerken ben de sıkıldığımı hatırlamıyorum. Hatta çok eğlendim bile denebilir; ama 70'lerde çekilmiş birçok trash korku filmini izlerken de süper eğleniyorum.

    Temel sorun, oyunları oynarken kafaya takmadığımız birçok şey, film izlerken zekamızla oynandığı hissi yaratabiliyor.

    Bu yüzden oyunların oyun gibi filmlere değil, gerçek filmlere ihtiyacı var kısacası.

    Batman, zaten çizgi roman uyarlaması. Nolan'ın Batman'i de sanırım bunun tek iyi örneği. Vermek istediğim örneğe tam olarak oturuyor. Çizgi roman gibi değil, sinema gibi. Öte yandan Avengers izlerken, sadece çizgi roman sayfalarını daha hızlı çeviriyormuşum gibi bir his geliyor bana.

    Bir medyumu başka bir medyuma uyarlarken, kaynak medyumdan çok sonuca odaklanmak lazım. Filmlerin oyunlar ya da romanlar gibi olamayacağı, aynı deneyimi sunamayacağı çok açık. O yüzden oyun filmi yaparken oyun kalıpları değil sinema kalıpları gözetilmeli diyorum. Prince of Persia filminde stereoidli Jake Gylenhaal'ı birtakım anlamsızlıklar içinde izlemektense, doğru düzgün bir hikayesi olan, ayakları yere basan, aklımla oynamayan, kandırıldığımı hissetmediğim, zamanıma değer veren bir şeyler izlemeyi tercih ederim.

  • Ahmet Erdoğan #123+ #180+ @aerdogan17

    Prince of Persia filmini beğenmiyorduk sonra Assassin’s Creed filmi geldi artık beğenmeme algımızın da ötesine geçildi...
    Hitman en dalihsizi belki de çünkü birden fazla kez beğenilmedi 😅
    Ben mi yanlış düşünüyorum acaba; oyunlar “film tadında” diyebiliyoruz çünkü uzun saatler (en az 10 saat senaryo modu oluyor çoğunda) oynamamıza rağmen sürükleyici oluyor yapımlar... Film senaryolarının bile hunharca kesilip biçildiği bir devirde oyunları filmleştirmek beyhude bir uğraş bence 😉
    Belki de en başından beri dizi olmalılardı oyunlar ...

  • Özay @ozay

    Aksine ben Hitman filmlerinin her ikisinide beğendim.

  • Onur Eryilmaz @onurery

    Ben de geçen ay izleyip bitirmiştim Killing Eve'i. Gerçekten çok hoşuma giden bir dizi olmuştu.

  • Süleyman Yıldırım @xslymn-yl

    İzlesem mi diye düşünüyordum. Teşekkürler