Divinity Original Sin, Wasteland gibi oyunlar da RPG türü, Witcher 3, Fallout 3 gibi oyunlarda RPG. Fakat dialog olarak Divinity Original Sin ve Wasteland çok ağır ve açıkçası her ne kadar evrenlerini ve oynanışlarını sevsem de alelade bir kişi ile uzun uzun dialog'lar ile konuşmak oldukça sıkıcı geliyor. Hani 1 saat oynayacaksam bu oynanışın yarısı ve hatta daha fazlasının okuma olması hiç bana göre değil. Eğer bir şeyler okuyacak isem kitap okumayı veya dizi/film izlemeyi tercih ediyorum. Fakat Witcher 3 ve Fallout gibi RPG'ler bana çok daha cazip geliyor, çünkü dialog'lar her ne kadar diğerleri gibi derin olmasa da ana konuyu veriyor ve gerisini keşfetmeyi sana bırakıyorlar.

Siz hangi tip RPG'lerden hoşlanıyorsunuz?

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Fatihmi @distance

    Eski isometric tipteki rpglerden Icewindale echanced edition bitirdim son zamanda. Baldur's gate'te güzel anılarım var. Orta-eski zamanlardan Oblivion güzeldi. Daha farklı bir yapıda olan Prey bitirdim en son. Şimdi Planetscape torment'e başlayacağım, herkesin övdüğü hikayeyi görmek için.
    Oyunlar güzel anlatılar sunduğu sürece karakter gelişimine çokta takılmıyorum ki bunun oluşturduğunuz partide bir limiti var. Bunu aşmak için yeniden oynamak gerekiyor veya son dönem oyunlarda daha basit seçeneklerle daha fazla son sunuyorlar.

    Baldur's gate'te mesela oyun dinamiği olarak karakteri özelleştirmenin etkisi oyunun diğer mekaniklerine göre karşılaştırılırsa olmasa da olur belki diyebiliirm diye düşünüyorum. Bu oyunda 5-6 levelde bir karakter özelliğini level atlatabiliyorsunuz(diye hatırlıyorum). Çoğu zaman bir silah kullanabilmek adına beklediğim bir şeydi. Parti karakterlerinin hepsi farklı olduğu için gene çokta ön planda bir olay değil wisdom, strenght vb.

    Daha çok hikayede yapılan seçimler rpg olayını bize aktarıyor. Isometric oyunların hikayeyi daha rahat aktarabilmesi ve ortamı yaşatabilmesi adına tercih ederim. 3D oyunlar kullanılan silahın veya gücün geliştirilmesi doğru dozda verilirse gayet tatminkar oluyor. Icewind Dale Heart of winter ek paketine başlarken standart parti ile daha sonra da kendi partimi yaparak karakterlerimi 2 kere import ettim(3x2=toplam 6kişiye izin var partide). Kuvveti hissedince baya zevkli oluyor.

    Pillars of eternity oynadım 60 küsür saat bitiremeden. Bu kadar oynamamın sebebi de bu tarz oyunlara duyduğum özlemdi. Beğenemdim, alışamadım oyuna. En baştan ısınmadım zaten hikaye beni için çekmedi. Mekaniklere alışamadım vb. şeyler. Bu nedenle biraz eski oyunlara yöneldim.

    Fallout 3 bitiremedim çünkü yaratıkların iğrenç modellerini gözüme sokulmasından rahatsız oldum. Yeni dönem oyunların 3D grafiklere yönelmesiyle combatın birebir yaşanması durumu sonucu farklı bir yol aldı gidiyor oyunlar. Her farklı dinamiği bu oyunlara entegre etmek zorlaştı.

    Oblivion'un arena görevlerini sevmiştim. Combat biraz daha güzel olsa daha da çok etkileyici hatıralara sahip olabilirdim ki son kısmı baya iyi olduğunu kabul ederim. Dark brotherhood vb görevlerde olan gizem ve sunduğu hikaye çok iyiydi. Kötü olmak isteyene bunu gizli bir şekilde yapabilme imkanı vermesi hoştu. Mesela red dead redemption 2'de kimse görmezken birini öldürebilmek mantıklı. Fakat bu yeterince gizli değil. Birini öldürünce reputation düşmesi bütün tadı kaçırıyor. Ben çimlerini kesen, sevilen, seri katil yan komşu olmak istiyorum belki.

    Witcher 3 oynuyordum pc'de 55 saat bitiremeden. Açık dünya ve yan görev olayı beni yordu bu oyunda istemeden yapıyordum çünkü. Yumruk dövüşü, at yarışı nedir abi. Bir ara tekrar başlamak istiyorum aslında daha düzgün bir kafayla daha bir beklentisiz anlayışla oynayıp daha zevk alacağımı düşünüyorum.

    • Onur Eryilmaz @onurery

      Her birinin doğru yaptığı ve yapamadığı işler var tabii ki dediğiniz gibi. Ama oyun bence oyuncuyu diyaloglarla ve ara sahnelerle boğmamalı, oyuncu hikayeyi oyun içi ögelerden(mesela gezerken bulduğu bir kağıt parçası ve üzerinde yazan kısa bir paragraf, ya da daha önce bir karakter ile yaptığı konuşmada bahsi geçen bir nesne, ya da oyunun içindeyken gördüğü diğer NPC'lerin davranışları vs.). Açıkçası Divinity serisi, Pillars of Eternity, Wasteland vs. beni diyalogları ile çok boğuyor. Tabii ki bazı kişiler zaten bu şekilde bir oyunu tercih edebiliyor, oyunu 100 saat oynayıp, bu 100 saatin 50 saatini diyalogları okuyarak geçirmek hoşlarına gidiyor(güzel bir kitap okumak gibi). Buna saygım sonsuz ama benim oyun tercihim değil mesela. Ben daha çok oyun içinde hikayenin tamamlayıcı ayrıntılarını aktif bir şekilde oynarken keşfetmek istiyorum. Mesela bir RPG olmasa da Half-Life 1 anlattığıma güzel bir örnek teşkil edebilir(tabii ki basit olarak), oyunda neredeyse hiç ara sahne ve diyalog yoktur ama oyunu oynarken atmosferi ve hikayeyi oyuncuya başarılı bir şekilde aktarabilir(gerek ortam, gerek NPC davranışları ve kısa konuşmaları, gerekse gördüğümüz objeler ile). İlk sahneden son sahneye kadar oyuncu hep oyunun aktif olarak içindedir. Tabii ki Half-Life bir RPG değil ve hikayesi de bir RPG oyunu kadar detaylı değil ama işte bunun RPG'ye dönüşmüş hali bir nevi Fallout 3, New Vegas, 4 ya da Witcher serisi gibi oluyor. Ve bence bu bir oyun için gayet yeterli.

    • Fatihmi @distance

      @onurery Hikayenin bazı kısımlarının uzun ve gereksiz olduğu doğru bence de. Npc'lerin hikayelerini anlatmalarını bir noktadan sonra sıkıyor çünkü ilgi çekici değil dediğiniz gibi. Ne yapayım ben senin kızın kaçırıldıysa, hiç bir etkisi olmayacak ki oyuna. Oyun için kitaplar aynı şekilde ne anlattığı belli olmayan, uzun da uzun şeyler ne kadar gerekli.

      Aslında çokta zor gelmiyor bana yapılması gereken önemli noktalar. Örneği Prey oynadıktan sonra yaptığım önemli bir şeyin hiç bahsedilmeyeceğini ve gözden kaçacağını düşünüyorum fakat son sahnede bunu yaptığımdan bahsetti. Bundan memnun kaldım haliyle.

      Hikaye gelişirken yaşanan olaylardan birazcık haberi olsa etraftaki npc'lerin kötü mü olur? Skyrim oynuyorum, dragonborn olmuşum, sanki azılı suçlu gibi geçiyor dialoglarım. Birisini kurtarıyorum ama oyunun geri kalanında görüp görmeyeceğim belli değil, neymiş reputation artmış, belli değil neye etki ettiği.

      Witcher 3 ilk başladığımda gördüğüm dialogların Türk dizisi gibi bakışmalarla geçmesi beni soğutmuştu oyundan.

      Oyun devam ederken hikaye ile bazı kabiliyetleri vermesi daha güzel olabilir. Red dead redemption 2'de silahları tanıtmamasını beğenmemşiştim mesela. Sniper kullanılan bölümde bunu kullanmanın keyfini yaşatsa keşke bana. Bahsettiğim şey her türlü mekanik için geçerli.

      En önemli mevzulardan birisi de oyunun başlangıç sunumu bence. Baldur's gate açıp bakın nasıl içine çekiyor anlatısı. Bioshock'ta uçak kazası ve denizde yalnız kalma hissiyle gözüken ışık evi var gene bahsedilebilen. Dead space, oblivion, half-life gibi aklıma gelmeyen bir çok oyun var gene başlangıçların nasıl yapılması gerektiğini gösteren. Red dead redemption 2 için başlangıcı yavaş diyenler vardı fakat orada asıl sorun bana olayı izletmemesiydi, sürekli şu tuşa bas şöyle olsun, böyle olsun diye tip vererek bütün tadını kaçırttı kar sahnelerinin.