#akış #deprem #bina
Merhaba arkadaşlar, yazıma hoş geldiniz 😀

Sizleri endişelendirmek istemem ama yeni ve depreme dayanıklı olarak satın aldığımız ve içinde daha huzurla oturduğumuz binalar hakkında bir kaç şey anlatacağım.

Deprem yönetmeliğinin amacı depreme dayanıklı yapılar yapmanın yanı sıra ekonomik çözümler üretmektir. Bu nedenle deprem düzeylerine bağlı olarak binalarda izin verilen hasar düzeyleri belirlenmiştir. İnsanlarımız yeni bir binada büyük bir deprem olsa bile binalarına zarar gelmeyeceğini sanıyor. Oysa ki kabaca büyüklüğü 7 ve üzeri olan bir depremde (aşağıdaki görselde DD-2 depremi), sizin canınıza zarar gelmeden yapıdan uzaklaşmanız hedeflenmiştir. Ancak o binaya tekrar oturmak isterseniz ya güçlendirme yapacaksınız ya da yıkıp yeniden yapacaksınız.

Hastane ve kamu binaları gibi yapılarda ise DD-2 depreminde bile bina içinden çıkmanıza bile gerek kalmaması (Kesintisiz kullanım performansı) hedeflenmektedir. Aşağıdaki tablo 3.1'de BKS=1 olan yapılar bu kapsamda tasarlanmaktadır. Onun dışında kalan ve yapı stoğunun önemli bir bölümünü oluşturan konutlarda ise bir önceki paragrafta bahsettiğim gibi asıl olan can güvenliğidir (Kontrollü hasar performansı), binaya bir şey olmamış gibi oturmanız pek mümkün değil. Zira binanın hasar almasına izin verilecek şekilde tasarım yapılmasına izin veriliyor.

Başta ekonomiden bahsetmiştim, konutlarında tıpkı hastane ve kamu kurumları gibi büyük depremlerde dahi hasar almayacak şekilde tasarlayabilirsiniz, ancak yönetmelik bunu zorunlu koşmuyor. Çünkü DD-2 düzeyi depremin olma ihtimali istatiksel olarak 475 yılda 1. Betonarme binaların ise ömrü maksimum 100 yıldır ki literatürde 50 yıl olarak geçer. Yani zaten maksimum ömrü 100 yıl olan bir yapının 475 yılda 1 olan depreme yakalanma ihtimali düşük olduğu için daha makul olan "can güvenliğini" sağlamak hedefleniyor. Yoksa her konut DD-2 depreminde bile hasar almayacak şekilde tasarlanırsa hem kaba inşaat maliyetleri çok artacak hem de dairelerinizin içinde alıştığınızdan çok daha büyük kolon ve perdeler olacak. Bugün çoğu insan 70 m2 yerine 80 m2 dairesi olsun diye bir çok taviz veriyor.

1999 depreminden sonra bazı revizyonlar ile 2007 de bir deprem yönetmeliği çıkarılmıştı. Bugün piyasadaki yeni binaların %99 u 2007 deprem yönetmeliğine göre yapıldı. 2019 yılında ise oldukça kapsamlı, çoğunlukla ABD yönetmeliğinden çevrilmiş yeni bir yönetmelik devreye girdi. Yeni yönetmelik ile o kadar çok şey değişti ki bir sene önce yapılan binaların çoğu yeni yönetmeliğe göre depreme dayanıksız çıkıyor.

İnşaat yüksek mühendisiyim ve 10 yıla yakındır yapısal analiz ve tasarım üzerine çalışıyorum. 2 katlı binadan tutun da 50 katlı binaya kadar yüze yakın projenin tasarımını yaptım. Yönetmelikteki bu muazzam değişim benim bile gözümü korkutuyor. Sizinki neden korkmasın diye bu yazıyı yazayım dedim 😀

Yazacak çok şey var ama uzun yazı okunmaz 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Erhan M. @erhanm

    Aslında bu yazımı yönetmeliğin sorunlarını göstermek için değil de insanların depreme dayanıklı binadan anlaması gerekenin ne olduğunu belirtmek için yazdım.

    Yorumunuzda bahsettiğiniz her şeye katılıyorum. İmar affının kapsamında ruhsata aykırı statik yapısal değişimler kesinlikle olmamalıydı. İskan aşamasında, merdiven yönü, kapı boyu, pencere yeri gibi birincil öneme sahip olmayan şeyler sorun oluyor. Sadece bu durumlar kapsama alınmalıydı.