Aşırı yetenekli Supergiant Games de yeni bir #oyun duyurmuş #thegameawards’da. Transistor’u Bastion kadar sevememiştim ama Hades müthiş duruyor yahu. SG havası her pixel’de hissediliyor, hack&slah konusunda zaten harikalar. Susamış gibi bekliyorum.
https://youtu.be/593xCDfumN0

Hades - Early Access Trailer

Defy the god of death in this rogue-like dungeon crawler from the creators of Bastion and Transistor. Play now in Early Access at: www.PlayHades.com More Inf...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Yeni Dragon Age ve yeni Obsidian RPG’si. Oyuncular için güzel bir gün. Bioware yavaştan çizilmeye başlayan karizmasını bu oyunla düzeltmek ister umarım ve şanına yakışır bir oyun yapar. Origins mükemmel bir oyundu, atmosferini o kadar özlemiştim ki daha 2 gün önce Xbox One’a tekrar yüklemiştim (İlginç bir şekilde oyunun PC versiyonu yaşını çok belli ediyor ama konsolda çok iyi). Obsidian ise kendi başına bırakıldığında neler yapabildiğini Pillars serisiyle göstermişti zaten. Bu iki oyunu umutla ve heyecanla bekliyorum. #thegameawards #Oyun

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Erman @ermanyurdakann

    Dragon Age serisi beni nedense hiç sarmadı, ilk oyunu fena değildi ama asla en sevdiğim oyunlardan biri olmadı, RPG denildiğinde aklıma gelmiyor bu seri. Mass Effect'in devamını bekliyorum ben asıl, hayvan gibi cliffhangerla bitirdiler Andromeda'yı.

    • M. Oğuz Sünnetci @vitalyscherbo

      Andromeda’yı şu anda oynuyorum ama neredeyse zorla. İçine çekemiyor ve sürükleyici değil. Yine de oynanır. Şahsen Bioware bu kalitede giderse ne Mass Effect ne Dragon Age ne de başka bir oyun beklemem. Kendilerine gelirlerse ellerinden ne çıksa yerim.

    • Erman @ermanyurdakann

      @vitalyscherbo Açılın, Mass Effect: Andromeda savunacağım! 😛

      Orijinal üçlemeye göre zayıf yanları var, katılıyorum. Ama kıyaslarken aceleye getirilmiş, dağıtımcı tarafından sıkboğaz edilmiş, birkaç kez baştan başlanmış, dış etkenlerle içine edilmiş tek bir tane oyunu tastamam bir üçleme ile kıyaslıyoruz. Andormeda'nın karakterleri orijinal üçlemedekiler kadar ilginç gelmedi, o kadar etkilemedi, akılda yer etmedi mi? Ben ME1'i ilk kez oynadığımda bütün karakterler hakkında böyle düşünüyordum, özellikle Garrus'a gıcık olmuştum, hiç sevmemiştim oyunun başında. Oyun bittiğinde de öyle aman aman sevmiş değildim, eh işte kıvamındaydım. Fakat aynı karakter ikinci oyunda çıkagelip bizim karaktere sarıldığında ben de "vay gardaşım!" diye sarıldığımı hissedebilmiştim, bir anda sevmiştim o karakteri ve en başından beri iyi bir karakter oluvermişti. Üçleminin sonunda da tam bir "bro" hissi vardı artık. Üçlemedeki karakterleri üçleme boyunca gelişimleri ile sevdik, ilk oyundaki halleriyle değil. Yani bunda da devam oyunlarında karakterleri sevebiliriz, henüz erken, yeterince ayrıntılı tanımıyoruz.

      !!! Orijinal üçleme ve Andromeda hakkında spoiler yazacağım, oynamamış olan okumasın aşağıyı.

      Andromeda'nın konusu en başından beri beni çok çekti. Ama gittikleri yeni galaksi ve orada bulacakları yeni şeyler için değil geride bıraktıkları Samanyolu için heyecanlanmıştım ben. Üçlemeyi oynarken Reaperlar hep öylesine büyük ve yenilmez düşmanlar olarak gösterilmişlerdi ki yenememeyi istemiştim ve hakikaten de finale geldiğimde, yenebilecek kadar güçlü bir ordum olmasına rağmen, o hayalet veledin kafasına sıkarak kasten kaybetmiştim. Çünkü daha önceki tüm uygarlıkları yok etmiş bir düşmanı neden biz yok edebilelim ki? Hepsini yenip yenip bize mi yenilecekler? Çok saçma. O yüzden kaybetmek en güzel sondu, çok tatmin edici bir sondu. Ben kendimce gerçek sonu böyle kabul etmiştim ve Andromeda'nın üçlemenin sonu olarak hangi finali seçmiş olduğunu çok merak ediyordum. Açık açık söylemiyorlar oyunda ama tam da benim tahmin ettiğim gibi "yenilmesi imkansız bir düşman var, iyisi mi kaçalım" fikri üzerine kurmuşlar ve ben buna çok memnun oldum. Andromeda'ya giden o bir avuç gezginin bildiğimiz tüm Samanyolu halkından geriye kalanın tamamı olduğunu düşünmek ve tüm bir uygarlığın varlığından sorumlu olmak çok hoşuma gitti, oyuna bir ağırlık, bir ciddiyet kattı. Üçlemeyle bağının dışında en başından beri hep bir gizem hissi vardı, "kardeşimiz iyileşecek mi, kayıp arklar nerede, bu yapay zekada bi' pislik çıkacak gibi ama hayırlısı" diye diye oynadım, ilgim hiç dağılmadı. Hikayenin ilerleyişinden de çok memnun kaldım, finali de çok sevdim, açık bıraktığı uçlar da devamı için heyecanlandırdı beni.

      Teknik sorunlar zerre umurumda değil. Bu hikaye için üç beş kötü animasyona katlanabilirim ki yamalarla düzelttiler zaten, gayet cillop gibi oldu oyun. EA heyula gibi tepelerinde dikilmezse Bioware pek güzel toparlayacaktır, benim umudum var 🙂

    • M. Oğuz Sünnetci @vitalyscherbo

      @ermanyurdakann Uzun zamandır böyle wall of text görmemiştim, iyi oldu. 😂

      Andromeda'yı henüz bitirmediğim için ikinci paragrafı okumadım ama olsun, kendi görüşümü paylaşayım. Andromeda'ya (kötü bir oyun değil kesinlikle) burun kıvırmamın sebebi herhangi bir hikayenin, özellikle de bilim kurgu hikayelerinin ayağını yere sağlam basmasını beklememden kaynaklanıyor. ME1'de gelişmiş ve köklü ırkların hüküm sürdüğü bir uzay birliğine katılmaya çalışan çömez insanlıktık. Kendimizi ispatlama ve kabul görme amacındaydık. Birlik milyarlarca vatandaşın temsilcisi olduğunun farkındaydı, 'uçuk' maceralara temkinli yaklaşıyordu. Tüm bu elementler beni oyun dünyasının gerçekçiliğine çok iyi bir şekilde ikna ediyordu, gerçekten yıldızlar ötesi yolculuklara çıkıp binlerce yıldır burada yaşayan kadim ırklarla tanışmış gibi hissediyordum. Andromeda'da ne oldu peki? Bir kere oyunun ana konusu inanılmaz uçuk bir olay; 'gidin bize başka bir galakside yeni bir dünya bulun'. Bunu sineye çektik; ne kadar uçuk olsa da heyecan verici bir şey sonuçta. Ama Andromeda'ya ayak basıp da oradaki ırklardan biri bize düşmanca tepki verdiğinde Ryder ve çevresindekilerin yorumları beni oyundan inanılmaz soğuttu. Niye bize düşmanca davranıyorlar falan diyorlar. İnanılmaz aceleye getirilmiş ve oturaklı olmayan bir anlatım. Sen bu dünyaya başka bir galaksiden eli silahlı adamlar gelse ne tepki verirsin Ryder efendi? Ayrıca kendisini büyük göreve hazır hissetmeyen ama babası tarafından içindeki cevher görülerek yetkili kişi tayın edildiğinde harikalar yaratan karakter tiplemesi klişesi beni çok baydı. Bu konuda karakter inandırıcılığı açısından Shepard'ın çok gerisinde kalıyor ki oyundaki karakterinizle özdeşleşememek (müthiş kelime oldu) zaten atmosferi alıp götürüyor. Tüm bunların yanında gezegenlerde keşfettiğimiz bilgi birikimlerinin çıktısının sadece farklı ırklara ait silah geliştirmesi, zırh vb. gibi savaş donatılarına dönüştürülebilmesi bence çok kötü. O ırka ait diyalog seçeneklerinin artması veya bazı hikaye dönüm noktalarında buradan elde ettiğimiz bilgileri şantaj veya ikna etme gibi hamleler için kullanabilsek harika olurdu. Benim için oyunun en güzel yanı gemideki ekibimizi tanıma ve onlarla vakit geçirme seçeneklerinin önceki oyunlardan aşağı kalmaması, hatta bazen daha iyi olması. Tayfamla saatlerce konuşup onları tanımayı çok severim ilk oyundan beri. Ha bu arada aklıma gelmişken söyleyeyim, normal durumlarda kamera açıları gerçekten çok iyi ama combat sırasında tam bir felaket. Zaten bu konuda ilk oyun dışındakilerin hiçbirisini sevmemiştim, bunda daha da kötüye gitmiş. Combat sırasında karakteri kontrol etmek, görüş açısını ayarlamak resmen eziyet.

      Kısacası oyunu şu anda sırf seriye, daha doğrusu ilk ve kısmen de 2. oyuna olan sevgi ve saygımdan oynuyorum. Arada bir keyif de alıyorum. Yine de böyle şeyler kişiden kişiye değişir, mesela sen Dragon Age Origins'i çok beğenmemişsin, benim içinse hayatımın oyunlarından birisi. 😊

    • Erman @ermanyurdakann

      @vitalyscherbo Eleştirilerin isabetli, hak vermiyor değilim. Sanırım konu Mass Effect olunca torpil geçmeye meyilli oluyorum, Mass Effect benim için tartışmasız en değerli oyun serisi. En güzel değil, en kaliteli değil; hani ne en iyi hikaye, ne en iyi sanat yönetimi, ne en iyi oynanış mekaniği... Hiçbir şeyde en iyi değil ama öznel olarak toplamda en değerli oyun serisi bu, o yüzden birazcık fazla hoşgörülü yaklaşıyorum, elimde değil 😛

      Bir tek şu konuda, torpilsiz, hakkını vererek şunu söylemem lazım: konu bu sefer, üçlemeye kıyasla, uçuk, evet. "Hadi birkaç bin kişi toplaşıp kendimizi beriki galaksiye fırlatalım, bakalım ne olacak?" çok tırt bir çıkış noktası. Okumadığın spoiler içeren paragrafta bundan bahsettim aslında. Okuma yine, oynarken kendin keşfedersin, ama bu uçuk fikrin altını dolduruyor üçlemeye yaptığı atıflarla. İşte asıl o uçuk senaryonun altı dolduğu zaman iş ciddiye biniyor ve oyundan alınan hissiyat değişiyor. Bana öyle oldu en azından. Üçlemeyi nasıl bitirdin, hangi sonu seçtin, bilmiyorum; Andromeda'nın altının ne kadar dolu geleceği buna bağlı doğrudan.

      Sanırım genel memnuniyetsizliğin de benim beğenmemin de sebebi aynı: beğenmeyenlere göre oyun, seriyi hikaye olarak doğru yöne taşımadı; bana göreyse tam olarak taşıması gereken yere taşıdı. Bu çok subjektif bir durum ama işte, dediğim gibi, üçlemeyi nasıl bitirdiğin çok önemli. Yolculuk 600 yıl sürüyordu, yanlış hatırlamıyorsam, yani üçlemedeki olaylar çoktan bitti, Reaper ile savaş o veya bu şekilde bitti. Bunu bilerek oynayınca o savaşın nasıl bittiğine bağlı olarak Andromeda ya süper gereksiz ve saçma bir devam hikayesi ya da yazılabilecek yegane devam hikayesi olarak algılanıyor.

      Wall of text çünkü G610 klavye ile yazmayı çok seviyorum. Bazen sırf tuşlara basmak istediğim için uzun uzun yazıyorum böyle. O kadar para verip mekanik klavye aldım, oyundan oyuna kullanırsam içim acır 😂

    • M. Oğuz Sünnetci @vitalyscherbo

      @ermanyurdakann Hahahah, bana da acı ama, G103 ile yazıyorum, en ucuz oyuncu klavyesi olabilir. 🙂

      Mass Effect serisine olan hissiyatını da çok iyi anlıyorum. Benim için de o seri Half-Life'tır. Daha iyi oyunlar var mıdır, olabilir, ama benim gönlümün sahibi odur. 🙂

      Umarım dediğin gibi olur. Hikaye olarak doyurucu bir Mass Effect oyununu en az senin kadar isterim. Şu ana kadar gördüklerimden çok memnun değilim ama gidişat güzelleşirse hepsini unuturum, salyalar saçarak oynarım. 🙂

    • Erman @ermanyurdakann

      @vitalyscherbo Oyna sen, güzelleşecek, karakterleri de daha çok seveceksin, hikaye de biraz daha yerine oturacak. İşte bir de üçlemeyi benim bitirdiğim gibi bitirmişsen pek mantıklı gelecek o uçuk ve ucuz hikaye 😀

    • M. Oğuz Sünnetci @vitalyscherbo

      @ermanyurdakann Valla üçlemeyi nasıl bitirdiğimi bile unuttum. Ne seçenekler vardı, ben ne yaptım, hiç hatırlamıyorum. Zaten 3'ün sonu başkaydı sonra değiştirdiler değil mi, öyle bir şeyler olmuştu. Kırmızılı mavili bir şeyler hatırlıyorum sanki.

    • Erman @ermanyurdakann

      @vitalyscherbo 3. oyunun sonu ile ilgili çıkan o yaygarayı hatırlıyorum. Ve oyunu bitirdiğimde yaşadığım şaşkınlığı da hatırlıyorum. Hayatımda gördüğüm en tatmin edici, en ikna edici, en "hah, tamam, ancak böyle bitmeliydi zaten" dedirtici sondu.

      Benim ulaştığım sona ulaşan çok fazla kişi yok, azınlıktayım, bir nevi gizli son gibi. Muhtemelen hemen herkes gibi sen de savaşı kazanmışsındır ve 3 sondan birini seçmişsindir. Reaperları yok etmek, sentetikleri yok etmek, birleşmek mi ne öyle bir şeylerdi, ben de tam hatırlayamadım şimdi. Fakat, bana göre, oyunun gerçek sonu reaperların kazandığı son.

      Ben de zibil gibi yan görev kasıp, deli gibi stresli diplomasi yapıp ve en sevdiğim dostalarıma ihanetin kıralını yapıp reaperları yenmek için yeterli büyüklükte ordu kurmayı başarmıştım, savaşı kazanacaktım yani. Bana oyun o üç seçeneği sundu, ben beğenmedim hiçbirini. Bir tane hayalet velet vardı hani, işte ben 3 seçeneği de beğenmeyince sinirlendim ve çocuğa ateş ettim bir el. Hani boş boş duvara sıkar gibi sıktım öyle bir tane kafasına, içinden geçip gidecek sandım, sonra da dönüp beğendiğim üç sondan birini seçecektim.

      Öyle olmadı. Oyun benim o hareketime tepki verdi. Ben kontrolcüyü elimden attım, bir sigara yaktım ve bence olabilecek en harika sonu seyrettim. Mass Effect'i bu kadar sevmemin nedeni de bu zaten. O hayalet NPC'nin kafasına ateş ettim ve oyun buna tepki verdi.

      Eğer bu sonu görmediysen Youtube'da bad ending diye arat, izle.

    • M. Oğuz Sünnetci @vitalyscherbo

      @ermanyurdakann YUH. Çok iyiymiş. Bilmiyordum bunu. Ben kesin Reaper'ları yok etmişimdir. 🙂

    • Erman @ermanyurdakann

      @vitalyscherbo Şimdi elemanların toplanıp körlemesine Andromeda'ya gitmeleri o kadar da uçuk ve ucuz gelmiyor, değil mi? 😀 Üçlemenin gerçek sonunu böyle kabul et ve elindeki koloniye gözün gibi bak, başka yok çünkü 😀

    • Erman @ermanyurdakann

      @vitalyscherbo Ayrıca Liara'nın bazı mesajları Andromeda'da da çıkıyor karşına, henüz görmemişsen ana gemideki kaptan köşkünü iyi araştır, oradaki bilgisayarda kayıtlar var 😉

    • M. Oğuz Sünnetci @vitalyscherbo

      @ermanyurdakann Milletin o kadar yaygara koparıp yeni sonlar eklettirdiği son buysa eğer ben o milletin kafasına tüküreyim. Badass bir son olmuş, gerçekten gaza geldim, find us a new home diyorum kendi kendime. 😀 Mesajları dinlemiştim ama bu gözle değil, tekrar dinlerim.

    • Erman @ermanyurdakann

      @vitalyscherbo Çoğu insan oyunu iyi bir hikaye deneyimlemek için değil kazanmak için oynuyor, o yüzden hoşlarına gitmedi her halde. Bence akla mantığa sığan tek son bu ama 😀

    • M. Oğuz Sünnetci @vitalyscherbo

      @ermanyurdakann Aklıma şu takıldı yalnız. Reaperlar her 50.000 yılda bir gelip tüm yaşamı bitirmiyorlar mıydı? Eğer 3’ün sonunda savaşı kaybettiysek (kötü son) Reaparlar’ı durduramamış oluruz ve tüm yaşam son bulur. 🧐

    • Erman @ermanyurdakann

      @vitalyscherbo Evet, Samanyolu galaksisindeki tüm yaşam son buldu. Daha önce de Prometus mu ne işte o bir önceki uygarlık hangisidiyse, adını unuttum, onların yaşamı son bulmuştu, onlardan önce de başkalarının... O döngü Samanyolu'nda aynen devam ediyor kötü sonda. Andromeda yolculuğu 2. ve 3. oyunlar arasında başlıyor sanırım, o zaman kaçıyorlar. Bu işin bir döngü olduğu da daha ilk oyunda öğreniliyordu zaten. Bu yüzden, "lan bunlar bizden önceki sayısız uygarlığı yenmiş her seferinde, bizi de yenerler kesin, topuklayalım" diyerek kaçıyorlar. Böyle olunca bence çok mantıklı oluyor Andromeda senaryosu. Hatta, yine o yapay zekanın verdiği kayıtlarda olması lazım, Illusive Man'in bu işin finansmanında yer aldığı bilgisi de vardı. Tanıtırken spoiler vermemek için üçlemeden bağımsız dediler ama aslında tam bir devam oyunu Andromeda.

Witcher 3 Güzelleri ve Geralt Capslerim 😀

#akış #Oyun #Gamende #Witcher3 #thegameawards #thegameawards2015

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Yılın Oyunu: The Witcher 3: Wild Hunt
Yılın Geliştiricisi: CD Projekt Red
En İyi Bağımsız Oyun: Rocket League
En İyi Mobil/El Konsolu Oyunu: Lara Croft GO
En İyi Hikaye Anlatımı: Her Story
En İyi Sanat Yönetimi: Ori and the Blind Forest
En İyi Müzik: Metal Gear Solid V: The Phantom Pain
En İyi Performans: Viva Seifert (Her Story)
Oyunlarda Değişiklik Ödülü: Life Is Strange (DONTNOD Entertainment / Square Enix)
En İyi Aksiyon/Macera Oyunu: Metal Gear Solid V: The Phantom Pain
En İyi RYO: The Witcher 3: Wild Hunt
En İyi Dövüş Oyunu: Mortal Kombat X
En İyi Aile Oyunu: Super Mario Maker
En İyi Spor/Yarış Oyunu: Rocket League
En İyi Multiplayer: Splatoon
En Çok Beklenen Oyun: No Man’s Sky
Yılın E-Spor Takımı: Optic Gaming
Yılın En İyi E-Spor Oyunu: Counter-Strike: Global Offensive
En Popüler Oyuncu: Greg Miller
En İyi Hayran Yapımı: Portal Stories: Mel (Prism Studios)
#akış #thegameawards #thegameawards2015

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Yılın oyunu The Witcher 3: Wild Hunt oldu.
#thegameawards

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Oğuz Sel @ouz

    Büyük bir olay bu. CD Projekt ekibini acayip kamçılar bu ödül.

    Edit: protego haklısın 🙂

  • protego @protego

    @raw Örnek vermek adına, Witcher2'den önce RPG türünü hiç sevmezdim. Daha önce hiçbir RPG oyununu 1 saatten fazla oynamışlığı yoktu. Witcher 2 resmi Türkçe yamasını gördüm, o ara da oynayacak oyun yoktu hiç, bir bakayım dedim. Oyunun tüm sonlarını bitirdim. Dragon Age'i oynadım, sevmedim bıraktım. Diğer RPG türlerinin çoğunu aynı şekilde. Witcher bir başka. Neden bilmiyorum oynatıyor, büyük ihtimalle senaryosu yüzünden. Witcher 3 de aynı şekilde. RPG türünde sevdiğim tek oyun. Sana da aynı benim yaptığım gibi önyargını atmanı öneririm 🙂

    @superiyot Witcher 3'ü bitirdin mi? Balon diyorsun da balon diyen başka kimse yok 😀 Tüm eleştirmenlerden tam not aldı neredeyse 🙂

  • protego @protego

    @superiyot Ona bişey diyemem zevk meselesi 🙂 Ama diğer arkadaşın yazdığı şey sadece önyargı ben ona kızıyorum işte 🙂 Hem bu tarz oyunları bedava verseler oynamam ve takip de etmiyorum diyor hem de Dragon Age'den ne farkı var diyor 😀 Yani bir oyunu hiç bilmiyorsan, hatta oyunun türü hakkında hiçbir fikrin yoksa nasıl o türdeki iki oyun arasında karşılaştırma yapabilirsin 😀 Dragon Age ve Witcher karşılaştırması ise baştan aşağı yanlış. İki oyun aynı türde diye tamamen aynı mı oluyorlar yani? Tüm FPS oyunları birbiriyle aynı mı? Tüm yarış oyunları birbiriyle aynı mı? PES ve FIFA birbiriyle aynı mı?

    Bak sen oynamışsın senin zevkine göre değilmiş buna eyvallah. Futbol oyunları da bana göre değil mesela. Kaç kere arkadaşların zoruyla oynadım yine de sevemedim. Benim eleştirdiğim kısım önyargıyla yaklaşanlar. Witcher 2'ye kadar ben de hep önyargılarla yaklaşıyordum özellikle RPG türüne. Yukarıda dediğim gibi bu oyunla önyargımı kırdım. Bu arkadaş da benim o zamanki durumumda aynı. O yüzden böyle önyargıyla yaklaşanlara kızıyorum 😀

    @raw Umarım dediklerime kızmamışsındır ve ben demek istediğimi tam olarak anlatabilmişimdir. Bu arada, MGS olayında Levent Abi'ye ben de kızdım. Oyunu eleştirdi diye değil, oyun hakkında neredeyse hiçbir fikri olmamasına rağmen oyunu eleştirdiği için.

  • protego @protego

    @superiyot E haklı bir durum 😀 Witcher 2'yi aldığımda günde 1 saat falan oynamaya başladım. Aradan birkaç gün geçti devamlı oynama saatim arttı, bir baktım günde 6-7 saat boş zamanım var onda da Witcher oynuyorum 😀 Oyunu tüm yan görevleriyle herşeyiyle bitirdim. Yetmedi, tekrar başladım farklı sonlarını bitirmek için. Witcher 2 bugüne kadar beni en çok başına kitleyen oyundur. En iyi oynanış yapısına sahip mi bu tartışılabilir dediğin gibi seven var bu tarzı sevmeyen var. Ama senaryo olarak beğenmedim diyenden şüphe ederim 😀 Geralt/Triss aşk ilişkisi şimdiye kadar beni en çok etkileyen ilişkidir bir oyunda. (The Last of Us'ı falan saymıyorum ordaki aşk ilişkisi değil zira 😀 ) İlk defa bir oyun bu denli gerçek hissettirmişti bana. Önyargımı kırdım tamamen oyunlara karşı. ama tabi dediğin gibi bu olaydan sonra oyunlara ayırdığım vakit çok arttı, özellikle senaryosu sağlam olanlara. Zaten o zamandan beri ya senaryosu sağlam olan oyunları ya da multiplayer oyunları oynuyorum. Spec Ops:The Line da mesela film senaryosu resmen. Bugüne kadar en çok şoka uğradığım ve bir karaktere sanki gerçekmiş gibi içimin acıdığı oyundur...

    Senin dediğine dönersek, geçen yazın başında oyunlara ara verdim. Dizi falan izleyerek geçirdim boş zamanımı. Zaten akışta sık sık görmüşsündür dizi paylaşımlarımı 😀 Geçen bi GTA Heist yapayım dedim, oyunlara tekrar geri döndüm 😀 Bir yandan diziler de devam 😀 Dediğin gibi bir kere içine çekince çekiyor insanı. Kaptırıp gidiyorsun. Fena asosyallik yapıyor ama elden birşey gelmiyor 😀