Metro: Last Light Redux - 4A Games (2014)

İlk oyuna göre aksiyonu dozu daha da artmış. Grafikler dönemine göre oldukça iyi ve hatalar neredeyse yoktu. İlk oyuna göre biraz daha zorlaşmış olduğunu söyleyebilirim. Atmosferi güzel, hikaye tahmin edilebilir bir pozisyonda ilerlese de ilk oyuna göre daha iyi.
-Yüzeyde geçirdiğimiz vakit ilk oyuna göre biraz daha fazla.
-Etkileşimde bulunacağınız NPC ve şehirleşmeler ilk oyuna göre artmış bu sayede ilk oyuna göre daha az yalnız hissediyorsunuz.
-Oyunun ortalama 9-10 saatlik bir oynanış süresi var, ben biraz hızlı oynadığımdan 7,5 saatte bitirdim. %100 yapmak isteyenler için oynanış süresi 15 saate kadar uzayabiliyor.
#MetroLastLightRedux #Metro #metrolastlight

BeğenFavori PaylaşYorum yap

#metrolastlightredux #benim_açım
Çok uzun zamandır senaryolu oyun oynamıyordum. Metro Last Light Redux ile bu açığı kapatıyor gibiyim. Giriş bölümleri çok tahmin edilebilir ve klişe olsa da, genel anlamda güzel bir hikaye anlatmayı başarıyor. Daha bitirmedim ancak finalden umutluyum. Umarım batırmazlar.

Serinin 2. oyunu ve ben ilkini oynayamadım. Bildiğin jumpscare ile korkutmacalı basit bir oyun gibi beldi ilk başta gözüme, direk kapattım ondan sonra. Daha sonra 2. oyunun Redux versiyonu güzel bir fiyata inince almış, sonra bakarım diye kenara atmıştım. Bu daha güzel bir oyun olmuş. Korku öğeleri tabi ki var ama o kadar da abartı değil.

Oyunu oynarken kendimi Half-Life oynuyormuş gibi hissettim. Aynı mantık ile senaryo anlatımına gitmişler. Yaşayan bir dünyada olduğunu, seninde orada olduğun hissiyatını çok iyi veriyor. Sürekli bu konuşmalar ve bulduğunuz notlar ile hikayenin içine dalıyorsunuz. Pazar gibi küçük alanlardan oluşan şehir yapılanmaları, her detayıyla yine yaşam kokusunu size aktarıyor. Köşedeki bir mağazada

Az önce bu minik alanlardan birinde çocuklara gölge gösterisi yapan bir dayı vardı. Kuş, tavşan, köpek işareti yaptı. Köpeği görünce oyunun temel düşman yaratıklarından biri sandılar. Kuş işaretini de uçan yaratığa benzetiyorlardı. Kuşun ne olduğunu, korkutucu yada insan yiyen bir şey mi olduğunu soruyorlardı. Adamsa durumu izah etmeye çalışıyordu. Çocuklarsa anlamamazlık içinde he he deyip geçtiler.

"Metrolar... Bir zamanlar sıradan olan basit tren sistemi şimdi olmazsa olmaz ve bunun içine doğan çocuklar metro hatlarını Tanrı yapımı olarak görüyorlar."
Bunlar gibi diyaloglar ve yan hikayeler arasında geçen bir sürü konu var. Üzerine düşündükçe daha da çok atmosferi hissetmeye başlıyorsunuz.

Her apokaliptik dünya temasında olan yabancı yapımlardaki "genel ev" de unutulmamış. Araya bir yere sıkıştırılmış. Kapalı perdeler arasındaki odayı izleyen yaşlı bir sapıkta unutulmamış. Yanına gidersen "bir şey mi lazımdı? Yoksa biraz meşgulüm, beni yalnız bırak" diyor.

Hikayenin başlangıcı bu kadar klişe olmasaydı, herkesin gündemine düşecek büyük bir yapım olurdu. Sadece benchmark aracı olarak damgalandı oysa...

Edit: Oyunu bitirdim. Final anı tatmin etti ama sanki "hadi bitirekte gidek, karnım aç." gibi bir düşünceyle yapılmış gibi. Fazla aceleye gelmiş. Ben daha savaşırdım 😀

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 8 / 10