Telif haklarıyla ilgili bir kaç sorum var;
1. Bir oyunun dil dosyalarına erişebiliyorsan ve decode etmene gerek yoksa o oyuna Türkçe Yama yapmanın ve ücretsiz yayınlamanın bir sakıncası var mı?
2. Bir oyunun dil dosyalarına Decode ile erişilebiliyorsa Türkçe yama yapmanın ve ücretsiz yayınlamanın bir sakıncası var mı?
3. Bir oyunun Press Kit veya Fan Kitlerini kar amacı gütmeden kullanmanın bir sakıncası var mı?

#TelifHakkı #telifhakları

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 7
  • Erdem Ç. @rockerdem

    Firmasına göre değişiyor. Üç alternatif var:

    1. Firma izin veriyordur, "isteyen istediği gibi modlasın, çevirsin, paylaşsın, satsın" der.
    2. Firma kısmen izin veriyordur, "isteyen modlasın, çevirsin, dağıtsın ama para ile satamaz" der.
    3. Firma asla izin vermiyordur, "benim içeriğimdir, kimse elleyemez, paralı-parasız dağıtamaz" der.

    Oyunun kırılması (crack) bunların dışında ayrı bir başlık zaten.

  • Shamino Salle Dacil @salledacil

    Yapımcı ve dağıtımcı firmaya isteğini belirtirsen genellikle (büyük bir firma değilse) yoluna çıkmazlar ancak tabii ki bu çeviri yasal olmuyor. Yine de dediğim gibi bundan bir gelir elde etmediğin sürece büyük ihtimalle sorun çıkarmazlar.

    Mesela divxplanet vb. altyazı sitelerinin yaptığı iş de yasal değil, firmalar çok rahat dava açabilirler.

  • cinali @cinali

    Her ne olursa olsun ister para kazanma ister bedava da olsa yapımcı/dağıtıcı ile görüşmen en doğrusu. Hepsi aynı olmaz. Kimileri daha insiyatiflidir kimileri adını dahi kullanmana izin vermezler.

  • arthapot @arthapot

    Bu içeriğin telif türüyle alakalı tamamen. Eserin telifi bu tarz esinlenmelere uygunsa sorun yok ama eser sahibi tamamen katı katıya telifle koruyorsa hiçbir değişiklik izni vermiyorsa bu da suç. Ama şahsi düşüncem korsan oyun için yapmıyorsan yamayı firma bundan rahatsız olmaz hata işine gelir oyun satışı için o bölgede. Şu videoda telifi ve telif türlerini daha detaylı incelemiştim : https://teknoseyir.com/durum/1147804

Telif nedir ? Telifle korunma süresi nedir ? Telifli bir İçerik ne Şartlarda Telifsiz Kullanılabilir ? Telif Türleri nedir ? Telifsiz Video Yapmak ! Teliften kanal kaç uyarıdan sonra kapatılıyor ?

Telif konusuna biraz daha detaylı bakıyoruz.

VİDEO: https://youtu.be/LBqc_jkvLDM

#TelifHakkı #telif #telifuyarısı #telifhakları #Destekol #YouTube #TakipEdilesiYoutubeKanalları #KonuDışı

Telif nedir ? Telifli bir İçerik ne Şartlarda Telifsiz Kullanılabilir ?...

Önceki videomuz'a yoğun ilginiz için teşekkürler bu videoda telife daha detaylı bakıyoruz. Telif nedir ? Telifli bir İçerik ne Şartlarda Telifsiz Kullanılabi...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Telif hakkı olan bir karakteri, örneğin Rivialı Geralt, ona biraz daha karakteristik özellikler katarak çizmek ve bu çizimi yayınlamak/satmak durumunda telif hakkı nasıl işler?
Çizim yapan kişi bu karakteri kendisi çizdiği için telif hakkından muaf mı kalır yoksa çizimin bir önemi yok karakterin hakkı kime aitse o kişi mi söz sahibi olur?

#TelifHakkı

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 16

#TelifHakkı;

Açıkçası, ben de izinsiz seyretmeyi pek sevmiyorum ama hem bu kadar geniş arşivi olan yok hem de çok pahalı. Eğer kesilirse, çok kötü olacak. Grey's Anathomy gibi dizileri nereden bulacağız?

İnternetten film ve dizi izleyen herkesi ilgilendiriyor! Sona gelindi...

Emek sahiplerinin haklarını koruyacak 'telif yasası' çalışmasında sona gelindi.
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 6
  • lterlemez @lterlemez

    İşte orta bir yol bulunmalı diye düşünüyorum. Mesela, çok sevdiğim Grey's Anathomy, bu sene 15. sezonunu oynuyor. Tamı tamına 14 sene bitirmiş yani, şimdi ben ilk 10 seneyi seyretmek istesem, nereden, nasıl seyredeceğim?

  • Griffith Gurifisu @ogulcank

    O zaman mesela netflixte tüm diziler olsun ya da digitürkte ne bileyim bizde 40 tl ye izleyelim. Bende karşıma çıkan reklamların müptelası değilim o sitelerde. Netflix üyeliğim var zaten ama olmayan diziler için gidipte bir 40 lira daha mı vereceğim? Kaç para kazanıyoruz zaten? Hadi onu da geçtim, dvd alan biriyim, dvd koleksiyonu yapıyorum izlemeyi de severim. Gidiyorum d&r'a dizilerin çoğu yok, eksik. mesela ben person of interestin 1. sezonunu nereden satın alacağım? Hadi bulup getirsinler, nerede izleyeceğim bu diziyi, nerede yayınlanıyor orjinal olarak? Bunun yerine bu dizi sitelerine devlet desteği(Kredi vb.) verip onları orjinal iş yapmaya döndürsünler, atılan adım yanlış bir adım. Hem belki Türkiye'den birkaç site çıkar ve vergi kazanırız.

  • 3dfx @3dfx

    Avrupada bu karar geceli cok oldu. Benim anlamadigim https kullaniyorsam ne yaptigimi nereden bilecekler?

  • Kaos @kaos

    Yukarıda yazılan yorumlara katılıyorum. Netflix aboneliğim var ama içerik kısıtlı. Her sevdiğimiz dizi için ayrı bir platforma mı üye olacağız? Dijisi var, smartı var, blu'su var, var da var.

    Netflix'i özellikle Star Trek için aldım. İstesem torrent filan her türlü izlerim ama istiyorumki para kazansınlar, talebi görsünler ve daha iyi bilimkurgu dizileri çekilsin. Ama her ilgi duyduğum dizi de ayrı bir platformda olursa bu işin de suyu çıkar. Bütçe ayır(a)mam. "Ha o zaman izleme kardeşim zorla mı?" derseniz de haklısınız bişey diyemiyorum.

    Ortak bi havuz olsun, verelim aylık üyelik, kafamız rahat olsun. Hayal işte...

Arkadaşlar tekrar merhaba, aklıma takılan bir kaç soru var. Bir tür inceleme - eleştiri sitem var.
1- Sitede örneğin bir çizgi roman inceliyorsak ve Marvel ismini kullanıyorsak bu telif hakkı ihlali olur mu?
2- Sitede kullandığımız görseller telif hakkı ihlal ederse ne olur? Press-Kit i olmayan ürünleri vs. nasıl paylaşmak gereklidir?
3- Görsel ve İsim hakkında telif ihlali yaparsak ne yapmamız lazım? Cezası var mıdır?

#akış #internetsitesi #TelifHakkı #bilişimhukuku #gereklihukukbilgileri

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Gio @gio

    firmasına göre değişmekle birlikte fair use sınırları içerisinde kullandığın sürece sorun yaşamazsın, çizgi romanı direkt olarak paylaşmak tabii ki yasak ama max birkaç panel gösterirsen marvel’in telif hakkı bildirisi göndereceğini sanmıyorum.. youtube’da geekyapar gibi kanallar da yapıyor bu incelemeleri. sorun yaşamadıklarını düşünüyorum

Telife takılmadan müzikleri kaç dakika kullanabiliyoruz ? #TelifHakkı

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 8

YouTube'un ardından şimdi de Facebook, telif hakları zımbırtısına başlamış.
Komik bulup paylaştığım bir video kaldırılmış ve başka bir ihlal olursa hesabım kapatılacakmış.
 
Yahu... off... afedersiniz videonun her tarafında yapan adamın ismi, sosyal medya adresleri vs yazıyor zaten sağında solunda. Ek olarak; videodan 1 kuruş, 1 cent, ne bileyim en ufak bir şey kazanmıyorum ki. Kendi halimde biriyim ben.
 
Milletin şarkılarını, videolarını kullanan ve üstelik bundan "para kazanan" PewDiePie gibilere dava açsanıza. Yemiyor di mi? Anca "Ya kullanmasaydınız eyiydi eheh eheheh" dersiniz. Adam da çatır çatır parasını kazanır geçer.
 
Dişiniz de senin benim gibi kendi halinde, işinde gücünde, internetten 5 kuruş kazanmayan kişilere geçer. Keşke şu telif hakkı davalarında, dava edilecek ve kapatılacak hesapları doğru hedefleseler.
 
Görünüşe göre artık YouTube sonrasında Facebook da "ay telif", "aman telif" diye gezecek. Çok afedersiniz, tüküreyim yapacakları işe.
 
#YouTube #Google #Facebook #AllahsızMark #TelifHakkı #Telif #Kopirayt #Copyright #Akış

BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • Ahmet @parduscu

    Bende de durum tam tersi. Facebook sayfasının biri benim Youtube videoları çalıp çalıp yüklüyor o kadar uğraşmama rağmen videolar halen duruyor.

    • Muhammet Sarakaya @msarakaya

      Hak, hukuk vs hikaye.
      Para babası kodaman olunca lafın geçiyor.
      Mesela diyelim ki para babasısın.
      Telif hakkının sahibi isen, bu şekil dışarıya kapalı kendi halinde kişisel hesapları bile kapattırıyorsun.
      Ama telifi ihlal eden isen, 500 telifi aynı anda ihlal etsen de bir şey yapmıyorlar.

    • Ahmet @parduscu

      @msarakaya videomu çalan sayfa yaklaşık benim 10 bin katım olunca bana inanan olmuyor.
      Birde sayfa adminleri teknoloji özürlü olunca tadından yenmiyor. "bu bana ait yükleme tarihine bakın" diyorum. "Ben ne bileyim senin o tarihi değiştirmediği mi?" Diyor.
      Kilometrelerce yol yürüyorum sırf bir kaç dakika video çekmek için. Eve gelip ölmeye yüz tutmuş PC'de düzenliyorum. Neredeyse olmayan internetimle yüklemeye çalışıyorum. Sonra dangalağın biri çıkıyor, çalıyor.

    • 3dfx @3dfx

      @parduscu tek yok uzerine hayvan gibi seffaf sayfanin adini "kazimak"

    • Ahmet @parduscu

      @3dfx onu yapmayı düşündüm de benim makine onu editlemeyi bitiremez.

Bu saçmalığa itiraz ettim aylar önce, MESAM kabul etmemiş. "Bu eser bizim" demiş. Şaka mı bu adamlar? Evimde öylesine kendi çalıp söylediğim parçaya nasıl "bizim" diyebiliyorlar?
#YouTube #TelifHakkı #telif

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Telif hakları ve hırsızlık üzerine güzel bir yazı

#KonuDışı #Oyun #steam #akış #TelifHakkı #ekşisözlük

https://eksisozluk.com/entry/57424618

steam

dün burada steami öven bir entry yazdım, kişisel çıkarı gözönüne alıyordu. steamin avantajları fazla, maliyeti az. (hatta o kadar az ki, bir oyuna 40 saatini ayıracak insanın bunu alacak...
BeğenFavori PaylaşYorum yap
  • arandur @arandur

    Açık halini buraya koyabilir misin, malum ekşisözlük yasaklı bizde.

    • Ela @ela

      Şöyle;

      dün burada steami öven bir entry yazdım, kişisel çıkarı gözönüne alıyordu. steamin avantajları fazla, maliyeti az. (hatta o kadar az ki, bir oyuna 40 saatini ayıracak insanın bunu alacak parası yoksa, 2 saatini bir ayak işi yapıp o parayı kazanmaya, 38 saatini eğlenmeye ayırmasını beklemek gayet makul)

      bugünse burada ahlak üzerinden gidenler olmuş. işin ilginç kısmı bu zaten ama temcit pilavı olduğundan çoğunluk yeni şeyleri okumuyor bile. o yüzden de mesela aristophanesin yazdıkları "hırsızlığını savunmak için paragraflar döşemeye" indirgeniyor. hani sanki "hırsızlıkla aynı değilse iyi demektir, öyleyse sonuna kadar sömürün" demiş olsa anca bu kadar kızılır.

      steam'i çok önemsemiyorum, aristophanes'i de tanımıyorum, ama bu "ahlaksal" indirgemecilik her konuyu zehirliyor. islam hakkında nüanslı konuşsan bile islamofobik olursun, göçmenler hakkında karmaşık fikirlerin olsa bile ırkçı olursun, milliyetçiliği konuşursun faşist olursun, liberal ekonominin artısını eksisini konuşursun emperyalist olursun, telif haklarının doğasını irdelersen de hırsız olursun. bu ilginç konular hakkında ne kadar az düşünürsen, onları siyah-beyaz görmek ve başkasını yargılayıp kendini üstün hissetmek o kadar kolay oluyor.

      bunca tartışmadan sonra hala,

      1) hırsızlık (yazarın daktilosunu çalmak: zenginlik yazardan hırsıza geçti)
      2) korsan (yazarın ismiyle kitap basıp para kazanmak: bir kısım zenginlik yazardan hırsıza geçti, bir kısım da büyüyen pazar sayesinde yeni tüketicilerden hırsıza geçti)
      3) telif hakkı ihlali (yazarın kitabını bedavaya indirip okumak: bir kısım zenginlik yazardan direkt tüketicilere dağıldı, büyüyen pazarla gelen bazı tüketiciler yazardan bir şey eksiltmediler, bazılarıysa bütçelerini yazarı desteklemekte kullanarak ona yeni zenginlik eklediler)

      farklarını anlamayanlar, bir müddet yazmak yerine gidip "copyright infringement vs theft" diye aratsınlar, bakın kaç makale çıkıyor. bunların farkını gözeten bu kadar akademisyen, hukukçu, etik filozofu aptal değil. abd'de supreme court'a kadar gitmiş ve hırsızlıktan farklı tutulmuş bir durum bu. yani bunu tek cümleyle özetlemeye çalışmak, kahvedeki adamın tek soruyla koca evrim teorisini çökerttiğini sanmasına benziyor.

      yeni fikirleri dinleseniz dahi, mutlak ahlakçılık yüzünden karşı tarafı öyle keskin yargıladınız ki, bu saatten sonra geri dönmek de zor. önce beyniniz algıda seçicilikle o yeni fikirleri objektif biçimde değerlendirmenizi engeller (bilinçaltı: "ben aptal mıyım da bu örnekleri düşünemedim? tabii ki aptal değilim, öyleyse bu örnekler kötü. iyi olanlarını da görmezden geleyim"). onu aşsanız bile ego tükürdüğünüzü yalatmaz çünkü topluluk önündeyiz.

      sürekli olarak yüzeyselleşmeyi, fanatikleşmeyi ve aynılaşmayı ödüllendiren bir psikolojiye ve grup mekaniğine sahibiz tür olarak. bu eğilimlerin karşısındaki tek direnç olan entelektüel merak ise tsunamiyi leğenle bekleyen trajik bir figür. ben en son hangi konuda fikrimi değiştirdiğimi hatırlamıyorum bile. anca daha yeni yeni karmaşık konularda mutlakçılık yapmamayı öğreniyorum.

      ***

      bugün şirketler milyarlarca dolar harcayıp ilaç geliştiriyorlar ve bunu patentliyorlar. bu patentleri tanımayan ülkeler ticari ambargoyla tehdit ediliyor. bir ilaç abd'de 1000 dolara satılırken, hindistan'da 4 dolara satılabiliyor ki bu anlaşmalı bir durum, anlaşmasız ilaçların korsanlarını siz düşünün. hintlinin bu ilacı neredeyse bedavaya almasına kimse karşı çıkmaz, onu geçtim, amerikalının bile 1000 dolar bayılmak zorunda olması kepazeliktir çoğumuz için.

      bir yazarın evine girip daktilosunu çalmayı evrensel olarak haksız bir şey olarak görürüz ama monsanto'nun sırf herkesten bir ay önce başvuru yaptı diye bir tohumu patentleyip, monopoli olup, yıllar boyunca her çiftçiden bunun parasını istemesini şiddetle savunmayız. çünkü patent yasaları zaten çamur bir konu ve çamur üstüne inşa edilen yasaların mimarları arasında da monsanto'nun kendisi var, tıpkı torrentle ilgili yasalarda mpaain etken olması gibi. o yüzden de bu yasaları etik değer olarak içselleştirmiyoruz, şevkle savunmuyoruz.

      aslında aynı sorun çalıntı daktilo örneğinde de var. mesela bu yazar bir derebeyi, bir aristokrat olabilir. başkalarının emeğini sömürdüğü için yazar olacak kadar boş zamanı olmuş olabilir. daktilosunun çalınmasına aynı derecede karşı mıyız?

      bırak telif-korsan-hırsızlık farkını, bırak büyük hırsızlık küçük hırsızlık farkını, suçun kendisinin tıpatıp aynı olduğu hırsızlıklar arasında bile büyük etik farklar olabiliyor.

      ***

      şimdi telif hakkına yeniden bakalım:

      eğer normalde izleyemeyeceğiniz bir filmi torrentten indirip izlerseniz, bu telif ihlalidir. ama aynı filmi, dvd'sini almış bir arkadaşınıza gidip beraber izlerseniz? iki durumda da yaratıcıya para vermeden birinin eserini "kullandınız". arkadaşınız dvd'yi alırken "bunu bizim elemanlar da izleyecek" diye 2 kat para vererek almıyor.

      veya bir oyunun en can alıcı, prodüksüyonu en pahalı 30 dakikalık kısmını arkadaşınız oynarken gördünüz, bu yüzden de bir daha almayacaksınız.

      millet uğraşıp çektiği amatör filmleri youtubea koyuyor. siz reklamlara tıklamadan izliyorsunuz. ortada bir telif yok (hukuki olarak) ama etik olarak yaptığınız şey, üreticiyi gelirden mahrum bırakacak şekilde eseri "kullanmak". üretici buna eyvallah diyebilir (belki çok zengindir veya çok idealisttir, umrunda değildir), yahut bu aşırı rekabet ortamında öne çıkabilmek için youtube'a mahkum olmuştur (tıpkı bedavaya çalışan stajyerler gibi), bunu bilemezsiniz. ve sizin açınızdan olan -eğer sonradan gidip onları bağışla ödüllendirmiyorsanız- fonksiyonel olarak torrentten indirmekle aynı.

      ***

      bu örnekleri bağlayayım: sosyal muhendis makul ve orta yol bir fikir güttüğü yazıda, çoğunluğun "kültürel eserin herkesin hakkı" olduğunu düşündüğünü söylemiş. ben buna katılmıyorum (yazısı bundan ibaret değil, yanlış anlaşılmasın). hak bir skala, yani temiz su içebilmek ile kültürel esere ulaşma aynı kategoride olmamalı. ama daha önemlisi, çoğumuz "kültürel eser" kavramının kendisinin belirsiz olduğunu biliyoruz. steamden counter strike alıp oynamak eğlence mi, simülasyon mu, kültürel eser mi? başkası gitti life is strangei aldı, herhalde yapacağımız tanımlar ikisi için de aynı değil. bir amerikalı için bir mustang araba yüzde kaç kültürel eser, yüzde kaç araç? bu soruların kesin ve tutarlı bir cevabı olamaz.

      ilaçta korsana desteğiniz,
      kitapta korsana sempatiniz,
      oyunda torrente müsamahanız,
      mülkiyette soyguna nefretiniz olabilir.

      bu çeşitlilik ikiyüzlülük değil makul bir konum (makul eşit değil doğru). makul olmayan ise bir alanda ahlaken mutlakçı olup, diğer örneklerle yüzleşince pragmatik davranmak.

      ***

      teknoloji bu sorunları çoğaltmış gibi görünüyor ama çözümlerini de sunuyor. aracıları ekarte edip, doğrudan üreticiyi desteklemek her zamankinden kolay. bir kitap alsanız 100 liranın 15i yazara gidecek, kalanı aracılara. aynı kitabı 15 liraya korsan alsanız, 15'i de korsana gidecek. bedavaya ebook olarak indirseniz, sonradan beğendiğiniz için internetten 15 lira bağışlayabilirsiniz (veya imkanınız varsa 1500)...ve tabii kitapçıların kendisini sevenler yine gidip dükkandan almayı seçebilirler.

      marxın meşhur lafını hatırlatıyor: "herkesten gücünün yettiğince, herkese hakettiği kadar"

      ***

      bedava dlc:
      yaratıcı sektörlerde üreticiyle tüketici arasındaki mesafenin kısalmasının bir iyi bir de kötü yanı var.

      iyi yanı, üretici, zamanen kısıtlı ve erişim olarak aşırı genel platformlarda (tv gibi) rekabet edebilmek için en baza hitap etmek zorunda (lowest common denominator). rating savaşı veren hiç bir haber kanalının düzgün olmaması bu yüzden. ama modern paradigmada, genele hitap etmeden de karnını doyurmak mümkün. sadece afyonlu katolik gay taşfırın ustalarına hitap edecek bir yemek programı yapıp, o topluluğun desteğiyle yaşanılabilir. burada üretici daha az para kazanıyor ama komünite bağıyla psikolojik olarak da ödüllendiriliyor. bu yüzden de işinin kalitesi daha çok önem kazanıyor. rating kaygısı görece az olan, kısmen bağış veya devlet yardımıyla yaşayan npr veya bbc gibi kuruluşların programlarının, cnn ve fox news'a göre bin kat daha doyurucu olması bu yüzden.

      kötü yanıysa, her şey o topluluğun sadakatine bağlı olduğu için, confirmation bias riski fazla. topluluk bazı konularda önceden beğenmeye şartlanmış olduğu şeylere destek verdiğinden, o şeyler üretiliyor, yenilik azalıyor. bir oyunun mini topluluğunu düşünün mesela (skyrim gibi), bunlar belli yeniliklere karşı olabilirler sırf alışkanlıklarına ters diye. daha kötüsü, yine medya örneği: sadece beğendiklerimi dinliyorum, sadece dinlediklerimi destekliyorum, sadece desteklediklerim ayakta kalıyor. her grup aynısını yaparak kendi ufak evrenini yaratıyor.

    • Ela @ela

      @arandur önemli değil ne demek 😉