Filmler de kullanılan her CG(I) görüntü kötü müdür? Buna yakın bir düşünceye sahip biri olarak fikrimin yanlış olduğunu öğrendim.
(%50’si diyelim 🙂 )

#Sinema #bilgi #genelkültür

https://www.youtube.com/watch?v=bL6hp8BKB24

Why CG Sucks (Except It Doesn't)

Are computer generated visual effects really ruining movies? We believe that the reason we think all CG looks bad, is because we only see "bad” CG. Fantastic...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Efsane dönüyor… Ve o arkadaki doktor Haluk Bilginer mi yoksa 😀

#sinema #hallowen #HalukBilginer

Halloween Trailer #1 (2018) | Movieclips Trailers

Check out the official Halloween trailer starring Jamie Lee Curtis! Let us know what you think in the comments below. ► Buy Tickets to Halloween: https://www...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Sinematik Kameraya Geçiş Süreci ! ( Blackmagic Ursa Mini 4K )

Herkese merhaba arkadaşlar ben Hamdi Dönmez, bugün sizlere DSLR ve Video Kameralar sonrası Sinematik Kameraya geçiş sürecimden ve realist şekilde yaşadığım sıkıntılardan bahsetmek istiyorum.

 

Öncelikle yaklaşık 7 senedir bilişim ve fotoğraf – video sektöründeyim. Farklı firmalarda görüntü yönetmenliği, sanat yönetmenliği ve backstage çekimleri yaptım. Genelde tecrübelerimi de elimden geldiğince paylaşmaya çalışıyorum. Bu tecrübemi anlatma sebebimde Türkiye de ki sektöre yeni atılan kişilerin sıkıntı yaşamaması.

Konuya artık ufaktan giriyorum. Yıllardan beri dslr kamera ile işlerimi hallediyordum. Büyük işlerde ise dışarıdan kiralama yaparak günlük pratik çözümler uyguluyordum. 4 Adet cihazım vardı ; Sony A7S II , 5D Mark 3 , Sony A6500, Zhiyun Crane . Bu ürünler ile senelerce klibinden tutunda tanıtım filmlerine kadar çekiyordum ve çıkan sonuçlar gerçekten iyiydi. Ama tek negatif yanı gittiğim işlerde insanlar dslr kullandığım için burun kıvırıyorlardı. En son gittiğim işte müşteri ile yaşadığım sıkıntı beni gerçekten çok fazla yormuştu ve artık sinematik bir sistem kurmaya karar verdim. Yaklaşık olarak 3 aylık bir araştırma sürecim oldu malum tr de olduğumuz için herşeye anında ulaşma ve alma şansımız yok. Bunun için herşeyimi en ince ayrıntısına kadar dokuyordum. Ve sonunda kendi setimin rotasını çizmeye başladım. Alexa, Red, Canon, Blackmagic derken ben bütçeme yakın olarak Blackmagic Ursa Mini 4K yı almaya karar verdim. Bu sürede tabi tüm ürünlerimi ikinci el olarak internete koydum ve ne yazık ki piyasa fiyatlarından daha düşük rakamlara vermek zorunda kaldım. Artık elimde bir miktar para vardı ve iyi hareket etmek zorundaydım. Dışarıdan kiralamak tabi ki kolaydı parayı veriyorduk ve kiralıyorduk . Etliye sütlüye karışmadan bir paket halinde önümüze geliyordu. Buradan gelen rahatlıkla ben herşeyi kolay sanıyordum. DSLR kültüründen geldiğimiz için herşeyi bir paket olarak görüyordum. Neyse uzatmayayım, paramı cebime koydum ve ekipmanlarımı listeledim ;

Blackmagic Ursa Mini 4K ,

Sigma Art 35mm 1.4 ef

V-Mount Batarya 2 Adet

DJI Ronin M

Shoulder Rig

CFast Hafıza Kartı

 

Tabi ki bunlar benim kafamda kurguladığım ekipmanlar yani hemen alıp çekime başlarım diye düşünüyorum içimden. Arkadaşlar ben bu listeyi yaptıktan hemen sonra tr fiyatlarını araştırmaya başladım. TR fiyatları beni o kadar yordu ki bir ara vazgeçmeyi bile düşündüm. Sonrasında almanya da ki akrabam aklıma geldi ve hemen iletişime geçtim bu listeyi ona attım ve acilen destek olmasını rica ettim. Benim için bu ekipmanları buldu ve amazon aracılığı ile listeledi. Amazondan sepet oluşturmaya başladık ürünleri ekledik, tam sipariş verecektik ki bir firma bana mail attı amazondan sipariş vereceğimiz firma mail adresimi bulmuş ve bana şunları yazdı ; ” Hamdi Bey ön sipariş talebinizi gördük fakat ekipmanlarınızı bu şekilde temin ederseniz ne yazık ki çekime hazır olamazsınız. Şuanda almak istedikleriniz çok çok ufak bir kısmı . ”

Ben bunun üstüne şok oldum çünkü sattığım ekipmanlar ancak bu sisteme yetiyordu ve afalladım adamın söyledikleri karşısında. Hemen tekrar araştırmaya başladım ve sonunda türkiye de dost diyebileceğim bir kiralama şirketi bana bu işin ipucunu ve sırrını verdi. Bana tekrar ekipman listesi çıkardılar.

Arkadaşlar benim paket sandığım Blackmagic Ursa Mini 4K meğersem paketten sadece body olarak çıkıyormuş. Öyle Canon Nikon gibi düşünmeyin içinde hiçbirşey yok . Tutma aparatları yok. Şarj aleti yok. Batarya yok, olmadığı gibi satın aldığımız bataryayı takma yeri de yok 😀

Bildiğiniz anlık bir hüsran yaşadım ve her ekipmanı didik araştırdım. Google dan her aradığım şey başımdan aşağı kaynar sular döktü. Çünkü cihaz o kadar boş bir yapı da geliyordu ki yanında ki ek ekipmanların bile ek parçaları vardı ve dolar yüksek olduğu için hepsi cep yakıyordu. Vazgeçmeyi tekrar düşündüm ve sonra dedim ki ; Hamdi ekipmanlarını sattın delilik yaptın devamını da getirmek zorundasın.

 

Yukarı da yazdığım ekipman listesi 6 adet ile sonuçlanıyordu. Yeni listem ise tam 16 adet ekipman ile sonuçlandı. Bu benim arabamı bile satmamı gerektiriyordu 😀 Türkiye fiyatlarını öncelikle araştırdım ve Türkiye rakamı yaklaşık olarak 50.000 TL gibi bir rakama yaklaştı.

Kara kara düşünürken aynı ekipmanı kiralamak aklıma geldi ve sonra ki gün ekipmanları kiraladım tüm özelliklerini bir kenara not aldım ve muadillerini aradım. Ne yazık ki blackmagic çok gıcık markalar ile çalışıyor daha doğrusu kablosu ayrı dert, tutma aparatları üç beş marka var ve hepsi pahalı. Ne yaptım ettim amazon almanyadan tüm yan ürünlerin muadillerini buldum. Bataryaları kaliteli yan markalardan sağladım. V- Mount batarya plate ini orjinal aldım. Shoulder Rig ürününü FilmCity adlı sinema dünyası için uygun ürünler üreten bir firmadan aldım. Diğer ekstralar için ne yazık ki orjinallerini almak zorunda kaldım ama Türkiye rakamının çok çok altına güzel bir set kurdum. Aldıklarımın %70 i orjinal yani kaliteli markalar geri kalanları ise yan marka ama kaliteli markalar. Örnek veriyorum V-Mount Bataryayı ” SWİT ” markasında almak yerine bir yan marka seçerek bir değil iki tane almış oldum. Shoulder Rig yanına follow focus alamıyordum ama filmcity markası sayesinde hepsini paket halinde aldım. Hafıza kartı Türkiye de 2500 TL idi. Amazon Almanyadan 1300 TL ye aldım. Bunun gibi ufak tefek araştırmalar ve yan markalar sayesinde Türkiye rakamından çok çok aşağı bir fiyata aldım. Ürünleri aldık tabi ki ben görmeden akrabam teslim aldı. Ardından tüm ürünleri sığdıracak bir çanta aramaya başladık ve çantayıda bulmak için 3 gün araştırdık korumalı olmalıydı ve hepsini taşımalıydı. Bir ürün bulduk ve onu da satın aldık. Sonra getirme sürecinde Türkiyeye gelen birkaç arkadaştan rica ettik. Uçak ağırlık ve çanta boyutunu kabul etmediği için bagaja verilmesi gerekti. Bagajla türkiyeye gelirken içim içimi yedi. Fırlatıp attıkları için bir tane bile firmaya güvenmiyorum. Siz siz olun sakın ürününüzü bagaj boy valiz dışında bir yere vermeyin. Sonrasında ürünü gece sabiha gökçenden teslim aldım ve kontrol ettim bir sorun yoktu. Hemen eve gittim ve o heyecanla, mutlulukla kutuları açmaya başladım. Önceden öğrendiğim gibi Blackmagic Ursa Mini 4K ürünü bomboş çıktı yani hayatımda yaşadığım en büyük hüsrandı. Bir ürün alıyorsunuz ve içerisinden kullanma kılavuzu, makine dışında birşey çıkmıyor. İnsan ister istemez pişmanlık moduna giriyor ama sonra geçiyor 😀

Ürünlerimi birleştirdim ve shoulder rig vs gibi ürünleri monte ettikten sonra. Cihazı test etmek için sonra ki günü bekledim. Sonuçlar gayet güzeldi fakat kamera da silme tuşu vs yoktu. Sinematik kameralarda görüntüler karışmaması ve bir problem olmaması adına silme işlevini kaldırmışlar. Yani bir görüntü silmek istiyorsanız yanınızda bir laptop ve kart okuyucu olması lazım. Kart okuyucusu 50-100 TL olarak düşünmeyin. Tam 450 TL Kart Okuyucu parası ödedim. Bilgisayarınızın çok iyi olması lazım ekran kartı ve işlemci olarak çünkü görüntüler raw çekildiği için her pc açmıyor ve okuma işlemini gerçekleştiremiyor.

Bu gününde ardından aldığım gimbal i test etmek için sakin bir mekan seçtim ve gimbal a cihazı taktım. Ne yazık ki sıfır aldığım Dji Ronin de beni olumsuzlukla karşıladı. Batarya ile cihazı taşımadı ve satmak zorunda kaldım. Yine bir araştırma süreci başladı ve steadicam almak zorunda kaldım. Bu makineyi taşıyacak olan steadicam piyasada 16.000 TL den aşağı ne yazık ki yok. Bende yan markalar buldum ve en kalitelilerini eledim. EEMOV adından bir markadan 8500 TL ye bir steadicam aldım. Makine Body, Lens, Batarya ile 6,5*7kg yapıyordu. Steadicam ise büyük bir zulümdü çünkü üzerinize giyip kullanmanız gerekli ve fazlasıyla ağır. Üzerine makineyi de koyunca sizin belinize fazlasıyla zarar veriyor. Akşam eve gittiğinizde eğer tek başınıza çalışıyor iseniz büyük bir ağrı ile karşılaşabilirsiniz. Kalıcı hasarlar verebilir.

Özetleyecek olursam arkadaşlar ben müşterilerimden gelen tepkiler ve kendi cihazlarımı elimde tutmak adına bu yola girdim ve DSLR sonrası bu süreç bana tam 3 ay kaybettirdi. ( Cihazların aranıp bulunması, maddi yönden paranın hazırlanıp kenara koyulması, ekstra çıkan aparatların temin edilmesi vs vs. ) Ve sinematik kameralar ne yazık ki ISO konusunda berbatlar. Yani Sony veya Canon gibi size düşük ışık performansı sunmuyorlar. Tam anlamıyla herşeye ayrı ayrı para yatırmanız gerekli. Her bölüme bir eleman ayarlamanız lazım. Bilgisayarınızı yenilemeniz lazım. Lensleri alırken cihaza uyumlu mu değil mi bakmanız lazım. Hafıza kartınızın çok çok yüksek olması lazım veya 3-4 adet ssd almanız gerekli. Çünkü 128 GB Kart 12 DK da doluyor. Bu da ekstra masraf demek oluyor. Bataryalardan en az 4 adet gerekli. Bir batarya en fazla 3 saat gidiyor ve uzun işlerden yarı yolda bırakabiliyor. Ya elektrik kaynağı lazım ya da yedek batarya. Aktarım için en az 5-10 TB harddisk olması gerekli. Çünkü dosya boyutları çok yüksek ve saklama alanını sürekli tüketiyor. Görüntü olarak sinema da ne izliyorsanız bu kameralarda da o var fakat işiniz bu değil ise bir hevese girdiyseniz girmeyin geri çekilin. Bu tarz bir dönüşüm ne yazık ki hem bütçenizi yoruyor hemde kullanım alanlarınızı kısıtlıyor. 7,5 kiloluk bir kamera ile vlog, after movie, küçük tanıtım işleri, showreel çekemezsiniz. Bu seti kuruyorsanız mutlaka yüksek bütçeli işler almak zorundasınız. Çünkü sinematik setler ekstra iş yükü ve eleman gereksinimi de getiriyor. Ben önceden 3 kişi ile gittiğim işlere şuanda 7 kişi gidiyorum. Her elemana ayrı para veriyorum ve ekipmanları teker teker kontrol etmek zorunda kalıyorum. Taşımak için artık bir araba gerekiyor ve toplu taşıma kullanarak çekime gitmek hayal oldu. Eğer profesyonel olarak devam etmek istiyorsanız birkez daha düşünün 🙂

Sormak istediğiniz herşeyi sorabilirsiniz arkadaşlar, işlerimi de ; İnstagram : @webressami adresinden inceleyebilirsiniz.

Okuduğunu için çok teşekkür ediyorum, sokak ağzı ile anlattım daha keyifli olması adına.

#kamera #blackmagic #blog #sigma #fotoğraf #teknoloji #amazon #yurtdışı #akış #sinema

 

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 14

Herkes kendince plus abonelerine ufak da olsa bir şeyler hediye ediyor. Buda benim TS PLUS abonelerine hediyem olsun. Plus olmayanlar izlemesin ! #tsplus #dolar #sinema

https://www.youtube.com/watch?v=ET278oN4PVk&app=desktop

Duru Kurt - Orda Burda

Music video by Duru Kurt performing Orda Burda. © 2018 Duru Kurt Subscribe here: http://drukrt.com/youtu64b4 Follow Duru Kurt: http://durukurt.com https://tw...
BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 5

Ülkelere göre 2017’de en çok izlenen filmler.

Ülkelere göre 2017’de en çok izlenen filmler.

#recepivedik #Sinema

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 4 / 9

#sinema #bilgi
Harry Potter serisinin üçüncü filmi Azkaban Tutsağı’nı yöneten Alfonso Cuaron, çekimlerden önce üç ana aktörden karakterleri hakkında birer kompozisyon yazmalarını istemiş.
Emma Watson 16 sayfa, Daniel Radcliffe 1 sayfa yazmış. Rupert Grint ise yazmayı unutmuş 🙂

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Film seyircisi olarak, artık asla sinemaya gitmeme kararı aldım. Sebeplerime gelince:

1- Türkiye’deki film izleyicilerinin “sinemada film izleme adabının” olmaması. Her gittiğim filmde telefonla konuşanlar, yanındakiyle film esnasında filmi tartışanlar (hatta biri ikinci kere izliyormuş, olacakları falan söylüyordu arkadaşına sesli sesli), kahkaha atmanın ötesine geçip anırarak tüm salonu inletenler(sesli gülmeye karşı değilim, bahsettiğim şey gerçek anırmak) , cips türevi şeyler yiyip hem koku hem ses yayanlar. Bunlardan uzaklaşmak için İstanbul’da VIP salonlarda sabah ve IMAX olan seanslara gidiyorum, yine denk geliyor kurtuluş yok.

2- Özellikle Cinemaximum’lardaki iğrenç hizmet. 11 yazan film en erken 11.25’te başlıyor, 25 dakika reklam izliyoruz. Çoğu zaman ışıklar geç kapanıyor, film arasına girince yüksek sesli saçma reklamlar izlemeye devam ediyoruz, çoğu sinemada görüntü ayarları bozuk ve ilgilenen yok. Kaliteli yerler elbet vardır ama ben aramaktan sıkıldım.

3- Filmlerin çok yüksek oranla 3D olarak yayınlanması. Gözüme bir alet takıp film izlemek istemiyorum, zaten o derinlik algısına alışmak gözümü yoruyor, üstüne karanlık ve leş gibi bir görüntü oluşuyor. Ekran büyükse, kafanızı sağa ya da sola hafif yatırmanızda görüntü bulanıyor, bulunmuş en iğrenç teknoloji sanırım bu.

4- Bilet fiyatları. Sürekli olarak fırsat sitelerinden ya da kampanyalardan bilet alırım, daha hiç direkt olarak bilet almadım sinemalardan. Ama artık fırsat biletleri bile pahalandı, şu an en uygunu 8 liraya sabah seansları ama ona da uygun vakit yok.

Ha diyeceksiniz hiç mi düzgün film izlediğin olmuyor, elbette oluyor. Ama 10 kere gidiyorsam 3 tanesinde bile sıkıntılı izlesem çok kötü bir oran bu. Ve benim oranım genelde 10’da 6-7 oluyor. 🙂

Artık filmlerin vizyondan kalkıp internete düşmelerini bekleyeceğim. İnternete düştükten bir süre sonra iTunes’tan falan satışa çıkıyor, izlediğim her filmi kiralayıp parasını da ödemiş olacağım. Evde kendi başıma sessizce ve gerçek HD izlemenin keyfi daha iyi oluyor.

#akış #sinema #cinemaximum #3d #film #imax #hd #vizyon

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 25
  • Ishmael @ishmael

    Hepsi tamam ama yiyecek konusuna alışmalısınız zira 21. yüzyılda sinemalarda yiyecek tüketiliyor. İnsanların yemek yemesinden rahatsızsanız özel salon kiralamanız gerek.

    • NAKAH @nakah

      Biraz alışmıştım aslında ama, onun da bir adabı var. Adam almış cipsini, elini her poşete götürüşünde 10 saniye hışırtı çıkartıyor. Sessiz ve düzgün yiyen yesin zaten ama, kimseyi umursamadan ses çıkarta çıkarta yememek gerekiyor işte.

    • Ishmael @ishmael

      @nakahniyesuh Ha o konuda haklısınız. Ben de normal Cinemaximum’larda da satılan Nachos tipi şeylerin kokusuna söylüyorsunuz sandım.

  • Özay @ozay

    Al bendende o kadar. Iki kızı zir zir zir konuşuyor diye uyardım, ikinci yarıda konuşup bizi rahatsız ediyor diye şikayet edip filmin devamını izlemediler! Saygısızlık ve saygisizlar her yerde, camide, sahilde, trafikte, okulda, sırada, eğitimsiz, görgüsüz, düşüncesiz insanlar dolu. Daha geçen cuma vaazda ve camide alisverisindeki taksit miktarını yarım saat konuşan iki öküz gördüm.

    Yani kardeş, sorun haddini bilmemek! Haddini bilen başkası rahatsız olmasın diye rahatsız bile olur, bilmeyenleri anlatmaya gerek yok.

  • altalena @altalena

    Katılıyorum ve ben de gitmiyorum. Konuşanlar, sürekli bir şeyler yiyenler filmin tadını kaçırıyor. Evde izlemek çok daha rahat ve tatmin edici.

  • DarkPower @jepping

    Sinema ortamından bende hiç hoşnut değilim. Hatur hutur mısır yiyenler, çocuklarına sahip çıkamayanlar, senin bilet aldığın koltuğa oturup kalkması için beklerken salak salak bakanlar hepsi ayrı dert.

    Sinemada 3d film olayına bende ayar oluyordum. Son dönemde bu değişmiş gibi hissediyorum. Infinity war ve Deadpool 2’de 3d varsa görmedim bile.

    Cinemaximum’da yakın zamanda gittiğim 2 filmde hiç istemediğim halde “almak zorundaymışım” diye mısır ve alaska frigo sattılar. Sanarsın ücretsiz veriyor gibi davranıyorlar birde.

    Bilet fiyatları konusunda bende sinemia aldım henüz gelmedi kullanmaya başlayamadım. Reklamlar için ise otomatik olarak 10 dk. geç gidiyorum.

    Sinema güzel şey ama insan olanlarla izlemek lazım.

#teknosinema Avengers’a geldim, salonda tek bir boş yer yok. #AvengersInfinityWar

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 6 / 11