Teknoloji ve Bilim Notları 2020/42

Geçtiğimiz günlerde teknoloji ve bilim dünyasından gözümüze çarpan gelişmeleri derledik.

01:09 - Kulis

06:39 - Merhaba

13:53 - James Randi hayatını kaybetti.

17:53 - NASA, Ay yüzeyinde su bulduğunu açıkladı.

24:01 - OSIRIS-REx, Bennu göktaşından örnek alma işlemini başarıyla tamamladı. Ek kaynak

28:10 - SpaceX 100. başarılı fırlatmasını gerçekleştirdi. Starlink’in çalışmayan uyduları kaygılandırıyor.

36:03 - ISS’de yaşanan hava sızıntısı çay yaprakları sayesinde bulundu.

41:34 - Voyager Uzay Aracı, Güneş Sistemi dışında uzay yoğunluğunda artış tespit etti.

45:48 - Dünya’nın en büyük güneş enerjisi tarlası Avustralya’da inşa edilecek.
Not: 2023 yılında bitmesi planlanan ve şuan kısmi faaliyette olan Dünya’nın en büyük güneş enerjisi tarlası Konya’da.

50:35 - Güneş panellerine basit bir desen işlemek verimliliği %125 oranında arttırılabilir. Ek kaynak

56:45 - Bilim insanları kafamızın merkezinde gizemli bir organ keşfetti.

01:00:18 - Mikro robotlar gelecekte vücudumuzun içini yakından gözlemlemek için kullanılabilir.

01:04:27 - Kulis

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 10 / 11
  • Kent @kent

    Selamlar,
    Güneş enerjisi tarlası hakkında bir tecrübemi paylaşayım.
    Eskiden bende bu çöl alanlarına neden güneş enerjisi kurmuyorlar... diye düşünürdüm.
    Son Afrika seferimde 2 futbol sahası büyüklüğünde bir güneş enerjisi alanına denk geldim. Terk edilmişti. Bende merak edip sordum neden bu halde diye.
    Sebebini kısaca açıklamak gerekirse; Çöl iklimi gündüz aşırı sıcak, gece aşırı soğuk, dolayısıyla genleşme cihazları bozuyormuş, bunun önüne geçmişler. Metal kısımlar çok hızlı korozyona uğruyor, paslanmaz çelik bile yaprak yaprak soyulup dökülüyor, plastik kısımlar bir zaman sonra dokununca pudra gibi dağılıyor, kapladıkları izolasyon bile kısa zamanda çürüyor. Hatta krom kaplı yapılar bile pas tutuyor ve sanki metal değil bisküvi gibi elinle sıksan dağılacak duruma geliyor.
    Cam yüzeyler kısa zamanda kum yüzünden sanki zımparalanmış gibi yüzeyleri buzlu cama dönüyor. Hergün temizlenmez ise üstü sürekli kum doluyor. Altında kalan kum alanında dikenli zehirli bir bitki var çalı gibi .o yetişirse her yeri kaplayıp aletleri sarıyor. Tabi Avusturalya ya gitmeyi çok istiyorum henüz fırsatım olmadı ama oranın şartları yada bu sorunlarla nasıl çözüm üretdiklerini bilmiyorum lakin heralde bir şeyler yapmışlardır.

    İkinci olarak @hkellecioglu bu tamamen benim fikrim ve benim için önem arz etmediğini belirteyim ama TS ye katılan insanlar videoları erken izlemek için değil destek olmak için katılıyor. TS takipçilerinin çoğunluğu öğrenci ve dolayısıyla isteselerde katılamayan çok kişi olduğunu tahmin etmek zor değil. Bu insanlara videoyu sen sonra izle demek bence yanlış. Hor görme garibi , kim bilir ne derdi vardır. Katıla özel bazı özellikler mantıklı olabilir ama sen videoları sonra izle demek faydasız bir bakış açısı. Baştan belirtiğim gibi benim düşüncem beni bağlar ve benim için fark etmez , sadece düşüncem bu şekilde. (Youtube den eş zamanlı izlendiğinin farkındayım)
    Saygılarımla.

    • homosapien @biggestliar

      @kent

      Selam.
      Sizin gözlemlediğiniz güneş tarlasının o hale gelmesinin tek nedeni; sizin gördüğünüz tarlanın şartlara uygun olmayan, mühendisliği düşük bir proje olmasından kaynaklı. Çok basit bir cevabı var; doğru malzeme 8xxx serisi alüminyumdur; elastikiyet ve plastikiyet kabiliyeti çok yüksek, akıllı metal fornundadır, oksijen ile tepkimeye girmeyen bir malzemedir; içindeki çinko alaşım pek çok tepkimenin, demir mukavemetinin, karbon ve krom sertliğinin ve dayanımının, eser miktardaki lityum elaktikiyetini arttırır (ki, akıllı metallerden biri olarak kabul edilir). Bir gün kısmet olurda düzgün bir proje görürseniz sizde gözlemleyeceksinizdir.

    • Kent @kent

      @biggestliar Cam yüzeylerin temizlenmesi ve aşınmasını ne yapıyorlar ? Birde çöl deyince hiç yağmur yağmıyor sanmayın , yağmur sonrası o kum çimento gibi yapışıyor aksamlara. Çözümü vardır ama maliyeti ne olur bakmak lazım.

    • homosapien @biggestliar

      @kent

      Yağmur yağıyor elbette ama dünya ortalamasının çok altında. Bildiği kadarı ile en az yağış alan çöl Şili'deki Atakama çölü (antartilka ve sibiryadaki buzul çöller hariç).

      Güneş panelleri yağmur yağdıkça yıkanır. Ve panellerin üzerine toz birikmemesi için çok noktadan belirli aralıklarla (ya da sürekli) hava püskürtülür.

    • Kent @kent

      @biggestliar cam diyorum sürekli aşınıyor ? aliminyumda sürekli aşınır. Nasıl bir çözüm bulmuşlar onu merak ediyorum .

  • lterlemez @lterlemez

    Güneş tarlaları konusunda ben endişenmeye başladım ya; evet çöl arazileri çok uygun ama bu kadar büyük kurulumlar acaba mevsimleri nasıl etkiler, çok merak etmeye başladım.

#BilimGündemineMalzeme

Yıldızlar arası en kısa yol problemi matematiksel olarak çözüldü.

https://www.newscientist.com/article/2258086-mathematicians-have-found-the-shortest-route-to-visit-2-million-stars/

Mathematicians have found the shortest route to visit 2 million stars

The travelling salesman problem – finding the shortest route between many locations – is notoriously tough, but it has now been solved for a map of over 2 million stars
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bilim insanları, insan kafasının merkezinde gizemli bir organ keşfetmişler. Kanser hastaları üzerinde uygulanan gelişmiş bir görüntüleme yöntemi (PSMA PET/CT) sayesinde Hollanda'da yaşayan bir doktor tarafından ortaya çıkartılan bu organ ile ilgili araştırmalar devam ediyormuş.

Anlayabildiğim kadarıyla kafamızdaki yutak bölgesinin içerisinde yer alıyormuş ve tükürük bezleriyle ilgili bir bağı olabilir (yanlış anladıysam lütfen düzeltin).

Haber kaynağı: https://www.sciencealert.com/chance-discovery-reveals-mysterious-organ-lurking-in-human-head-missed-for-centuries

#BilimGündemineMalzeme (@hkellecioglu) #Tıp #Keşif #Bilim

Scientists Just Discovered a Mysterious Organ Lurking in The Centre of The Human...

Medical researchers have made a surprise anatomical discovery, finding what looks to be a mysterious set of salivary glands hidden inside the human head – which somehow have been missed by...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Evrendeki ses hızının üst sınırı belirlendi

Araştırmacılar, ses dalgalarının katı atomik hidrojende saniyede 36 km hızla gittiğini buldular. Bulunan bu değeri, ses hızının üst sınırı olarak belirlediler.
BeğenFavori PaylaşYorum yap

#BilimGündemineMalzeme
Teknolojinin gelişmesi ile birlikte dış gezegen araştırmalarında sadece 1995-2020 yılları arasında elde edilen veri farkı. Kaynak:NASAExoplanet

BeğenFavori PaylaşYorum yap

#teknolojivebilimnotlarınamalzeme #BilimGündemineMalzeme @hkellecioglu
https://science.sciencemag.org/content/early/2020/09/23/science.abd5777

Singing in a silent spring: Birds respond to a half-century soundscape reversion...

Actions taken to control the coronavirus disease 2019 (COVID-19) pandemic have conspicuously reduced motor vehicle traffic, potentially alleviating auditory pressures on animals that rely on sound for...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Başka galaksilerdeki gezegenlerin varlığıyla ilgili ilk kanıt bulundu. Whirlpool Galaksisi'nde bir gezegenin varlığıyla ilgili ilk somut delil, X-ray ışınımları sayesinde ortaya çıkarıldı. Bundan önce de elbette diğer galaksilerde gezegen olduğu tahmin ediliyordu ama bu sefer tahminden öte, elde bir kanıt var.

Haber kaynağı: https://www.discovermagazine.com/the-sciences/first-evidence-of-a-planet-in-another-galaxy
Akademik makale: https://arxiv.org/abs/2009.08987

#BilimGündemineMalzeme (@hkellecioglu) #Galaksi #Gezegen #Astronomi #Uzay

First Evidence of a Planet in Another Galaxy

The Milky Way is filled with planets. Now astronomers have found the first candidate planet in another galaxy.
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Ayrıntılı bakamadım ama çok ilginç geldi. Bilime bayılıyorum arkadaş.

#BilimGündemineMalzeme

View this post on Instagram

Annals of Internal Medicine isimli dergi tarafından duyurulan vakada, Belçika'da yaşayan 47 yaşındaki bir erkek, antibiyotik kullanmasının ardından patates, ekmek ve makarna gibi karbonhidrat bakımından zengin gıdalarla beslendiğinde sarhoş olmaya başladı. Ağzına tek damla alkol koymadığı halde sarhoş dolaşmasına anlam veremeyen erkek, iki ay sonra durumuyla ilgili hastaneye başvurdu. Testlerden geçtikten sonra kendisine otomatik bira fabrikası (ABS) ya da bağırsak fermantasyonu sendromu teşhisi konuldu. Bu sendromda kişinin karbonhidrat tüketmesi halinde sindirim sisteminde yaşayan mantar ya da bakteriler alkol üretimine geçiyor. Sendromun tedavi yöntemleri arasında bağırsaklardaki şekerin alkole dönüştürülmesini engellemek için proteini yüksek, karbonhidratı düşük diyet de var. Ama doktorların yazdığı düşük karbonhidrat diyeti ve mantarla mücadele eden ilaçları uyguladıktan sonra bile söz konusu erkek belli gıdaları yediğinde kendisini sarhoş hissetmeye devam etti. Hastayı tedavi etmek isteyen doktorlar, dışkı nakline başvurdu. Bu yöntemde, sağlıklı insan dışkısı, bağırsak bakterilerinin yeniden dengelenmesine ihtiyaç duyan bir hastanın sindirim sistemi kanalına naklediliyor. 22 yaşındaki kızının dışkı bağışçısı olmayı kabul etmesinin ardından gerçekleştirilen nakilden sonra erkeğin sarhoşluk belirtileri kayboldu. Operasyondan 34 ay sonraki takipte bile belirtiler geri dönmedi. Vakayı duyuran makalenin yazarlarından Ghent Üniversitesi'nden Dr. Danny De Looze; bunun, oto bira sendromu bağlamında başarılı dışkı nakliyle ilgili ilk yayın olduğunu söyledi. Sadece mantarların değil, bakterilerin de etanol ürettiğini ve böylelikle oto bira sendromuna neden olduğunu belirten Looze, erkeğin dışkı nakliyle tedavi olmasının, bağırsaklarındaki etanol üreten mikrobik türlerin, büyük ihtimalle bir bakterinin ortadan kaldırılması anlamına geldiğini aktardı. Bilim insanları, dışkı naklini, ishalden ölümcül bağırsak enflamasyonuna kadar farklı semptomları bulunan C. diff bekterisinden mustarip ya da kanser olan hastaların tedavisinde kullanmayı değerlendiriyor. Kaynak profilimizdeki linkte

A post shared by B i y o t e k n o l o j i (@biyoteknoloji) on

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bir yaşıma daha girdim.

#BilimGündemineMalzeme @hkellecioglu @acarsoy-cevdet

View this post on Instagram

Bilim insanları, 3D mikroskop ve yüksek hızlı kameralar kullanarak spermlerin nasıl hareket ettiğini keşfetti. Yeni bulgulara göre spermler, düşünülenden çok daha düzensiz bir şekilde hareket ediyor. Spermlere mikroskopla bakıldığında bir yılanbalığı gibi yüzdüğü görülüyor. 340 yıl önce Antonie van Leeuwenhoek isimli bir Hollandalı, insan sperminin hareketini ilk kez gözlemlemiş ve "suda yüzen bir yılanbalığı gibi kuyruğunu sallayarak ileri hareket ettiğini" söylemişti. Ancak yeni çalışmaya göre durum bu kadar basit değil. Spermler aslında çok daha düzensiz biçimde yüzüyor. 3D mikroskop ve saniyede 55 bin kare yakalayabilen yüksek hızlı kamerayla insan spermi örneklerini tarayan araştırmacılar, üreme hücrelerinin aslında dönerek, burgu şeklinde hareket ettiğini gördü. Devinim adı verilen bu süreçte spermin baş kısmı bir yönde dönerken kuyruğunun tersi yönde döndüğü saptandı. Bu burgu şeklindeki hareketin, asimetriden simetri illüzyonunu doğurduğu ifade edildi. Bristol Üniversitesi'nden matematikçi Hermes Gadêlha, spermlerin bu hareketini “oyuncu bir su samuruna” veya “döner bir matkap ucuna” benzetti. Araştırma ekibi, sperm hareketindeki ufak değişiklikler doğurganlığı etkileyebildiği için, bu bulguların yeni doğurganlık tedavilerini kolaylaştırabileceğini de düşünüyor. Sheffield Üniversitesi'nde androloji profesörü Allan Pacey’e göre doğurganlık kliniklerinde iki boyutlu mikroskop kullanılıyor ama üç boyutlu miskoskopların analize fayda sağlayıp sağlamayacağını görmek için daha ileri çalışmalar gerekiyor. Kaynak profilimizdeki linkte

A post shared by B i y o t e k n o l o j i (@biyoteknoloji) on

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 7 / 8