COVID-19 Günlüğü #01 - Yeni Bir Gezegen

 

Bu yazıyı yazma konusunu çok düşündüm. Hâlâ emin olmasam da, not düşmeden edemedim. Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Mâlum salgın nedeni ile, tüm aile gönüllü olarak evde izole olalı tam on altı gün oldu. Mâcerâlarımı, düşündüklerimi ve hissettiklerimi sizlerle paylaşmak istedim. Benim için bir zihinsel terapi işlevi görmesini umduğum bu eylemin, bâzılarınıza fikir verebilmesini, karşılığında sizlerden de yeni şeyler öğrenebilmeyi umuyorum. Bir peşrev için yeterince uzun oldu.

 

Yeni Keşfedilen Gezegen

            Çoğu şey geldiği konusunda bizi uyarır. Bu uyarılar, her ne kadar net olsa da, gelen şeyin hacmi ve etkisini anlamak; rahatı yerinde, modern bilgeliğimiz ile genel olarak mümkün değildir. 21.yüzyılı anlamakta başarısız olan 20.yüzyıl insan çoğunluğunun, tüm ezberlenmiş entelektüellik temsili ve beyaz yaka işgâli bir yana; inanıyorum ki, hayâl edilmesi son derece mümkün, lâkin gerçekleşmesine pek ihtimâl vermeyeceğimiz bir şey oldu. Bir sabah uyandık, ve artık yeni bir gezegende yaşıyorduk. Öyle ki; bu gezegenin kuralları, rutinleri, ahlâkı, görgüsü, pratikleri hakkında en ufak bir fikrimiz yoktu, ki bu durum hâlâ değişmedi.

Modern insanın rahatsız edici derecede plâstik bilgeliği -elbette azınlı, kâideyi bozamayacak kadar azınlıkta-; her zaman olduğu gibi bu yeni gezegende de, akıl fikir kirliliği üretmekten geri kalamadı. Elbette bu başka bir başlığın konusu.

Kaçınılmaz olan şu ki; şu anda yaşadığımız bu gezegen, kesinlikle bilmediğimiz kurallara sâhip. İnkâr edilemez biçimde yeni gereksinimler ve pratikler öngörmekte. İhtiyaç duyulan ahlâk ve görgü tamâmen farklı. En önemlisi ve unutma lüksümüz olmayan şey; bildiğimiz her şey artık geçersiz, ve bir önceki evimiz Dünya’ya geri dönüş yok.

 

Alıştıklarımıza Elveda

Eski evimizde, binlerce yıl inşâ ettiğimiz medeniyet bizi 2019 yılına kadar getirmişti. Çok fazla alışkanlık, kural, rutin ve pratiğe sâhiptik. Sosyal yaşantımız, iş hayâtımız, aile hâyatımız, ikili ilişkilerimiz, hâtta kendimizle ilişkimiz bile oldukça karmaşık ve katı bir biçimde hüküm sürmekteydi. Mâlesef alışık olduğumuz davranış ve rutinlerin hemen hepsi, yeni evimizde hepimizi tehdit ediyor. Yeni evimiz, ona uyum sağlamayı reddetmemiz hâlinde, agresif biçimde bizi öldürmeye çalışıyor. Alışkanlıklarımızda ısrâr etmemiz, alışkanlıklarımıza bağlı kalmamız; sevdiğimiz, bağlı hissettiğimiz, “alıştığımız” pek çok insanı bir daha göremememize sebep olabilir. Bir alışkanlığımız bile, bir sevdiğimize mâl olabilir demek isterdim. Ne yazık ki; tanımadığınız birinin alışkanlığına bağlılığı, sizin bir sevdiğinizin hayâtına mâl olabilir. Vazgeçip geçmemek bizim seçimimiz. Bu seçim hepimizi etkileyecek.

Güçlü Olan Değil, Adapte Olan Yârına Sâhip Olacak

"Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne en zeki olan... Değişime en iyi adapte olabilendir hayatta kalan." demiştir Charles R. Darwin. Yeni evimiz, bize direnme şansı vermeye hiç niyetli değil. Adaptasyon becerimiz, zihinsel kapasitemiz sâyesinde en güçlü yanımız. Ne var ki, aynı kapasite buna direnç göstermemiz için de, en uygun enstrumanları bize sağlamakta. Doğadaki pek çok şey gibi gücümüz, zaafımız ile aynı.

Ancak seçim yapma şansına sâhibiz. "Resistance is futile!"

WE ARE BORG

Kalemi tutan el olarak, Star Trek referansı verme özgürlüğümü olabildiğince çok kullanmak niyetindeyim -ki bu başlık, ilk referans değildi-. Star Trek evrenindeki Borg topluluğu /Borg Collective), iki çok öne çıkan özelliğe sâhiptir. Bunların ilki, tek bir zihin kontrolü ile hâreket ediyor olmaları. Milyarlarca "drone", toplamda tek bir zihni oluşturmakta, komutları tek bir kraliçe ile almaktadır. Daha önemli özellikleri ise, adaptasyon kapasiteleridir. Her şeye adapte olabilirler. Bu kurgusal evrendeki kurgusal ırktan öğrenmemiz gereken de tam olarak bu. Adapte olabilmeliyiz, olabiliriz.

Disiplinli Bir Zihin, Her Şeyi Başarabilir

İyi güzel yazıyorum da, benim bu denli ahkâm kesmek ne haddime ki? Hangi bilgi ya da birikime dayanarak bunları söylüyor olabilirim? Tıp doktoru değilim. Biyolog değilim. Salgın konusunda herhangi bir uzmanlığım yok. Kan tahlili sonuçları ile, Matrix filminde bilgisayarda akan sayıları birbirinden ayıramayan biriyim. Çoğumuz bu uzmanlıklara sâhip olmasak da, adapte olmak zorundayız.

Baştan söylemeliyim ki, ekonomik durum, çalışma şartları gibi şeyler kişiden kişiye değişiyor; ve mâlesef pahalı, pahalı olduğu kadar fakir, bir o kadar da Akdenizli, Orta doğulu bir ülkenin vatandaşlarıyız. Kendi adıma, ailemin kıt kanaât geçindiğini, bütçeyi milim milim oluşturduğumuzu söyleyebilirim. Şansım evden çalışan bir freelancer olmam.

Kendim ve ailem için bir zihinsel disiplin ve metodoloji geliştirmeye çalıştım. Hayatta çok az şey bilebilmiş, sürekli çabalayan bir câhil olarak; paylaşarak hatâlarımı bulabilme konusunda hızlanmayı amaçladığımı tekrâren belirtmek isterim.

1) Neyi artık yapamayacağını tespit et ve kabullen. İstisna yok! Ama yok! Eğer yok! Bahane Yok!

Hayatınızda olan tüm rutinleri, alt rutinleri ve özel durum davranışlarını listeleyin. Neyin, güncel şartlarda sürdürülemeyeceğini bulun, ve onu yok edin. Uygun terim askıya almak olmalıydı diyebilirsiniz. Bir şeyi askıya almak, her an yürürlüğe konabileceğini imâ eder. İmâlar, birinin canına mâl olabilir.

Örneğin: Bir arkadaşınız ile evde buluşmak gibi bir rutininiz olsun. Evlerin arası mesâfe taşıtla seyahati zorunlu kılsın. Bu alışkanlığınızdan vazgeçmediğiniz takdir de;

Evden çıktığınızda çok şanslıysanız kendi arabanıza binersiniz. O kadar şanslı değilseniz, ancak yine de şanslıysanız taksiye binersiniz. Hiç bahtınız yok ise, toplu taşıma ile en iyi senaryoda tek vâsıta ile seyahat edersiniz. Her aşamada, görüşeceğiniz arkadaşınızı enfekte etme, ve kendinizin enfekte olması riski artar. Eğer zâten enfekte iseniz, bindiğiniz taksi, ya da kullandığınız toplu taşımadaki herkesi enfekte edebilirsiniz. Bir yere ziyârete gittiğinize göre, geri de döneceksiniz. Demek ki ilk yolculukta enfekte ettiğiniz kişi sayısını iki ile çarpmalısınız. Enfekte ettiğiniz kişiler de, kendi çevrelerine bulaştıracaklar. Bu domino etkisi sonucunda, hiç tanımadığınız birinin annesi, babası, eşi, kardeşi, ya da çocuğu sizin alışkanlığınız nedeni ile ölecektir. Trajik ölümün yanı sıra, sınırlı olan tıp kaynakları, alışkanlığınızdan vazgeçmediğiniz için harcanacak. Sizin çok sevdiğiniz birinin tedâvi ihtiyâcı olursa; sırf alışkanlığınızdan vazgeçmediğiniz için, tükenen kaynaklar nedeni ile sağlık hizmeti alamayabilir. Soru şu, bütün bunlara değer mi?

Gönüllü ev izolasyonu kararımızdan beri; evin sâkinleri zorunlu durumlar hâricinde dış temâsı tamamen kesti. Zorunlu durumlar, kronik hastaların ilaç ihtiyaçları, ve ilk hafta için bâzı alış veriş operasyonlarıydı, ki buna ayrıca değineceğim.

2)Kendinizi enfekte olmuş kabul edin. Bir başkasına bulaştırmaktan kaçının.

Dünya Sağlık Örgütü'nden, Sağlık Bakanı'na kadar herkes, bu kuraldan bahsetti. Bunu uygulamak, söylemekten biraz daha zor. Ne var ki, alışmak çok da zor değil. Eski bilgilerinize, ve egonuza sarılmamak yeterli olacaktır.

-Evde birden fazla kişi yaşıyorsa, aranıza azami mesafe koyun. Mümkünse yan yana oturmayın. Gerekirse aynı masada yemek yemeyin. Evdeki risk durumuna göre, dinamik olarak bu önlemleri alabilirsiniz.

-Kapıyı kimseye açmayın. Kapı arkasından iletişim kurun. Rutinleri buna göre yeniden düzenleyin.

Örneğin: Apartman görevlisi çöp topluyorsa, çöp toplama saâtinden evvel çöp torbasını kapıya koyun. Su siparişi veriyorsanız, siparişi internetten verin, boş damacanayı kapıya koyun. Dolu damacanayı daha sonra alın. Şâyet nakit para ile bir alış veriş zorunlu ise, kapınıza asacağınız bir torba içine parayı önceden koyun. Kapının arkasından süreci yönetin.

3)Bir an durup düşünün; Gerçekten lâzım mı, ya da başka şekilde çözebilir miyim?

Bazan, gereklilikler izolasyon kurallarını bozmayı zorunlu kılabilir. Bir an durup düşünmek, çözümü bulmanızı sağlayabilir.

Örneğin; benim kedim tuhaf bir hayvan. Belli bir kuru mama dışındaki hiçbir şeyi yemiyor. Bir seferinde, 48 saat aç kaldığı hâlde başka bir şey yememişti. Mamanın bittiği evde fark edilmediği için, aynı gün içerisinde mamanın alınması gerekti, ve apartman görevlimiz izinliydi.

Bir an durup düşünerek şu çözümü geliştirdim:

Veterineri arayarak, mamayı sipâriş ettim. Veterinerin önüne araba ile gelineceğini, paranın arabanın bagajında olacağını söyledim. Bagajı açıp mamayı bırakıp, parayı almasını rica ettim. Biraz tuhaf bir istek olsa da, evde kronik hastalıkları olan insanlar olduğunu açıklamam, iknâ etmeye yetti. Görme kısıtım nedeni ile araba kullanamıyorum. Sevgili annem, araba ile veterinerin önüne gitti. Hiç arabadan çıkmadan bagajı açtı. İşlem gerçekleşti, ve doğruca eve geri geldi. Aramızda espiri konusu olan bu eyleme uygun bir isim de bulduk. Protocol: Transporter (filmi bilenler göz devirdi bile)

*Bir minik ipucu: Opet benzin istasyonlarında, telefona kuracağınız bir uygulama ile arabadan hiç çıkmadan arabanıza yakıt doldurtup, ödeme yapabilirsiniz. Ben de lâzım olunca, küçük bir Google araması ile öğrendim.

4)İnternet servislerini kullanmaya alışın. Unutmayın,

Bu oldukça basit. Yapabildiğiniz her alışverişi internetten yapın. Ülkemizde internet hizmetlerinin çeşitliliği hiç de fena değil. Asla unutmamanız gereken şey; teslimat yapan insanlara karşı da sorumluyuz. Onlar kendilerini çok daha fazla riske atıyor, sipâriş konusunda müsrif olamayız.

-Mümkünse tek bir siteden alış veriş yapın.

-Mümkün ise bir aylık süreçte minimum sipâriş verecek şekilde kendinizi plânlayın.

-Mükemmeli aramayın. İyi sizin için yeterli olsun.

Ne işe yarayacak derseniz; örneğin benim oturduğum sitede 140 daire var. Sitenin etrâfı hâliyle market dolu. Dolayısı ile her daireden en az bir kişi, aklına estikçe markete gidiyor. Dolaşımı siz düşünün. Diğer taraftan, bir sanal marketin teslimat birimi; bir günde bence yüzden fazla daireye teslimat yapabilir. Bir teslimat ekibi en fazla üç kişiden oluşuyor ise, dolaşım önemli derecede azalır.

5)Zihninizi Temizleyin. Veri kirliliğinden arının

Hepimiz tüm dünyaya erişecek kapasiteye sâhibiz. Ne var ki, bu kaynağı birbirimizi kandırmak dışında bir şey için kullanmamayı seçmek; kayda değer bir 20.yüzyıl davranışı. TC Gülpalas Apartmanı WhatsApp grubundan, kayın biraderinin, askerlik arkadaşının, amca oğlunun sağlık bakanının psikoterapisti olduğunu söyleyerek, büyük oyunu bozan Twitter hesaplarına kadar; tüm veri çöplüğünden uzak durmalısınız. Bilgi kaynaklarınızı olabildiğince sınırlayın. Resmi kanalları referans kabul edin. İkinci ağızı, doğrudan yanlış kabul edin. Unutmayın, ne siz, ne de size veriyi ulaştıran; yer sarsacak bilgilere erişecek kadar önemli olamaz.

Bir diğer önemli hususta, ihtiyâcınız olmayan bilginin peşinde koşmamak gerektiği. İleri seviye analizler ya da tıp makâleleri gibi profesyonelleri ilgilendiren yayınlar, sâdece zihninizi bulandırır. Kişisel bir tıp merâkınız olabilir -ki ben onların kendilerini tehdit ettiklerini düşünüyorum-. Onlar da edindikleri bilgileri paylaşma konusunda cimri olmalı. Evde oturan ve tedirgin olan bizler, tıp uzmanı değiliz, olamayız. Dikte edilen kuralları uygulamak çok daha güvenli olacaktır.

6) Zor olanı yap. Kurallara uygula.

 

Türkiye'de -hâttâ belki tüm dünyada-, herkes her şeyin uzmanıdır. Yaşasın post-modernizm. Doğrusunu biliyor olmanın, ya da büyük oyunu bozmanın size çok havalı gözüktüğüne eminim. Hobilerin çoğunun çok pahalı şeyler olduğunun, Twitter'ın bedava olduğunun da farkındayım. Ne var ki, artık bildiğimiz, alışık olduğumuz rutinler geçerli değil. Muhafazakarlık (düne kadar sâhip olduklarını, kişisel statikonu korumaya çalışmak), hepimizi tehdit etmekte. Eleştirmek gerekli ve zorunlu. Ne var ki, önce kuralları imkânlarımız dâhilinde olabildiğince mükemmele yakın uygulamalı, sonra tenkitte bulunmalıyız. Aksi takdirde rehavet, umursamazlık ve çâresizlik hisleri bize hâkim olur; zira zâten çok uzakta değiller.

7) Şımarık olma! Şımarıklık yapma!

Bu oldukça rahatsız edici bir ifâde. Bunun farkında olmamak mümkün değil. Ne var ki, en büyük zaaf da bu.

Bir dolu TED konuşmasındaki, bir sürü uzman; beyin ile ilgili ortak bir şey söyler. Beyin yeni yollar denemeye, ilk aşamada direnir. Ne var ki, beyinde oluşabilecek hastalıkların en büyük düşmanı da, sürekli yeni nörâl yollar inşâ etmektir. Beyin, vücudumuz gibidir. Spor yapmak ilk etapta zorludur. Vücut yoğun tempolu, ağır hareket setlerine direnir. Beyin de farklı değildir.

-Evden çıkmak zorunda değilseniz, çıkmayın. Bu kuralın aması yok. Duvarlar üzerinize gelmiyor. Oksijen azalmıyor, ya da her ne felâketi hayâl ediyorsanız, o şey gerçekleşmiyor. Sözüme güvenin. Elbette, psikiyatrik bir kronik durumdan ötürü, evde kalmakta zorlanabilirsiniz. Tavsiyem, öncelikle tâkibinizi yapan doktorunuz ile görüşmeniz.

-Canınızın istediğini, tam o an yapmak zorunda değilsiniz. Belli bir çikolatayı canınız istediğinde, sırf köşede market olduğu için o an alıp, yemeniz gerekmiyor. Canınız birden ağaçlar arasında oturmak istedi diye, o an gidip bir ağaç bulmanız gerekmiyor. Normâl günde Instagram ve Twitter'dan uzak kalmamayı tercih ettiğinizi unutmayın.

-Evde yemek yapma beceriniz var ise, evde yemek yapın. Bir ay lâhmâcun yemediğiniz için hayatınız kararmayacaktır. Dışardan yemek söylediğinizde de, bir sürü insanı riske attığınızı unutmayın. Elbette zorunluluklar söz konusu olabilir. Temel felsefe, zorunlu değilse vazgeçmek olmalı.

-Sevgiliniz ile görüşmediğiniz için sizin yüzünüzü unutup, yeni aşklara yelken açmaz. Arkadaşlarınız ile bir masada oturup, aynı anda Twitter'da sörf yapmadığınız için aranız açılmaz. Yüz yüze görüşmek yerine telefon ile konuşmak, sizi asosyal yapmaz. Black Mirror gerçek değil. Henüz üç aylık bir ilişkisi olan biri olarak, sevgilimle tam anlamıyla "uzaktan ilişki" yürütmekteyiz. Birlikte Satranç ve Fleet Battle oynuyoruz. İnternet tanrılarına şükürler olsun.

Zihin şımarmaya teşnedir. Her zaman kendimizi tartmalıyız.

Fiziksel kısıtları nedeni ile, zihnini sürekli zorlamak durumunda olan biri olarak söyleyebilirim ki; beyniniz alıştırdığınız tempoda çalışmaya devam eder. Sürekli yeni şeyler denemek, aynı şeyleri farklı yollar ile yapmaya kendinizi zorlamak, kısacası zihin egzersizi yapmak; adapte olabilme becerimizin kaynağı olabilir. Bu salgın, her birimize muazzam bir zihinsel mücâdele sunuyor.

Beyaz Yaka Bilgeliği

Herkesin, hâttâ beyaz yakalıların bile, beyaz yakalılık konusunda sarkastik düşünceler nakşetme arzusu olduğuna eminim. Vâr olan her şeyi emip, uçuş miline dönüştürmek istedikleri de doğru olabilir. Ben farklı bir şeye değinmek istiyorum.

Yeni gezegenimizde, varlığına güvendiğimiz pek çok enstruman bizin düşmanımız. Etrafa karşı sergilemekten çekinilmeyen, iyi cilâlanmış pek çok "yetenek"de aynı şekilde düşman. Beyaz yaka, dil bilir gibi olmak ile övünen, sâhip olduğu FOMO (Fear of Missing Out) hastalığını bir beceri sanan, var olma sebebi olan dünya düzenini sürekli yerden yere çalan, ezberlediği bâzı eylemleri, zevkleri olarak tanıtan, hayattaki her meseleyi, plaza hayatında öğrendikleriyle çözmeye çalışan ve daha pek çok enteresan özelliği olan ilginç bir topluluktur. Bütün bunlar da, "beyaz yaka bilgeliği" dediğim şeyi oluşturur. Bu topluluğun yalan haberlere kanma olasılığının daha yüksek olduğunu biliyor muydunuz? Elbette TC Falan filan Apartmanı WhatsApp grubundakilerden sonra...

Beyaz yaka, tüm bilgeliği ile her şeyi kendine hak görür. "Home office" olduğu, maaşını düzgün aldığı hâlde keyfe keder dışarı çıkıp, işe gitmek zorunda olanlar için devletin "aksiyon almamasına" isyân eder. "What aboutism" olarak da bilinen bu hileli akıl yürütme yöntemi ile, konuyu kendi şımarıklığından bağlamsızlaştırmış olur. Dünyadaki verilere bakılırsa, serbest dolaşım kısıtlamasının ülkemizde neden hâlâ devreye alınmadığını anlamakta cidden zorlandığım bir gerçek. İnsanların, ekonomik olarak devlet tarafından desteklenmesinin zorunlu olduğu da bir gerçek. Pek çok arkadaşım, evlerini bir yerlerde müzik yaparak geçindiriyor. Bu durumda hiçbiri yaşamını sürdüremeyecek pozisyonda. Ne var ki, tüm bu maddi gerçekler ile beyaz yakalı hayâli karakterimizin, evden çalışan, maaşını düzgün alan hâli ile dışarıda gezmeyi kendine hak görmesinin bir alâkası yok. Eleştirmek, kurallara uymaktan elbette kolaydır. Zor olanı yap. Güneş zâten balçıkla sıvanmaz.

Büyük Oyunu Bozmak Yerine Küçük Bulmacaları Çözmek

Pek çok insanın, internetin karanlık gibi gözüken bir köşesinde bulacağı veri kırıntıları ile dünyayı kurtarmayı hayâl ettiğine eminim. Aslında sosyal medyada beğeni alma bağımlılığını tatmin etmek istediğine eminim. Ancak Levent Pekcan'ın da hep espiri konusu yaptığı üzere; sen görebiliyorsan, önem arz ediyor olamaz. Ne var ki, çözmemiz gereken daha küçük, ancak daha önemli bulmacalar var. Kendimizi ve ailemizi salgın tehtidinden korumak. Dile kolay gelse de, elimize balta alıp kapıda beklemek ile bu bulmacayı çözemeyiz, muhtemelen üzerine bir de enfekte oluruz. Zekice, kurnazca çözümlere ihtiyâcımız var. Teknoloji, hayâtımızı kolaylaştırmak ve bu bulmacaları çözmemize yardım etmek için sürekli gelişiyor. Bu gelişmeleri merâk etmek, incelemek, kendi ihtiyaçlarımıza uydurmak ve denemek, bizi ve ailemizi bu salgından korumaktaki en mârifetli metodlar. Ben kendimi korursam, ailemi de korurum. Ailemi korursam bizi, yâni hepimizi koruyabilirim. Sorunun tamâmını çözmek gerine, sadece küçük bir parçasını çözmeliyim. Diğer küçük parçalar için ise, size güveniyorum; ve beni hayal kırıklığına uğratmayacağınızı biliyorum.

İlk Temas: 5 Nisan 2063

Star Trek referansı verme özgürlüğüm engellenemez! 5 Nisan 2063. Bu târih, insan ırkının bir uzaylı ırk ile temâs ettiği ilk târih. Star Trek evreninde 2000'li yıllarda 3. Dünya Savaşı patlak verir. Nükleer bir savaş olan, 3. Dünya Savaşı ardından, büyük devletler yıkılır. Terörizm günlük hâle gelir. Tüm bunlar yaşanırken, Zefram Cochrane isimli bir bilim insanı, eski bir nükleer füzeyi modifiye ederek, insanlığın ilk ışık hızında seyahat etme denemesi için hazırlanır. 5 Nisan 2063 günü, bu deney başarı ile gerçekleşir. Cochrane, Güneş'e kadar gider ve geri gelir. Bu deneyi gözlemleyen Vulcan ırkı, ışık hızına çıkma kapasitesini geliştiren insan ırkını, tanışmaya değer olarak tanımlar ve Dünya'yı aynı gün ziyâret eder. Evrende yalnız olmadıkları kendilerine kanıtlanan insan ırkı, tüm farklılıklarını ve çatışmalarını bir kenara bırakarak, tek bir amaç altında birleşir. Gelişmek, ve ileriye gitmek.

Kiminize sıkıcı, kiminize de detaysız gelebilecek bu bilgiyi paylaşmamın elbette bir sebebi var -Star Trek'ten bahsetme fırsatını değerlendirmek dışında-. Bâzı şeyler vardır ki; bir toplumdaki tüm farklılıkları, tüm çatışmaları bir kenara koymamızı gerektirir. Birlikte, ortak bir amaç için hareket etmemiz, bu farklılıkları ve çatışmaları bir kenara koymakla mümkün olacaktır. Millet olarak biz bunu biliyoruz. Kurtuluş Savaşı'nda bunu yaşadık.

Bugün öyle bir aşamadayız ki, sırf ülkemiz değil, tüm dünya halkı tek bir amaç altında birleşmeye ihtiyaç duyuyor. Amaç, bu yeni gezegende hayatta kalmak. Siyâsi görüş, din, mesheb, etnisite, sevdiği müzik ne fark eder ki? Bu mücâdele de hepimiz birbirimizden sorumluyuz. Hepimiz, kendimiz, sevdiklerimiz, ve başkalarının sevdikleri için mücâdele veriyoruz, vermeliyiz.

Bu kadar uzun bir yazıyı okumaya kimin zahmet edeceğinden emin değilim. Bu zahmete katlanan herkese, bu ânı benimle paylaştıkları için teşekkür ederim. Dilerim, yeni fikirler sunabilmişimdir; ve umarım siz de benimle fikirlerinizi paylaşırsınız.

Star Trek referanslarının asla sonu gelmez.

"Live long and prosper",

"Uzun ve başarılı yaşayın"

#COVID-19 #corona #coronavirus #gundem #akis #akış #evdekal #karantina

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Cüneyt Özdemir'in 48. dakikada bahsettiği valilerin olduğu konferans/toplantıda çıplak gezen kişi olayını detayı var mı? Ben bulamadım. Bu arada kendisi ücretsiz pornhub haberinede değinmiş. Eline sağlık diyeyim 😀

https://www.youtube.com/watch?v=MCcz9_szlaA

#akış #konudışı #haber #corona #virus #virüs #xxx

TÜRKİYE 65 YAŞA EV YASAĞINI TARTIŞIYOR... OKULLAR BU YIL YENİDEN AÇILACAK MI?

Destek Olmak İçin ► http://bit.ly/cuneytozdemirdestek — 65 yaş ve üzerine yönelik sokağa çıkma tedbiri neden yetersiz? Salgın sosyal statü dinlemiyor... Pren...
BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bilim ve Teknik dergisinin PDF arşivi açılmış Tüm sayıların dijital arşivi mevcut. Onun haricinde Bilim Çocuk ve Meraklı Minik de yine arşivde ulaşılıyor.

Böyle güzel bir jest yapan Tübitak nasıl bir mantıkla dosya isimlerini veriyor onu anlayamadım. Son sayının dosya adı 628__tum.pdf Ben indirdiğim dosyadan nasıl anlayacağım hangi ayı ve yılın olduğunu? Açmadan mart 2020 olduğunu belirtecek 628_03_2020 gibi birşey yazsaydınız keşke. Sanırım 8 karaktere sığdırmaya çalışmışlar. 2020 yılında niye 8 karakter?

Sitenin tasarımı ve altyapısı ayrı rezalet.

Bütün sayıları kolayca indirmek mümkün mü? Tek tek tıklamak çok zor geliyor 😀

https://services.tubitak.gov.tr/edergi/user/index.jsp

#akış #konudışı #HaftalıkGündemeMalzeme #bilim #tübitak

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Anlık
#Turknet #Akış

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Herkese selamlar. 2014 model Asus, i5 4.nesil, 6 gb ramli, ssd takviyesi yaptığım bilgisayarımda kasmadan donmadan çalışabilecek bir video edit programı arıyorum. Premiere 2020'yi kaldırmıyor. Şu an movie maker kullanıyorum ama bu yazılım biliyorsunuz fazlaca amatör. Ben YouTube için videolar yapacağım. Genel anlamda istediklerim: video kesme, birleştirme vs, ek olarak mesela sesli bir videoda, videodaki ses akarken farklı bir görüntü(sessiz) veya resim koyabilir olmam lazım. Ekranda örneğin ekran kaydı videosu varken küçük bir pencerede kendi videom da olsun istiyorum misal. Videonun sağına soluna logo, yazı gibi şeyler de yerleştirebilmeliyim. Bana bu konuda neler tavsiye edersiniz? #akış #teknoyardım

BeğenFavori PaylaşYorum yap
Önceki yorumları gör 5 / 8

youtube'da 720p sectiginizde HD simgesi artik cikmiyor. (bana ozel bir sorun degilse) bitrate'i dusurmeye baslamislar. sadece 1080p sectiginizde HD simdigesi cikiyor. #akış #HaftalıkGündemeMalzeme

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Enpass'ın 6.4.1 güncellemesi ile birlikte şifre üretici içerisinde büyük harf ve rakalmarın kaçtane olacağını seçebiliyoruz. Eskiden kendi istediği kadar koyuyordu.

#Enpass #şifre #kriptoloji #güvenlik #konudışı #akış

BeğenFavori PaylaşYorum yap

Bu gerçekten yaşandı mı ? Yaşandıysa Allah kabul etsin.

https://mobile.twitter.com/AACanli/status/1243476601498722304

#corona #Covid19 #akış

BeğenFavori PaylaşYorum yap